İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle

Bülent Kuşoğlu

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 31. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2021 · 1.127 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Kuşoğlu (CHP), 9 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.127 kelime.

Bülent Kuşoğlu (CHP, Ankara). “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kusoglu-27-2021-12-09-2022-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2020-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=102093

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı ve bunlara bağlı kurumlar, ilgili kurumlar bütçeleri üzerinde grubum adına söz aldım.

Öncelikle, her iki Bakan da ilk defa Genel Kurulda Bakanlıklarını temsil ediyorlar, kendilerine başarılar diliyorum.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, ben on-on bir yıldan beri Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyim ve son on yıldaki tüm bütçe görüşmelerine katıldım. Çoğunda da mesleğim gereği ve Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olmam hasebiyle ağırlıklı olarak ekonomi konularında tabii ki konuştum; Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinde konuştum, Ticaret Bakanlığı bütçesinde konuştum ağırlıklı olarak hep. Ancak, ilk defa bu yıl ne konuşacağımı, inanın, tam olarak bilmiyorum yani kürsüye geldim, kafamda çok soru var, yorum var ama tam olarak ne konuşacağım bilmiyorum çünkü Plan ve Bütçe Komisyonunda da konu gündeme geldiği zaman, yine aynı şekilde ne konuşacağımızı tam olarak bilemedik, şaşırdık çünkü anormal bir ortam var, anormal bir durum var, anormal şeyler söyleniyor ekonomi konularında, maliye konularında, ticari konularda. Piyasanın durumunu çok iyi biliyorsunuz; şimdi, bu şartlar altında bizim Sayıştay raporlarıyla ilgili eleştirilerde bulunmamız ya da işte Maliye Bakanlığıyla ilgili vergi denetiminin eksik yapıldığı, afların çok çıktğı ya da borçlanmanın aşırı olduğu gibi eleştirilerde bulunmamızın ne kadar anlamı var? Ya da ithalatın yüksek olduğuyla ilgili eleştirilerimizin artık anlamı kalmadı. Yani geçmiş yıllarda bunları yaptık, yapısal reformların gereğinden bahsettik, hiçbir zaman bütün bunlar dikkate alınmadı, geldiğimiz noktada da büyük bir sıkıntı var. Şimdi bunları yaşıyoruz, hep birlikte yaşıyoruz ancak garip tepkiler alıyoruz. Yani aklın, bilimin, mantığın dışında sanki şimdiye kadar Müslüman değilmişiz gibi -elhamdülillah- yeniden iş farklılaştı. “Efendim, nas var, onun için faiz düşürüyoruz.” deniliyor. İyi de 15 faiz değil mi, 15 nassa aykırı değil mi? Yani böyle garip garip bir durum var, onun için “Ne söyleyeceğimi tam olarak bilemedim.” dedim.

Şimdi, son yirmi yıldan beri yaklaşık 400 milyar dolar civarında faiz ödemişiz yabancılara, 400 milyar doların üzerinde. Şimdi, nastan bahsediyoruz ya da faizin olmamasından, cari açıktan bahsediyoruz, bunların kapanması gereğinden bahsediyoruz bunca yıldan sonra. Bu kadar işsiz var, bu kadar gencimiz işsiz, dil bilen doktorumuz, mühendisimiz yurt dışına gitmeye çalışıyor -epey de giden var- böyle bir hâle gelmiş vaziyette bakanlık bütçelerini görüşüyoruz.

Şimdi, bakanlıklarla ilgili olarak, biz, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler yaparken birçok soru sorduk, yorum yaptık ancak Sayın Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanım, Sayın Bakanlarım; Plan ve Bütçe Komisyonunda sorduğumuz sorulara hiçbir şekilde cevap gelmedi. Sayın Başkanım, sizin delaletinizle sorduk, cevap gelmedi ne Maliye Bakanlığından ne Ticaret Bakanlığından. Şimdi, oradan aldığımız cevaplara göre de burada bizim yorumlar yapmamız, yorum getirmemiz gerekiyor; yapılmadı. Her iki bakanlık da sağ olsunlar, cevap vermediler. İyi, bakanlar yeni değişti onun için diyeceğim ama böyle bir anlayış olamaz Çünkü bakanlıklarda, devlette devamlılık esastır, kurumsallaşma esastır, böyle bir bahane de söz konusu olamaz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, faiz düşürüldü, düşürüleceği de söyleniyor ki devlet öngörülemez olamaz yani devlet öngörülebilir işler yapar, devletin ne yaptığı bellidir, şeffaftır, devlet hesap verebilir olmalıdır, öngörülebilir olmalıdır; bütün devletlerde olduğu gibi. Bizde ne olacağı belli değil. Faizi birkaç ay içerisinde 19’dan 15’e düşürdük düşürdük; 4 puan. Peki, Hazine borçlanma faizi ne oldu? O yükseldi, tam tersine. Hazinenin borçlanma faizi yükseldi, ihtiyaç kredilerinin faizi arttı, taşıt kredilerinin arttı, konut kredileri çok az bir düşüş göstermiş, mevduatta da çok az bir düşüş var, ama CDS’ler, onlarda anormal yükselmeler var, 400’lerden 500’lere çıkmış; anormal.

Şimdi, bütün bunlarla ilgili olarak ne diyeceğiz, burada ne konuşacağız? Yani bir yapı, kurumsallaşma, devlet anlayışı, liyakat sistemi, bütün bunlar yok edilmiş, ölmüş. Biz, burada, bakanlıklarla ilgili, ekonomiyle ilgili değerlendirme yapmaya çalışıyoruz ki burada, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı var ve arkalarında Gelir İdaresi Başkanlığı gibi bütün vergileri tahsil eden, öbür taraftan TÜİK gibi devlet adına istatistiki rakamları tespit eden bir kurum var. Merkez Bankası gibi rezervlerimize sahip çıkması gereken, fiyat istikrarıyla ilgili görevlendirilmiş bir kurum var, bugün görüşüyoruz. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı var, çok önemli. BDDK var, SPK var. Tüm bunlar kamu mali yapısının önemli kurumları ve Ticaret Bakanlığına bağlı olanlarla birlikte çok önemli kurumları ama bunlarla ilgili olarak, -Kamu İhale Kurumu var- tüm bunlarla ilgili olarak kurumsallaşma -maalesef- ve mevzuat bazında çok geriye gidiş var. Eğer ekonomide bir şeyler yapılacaksa, ekonomiyle ilgili bir şeyler düzeltilecekse, reform yapılacaksa önce bu kurumlar düzeltilmeli, kurumlar çalışır hâle getirilmeli, ondan sonra ekonomide reform yapılmalı, değil mi? (CHP sıralarından alkışlar) Ama kurumları öldürmüşüz, kurumlar artık çalışmıyor. Kamu İhale Kurumu dediğimiz kurum, 60’a yakın kendi kanununda, onun dışında da 140’a yakın başka kanunlarda değişiklik yapılarak, muafiyet, istisna getirilerek çalışmaz hâle getirilmiş, anlamsız hâle getirilmiş. SPK bu dönemde sıkıntılı, bayağı bir sıkıntılı, istismarlar çok fazla, özellikle İstanbul Borsasında. Özelleştirme İdaresini biliyorsunuz, şu sıralarda arsaları özellikle satışa çıkardı. Maalesef para kazanabilmek için her şey yapılıyor. Şimdi, bunlar arasında bir de tabii, Gelir İdaresini saymayacağım; özellikle denetim açısından, vergi toplama açısından çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz ama biraz önce Sayın Grup Başkan Vekilim de söyledi, TÜİK açısından gerçekten de çok üzüntülü bir durum söz konusu. TÜİK gibi kurumlar devletin güven kurumlarıdır, güvenilmesi gereken kurumlardır. Bu kurumların yaptığı çalışmalar, ortaya koyduğu sonuçlar, rakamlar devlete güveni esas kılar. Biz, TÜİK’in açıklamalarıyla ilgili muhalefet olarak, milletin seçtiği vekiller olarak soru işaretlerine sahiptik çünkü millet soru işaretlerine sahipti. Kalktık, milletvekilleri olarak, Genel Başkanımızla birlikte -biraz önce Sayın Grup Başkan Vekilimin söylediği üzere internet sitelerinde de yazıyor “Bilgi almak için merkezimize gelebilirsiniz." diyorlar- gittik. Randevu verilmedi. Değerli arkadaşlarım, sizler iktidar partisi milletvekillerisiniz, diğer arkadaşlarım da muhalefette. Şimdi, milletvekili olarak bizi kamu kuruluşuna kim almaz ya? Siz alınmazsanız iktidar milletvekili olarak ya da muhalefet milletvekili olarak ne düşünürsünüz? Bizim görevimiz bu değil midir? Millet bizi ne için seçti? Ne demek bir kamu kuruluşunda kapıdan alınmamak? Buna kim cesaret edebilir? Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir devlet anlayışıdır bu? (CHP sıralarından alkışlar) Devletin itibarını, güvenini temsil eden bu kurumlar devleti ne hâle getirmiş?

TURAN AYDOĞAN (İstanbul)Parti devleti, parti devleti.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla)Ne hâle getirmiştir arkadaşlar ya? Bu utanılacak bir hadisedir, gerçekten öyle. Ben, orada, yıllarını devlete vermiş, bu milletin bir temsilcisi olarak utandım o kapıların kapatılması dolayısıyla. Gerçekten utanılacak bir durumdu.

AYSU BANKOĞLU (Bartın)Bakan Bey, niye dinlemiyorsunuz?

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla)Şimdi, buraya gelmemişler. Gelmemeleri gerekir. Öyle bir TÜİK’in, öyle bir kamu kurumunun buralarda olmaması gerekir. Milletin temsilcilerinin yüzüne bakacak durumunun olmaması gerekir, onun için gelmelerini istemedik. (CHP sıralarından alkışlar)

TURAN AYDOĞAN (İstanbul)Onlar bizi kabul etmedi, biz de onları kabul etmedik Sayın Başkanım.

AYSU BANKOĞLU (Bartın)Sayın Bakan…

MURAT BAKAN (İzmir)Bakan başını öne eğmiş zaten.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlar, şimdi, devlette böyle bir düzen var. Üç sene oldu, yeni hükûmet sistemine geçtik.

MURAT EMİR (Ankara)Sayın Bakan, kaçırmayın konuşmayı.

TEKİN BİNGÖL (Ankara)Grup Başkan Vekili meşgul etme Bakanı orada.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla)Üç seneden beri Bakanlıkları izliyoruz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın)Sayın Bakan, dinle de öğrenirsin biraz.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla)Evet, arkadaşlar, müsaade edin, ben devam edeyim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

73 konuşma daha · 9 Aralık 2021

73 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook