İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)

Birgen Keleş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 117. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Haziran 2006 · 1.056 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Birgen Keleş (CHP), 20 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE YATIRIM DESTEK VE TANITIM AJANSI KURULMASI HAKKINDA KANUN (S.S 1202)); konuşma 1.056 kelime.

Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 20 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2006-06-20-turkiye-yatirim-destek-ve-tanitim-ajansi-kurulmasi-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170256.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Yatırım, Destek ve Tanıtım Ajansı Kurulması Hakkındaki Kanun Tasansı konusunda Grubum adma söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum. İncelemekte olduğumuz tasarının "amaç" maddesinde, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının ülkenin ekonomik kalkınması için önemli olan yatırımları özendirecek destek ve tanıtım stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması için kurulduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Ajansın kamu tüzelkişiliğini haiz olduğu, idarî ve malî özerkliğe sahip bulunduğu ve Başbakanlıkla ilgili bir kuruluş olduğu belirtilmektedir. Aslında "ilgili kuruluş" tanımına uymamaktadır idarî ve malî özerkliğe sahip olması. O bakımdan "Başbakanlıkla ilgili" ifadesinin ne anlama geldiği açıklanmalıdır.

Ajansın görevleriyle ilgili olan 3 üncü maddede de, ulusal düzeyde yatırım destek ve tanıtım stratejisinin kalkınma ajanslarının ve ilgili kuruluşların işbirliğiyle oluşturulacağı belirtilmektedir. Yatırımcının yatırım yapmadan önce, yatırım yaparken ve yatırımdan sonra ihtiyaç duyacağı bilgilendirme ve yönlendirme hizmetlerinin, kalkınma ajansı ve bu Tanıtım Ajansı tarafından birlikte verileceği ifade edilmektedir. Yerli, yabancı yatırımcıların izin ve onay işlemlerinin ilgili kuruluşlar nezdinde ve yatırım ajansları, kalkınma ajansları nezdinde Tanıtım Ajansı tarafından izleneceği ve sonuçlandırılacağı açıklanmaktadır ve yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin reform çalışmalarında da katkı yapacağı belirtilmektedir.

Genel gerekçede, yatırım destek ve tanıtım işlerini uygulayan Kurumun özel sektör bakış açısıyla ve özel sektör yaklaşımıyla iş yapması gerektiği açıklanmaktadır.

Şimdi, sayın milletvekilleri, kalkınma ajanslarıyla yakın işbirliği içinde çalışacağı için, biraz, kalkınma ajanslarını hatırlamakta yarar vardır diye düşünüyorum. Bilindiği gibi kalkınma ajansları garip kuruluşlardı. Ne merkezî ne yerel, ne kamu ne özel, tüzelkişilikte; ama, kamu tüzelkişiliği değildi; kamu kaynaklarını kullanıyordu; ama, özel hukuk hükümlerine tabiydi. Bölgesel bir yönü vardı; çünkü, birkaç ili birden kapsıyordu; fakat, buna karşılık merkezî idareyle ilgisi yoktu ve hukukî rejim bakımından da kamu idaresi değildi, Anayasanın 123 üncü, 126 ncı ve 127 nci maddelerinde öngörülen idarî yapının dışındaki oluşumlardı bunlar ve kuruluşu ve çalışmalarıyla da Anayasanın birçok hükmüne aykırıydılar.

2003 yılında, bölgesel kalkınma ajansları konusunda bir araştırma yapıldı ve bu araştırma raporunda şu söyleniyordu: Yakın çağlarda bölge düzeyine siyasal kimlik verilmesinden özenle kaçınan bir bölge ve bölge planlaması anlayışı mevcuttu, bölgenin etnik temellere dayandırılmasından ve ona bir siyasî kimlik verilmesinden fevkalade uzak duruluyordu. Bu bakış açısı, son zamanlarda değişti ve bundan, ulusal devletlerden hoşlanmayan ve ulusal devletlerin elindeki gücü, ulus- larüstü kuruluşlarla ve yerel kuruluşlarla, güç odaklarıyla paylaşmasından mutlu olan uluslararası siyasî ve ekonomik güç odaklan olduğundan bahsediliyordu.

Şimdi, Avrupa Birliği ülkelerinin de, 26 tane bölge kurulmasından ve kalkınma ajanslarının kurulmasından duyduğu mutluluk ve bunun için yaptıkları baskı düşünülürse, bu yorumun çok fazla gerçekçi olmadığı söylenemez. İçinde bulunduğumuz koşullar göstermiştir ki, bu yaklaşımı ve bunun yol açacağı gelişmeleri küçümseme lüksüne de Türkiye sahip değildir.

Kalkınma ajansları çalışmaya başladığında, birbirleriyle rekabet edecek olan projelere, Avrupa Birliği fonları sayesinde, Avrupa Birliğinin seçme olanağı olacaktı ve bu olanak nedeniyle de, hem bölgeleri ve hem bölge içinde projeleri seçme şansına kavuşmuş olacaktı Avrupa Birliği. Sadece buna değil, aynı zamanda, Avrupa Birliğinin destek verdiği projelere yerli kaynaklan da aktarmakla yükümlü olan Türkiye'nin, merkezî idareden ve yerel yönetimlerden ayırdığı kaynaklan da etkileme ve yönlendirme şansına sahip olacaktı.

