İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · SALI

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Bülent Arınç

Manisa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Aralık 2009 · 789 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Arınç (AK Parti), 15 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 789 kelime.

Bülent Arınç (AK Parti, Manisa). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2009-12-15-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi çalışmalar diliyorum.

Birinci tur üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Hükûmeti temsilen ama sadece beş altı dakikanızı almak suretiyle birkaç açıklama yapmak istiyorum.

Öncelikle, konular üzerinde görüşlerini ifade eden tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Bütün bu eleştiriler bizim için yararlıdır, bunlardan faydalanacağız ve öneriler ışığında da kendi üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğiz.

Ben hem Hükûmeti temsilen sırada oturuyorum hem de kendimle ilgili kuruluşlar var. Bunlara atfedilen bazı eleştirileri -ki çok haklı ve yerinde buluyorum- cevaplandırmak isterim.

Öncelikle, RTÜK üzerinde, yani Radyo Televizyon Üst Kurulu üzerinde gerek Sayın Nesrin Baytok Hanımefendi gerekse Sayın Nevzat Korkmaz arkadaşımız eleştirilerde bulundular. Bu eleştirileri belki sorular içerisinde de olabilirdi, cevaplandıracaktım ancak bu fırsatı kullanmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, bakanlıklarımızın uhdesinde bağlı kuruluşlar ve ilgili kuruluşlar var. Bağlı kuruluşlar, görev alanına giren hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili doğrudan bize yetki ve sorumluluk veren kuruluşlardır. Benim uhdemde bağlı kuruluş olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. Bunun dışında ilgili kuruluş olarak da Anadolu Ajansı, TRT ve Radyo Televizyon Üst Kurulu bulunmaktadır. İşin kötüsü bir de ilişkili kuruluşlar var, onları saymayacağım. Maalesef kamu yönetiminde, bağlı kuruluşlar, ilgili kuruluşlar, ilişkili kuruluşlar derken yetki ve sorumluluklarımızın hiç noktasında olduğu birtakım kurullarla da ilgili olarak bir bakan sorumluluğu taşıyorum.

Sayın Korkmaz arkadaşımız, mülki amirlik yapmış, CV’sini de biraz önce, biyografisini de gördüm, mülki amir olarak ve Mülkiyeden de Kamu Yönetiminden mezun bir arkadaşımız olarak sık sık kürsüye de çıkıyor, çok yararlı şeyler de konuşuyor ancak Radyo Televizyon Üst Kuruluyla ilgili olarak benim sorumluluğumun ve yetkimin nerede başlayıp nerede bittiğini bilmesi gerekir. Bundan şikâyetçi olan birisi olarak söylüyorum çünkü haklı serzenişlere muhatap olduğumda “niçin benim bu konuda yetkim yok ve söylediğimi yerine getiremiyorum” diye gerçekten üzülüyorum.

Bakınız, Radyo Televizyon Üst Kurulu, 3984 sayılı Kanun’la birlikte, 5’inci maddesinde belirtildiği üzere, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek amacıyla kurulmuş, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği niteliğini haiz, Bakanlığımla ilgili bir kuruluştur. Bütün üst kurullarda olduğu gibi -bu kelimeleri hatırlayacaksınız- özerk bir kuruluş olmasının gereği olarak da Kanun’un 9’uncu maddesinde Üst Kurul üyeleriyle ilgili yasaklar belirlenmiş olup bu yasaklara aykırı davrananların görevlerinden çekilmiş sayılacağı ve bu hususun Üst Kurul tarafından resen veya yapılacak müracaatın değerlendirilmesi sonunda karara bağlanacağı da kabul edilmiştir.

Diğer yandan, bu Kanun’un 10’uncu maddesinde, Üst Kurul üyelerinin, seçildikleri görev süresince Kuruldaki görevlerinden ve seçilerek geldikleri görevlerinden alınamayacakları da açıkça ortaya konulmuştur. Dolayısıyla, Üst Kurul üyelerinin görevden alınması konusunda, maalesef ki Bakanlığımın bir yetkisi bulunmamaktadır.

Bütün bunları bildiğimiz hâlde veya bilmemiz gerektiği hâlde tekrar tekrar aynı konuya dönmek, zaman doldurmanın ötesinde yararlı bir eleştiri sayılabilir mi, onu takdirlerinize sunuyorum. Ancak konuşulduğu için tekrar…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Niye istifa istediniz madem yetkiniz yoktu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla)Onu söyleyeceğim, tam oraya gelmiştim Sayın Korkmaz, ama önce bunun bilinmesi gerekir. Yani 3984 sayılı Kanun, kendi içerisinde, bir Üst Kurul olarak nedir, Bakanın bununla ilişkisi nedir?

Ben bir televizyon kanalında açıkça söylediğim için bunu tekrarlayacağım. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun o tarihteki Başkanı olan Sayın Zahid Akman’la ilgili olarak, radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde pek çok şey yazıldı. Deniz Feneriyle bağlantısı olduğu iddia edildi, mal varlığındaki artmalar, eksilmeler gündeme geldi, hatta kendi iç bünyesinde, 9’uncu maddeye uygun olarak da Üst Kurul üyeleri görevden alınma konusunda bir toplantı yaptı. O toplantı reddedildi, böyle bir talebin uygun olmayacağı düşünüldü -benim dışımda cereyan eden bir konudur- sonra 3 arkadaş, yani Üst Kurul üyelerinden 3’ü -onları da ismen tanıyorsunuz- idare mahkemesine gittiler; idare mahkemesi ve Danıştay talebi reddetti, yapılan işlemin usule uygun olduğuna karar verdi.

Benim yöneticilik anlayışım, sorumluluk anlayışım gereği, bu kadar yazılıp çizilen, hakkında inceleme ve soruşturma başlatılan bir kişinin görevinde bulunması yanlıştır.

Ben kendisine açıkça ifade ettim: “Bu tavrınız kuruma açıkça zarar veriyor, şahsınıza da zarar veriyor, kuruma da zarar veriyor, ben sizin görevden ayrılmanızı istiyorum.” dedim. Kendisi de bana “Ben zaten sürenin sonunda tekrar aday olmayacağım, şurada bir ay kaldı, bir ay sonra ayrılacağım.” dedi.

Bu yetkilerimin ve sorumluluklarımın içinde kendisini doğrudan görevden alma imkânım olmadığına göre, bu beyanın dışında acaba ne yapabilirdim? Ben de zaten bununla iktifa ettim. Haklısınız, kendisi daha sonra böyle bir şey olmadığını söyledi. Ben de o tarihlerde yurt dışındaydım, hemen anında cevap verdim, “Hayır, siz böyle dediniz, kendinize yakışanı yapın; ahlaklı, haysiyetli bir insan nasıl davranması gerekiyorsa öyle yapsın.” dedim. Kendine düşen tekrar aday olmamak ise bunu gerçekleştirdi, yeni bir başkan seçildi.

Sayın Korkmaz, iddia etmeye, bunu tekrarlamaya gerek yok. Size açıkça söylüyorum: Eğer yetki ve sorumluluğum içerisinde olsaydı böyle bir başkanın görevde bulunmasına asla izin vermezdim. Bu benim için açıktır.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Sayın Bakan, hukuki sorumluluktan bahsetmiyorum, siyasi sorumluluktan bahsediyorum.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla)Değerli arkadaşım, ben sizinle karşılıklı konuşmayacağım.

Bir mülki amirin, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş ne demektir; bunu bilmesi lazım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 15 Aralık 2009

67 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook