Danışma kurulu önerisi
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Nisan 2010 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cevdet Erdöl (AK Parti), 7 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.112 kelime.
Cevdet Erdöl (AK Parti, Trabzon). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-erdol-23-2010-04-07-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CEVDET ERDÖL (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ve 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası nedeniyle tüm hastalarımıza Allah’tan şifalar diliyorum. Bu vesileyle hepinize sağlık, mutluluk, esenlik dilerken tekrar sizleri en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Tabii, kanser korkulan bir hastalık. Gerek beklenen yaşın, ömrün uzaması, diğer hastalıkların kolaylıkla tedavi edilebilmesi ve erişimin, hastaların, hastanelere, hekime ulaşmasının erişiminin kolaylaşması kanser insidansını artırmaktadır. Tabii ki genetik faktörler, çevresel faktörler ve hele beslenme ve tütün faktörleri çok ciddi kanser yapıcı faktörlerdir. Bunlardan özelikle üç kanserden biri beslenme, bir diğeri sigaraya bağlı olduğunu söyleyecek olursak eğer gerekli tedbirleri aldığımız takdirde üç kanserden ikisini önleyebileceğimiz anlamına gelir, bunu da dikkatlerinize sunuyorum.
Karadeniz Bölgesi’ne has olarak, özellikle son zamanlarda, son on yılda en çok iddia edilen konu Çernobil felaketinin Karadeniz’deki yaptığı etkidir ve bir diğeri de son zamanlarda değerli mesai arkadaşım Sayın Profesör Tahsin Yomralıoğlu ve arkadaşlarının yapmış olduğu elektrik hatlarının, yüksek gerilim hattının ve çevresinin insanlara, insanlarda kanser yapıcı etkiye yol açtığına dair bilimsel çalışmalarıdır. Tabii bizler bilim adamları olarak kanıta dayalı konuşmalıyız, kanaate dayalı olarak konuşmamalıyız, kanıtla kanaati birbirinden ayırmamız lazım. Bu vesileyle ben de sizlere bilimsel kanıtlarla ilgili bir doküman arz edeceğim.
Çernobil vakası, malumunuz, 1986 yılı 26 Nisanında patlayan nükleer santralde, muhtemeldir ki o zamanki Sovyetler Birliği Hükûmeti bunu çok da duyurmak istememiş ve birkaç gün esen rüzgârlarla, kuzeye doğru esen rüzgârlarla nükleer serpinti ulaşmış, taa İsveç’e kadar ve İsveç’te ve Norveç’te, o civarda yapılan ölçümlerde radyasyon miktarının beklenenin 14 kat yükseğine çıktığı anlaşılınca bir sızıntı olduğu, bir patlama olduğu düşünülmüş ve araştırmalar sonucunda Çernobil’de bir nükleer kaza olduğu gözlemlenmiş ve ardından 5 Mayısta ikinci bir patlama olmuş fakat rüzgâr bu arada yön değiştirerek güneye doğru dönmüş ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu pek çok ülkeye radyasyon serpiştirmiştir. Bunlardan en çok etkilenen bölge Edirne Havsa bölgesi ve Rize, Hopa, Trabzon bölgesidir. Bu nedenle, buralarda yapılmış ve yapılmakta olan araştırmalar bizim Çernobil’le ilgili kanaatlerimizi kanıta dökmüş veya dökmemiştir. Bununla ilgili çalışmalar epeyce yapılmıştır.
Nasıl etki ediyor radyasyon? Ya bulutlardan direkt ışınlamayla veya bulutlardan solumayla veya toprakta olan radyasyonun serpişmesiyle veya radyoaktif maddelerle kontamine yani bulaşan besinlerin gıdalarla alınması. İşte, Türkiye’de en çok bu gıdalarla alınması ile bulaşma olduğu söylenmektedir ve bununla ilgili maalesef çok kötü örnekler de... Hani, çayı içen “İşte, bak, bir şey olmuyor.” diyen ve işi önemsemeyen, âdeta savsaklayan yetkili kişiler de olmuştur.
Fakat elde edilen bilimsel veriler Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun resmî rakamlarına göre şöyle diyor, aynen okuyorum 7’nci cildinden: “Türkiye’de Çernobil kazası nedeniyle kazadan en fazla etkilenen Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kırsalda yetişkinlerin yaşam boyu alacakları etkin doz değerinin ortalaması 4,49 milisievert olarak hesaplanmıştır.” Bu değer tek bir akciğer tomografisinden alınan dozun yarısı civarındadır. Yani biz Çernobil olayını küçümsemek taraftarı değiliz ama bilimsel gerçek bu. Hatta ve hatta şunu size söyleyebilirim, ben bir konuşmamda da söylemiştim: Bir paket sigaradan daha az tesiri vardır bugünkü insanların üzerinde. Onun için, “Siz mini Çernobilleri cebinizde gezdirmeyin.” diye vatandaşlarımıza söylediğimiz budur.
Bir diğer önemli konu, bununla ilgili pek çok üniversitemizde araştırmalar yapılmıştır. Hacettepe Üniversitesi, bölgedeki üniversitemiz olan, eski bir personeli olarak gurur duyduğum Karadeniz Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi hep bu konuyu araştırmışlardı ve nihayet Başkanlığını Rize Milletvekili Mustafa Parlak Bey’in yapmış olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu zaten 1993’te kurulmuş ve bu konuyu detaylı olarak araştırmıştır.
Bu konuya 2 milletvekilimiz muhalefet şerhi koymuştur. Birisi Mustafa Ünaldı’dır. Geçtiğimiz dönemde milletvekili arkadaşımızdı Sayın Hocamız. O, içerik olarak değil de teknik olarak bir, mahiyet olarak ciddi bir eleştirisi olmamış ama diğer muhalefet şerhini de, bugün Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olan Sayın Algan Hacaloğlu muhalefet şerhini koymuştur. Onun muhalefet şerhinin 7’nci maddesinde diyor ki: “Ancak tüm bunlara rağmen, Hükûmetin ihmaline rağmen –ihmali vurguluyor- Çernobil kazasının ülkemizde sağlık riski yaratabilecek bir radyasyon tehlikesi yarattığını söyleyemeyiz. En azından elde bunu kanıtlayacak güvenilir tıbbi veriler yoktur.” 8’inci maddede “Aradan çok uzun zaman geçmiş olduğu için Çernobil olayı nedeniyle yurttaşlarımızın uğramış olabileceği sağlık riski dışındaki zarar ve mağduriyetleri saptayabilmek mümkün değildir.” Ve nihayet Karadeniz Bölgesi’ne mahsus 2006 yılında yapılan çok büyük bir araştırmada Rize ve Edirne, en çok radyasyon serpintisini alan bu iki ilimiz, hiç radyasyona maruz kalmadığı düşünülen Isparta ile karşılaştırılmış ve 19.211 hane üzerinde yapılan araştırmalarda 73.470 kişi üzerinde çalışma yapılmış -74 bine yakın- ve burada denilmiş ki: “Bu illerimiz arasında kanser görülme sıklığı bakımından belirgin bir fark yoktur.” Şimdi, bu kadar çok çalışma yapılmış. Biz Meclis olarak bunun neyini araştıralım? Araştıralım, araştırılsın ama bilimsel araştırmaların belki devam etmesi, genetik çalışmaların devam etmesi doğrudur. Bu çalışılmasın demiyoruz ama bunu, Meclis olarak araştırmaya... Zaten araştırılmış, her şeyi yapılmış. Ben şunu söylüyorum, bunun da -altını çizerek- akıllarda tutulması gerektiğine inanıyorum; Çernobil’in yapmış olduğu sağlık etkilerinin yanında psikolojik etkileri çok çok çok daha fazladır. Psikolojik olarak Çernobil hâlâ insanları etkilemektedir. Ama her nedense, kalplerinin üzerine koydukları, ölüm sebeplerinden en birincisi olan, her satılan müşterisinden yarısını öldüren sigarayı ceplerinde insanlar taşımaya devam ediyor. Bakınız, hiçbir ürün yoktur ki satın alanı, o iki kişiden birini öldürsün. Evet, bu böyle. Onun için bu mücadeleye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, bilinen sebepler içerisinde kalp damar hastalıkları ve kanserler en çok ölüm sebebi. Bunları da önlemede bilinen birinci sebep, dediğimiz gibi sigara. Bununla ilgili 22’nci Dönem ve 23’üncü Dönem milletvekillerini, Sayın Başbakanımızı, Sağlık Bakanımızı başta tabii ki ve değerli bütün grupları tebrik ediyorum. Biz milletvekilleri olarak, kanserle mücadelede, kanserle savaşta Meclis olarak üzerimize düşen en büyük görevi yaptık, bundan sonraki nesillerin kurtulması açısından.
Şimdi, tabii ki KETEM’ler kuruldu, çalışıyor, onlarla ilgili gerekli bilgileri arkadaşımız verdi. Hastanelerin altyapısı, personelinin artırılması, elbette bunlar çok önemli şeyler. Özellikle onkoloji uzmanlarını Sayın Serdaroğlu söyledi; on dört-on beş yılda yetişiyor, doğrudur. Bunu, on dört-on beş yıl önce “hekim sayısı fazla, hekim sayısı fazla” diyen insanlara sormamız lazım hep birlikte. Bu tedbirler alınmamıştır ama bugün, sizlerin, bizlerin sayesinde de sağlık politikalarındaki yapılan gelişmeler ve personel politikaları bu açığı önümüzdeki yıllarda kapatacaktır inşallah.
Kanser araştırma kurumu kurulmasını öneriyor Sayın Serdaroğlu gerekçesinde. Ben gönülden katılıyorum. Bütün bu çalışmaları koordine edecek kanser araştırma kurumu mutlaka kurulmalıdır. El birliği yapalım, destek olalım, bunu kuralım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Gelin yapalım o zaman.
CEVDET ERDÖL (Devamla)Kesinlikle yapalım, kesinlikle yapılmalıdır. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığı hukuki düzenleme üzerinde çalışıyor. İnşallah önümüze geldiğinde…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Hocam, biz de katkı verelim.
CEVDET ERDÖL (Devamla)Tabii ki efendim, tabii ki efendim.
Taslak çalışılıyor. Hep birlikte çalışacağız buna. İnşallah en verimli şekliyle bunu yapacağız.
Yalnız, Serdaroğlu’nun gerekçesinden bir cümleyi tarihe not düşülsün diye okuyorum, şunu söylüyor: “Unutulmaması gereken diğer bir nokta ise, göğüs hastalıkları uzmanlarının akciğer kanseri takip ve tedavisini üstlenmedikleri, beş altı yıl öncesinde bu hastalara -yani kanser hastalarına- onkoloji kliniklerinde aylar sonrasına randevu verildiğidir.” Şükürler olsun ki bunlar beş altı yıl öncesindeki gibi değil. Şu anda daha iyiye gidiyor. Elbette ki eksikler vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 7 Nisan 2010