Şimdi, değerli arkadaşlanm, küçük işyerleri kurulmasına ve kayıtdışı ekonominin gelişmesine yol açacak bir düzendi bu kalkın ajanslan. Onun için de, kayıtdışı ekonominin önlenmesini ve teknoloji uygulanmasını olumsuz yönde etkileyeceği söylenebilir. Aslında, Dokuzuncu Plan, hedefler açısından ciddî hedefler oluşturmaktan ve politikalar oluşturmaktan uzak kalan bir plandır. Bu bakımdan da hem kalkınma ajanslarını hem de bu Tanıtım Ajansını yönlendirmek açısından büyük bir eksiklik doğmuştur.

Bir diğer önemli eksiklik de, Tanıtma Ajansının, kendisiyle ilgili olan kuruluşlarla ve o konuda çalışan kuruluşlarla arasındaki bağlantının gevşekliğinden kaynaklanmaktadır. Mesela, Devlet Planlama Teşkilatı gibi, Hazine Müsteşarlığı gibi bu konularla çok ilgili olan kuruluşlarla olan bağlantısı bile belli değildir ve aynı zamanda, Devlet Planlama Teşkilatı, bu Ajansın kurduğu kurulda, Danışma Kurulunda yer bile almamaktadır.

Sayın milletvekilleri, kamu kaynaklarını kullanan, kamu tüzelkişiliğine sahip olan; ama, yaptığı işin kamu hizmeti olup olmadığı belli olmayan bir kuruluştan söz ediyoruz şimdi. Personeli Başbakan tarafından atanmaktadır; ama, iş hukukuna tabi olduğu ifade edilmektedir. Diğer bir deyişle, kamu yönetimindeki konumu, statüsü ve oradaki kuruluşlarla olan bağlantısı büyük bir belirsizlik ve çelişki içeren bir kuruluştur söz konusu olan.

Genel gerekçede, borç yaratmayan doğrudan yabancı yatırımlardan söz edilmektedir; ama, tabiî ki, doğrudan yabancı yatırımların kâr transferi diye bir gerçek vardır; bunların hangi alana, hangi kapasitede ve ne yapmak için geldiği önemlidir. Ne yazık ki, bu konuya, İktidar tarafından bugüne kadar hiç önem verilmemiştir; tasandan anlaşıldığı kadarıyla, İktidar, hâlâ, daha bu konumunu muhafaza etmektedir. İktidar, yerli-yabancı ayırımını kaldırmayı ve âdeta, yabancı sermayeye hiçbir koşul ileri sürmemeyi bir meziyet saymaktadır. Oysa, nereye geldikleri, nasıl geldikleri, hangi kapasitede geldikleri, Türkiye'ye yararlı olmak açısından, fevkalade büyük önem taşımaktadır.

Uygulanan bu politikaların tabiî gerçekçi olması ve sorunları çözecek olması önemlidir; ama, bunların birbirleriyle olan bağlantıları da önemlidir; birbirlerinin etkisini azaltmamaları, tam tersine desteklemeleri büyük önem taşımaktadır ve tutarlı olmaları çok önemlidir. Adalet ve Kalkınma Partisinin bu konuda iyi bir sınav verdiğini söylemek, ne yazık ki, mümkün değildir; çünkü, bunların, politikaların yararlı olabilmesi için, her şeyden önce, sorunların doğru saptanması gerekir. Adalet ve Kalkınma Partisi ise, ya sorunları görmezden gelmekte, ya saptamakta ama önlemlerini yeterli düzeyde almamakta veyahut da tam ters yönde adımlar atmaktadır.

Şimdi, bakın, ters yönde adımlar atmaya bir örnek, daha önce konuşan bir arkadaşım tarafından da verildi; ben de, burada değinmek istiyorum. Şimdi, bugün, yatırımların desteklenmesinden bahsediyoruz, bunun için ajanslar kurulmasından bahsediyoruz. Kuşkusuz, her türlü yatırımın desteklenmesinde ve bununla ilgili yatırımcının işlerinin kolaylaştınlmasmda yarar olabilir; ama, değerli arkadaşlarım, biz, bugün, bunu savunurken, bir hafta önce, biliyorsunuz, yatırım indirimini kaldırdık. Yatırımcılar için çok önemli bir teşvik unsuru olan yatınm indirimini, Kurumlar Vergisi Kanunu konuşulurken kaldırdık; daha doğrusu, Gelir Vergisi Kanununda kaldırılan yatırım indiriminin kaldırılmasının Kurumlar Vergisi açısından da geçerli olduğunu kabul etmiş olduk. Diğer bir deyişle, bir elimizle verdiğimizi diğer elimizle almış durumdayız ve bunun doğru bir yaklaşım olmadığını bilmeliyiz; ama, bu, tamamıyla ciddî bir planlama anlayışından yoksun olmaktan ve birbirleriyle bağlantısız işler yapmamızdan kaynaklanmaktadır.

Aslında, yatırımların desteklenmesi ve yatınm olanaklarının tanıtılması, kuşkusuz yararlıdır; ama, bilmeliyiz ki, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu koşullarda, asıl sorun, yatınmlann desteklenmesi veyahut da tanıtılmasından çok, asıl önemli sorun, İktidarınız tarafından kabul edilen, benimsenen, ısrarla uygulanan politikalan değiştirme ihtiyacıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

BİRGEN KELEŞ (Devamla)Biliniz ki, bu politikalar ciddî olarak gözden geçirilmediği ve değiştirilmediği takdirde, ekonomi için ciddî gelişmeler sağlanması ve doğru işler yapılması kolay değildir.

Ben, en kısa sürede bu konuda karar almanızı ve seçime giderek bu sorunu kökten çözmenizi dileyerek konuşmamıza son veriyorum ve Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 20 Haziran 2006

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook