Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Denizli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 109. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Temmuz 2020 · 1.371 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cahit Özkan (AK Parti), 8 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.371 kelime.
Cahit Özkan (AK Parti, Denizli). “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cahit-ozkan-27-2020-07-08-avukatlik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=89582
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA CAHİT ÖZKAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 222 sıra sayılı Avukatlık Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin teklif sahibi olarak grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlarım.
Avukatlık mesleği ve barolar, hukuk dünyamız, bağımsız yargımız ve vatandaşlarımızın adalet ihtiyacı noktasında çok önemli görevleri ifa ediyorlar. Eğer hukukun gelişmesi, hukukçu kalitesinin artması ve vatandaşlarımızın adalet ihtiyacının karşılanmasını düşünüyorsak o zaman demokratik, temsile çoğulcu ve katılımcı anlayışla destek veren, mesleğe özgülenmiş, Anayasa ve yasada karşılığını bulan esas ve usuller çerçevesinde teşekkül etmiş baroların anlamı çok önemlidir. Yine böylesi bir baro anlayışının hukukçu ve avukat kalitesine getireceği destek ve kalite de önemlidir. Eğer iyi hukukçu varsa, iyi tecrübe sahibi kendini etkin ve yetkin olarak donatmış avukatlar varsa o zaman vatandaşlarımızın adalet ihtiyacı çok daha kaliteli bir şekilde görülmüş olacaktır. İşte bu anlamda Avukatlık Kanunu’yla ilgili uzun zamandan beri kamuoyunda tartışılan ve özellikle avukatların -altını çizerek ifade ediyorum- avukat meslektaşlarımızın hukukla, Avukatlık Kanunu’yla ve baroyla ilgili ihtiyaçlarını dikkate alarak değerlendirmeler yaptık ve bu noktada ciddi bir reforma ihtiyaç duyulduğunu görerek Avukatlık Kanunu ve barolarla ilgili reform kararı aldık, bu noktada çalışmalarımıza başladık. Tabii, bu çalışmaları yaparken öncelikle tarihimizde var olan, bugüne kadar yapılmış olan ve hükûmetlerimiz öncesi dönemde de gündeme getirilmiş ancak yasalaşamamış olan düzenlemelere, tekliflere baktık. Ve arkasından konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının hazırlamış oldukları raporlara baktık, hukuk derneklerinin özellikle. Ve yine Devlet Denetleme Kurulunun daha evvel hazırlamış olduğu raporu da inceledik. Bu noktada mukayeseli hukuk anlamında Avrupa, Amerika ve dünya uygulamalarını da masaya yatırdık. Bu çalışmaları yaparken yine on sekiz yıllık hükûmetlerimiz döneminde AK PARTİ Grubu olarak düşündüğümüz ancak Meclisin yasama gündemi nedeniyle yoğunluğundan dolayı gündeme alınamayan yasa tekliflerini de masaya yatırdık.
ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak)Pensilvanya’ya sordunuz mu, Pensilvanya’ya?
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Ve bununla beraber özellikle hukuk derneklerini tek tek aramak suretiyle onların da görüşlerini aldık. Ve yine Barolar Birliği yönetimiyle beraber kendi içlerinden seçmiş oldukları 30 baro başkanını Mecliste kabul ettik, onların da üç saat süren görüşlerini tek tek not aldık, bunları da değerlendirdik. Yine, hukukçu milletvekillerimizle bir araya geldik ve yine, tabii, örgütlü yapılarla buluşmamız, toplantılarımızın yanında herhangi bir baroda üye olmayan kamu avukatlarından tutun, baro üyesi olup da kendi mesleki sorunlarının çığlığına maalesef duyarsız kalan baro üyesi avukatları da dinledik ve ortaya bir teklif çıktı. Ve çıkan bu teklif özellikle yasama mantığına uygun bir şekilde… Yasama organı ne yapar? Biz hukukçuların “de lege ferenda” dediği ideal hukukun peşinde, evrensel hukuka uygun, âdeta tabiat kanunları gibi, nasıl suyun kaynama derecesini kanun yaparak değiştiremiyorsak, nasıl suyun kaldırma gücünü kanun yaparak Mecliste değiştiremiyorsak, bunun layetegayyer bir kanunu varsa, biz de böyle bir yasanın peşinde koşarak çalışmalarımızı başlattık. Türkiye'nin yaşadığı tarihsel tecrübe, özellikle avukatların çoğulculuk ve katılımcılık noktasında yaşadıkları sıkıntılar, sorunlar ve mesleğe stajdan başlayarak mesleğini bırakana kadar geçen süre zarfında avukatların ihtiyaçlarını göremeyen baroların sorunları neler, görebilenlerinin durumları neler, bunları da masaya yatırdık ve bu çerçevede ortaya çıkan tablo bizleri bir düzenleme yapmaya sevk etti.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul)On yıl geçti, on yıl!
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Bu yaptığımız düzenlemeyi de AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi Grupları olarak beraber hazırladık; adım adım, aşama aşama, inanın, iğneden ipliğe, kılı kırk yararcasına hazırlamış olduğumuz bu teklifi Türkiye kamuoyunun önüne getirdik.
ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak)Saraydan geldi, saraydan!
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)80 baro başkanı karşı.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Ve kamuoyu da tartışıyor.
Evet, burada bir ifade var, ne diyor orada: “Hâkimiyet, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
ERKAN AKÇAY (Manisa)“Hâkimiyet kayıtsız şartsız barolarındır!” Öyle demek istiyor arkadaşlar.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Baroların değildir, hukuk derneklerinin değildir, avukatların değildir; 83 milyonun ortak menfaatini optimum noktada buluşturma sorumluluğu olan, millî iradenin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
TAMER DAĞLI (Adana)Başkanım, o arkadaş çıksın konuşsun ya! Çıksın konuşsun o arkadaş ya! Ayıp ya!
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum)Ayıptır kardeşim!
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara)Kendi vekilleriniz istemiyor, kendi vekilleriniz.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Evet, bu çerçevede geçen hafta salı günü Meclis Başkanlığına sevk ettiğimiz kanun teklifimiz, yine İç Tüzük’ün 30’uncu maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde Perşembe günü Komisyonun gündemine gelmiş ve bugüne kadar İç Tüzük’ün 30’uncu ve 60’ıncı maddelerinde yer alan hüküm ve esaslar çerçevesinde Parlamentoda görev yapan Komisyon üyeleri, Komisyon üyesi olmayan milletvekilleri ve yine konunun tarafı olan çevreler Parlamentoya gelmek suretiyle Komisyondaki müzakerelere katılmışlardır.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Baro başkanları yoktu, baro başkanları.
ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak)1 tane baro başkanı yoktu, 1 tane.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Tabii, İç Tüzük Parlamentonun anayasasıdır. Parlamento yaptığı bütün iş ve eylemlerde İç Tüzük’e bakar, buranın anayasası budur. Eğer İç Tüzük’e bir aykırılık söz konusu olursa bu usulsüzlüktür, bunun mutlaka düzeltilmesi gerekir. Tabii buradaki usulsüzlükler de maalesef teamüle dönüşür, onun için usulsüzlüğe meydan vermemek Parlamento üyesi olarak her birimizin üzerine düşen vazifedir. Tabii, 200’ün üzerinde milletvekili Komisyonda söz alarak görüş, düşünce ve önerilerini paylaşmış ve bu çerçevede Komisyon gerek İç Tüzük’e gerek Anayasa’ya aykırılık iddialarını değerlendirmiş ve bu çerçevede görüşmeleri tamamlayarak kanun teklifimizi kabul etmiş, hazırlanan rapor çerçevesinde bugün Meclis Genel Kurulunda tartışmaya başlamış bulunmaktayız.
Evet, ben öncelikle, müsaadelerinizle, niçin böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var, bunun eski dilde olduğu gibi esbabımucibesi, rasyosu, gerekçesi nedir, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. İnanın, tarih özelikle bu reformu altın harflerle yazacak; adaletimize, özgürlüğümüze, çoğulcu, katılımcı bir meslek odası yapılanmasına ve bu noktada belki de Avrupa’yla ve bütün dünyayla rekabet eder bir meslek standardını yakalama noktasında bizleri yarınlara taşıyacaktır.
Her şeyden önce bu düzenlemenin neden yapıldığını dikkate almak için, mevcut 1136 sayılı, 1969 tarihli Kanun’un dönemine gitmek lazım. Biraz önce Kıymetli Grup Başkan Vekilimiz Muhammed Levent Bülbül de o kanunun gerekçesini ayrıntılarıyla açıkladı. Bu vesileyle, ben de çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak 1136 sayılı Kanun’un yapıldığı dönemde Türkiye'deki toplam avukat sayısı İzmir’deki avukat sayısına eşit, 10 bin avukat var; bugün 13 kat artmak suretiyle 130 bin avukat sayısına ulaşılmış; bu çok önemli bir rakam. Bu noktada, özellikle artan avukat sayısı İstanbul, Ankara ve İzmir şehirlerinde yoğunlaşmış ve tabii, İstanbul’daki avukat sayısı kamu avukatlarıyla beraber -ki onların Anayasa’nın 135’inci maddesi çerçevesinde, bildiğiniz üzere, üye olma zorunlulukları yok- 50 bin rakamına ulaşmış, Ankara’da 20 bin, İzmir’de de 10 bin.
Tabii, bu yirmi yıllık sürede artan avukat sayısı barolar ile üyelerin rabıtasının, ilişkisinin, üyelik bağının kopmasına neden olmuş. Çünkü, sözlerimin başında ifade ettiğim gibi, baro-avukat ilişkisi bir rabıtadır ki stajdan başlayarak mesleği bırakana kadar, her dönem, meslek içi eğitim, staj döneminde verilecek eğitimlerle, derslerle tekâmül etmesi gereken bir süreç. Onun için, Anayasa’nın 135’inci maddesi ve Avukatlık Kanunu ayrıntılı şekilde baroların görevlerini saymıştır.
Tabii, özellikle, avukatlık mesleğinde artan bu sayı baroları işlevsizleştirmiş, elli yıl önce avukat olan bir meslektaşımıza nazaran otuz yıl önce avukat olan meslektaşımız daha dezavantajlı noktaya gelmiş. Otuz yıl önce ile bugünü kıyaslarsak bugün avukat olan genç, pırlanta gibi avukat meslektaşlarımız, genç stajyerler, maalesef baronun olması gereken görevlerinden gerekli hizmeti alamadığı için etkinlik ve yeterlilik noktasında mesleğe başlayamamaktadırlar.
Tabii, meslek içi eğitim de sorunludur. Özellikle, bilgi iletişim teknolojilerindeki artış, yeni hukuki konuların yaygınlaşması, dünyanın özellikle e-ticaretle beraber küçük bir köye dönüşmesi karşısında, avukatlık mesleğinin sürekli hizmet içi eğitimle donatılması gereği de ortadadır. (CHP sıralarından gürültüler) Özellikle, İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları bu noktadaki etkinlik noktasında yetersizlikle karşı karşıya kalmışlardır.
Tabii, diğer taraftan da baroların Anayasa ve yasada yer alan görevlerini yerine getiremediklerinin yanında demokratik açıdan da ciddi sorunları vardır. Bakınız, Hükûmet grubu olarak, AK PARTİ Grubu olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Grupları olarak bizim gönlümüz arzu ederdi ki bu şikâyeti bizlerden evvel başkaları getirsin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Şikâyet olmayan bir hususu mu?
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Bu bir reformdur, bu ülkenin ve milletin önünü açmaktır. (CHP sıralarından gürültüler)
Şimdi, düşünün İstanbul’da 47 bin üye avukat var, bir o kadar da -4 bin civarında- kamu avukatı var yani, Anayasa’nın 135’inci maddesine göre üye olma zorunluluğu olmayan kamu iktisadi teşekkülleri, belediye iktisadi teşekkülleri ve kamu kurumunda çalışan avukatları topladığınız zaman ne yapıyor? 50 bin avukat yapıyor. 50 bin üyeden oluşan bir baronun, 8 bin oy almış bir baro başkanı tarafından yönetilmesini düşünmek elbette kabul edilebilir bir durum değildir.
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara)10 aday.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)Evet, oradan Sayın Milletvekilimiz diyor ki: “8 değil 10.”
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara)Hayır, 10 aday var diyorum.
CAHİT ÖZKAN (Devamla)50 bin avukatın olduğu yerde, 10 bin avukatın oyuyla seçilmek herhâlde demokratik değildir. Bu anlamda, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’ndaki görevleri… (CHP sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
124 konuşma daha · 8 Temmuz 2020