2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Aralık 2011 · 673 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Gedikli (AK Parti), 8 Aralık 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 673 kelime.
Bülent Gedikli (AK Parti, Ankara). “2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-gedikli-24-2011-12-08-2012-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2010-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=13353
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT GEDİKLİ (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin geneli üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmelerine başladığımız 2012 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Bu vesileyle buradan Sayın Başbakanımıza acil şifalar diliyorum, “Geçmiş olsun.” diyorum. İnşallah kısa zamanda da aramıza dönmesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, 2011 yılı sona ererken dünyada genel manzara şudur: Türkiye'nin doğusundaki ülkeler siyasi krizlerle çalkalanırken batısındaki ülkeler ise ekonomik krizler içerisinde kıvranıyor. Eskiden böyle ortamlarda Türkiye âdeta ahşap bir köprü gibi sallanırdı. Ahşap köprü sallanınca siyaset kurumu başta olmak üzere ekonomi gemisi de süratle alabora olurdu. Allah’a şükür ki şimdi ülkemiz kaya gibi dimdik ayakta ve doğu ile batı arasında gücüne güç katmaya, etkinliğini artırmaya, itibarını yükseltmeye devam ediyor.
Bakınız, 2012 yılı bütçesi AK PARTİ iktidarlarının 10’uncu bütçesi olarak huzurunuzdadır. Dokuz yıl üst üste gelişen ve kalkınan Türkiye’mizin onuncu bütçesini gerçekleştirmek tek başına tarihî bir başarıdır. Bu mazhariyet bizden önce hiçbir iktidara nasip olmamıştır. Bu istikrar tablosu hem bizim için hem de ülkemiz için onur vericidir. Peki, dünya ekonomisi niye bu hâle geldi? Düne kadar güçlü olan devletler neden sarsılıyor? Gelişmiş ekonomilerin bu noktaya gelmesi, cari fazla veren Çin, Japonya ile petrol üreten ülkelerin paralarının değerini sürekli düşük tutarak rekabet avantajı sağlamalarından kaynaklandı. Bir başka deyişle, ticaret savaşları kur üzerinden yapıldı. Bu durum dünyadaki gelir dağılımını bozdu, zamanla bir gelir ve talep krizine dönüştü. En nihayetinde bir borç krizi olarak ortaya çıktı. Bankalarla başlayan bu zincirleme kazalar bugün artık ülkeleri de sarmış durumdadır.
Eskiden, batan bankaları devletler kurtarabilirdi ama bugün artık devletler borç batağında. Devletler kurtarılmaya muhtaç. Peki, bu devletleri kim kurtaracak? İşte tartışmanın geldiği son nokta bu.
Böyle bir ortamda biz, hızlı ve doğru kararlar alan bir iktidar olarak sağlam bir bütçe yapıyor, proaktif bir para politikası sayesinde belirsizlikleri başarıyla yönetiyoruz. İşte bu sayede, dünyada son sekiz dokuz yılı en iyi yöneten iktidarlardan biri biz olduk ve Türkiye'nin 2023 vizyonuna giden yolu açmayı başardık. Ülkemizde ilk defa on iki yıl sonrası için hedefler belirlenmiş ve ilk kez kalkınma temel bir hedef hâline gelmiştir. Çünkü ilk kez ülkemiz bu kadar uzun soluklu siyasi istikrarı yakalamayı başarmıştır. Bizden önce birçok hükûmet kendi akıbetlerini düşünmekten ülkenin geleceğini düşünmeye fırsat bulamadı. Kaosun, istikrarsızlığın hâkim olduğu bu dönemlerde tabiidir ki hiçbir hedef, hiçbir vizyon ortaya koyamadı.
Bölgenin en büyük ekonomisi ve en güçlü aktörü olan Türkiye, bir istikrar adası olarak sadece siyasi etkinliğiyle değil, büyüyen ekonomik imkânları ve sunduğu fırsatlarla dünyada en önemli cazibe merkezlerinden biri hâline geldi. Ülkemizin gerçekleştirdiği başarılar bölge için de ilham kaynağı olmaya başladı.
Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğu küresel kriz karşısında havlu atmış, bazı ülkeler de iflasla karşı karşıya kalmıştır. Sosyal patlamaların yaşandığı, hükûmetlerin devrildiği ve yerlerine teknokrat hükûmetlerin iş başına geldiği bu ülkelerin geleceğini kapkara bulutlar sarmış durumdadır. Daha geçen hafta İngiltere’de 2 milyon kamu çalışanı Londra meydanlarında protesto gösterileri yapmış, iş bırakmışlardır. Brüksel’de, Paris’te, Atina’da, Roma’da, Madrid’de 100 binlerce insan benzeri gösterilerle meydanlardadır. Hatta Amerika’da yapılan Wall Street eylemleri artık bir dönemin sonunu haber vermektedir. Dünyada bunlar olurken Türkiye ekonomisiyle, istikrarıyla, güçlü liderliğiyle dimdik ayaktadır. Bugün Avrupa’da herhangi bir insana “Türkiye’de mi yoksa Avrupa’da mı yaşamak istersiniz?” diye sorulacak olsa çoğu insan herhâlde “Türkiye.” diyecektir.
Bununla ilgili size bir de belge göstereyim. Bakın, bir gazetede çıkan haber: “Yunanlılar Türkiye’de iş arıyor. Ekonomik kriz ve kemer sıkma paketleri nedeniyle iş sıkıntısı yaşayan Yunanlılar Türkiye’de iş peşine düştü.”
SIRRI SAKIK (Muş)Her gün bize seçim bölgelerimizden gelip iş talep edenler iş bulabiliyor mu?
MAHMUT TANAL (İstanbul)Yani bütçeden mi bahsediyorsun, neden bahsediyorsun kardeşim!
MUHARREM İNCE (Yalova)Belge mi, haber mi?
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla)Her yerde çıkmış bir haber, ajanslarda çıkmış bir haber.
MUHARREM İNCE (Yalova)Yok, belge mi, haber mi?
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla)Belge.
MUHARREM İNCE (Yalova)Haber mi, belge mi?
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla)Belge.
MUHARREM İNCE (Yalova)Haber ne zamandan beri belge oldu?
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla)Ya, sözü anlamıyor musun, belge diyorum.
MUHARREM İNCE (Yalova)“Haber” dedin az önce!
BÜLENT GEDİKLİ (Devamla)İşte, belge haberdir ya, haber belgedir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 8 Aralık 2011