İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Bülent Baratalı

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 675 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Baratalı (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 675 kelime.

Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)- Soyadım Baratalı, "reis" demek; bunu, bu arada ifade ediyorum tam manasıyla.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının, görüşülmekte olan tasarının 95 inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşleri konusunda söz almış bulunmaktayım; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına hepinize saygılar sunuyorum.

Maddede, birinci ve üçüncü fıkralarda, merkezî yönetimle yerel yönetimler arasındaki ilişkiler düzenlenmektedir. Belediyeler, açma ruhsatı verirken veya belediyeci deyimiyle küşat ruhsatlarını tanzim ederken, bu madde kabul edilirse, Çalışma Bakanlığından izin almak zorundadırlar. Oysa, bu ay sonu gibi Meclise gelecek olan bazı yasa tasarılarında, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması, belediyeler, il özel idareleri, kamu personelinin yeniden yapılandırılması tasarılarında, iktidar, elde edebildiğimiz taslaklardan anlaşılacağı gibi, yerel yönetimlere daha büyük yetkiler vermekte ve yerel yönetimler üzerinde şu anda uygulanmakta olan vesayet yetkisini, Avrupa ile imzaladığımız Avrupa Yerel Özerklik Şartında belirtildiği gibi, yerindelik denetimi yerine, hukukilik denetimini getirmek istemektedir. Bu nedenle, bu maddenin bundan sonra düzenlenecek olan yasalar karşısında bir kez daha gözden geçirilmesinde yarar olduğunu söylemekteyiz.

Belediyeler, küşat ruhsatlarını verirken, kendi yasaları doğrultusunda karar verirler, eylem ve işlem yaparlar. Oysa, bu madde kabul edilirse, belediyeler, kendilerine gelen yurttaşlarımızı, hemşerilerimizi bir kez daha, ilgili bakanlığın ilgili dairelerine gönderecek ve bir günde veya yarım günde verilmesi gereken bu küşat ruhsatları "git-gel"lerle "bugün git yarın gel"lerle, vatandaşı, hemşeriyi uğraştıracaktır. Bu nedenle, az önce de söylediğim gibi, vesayet denetiminde, yerindelik denetimi yerine mademki hukukîlik denetimini getiriyoruz, belediyeleri bu katı vesayetten kurtarmamız gerekiyor. Belediyeleri, yerel yönetimleri katı vesayetten kurtarmamız gerekir ki, hepimizin özlediği etkin, saydam, demokratik, çağdaş, katılımcı ve productive bir belediye anlayışını veya böyle bir idareyi yeniden tesis edelim. Bu, sanıyorum, bu Meclisi oluşturan her iki grubun da -ileride anlaşabildikleri takdirde- yapmaları gereken önemli bir kanun olacaktır.

Kanun yapıcı, yani bizler "ratio legis" dediğimiz konuş amacında, öyle sanıyorum ve tahmin ediyorum ki, yurttaşı, hemşeriyi daha fazla uğraştırmak istemiyoruz. O nedenle, bizler, belediyeleri, kendi yasaları doğrultusunda, yasaların belediyelere verdiği görevler doğrultusunda, Çalışma Bakanlığından izin almadan, tek başına bu küşat ruhsatlarını vermekle yetkili kılalım. Öyle kılalım ki... Çalışma Bakanlığı, bu işyerlerinde uygulanacak olan kuralları, kaideleri, normları yazılı bir metin olarak belediyelere, yerel yönetimlere gönderebilirler, yerel yönetimler de bunlara bakarak küşat ruhsatlarını verebilirler. Bu nedenle, ileride de kaldıracağımız katı vesayeti de göz önüne alarak, bu maddeyi yeniden tanzim ederek, açma ruhsatlarında, yani küşatlarda merkezî yönetimin yetkilerini kaldıralım; çünkü, yurttaşımız, vatandaşımız, hemşerimiz, özellikle içkili yerlerde olduğu gibi, işyerlerinde olduğu gibi, merkezî idare ile yerel yönetimler arasında gidip gelmekte, yorulmakta, devlete ve yerel yönetime olan güveni sarsılmaktadır. Az önce de söylediğim gibi, bu maddenin bu nedenlerle yeniden düzenlenmesi gerekir.

Söz almışken, izin verirseniz, bir iki hususu da bilgilerinize sunmak istiyorum. Bir değerli arkadaşımız, bugünün, yani dünün, 14 Mayıs olduğunu ve 14 Mayısın demokrasi şehitlerimizin günü olduğunu söyledi; demokrasi şehitlerimize son derece saygılıyız, rahmet diliyoruz; ama, 14 Mayıslar, aynı zamanda, İkinci Cumhurbaşkanımızın ve Cumhuriyet Halk Partisinin İkinci Genel Başkanının serbest seçimlere izin vermesinin ve serbest seçimlerin o grubun kendi iradesiyle yapılmasına karar verilmesinin de bir günüdür. Bugün, her ne kadar sağ jargonda çok önemli ise, sol jargonda da çok önemlidir. İzin verirseniz, ben de, İkinci Cumhurbaşkanımızı ve İkinci Genel Başkanımızı rahmetle, minnetle ve şükranla anmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, diğer bir kavram kargaşası da, Türkiye'de devletin kamu harcamalarındaki rolüdür. Burada, devletin küçülmesinden bahsedildi. Oysa, Türkiye'de devlet küçüktür. Öykünmeye çalıştığımız Kara Avrupası ülkeleri ile Türkiye'yi karşılaştırdığımız zaman, harcamalarda devletin rolü Türkiye'de yüzde 23'tür, Fransa'da yüzde 45'tir, Belçika'da yüzde 55'tir. Yine, çok olduğundan bahsettiğimiz kamu ajanlarını karşılaştırırsak, özellikle administrasyon sistemini aldığımız Fransa'yla karşılaştırırsak -nüfusumuz aynı, büyüklüğümüz aynı, idare sistemimiz birbirine çok benziyor- Fransa'daki kamu ajanı sayısı 4 400 000'dir, Türkiye'deki kamu ajanı sayısı 2 200 000'dir, bunun 1 000 000'u da öğretmenlerden ve sağlık elemanlarından oluşmaktadır. O nedenle "Türkiye'de devlet büyüktür, Türkiye'de devletin ekonomideki rolü çok büyüktür, bunu küçültelim" demek, devleti küçültmek demek değildir, devletin yapısını bozmak ve dezenformasyon yapmak demektir.

Değerli arkadaşlar, bugün de 15 Mayıs. Yine, izninizle, bugün de, bize, canlarıyla, kanlarıyla ve en kutsal varlıklarıyla bir yaşam veren hava şehitlerini anmak istiyorum; kahraman şehitlerimizin hepsini, rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum.

Başta ifade ettiğim gibi, hepinize, tekrar, kendi adıma ve Grubum adına saygı ve sevgilerimi ifade ediyorum.

Çok teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003

77 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook