Hocalı katliamına, Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ın ölüm yıl dönümüne ve 28 Şubat zihniyetine ilişkin açıklaması
İstanbul Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 61. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Şubat 2025 · 581 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Bülent Kaya (Yeni Yol), 26 Şubat 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hocalı katliamına, Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ın ölüm yıl dönümüne ve 28 Şubat zihniyetine ilişkin açıklaması); konuşma 581 kelime.
Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul). “Hocalı katliamına, Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ın ölüm yıl dönümüne ve 28 Şubat zihniyetine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kaya-2025-02-26-hocali-katliamina-profesor-doktor-necmettin-erbakan-in-olum-yil-donum (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=132954
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BÜLENT KAYA (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 26 Şubat 1992'de, Dağlık Karabağ bölgesinde, Hocalı'da maalesef bir katliam yaşanmıştı, onun yıl dönümü. 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere 613 Azeri kardeşimiz maalesef hunharca katledilmişti. Ölüm yıl dönümlerinde kendilerini tekrar rahmetle andığımızı ve her zaman Azerbaycanlı can kardeşlerimizin yanında olduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Bir diğer önemli tarih 27 Şubat 2011, rahmetli Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocanın ölüm yıl dönümü. Bu ülkeden, bu Meclisten bir efsane gelip hayırla yâd edilerek, geride birçok insan ve birçok eser bırakarak bir Necmettin Erbakan geçti. Erbakan'ı sloganlara ve şekillere indirgeyerek anlatmak isteyen, Erbakan Hocayı ağacın köküyle ilgilenmek dururken sadece ağacın yapraklarıyla ilgilenen bir lider olarak göstermeye çalışanlara inat, Erbakan'ın, millî görüşün ne olduğunu ifade etmeye gayret edeceğiz. Erbakan ve millî görüş, aslında Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra âdeta kendi sinsi emellerini bu milletin, bu devletin başına bir çorap gibi örmek isteyen Haim Nahum doktrininin bir "timeout" olarak uyguladığı bir projeye karşı bir başkaldırıydı. Ne diyordu o doktrin? Türkiye'yi, bu ülkeyi, bu milleti yok etmek için "Bunları savaşla yok etme şansımız yok. O hâlde, 7 ana başlık var. Bir, aç bırakacaksın; iki, işsiz bırakacaksın; üç, borca esir edeceksin; dört, dininden uzaklaştıracaksın; beş, böleceksin; altı, böldüklerini birbiriyle çarpıştıracaksın; yedi, yumuşak lokma hâline getirip yutacaksın."
Şimdi, Erbakan'ı sadece sloganla anlatmak isteyenlere inat diyorum ki: Türkiye düne göre daha mı aç, yoksa gerçekten yoksulluk daha iyi bir noktaya mı geldi? Erbakan'ın endişelerini dile getirdiği dönemlerde Türkiye'nin işsizlik oranı bugünkünden daha mı düşüktü, yoksa daha mı yüksekti? Erbakan Hoca bu endişelerini dile getirdiğinde ve "Toprak ayağımızın altından kayıyor." diye en yakınında çalışmış olanları bile uyardığı bir dönemden bugüne bu ülkenin borçları daha da mı fazla arttı, yoksa daha da mı az arttı? Tüketici kredileri, tüketici borçları, kredi kartı borçları düne göre çok daha fazla mı arttı, yoksa daha mı az arttı?
Yine, geçmişte sağcısı, solcusu, Kürt'ü, Türk'ü, Alevi'si diye kamplara bölerek çarpıştırdıkları bu milletin öz evlatları bugün, her geçen gün daha fazla mı kutuplaştırılıyorlar, birbiriyle çatışır hâle geliyorlar, yoksa birlik beraberlik ruhu içerisinde mi hareket ediyorlar?
Dolayısıyla, Erbakan'ı anlamak istiyorsak, Erbakan sadece bir şekil, sadece bir slogan, sadece kuru bir söz değildi. Erbakan demek, atın üzerine binip bir süvari gibi hedefine dörtnala koşturmaktı. Erbakan demek, "Atın üstünde kalma süremi uzatayım da at nereye giderse gitsin." diye pragmatist bir yaklaşım değildi. Erbakan Hoca atı hedefine bir metre sürmeyi atın üstünde yüz sene kalmaya tercih ederdi çünkü aslolan, süvari atı hedefine doğru götürdüğü kadar kıymetlidir. Atın üstünde kalma süreleri at severlerin işidir, rahmetli Erbakan Hocayı anlayanların işi değil.
Dolayısıyla, 27 Şubat ve şubat ayı bizlere şunu anlattı: Şubat ayı, şehitler ayı olarak birçok il ve ilçemizde kutladığımız bir aydı, 27 Şubatın o şehitler albümünün, o değerli şahsiyetler albümünün en müstesna yerini rahmetli Erbakan Hocaya ayırmış oldu ve her sene şubat ayı şehitler ayı, önemli şahsiyetler ayı olarak anılırken rahmetli Erbakan Hoca da orada çok müstesna bir yer edinmiş oldu. Aslında rahmetli Erbakan Hoca 27 Şubatta vefatıyla da "Bin yıl sürecek bu ülkede 28 Şubat." diyenlere inat, Türkiye'yi 28 Şubat ayıbından kurtardı çünkü sadece bir gün önce vefat ederek şubat ayının bir 28 Şubat şeklinde değil, rahmetli Erbakan Hoca'nın fikri, hizmetleri ve ortaya koymuş olduğu eserlerle anılmasına imkân sağladı. Dolayısıyla artık 28 Şubatların değil, 27 Şubatta Erbakan Hoca ve millî görüşün konuşulacağı bir aydır şubat. Tabii, bu vesileyle "28 Şubat bin yıl sürdü." diyenler, kendileri olmayabilir ama ruhlarının hâlâ bu ülkede olmasını arzu ediyor olabilirler. 28 Şubat deli gömleği giydirilmiş despotizme karşı çıkmaktır aynı zamanda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 26 Şubat 2025