İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle

Cengiz Gökçel

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2020 · 450 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cengiz Gökçel (CHP), 24 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 450 kelime.

Cengiz Gökçel (CHP, Mersin). “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-gokcel-27-2020-06-24-hukuk-muhakemeleri-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=89240

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin’in Üseli köyünde doğan, hayatını çiftçilikten kazanan bir milletvekili olarak konuşuyorum.

Çocukluğumda, yanımda, yöremde herkes ekmeğini topraktan kazanırdı. İnsanlar, dereden su taşır, tarımsal üretim yapar para kazanırdı, çoluğuna çocuğuna gelecek kurardı. Köylünün kendi arazisi de vardı, hazine arazisi de kullanırdı. Çiftçinin ezilmesine hiçbir zaman izin verilmezdi. Çiftçinin ürettiği, alın teri döktüğü, çoluğunun çocuğunun geleceği olan hazine arazisi elinden alınmazdı, rantiyecilere peşkeş çekilmezdi. Bugün ise vatandaşın her biri ayrı dertli, bir dokunup bin ah işitiyoruz. On sekiz yılda iktidar, köylüyü dert yükü altında ezdi, hayatından bezdirdi.

Değerli milletvekilleri, önceki gün Mersin’de tarımın kalesindeydim. Kaleköylü, Çiftlikköylü hemşehrilerim tarım yapmak istedikleri için topraklarını imara açtırmadılar. Atalarından, dedelerinden kalan arazilerde üretim yapıyorlar. Arazilerini sulamak için binbir emek çektiler, sulama birliği kurdular. 24 bin dekar araziyi sulamaya başladılar; içinde kendi arazileri de vardı, ecrimisil ödedikleri hazine arazileri de vardı. Ama ne oldu? Güzelim tarım arazilerini ranta kurban ettik; her yer beton oldu, beton toprağı yedi, zehirledi, bitirdi. 24 bin dekar araziden kala kala 9 bin dekar kaldı, 5 bin dekarı Kaleköy’e ait. Kale düşerse bu bölgede tarım diye bir şey kalmayacak.

Köylülerin üzerinde üretim yaptığı hazine arazisine ısrarla birileri el koyma peşinde. Mersin Üniversitesine yakın bölgede 260 dekarlık hazine arazisi var. Kaleköylü, Çiftlikköylü hemşehrilerim yüz yıldır bu hazine arazisinde üretim yapıyor, ecrimisil ödüyor ve üstünde insan sağlığına en faydalı olan limonu üretiyor, zeytin ve şeftali üretiyor. Bu arazinin bir yüzü Akdeniz’i görüyor, diğer tarafı heybetli Toroslara bakıyor. Beton meraklılarının ağzını sulandırıyor bu arazi, rantiyecilerin iştahını kabartıyor.

Mersin Üniversitesi yakınındaki 260 dönüm hazine arazisinin TOKİ’ye tahsis edildiğini öğrendik. Köylülerin elinden araziyi alıp başkalarına kullandırmak için yapılan bir oyun bu bence. Bu hazine arazisini köylülerin elinden alıp kime kullandıracaksınız? Ben, size söyleyeyim kime kullandıracaksınız: Bu, asla Çiftlikköylü, Kaleköylü hemşehrilerim olmayacak; ancak yandaşlar ve rantiyeciler kullanacak bu araziyi. Bu araziyi tarımdan çıkarıp beton yığınına çevirmek hangi akla, hangi mantığa sığar? Allah’tan korkun! Bu devirde yeni beton yığınlarına mı; tarım ürünlerinin üretildiği, vatandaşın nefes alabileceği alanlara mı ihtiyaç var? Siz, tutup, yüz yıldır limon, zeytin, şeftali yetişirken köylünün arazisini alıp beton yığınına çevirmeye çalışıyorsunuz; yok böyle bir şey, Allah’tan korkun! Yenişehir’e, Mezitli’ye ihanet etmeyin; Mersin’e ihanet etmeyin.

İşinize gelince “hukuk”, işinize gelince “Allah korkusu” diyorsunuz. Hazine arazisini Kaleköylü, Çiftlikköylü hemşehrilerimin elinden alanın Allah korkusu var mıdır? Orada benim Kaleköylü, Çiftlikköylü hemşehrilerimin hiç mi hakkı yok? Tamam, arazi hazine arazisi. Bizim köy yerinde bir deyim var “kadim hakkı” diye. Buradaki hazine arazileri atalarından miras olarak kalmış, tarımsal üretimde kullanmışlar; cefa çekmiş, sulamışlar; ülke ekonomisine katkıda bulunmuşlar, çoluğunun çocuğunun geçimini sağlamışlar. Bu araziler bu köylülerin hakkı, Çiftlikköylülerin hakkı bu. 260 dekar arazinin tahsislerinin derhâl yapılıp tapularının köylüye verilmesi gerekiyor. Biz, üretelim diyoruz, çiftçi köylü para kazansın, mutlu olsun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

107 konuşma daha · 24 Haziran 2020

107 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook