Recep yazıcıoğlu'nun vefatı dolayısıyla
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 2. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Ekim 2003 · 722 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemal Yılmaz Demir (AK Parti), 2 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RECEP YAZICIOĞLU'NUN VEFATI DOLAYISIYLA); konuşma 722 kelime.
Cemal Yılmaz Demir (AK Parti, Samsun). “Recep yazıcıoğlu'nun vefatı dolayısıyla”. TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim tutanağı, 2 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-yilmaz-demir-22-2003-10-02-recep-yazicioglu-nun-vefati-dolayisiyla (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CEMAL YILMAZ DEMİR (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İkinci Yasama Yılının bu 2 nci Birleşiminde, merhum Valimiz Recep Yazıcıoğlu'yla ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu, hepimiz, kaçınılmaz bir şekilde, ebedî hayata doğru yürüyoruz. Belki bir gün önce, belki bir gün sonra, bir nefes kadar kısa bir ömür bir gün sona eriyor. Bazen, insanlarımızın kalbinde ölümsüzleşenler de oluyor. Onları hiç ölmeyecekmiş gibi sevdiğimizden midir bilinmez, ölümüne bir türlü alışamıyoruz. Hayatımızda, çoğu kez, değerini bilemediğimiz varlıklara olan ihtiyacımızı, onları kaybettiğimiz zaman daha iyi anlıyoruz.
Yine bir trafik kazasında, yine milletimizin bir sevdalısı gözünü sonsuzluğa çevirdi, daha öncekiler gibi. İşte, bu değerlerden biriydi Recep Yazıcıoğlu. Nadir bulunan insanlardan, zor ülke koşullarında çok zor yetişen insan tiplerinden biriydi o. Bu vesileyle, hepinizin başı sağ olsun diyorum. Özellikle de rahmetli Valimizin bütün yakınlarının başı sağ olsun ve Allah sabırlar versin.
Değerli arkadaşlar, milletler için, kendi değerleriyle yoğrulmuş önderler birer ütopyadır. Dünün ütopyasını seslendiren Nurettin Topçu "yarınki Türkiye'nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaktır. Hünerleri, her türlü fedakârlık olan bu hizmet ehlleri, hizmetlerinin mükafatlarını bu insanlardan beklemeyecekler, sonsuzluğa sunduğu eserin sesinin akislerini yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir" demektedir.
Özgür düşünce, demokratik yaşam anlayışı, üretkenlik, sürekli dinamizm ve toplum menfaatları her zaman kendilerinden öne oldu onlar için; ama, çoğumuz, kişisel kaygılarımızın peşinde koşmaktan aslî görevlerimizi unutur olduk.
Bilim adamlarımız fikir üretmeli, biz politikacılar ise çözüm üretmeliyiz.
Çağdaşlık, demokratik kültürün yerleşmesiyle mümkündür; ancak, demokratik bir zeminde yetişen insanlar, güven duygusu ve güven kültürüyle kendini geliştirir.
Geleneksel kültür yapımızda oluşmuş kolektif bilinçaltı kalıplar, devleti baba yerine koyma eğilimindedir. Devlete itiraz etmenin, babaya itiraz olarak algılanmasının psikodinamik boyutu vardır. Kolektif bilinçaltındaki düşünce ve duygu kalıplarına uygun politikalar üretilmelidir.
Bu nedenle, yasadışı eylemi zorlayan ideolojik etkinlikler, yürüyüşler ve okul önlerindeki protestolar toplumsal cevap bulamamaktadır. Toplumun büyük çoğunluğunun, düşüncesini devleti incitmeden yapma duygusunu taşıması, seçim tepkileri şeklinde ortaya çıkabilir. Devleti kutsallaştıran dogmatik olarak devlete bağlılık duygusu ile babaya bağlılık duygusunun ayrıştırılması uzun sosyolojik faz gerektirir.
Çözüm nedir; iyi adamlar ile kötü adamlar arasındaki kavga bitmeyecektir; uzun vadeli çözüm, iyi adamların çoğalmasıdır; orta vadeli çözüm, iyi adamların organize olmayı, doğruyu doğru şekilde savunmayı başarabilmeleridir. Kendini beğenmiş kurtarıcılar beklemek, itaat kültürünün devam eden bir anlayışıdır. Bilim, sürekli gerçeği arama çabasındadır. Çözüm için hak arama bilincinin oluşması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, Anadolu insanı, köleliğe değil, özgürlüğe layıktır. Bilinçli bir halkın karşı konulmaz iradesi, yanlışları düzeltecek tek güçtür. Kültürümüzdeki manevî dinamikleri iyi kullanırsak, toplumun azalan sevgi ve güvenini artırmak mümkün olabilir.
En büyük düşmanımız önyargı, en çok ihtiyacımız olan şeyse diyalogdur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
CEMAL YILMAZ DEMİR (Devamla)Toplumda, sevgi, saygı ve güven duygusu önemlidir. Bir toplumda, sevgi, saygı ve güvenin azalması, sosyal ilişkileri düzenlemeyi zorlaştırır. Bireylerarası kavgaların artması, toplumsal huzurun bozulması sonucunu doğurur, insanları yalnızlığa iter, ekonomik hareketlilik azalır. Barış ve huzurun yaygınlaşması için insan psikolojisini merkez alan politikalar üretmek öncelikli hedefimiz olmalıdır. Her ne kadar, rafting yapmak, su kayağı yapmak, yamaç paraşütü yapmak, valimizi renkli ve aykırı gösterse de, onu esas renkli ve aykırı kılan, merhum valimizin mezar taşında "hür, demokrat, adam gibi bir ülkede yaşayamadan gitti" vasiyetindeki mesajda yatmaktadır. Sanırım, bu mesaj, biraz önce ifade ettiklerimin bir özeti ve özlemi olsa gerek.
Değerli arkadaşlar, rahmetli valimizin ardından dökülen gözyaşı ve yakılan ağıtlar, aziz milletimizin kendi sesine duyduğu sevdayı göstermektedir. Rahmetli, seslerin kısıldığı bir dönemde, milletimizin sesi ve yüreği olmuştu; yüreklere su serpmeyi alışkanlık haline getirmişti. Tokat'ta başladı, Aydın'da devam etti, Erzincan'da zirveye çıktı; bu ses kısılmaya çalışıldı; ancak, susmamıştı, milletine olan sevdasını dışa vurmaktan bir gün bile geri kalmamıştı. En son Denizli'deydi, yine eskisi gibi... Sadece birkaç ay görev yaptığı Denizli halkının ona olan sevgisini görünce, bir şey anlatmaya gerek kalmadığını hep beraber görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, sözlerimi, merhum valimizin ardından yakılan bir ağıtla bitirmek istiyorum:
"Beni yaşlı bir çınarın dibine gömün
Yapraklarından nisan yağmurları damlasın
Toprağımın üstüne...
Garip bir çobanın kaval sesiyle
Şafak sökerken
Beni o yaşlı çınarın dibine gömün
Hasretlerim, özlemlerim,
Bilinmeyen sevgilerim
Kimseye yük olmasın..."
Gönülden bağlandığım Anadolu'da her sahipsiz mezara gönderdiğim duaya, topladığım kır çiçeklerinin kokusuna, yurdumun vadilerinde yankılanan her feryadıma aziz ruhunu ortak edeceğim.
Nasıl olsa yerin altı da üstü de birdir bizim için; ama, adam hasreti çok zor doğrusu...
Güle güle, adalet ve merhametine şahadet ettiğim sevgili valim...
Güle güle, adam gibi adam...
Bu vesileyle, bu yasama yılının başarılı geçmesini diler, Yüce Meclisimize ve milletimize saygılar sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 2 Ekim 2003