İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Bülent Turan

Çanakkale Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 90. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Mayıs 2016 · 1.353 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Turan (AK Parti), 17 Mayıs 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.353 kelime.

Bülent Turan (AK Parti, Çanakkale). “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 17 Mayıs 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-turan-26-2016-05-17-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tek (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=48884

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT TURAN (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan dokunulmazlıklar hakkındaki Anayasa değişikliğiyle ilgili AK PARTİ Grubumuz adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bugün tarihî bir oturuma hep beraber şahitlik ediyoruz. Türkiye'nin değişik süreçlerini beraber yaşadık, önemli kırılmaları son on dört yıl içerisinde beraber yaşadık, beraber imal ettik bu siyasi süreci. Son dönemde dokunulmazlıklarla ilgili dile getirilen iki farklı mesele öne çıktı. Bir tanesi, terörle ilgili faaliyetlerin vekillik sıfatı adı altında dokunulmazlık zırhına sığınarak âdeta dokunulmazlıktan kaynaklı hakların terör faaliyetlerine altyapı hazırlaması süreci oldu. Bir diğeri de şu muazzez grubu, AK PARTİ Grubunu, emektar, çalışkan, dirayetli grubu ısrarla, burada ağzıma almaya utandığım ifadelerle tahkir ederek, “Sizde şu dosya var.”, “Sizde bu dosya var.”, ”Her türlü suç da var.” diyerek olmayacak vicdansızlıkla bu gruba ithamlarda bulunuldu. Biz de hem terörle ilgili -tırnak içerisinde- ayarın bozulması hem de grubumuza yapılan bu ithamların, bir anlamda, doğru mu, değil mi test edilmesi için, arkadaşlar, bırakın Karma Komisyonu, bırakın zaman kaybını, hep beraber gelelim, mevcut tüm dosyaların dokunulmazlığını kaldıralım, el mi yaman, bey mi yaman görelim dedik. Özeti bu.

Değerli arkadaşlarım, dokunulmazlık, AK PARTİ’nin icat ettiği bir anayasal zırh değil; dokunulmazlık, AK PARTİ’nin Anayasa’ya eklediği bir madde değil.

ÖZKAN YALIM (Uşak)Bülent Bey, 4 Bakanı da getirecek misiniz?

BÜLENT TURAN (Devamla)Dokunulmazlık, demokratik rejimlerde, çağdaş demokrasilerde her vekilin vekillik görevini yerine getirmesi için Anayasa’nın, bir anlamda milletin vekillere verdiği görev; dokunulmazlık, millî iradenin eksiksiz olarak Meclise yansıması, siyasi faaliyetlere yansıması için bizlere tanınan bir hak. Bu kurumu yani dokunulmazlığı -dediğim gibi- AK PARTİ getirmedi Anayasa’ya. Eski Roma’da olan bir ifade. Daha güncele geliyorum, 1876 Anayasası’nda olan bir ifade. Daha ötesi, 1924’te, 1961’de, hepsinde olan bir ifade. Dokunulmazlıktan bize bir fatura çıkaramazsınız. Dokunulmazlık anayasal sistem içerisinde bir haktır, vekillik sıfatını yerine getirmek için bir zırhtır ve bunun gereği yapılır arkadaşlar. Bizler, her anayasada olan bir ifadeyi bu dönemde ekstra bir değişiklik yapmadan bugüne kadar getirdik. Karar değiştirenler kimler, az sonra söyleyeceğim; kararı nasıl revize etmişler, onları az sonra söyleyeceğim.

Bakınız, değerli arkadaşlar, bu çalışmayı yaparken koca koca siyasetçilerin, hatta bazı genel başkanların “Kürsü dokunulmazlığından başka her şey kalksın.” dediğini gördük. Bakın, değerli arkadaşlar, kürsü dokunulmazlığı vekillik görevini yapmak için ne kadar kıymetliyse, kürsüye ulaşma dokunulmazlığı da bir o kadar kıymetlidir. Siz “Kürsü dokunulmazlığı kalsın, diğer her şey kalksın.” derseniz, yarın buraya gelme ihtimalini zayıflatma kapısını açmış olursunuz. O yüzden, dokunulmazlığın bizim açımızdan iki cephesi var: Bir, kürsü; iki, kürsüye gelme hakkı. Buraya gelirken farklı kurumlar, farklı örgütler birtakım gerekçelerle dokunulmazlığı kalkan vekilin kürsüye gelmesini engellerse bu kürsü dokunulmazlığının ne kıymeti kalacak? O yüzden, “Kürsü dokunulmazlığından başka her şey kalksın.” demek abesle iştigaldir değerli arkadaşlar.

Bakınız, kaldı ki diğer grup başkan vekillerinin konuşmalarında, diğer hatiplerin ifadelerinde gördük ki kürsüden kaynaklı bir dokunulmazlık tartışması yok. Hiç kimse “Kürsüde sen bunu demişsin, o yüzden davan var. Kürsüde bunu demişsin, biz de bunu beğenmemişiz, o yüzden açılan bir dava var.” demiyor. Mesele, dokunulmazlıktaki kürsü meselesi değil arkadaşlar, yoksa Karma Komisyon zaten kendi usulünde bu işleri görüşür ve karara bağlardı. Ancak, son dönemde, artan dokunulmazlık tartışmaları, -bir daha diyorum- grubumuza yapılan ithamlar ve terör faaliyetleri toplum vicdanında bir yara açtı. Şunu dedi insanlar: “Ey vekiller, biz sizi bizi temsil edin diye gönderdik.” Zaten kavga eden, masa üstünde gezen, olmayacak bölünme ifadeleri kullanan insanlar vekil olmadan da bunları yapıyorlar. Terörle yapıyor, farklı kurumlarla yapıyor ama vekilden beklenti var. Siz bu milletin size verdiği emanetin, vekillik görevinin hakkını yerine getirmez, falanca örgütlerin, fişmanca grupların, hatta başka başka ülkelerin sözcüsü gibi davranırsanız bu halk size dur der. Dokunulmazlığın zerre kadar benim gönlümde kıymeti yok, benim de fezlekem var, kaldırılsın, “evet” oyu vereceğim ama mesele ne? Dokunulmazlık zırhı adı altında yapılan yanlışlıklara bu millet zaten kendi gönlünde dur dedi, dokunulmazlığı bu millet kaldırdı. Hafta sonu ben Çanakkale’deydim, hiç kimse bize “Dokunulmazlığı kaldırmayın.” demedi, şehit annesi var, gazimiz var, evlatlarımız var; hepsi, “Nasıl olur da Apo’nun marşını Meclisin koridorlarında söyletirsiniz?” dediler bize. Değerli arkadaşlar, mesele, kürsüdeki konuşmalar değildir; mesele, canlı bombanın taziyesidir; mesele, halkı sokağa çağırmaktır; mesele, Diyarbakır’ın köyünde ölen 16 vatandaşımızı PKK’nın katlettiğini bilmesine rağmen utanmadan, sıkılmadan “PKK yaptı.” diyememektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakınız, ısrarla, dokunulmazlığın kaldırılmasını saray darbesi gibi komik ifadelerle ifade edenler, dokunulmazlığı olmayacak operasyonların aletiymiş gibi söyleyenlere şunu söylemek istiyorum: Çok değil, birkaç ay önce, bugün dokunulmazlığa “Hayır.” diyen partinin saz çalan genel başkanı, “Tüm vekillerin dokunulmazlığı kaldırılsın.” diye açıklamalar yaptı, defaatle kürsüde söyledi, grupta söyledi, basın toplantısı yaptı. Yetmedi, 80 vekilini yanına aldı, Meclis Başkanına gitti, “Dokunulmazlıklarımızı kaldırın.” diye dilekçe verdi, o dilekçeler hâlâ duruyor orada. Peki, AK PARTİ “Evet, kaldırıyoruz.” deyince ne oldu? Aynı grup başkan vekili, aynı eş başkan dedi ki: “İntikam, öç alma girişiminin desteklenmesi bir hata.” Ne oldu? Arada bir ay fark var, dün 80 kişiyle beraber dilekçe veriyorsun, bugün de “İntikam alıyorlar.” diyorsun. Yetmiyor, “Bu hafta dokunulmazlığımız kaldırılabilir, kendi ayağımızla ifade vermeye gitmeyeceğiz.” dedi. Bir daha diyorum: 80 tane imzanın hakkı hukuku ne oldu arkadaşlar?

Bakınız, yetmedi, şunu söylemek isterim, 7 Hazirandan sonraki öz güvenle -hani bir klasik şarap içen fare hikâyesi vardır ya “Getir o kediyi bana.” diyen- dedi ki: “Adil şekilde yargılanacaksınız, koltuktan düştünüz diye sizi asacak hâlimiz yok.” Şimdi, söylüyorum: Hiç korkmaya gerek yok, hiç darılmaya gerek yok.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır)Korkan sizsiniz.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Ankara)Sizden korkan sizden beter olsun.

BÜLENT TURAN (Devamla)80 tane vekiliniz imza verdi, hiç korkmayın, yargılanacaksınız arkadaşlar, başka bir şey değil.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Hâkim misin lan sen?

AHMET YILDIRIM (Muş)Sizi tarih yargılayacak tarih.

BÜLENT TURAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, mesele dokunulmazlık değil demiştim. Devam ediyorum, bakınız, bir vekilin aracının bagajında dünya kadar bomba bulundu, sevkiyatta yakalandı.

AHMET YILDIRIM (Muş)Yalan, yalan!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)Yalancısın, yalancısın!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Yalan!

BÜLENT TURAN (Devamla)Yalan mı, yalan değil mi…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Adaleti gazeteler mi dağıtıyor?

BÜLENT TURAN (Devamla)…izin verin yargıya gidelim, yargı bunu ifade etsin arkadaşlar. Bunun yalan mı, değil mi olduğunu beraber göreceğiz.

Bir şey daha söyleyeceğim, siz bu ifadelere “yalan” diyorsunuz. Peki, bu da mı yalan, bu da mı yalan? Canlı bomba Ankara’da onlarca vatandaşımızı öldürmüş, utanmadan sıkılmadan o canlı bombanın taziyesine gidilmiş, terör örgütünü överek de, destekleyerek de “Sırtımızı oraya dayıyoruz.” demişler. Bu da mı yalan arkadaşlar?

“Süresiz direniş” bu davet değil midir arkadaşlar? Sizin yetkilileriniz bu milleti sokağa çağırdılar, 52 kişi bir günde öldü arkadaşlar ve ölenlerin de büyük çoğunluğu Kürt gençleriydi. Bu da mı yalan?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Sen öldürdün onları.

BÜLENT TURAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, bizler dokunulmazlığın anayasal sistem içerisinde gerekli olduğunu ancak son dönemde terörle ilgili faaliyetlerde büyük bir istismara konu olduğunu, şehitlerimizin hatırı için, gazilerin hatırı için bunu yapacağımızı ifade ettik. Ancak, özellikle CHP’li arkadaşlarım “Sizde de o yanlışlık var, bu yanlışlık var.” diye bir sürü ithamda bulunmuşlardı, biz de o yüzden hepsini kaldıralım dedik.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)4 bakan nerede?

BÜLENT TURAN (Devamla)Birini kaldırsaydık arkadaşlar, diyecektiniz ki: “HDP’yi yok ediyorsunuz, CHP’yi yok ediyorsunuz, falanca falan.” diyecektiniz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Yolsuzluk dosyaları var mı?

ALİ ŞEKER (İstanbul)Bir ayda 100 tane dosya hazırlandı, hepsi muhalefetin.

BÜLENT TURAN (Devamla)Diyoruz ki: Hiçbir partiye ön yargımız yok, hiçbir partiye ön reddimiz yok. El mi yaman, bey mi yaman! Ben de fezleke sahibiyim. Diyorum ki: Kaldıralım, hep beraber görelim.

TANJU ÖZCAN (Bolu)Bakanlar ne olacak, bakanlar? 4 bakan, 4 bakan!

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)4 bakan!

BÜLENT TURAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, HDP’nin bu konudaki tavrını anlıyorum, anlayabiliyorum, size ne olduğunu anlayamıyorum! Size ne oluyor?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Ya, biz 4 bakanı soruyoruz.

BÜLENT TURAN (Devamla)Genel Başkan “evet” diyeceğim diyor, az önce konuşan hatibiniz “evet” ile “hayır” arasında bir şey söylüyor, her gün bir arkadaşınız çıkıyor, “‘Hayır’ diyeceğim.” diyor. Daha biriniz çıkıp da “‘Evet’ diyeceğim.” demedi.

ÖZKAN YALIM (Uşak)Bülent Bey, biz “evet” diyeceğiz ama sizden kaç kişi “evet” diyecek, o belli değil.

BÜLENT TURAN (Devamla)Bak soruyorum: CHP’den bir sürü arkadaş “‘Hayır’ diyeceğiz dokunulmazlığa.” dedi, bir tanesi çıkıp da “‘Evet’ diyeceğiz.” demedi. Varsa “evet” diyen haykırın, ben de buradan duyurayım. Var mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu)Var, ben; “evet”, “evet”

BÜLENT TURAN (Devamla)Tanju Bey, bir. Var mı, var mı arkadaşlar?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 17 Mayıs 2016

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook