İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · ÇARŞAMBA

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Ceylan Akça Cupolo

Diyarbakır Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 28 Ekim 2026 · 1.155 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.155 kelime.

Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti, Diyarbakır). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ceylan-akca-cupolo-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90910

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben sunuma şöyle göz atıyordum ilk üç sayfada "barış" kelimesini görecek miyim diye. 5'inci sayfada sadece bir defa bahsedilmiş, orada da Suriye'de iç barışın tesis edilmesinden bahsediyor. Türkiye'deki barış veya devam eden diyalog sürecine tamamen "terör" paranteziyle bakılmış. Bu biraz hayal kırıklığı uyandırıcı. Ama buraya gelmeden önce, dün Meclisin Dışişleri Komisyonunda görüşülen Mekke Anlaşması'yla ilgili birkaç şeyi dile getirmek isterim. Meclisin çalışma biçimiyle ilgili bize sunduğu o fotoğrafa bir kez bakalım isterim. Mekke Savunma Anlaşması, adından da anlaşılacağı üzere bir savunma anlaşması. Hâliyle, öncelikle Millî Savunma Komisyonuna gitmesi gerekiyordu ama oraya gitmedi, Dışişleri Komisyonuna geldi. Dışişleri Komisyonunda Başkan Fuat Oktay'a sorular geldi. Orada, bunun niçin Millî Savunmaya gitmediği sorulduğunda o da Millî Savunma Komisyonuna yazdıklarını ama Komisyonun kendisinde bununla ilgili herhangi bir iş, görev ve sorumluluk görülmediğinin cevabını aldığını söyledi. Şimdi, eğer Millî Savunma Komisyonu Mekke Savunma Paktı'nda görev almayacaksa Millî Savunma Komisyonu tam olarak ne işe yaramaktadır?

Bir de dün Komisyondan öyle bir hızla geçti ki sonrasında bakma ihtiyacı duydum. Mesela, anlaşmaya imzacı olan ve katılan Pakistan ve Suudi Arabistan'da çok daha hızlı geçmiş. Çünkü Suudi Arabistan'da krallık var, Pakistan'da da askeri vesayet var. Şimdi, Türkiye'nin Dışişleri komisyonundaki geçiş hızına baktığımızda, buradaki sistemle ilgili aslında bize bir ipucu veriyor. Bizim hızımız, yönetim biçimimiz hakkında tam olarak ne söylüyor?

Yine, anlaşma henüz Mecliste onaylanmış değil çünkü anayasa 90 ve 92 belli koşulları sunuyor ama böyle olmadan, bir sürü, aslında çalışma yapılmış; komite kurulmuş, komite toplanmış, istihbarat şefleri toplanmış, bütün buluşmalarını yapmışlar. Oysaki bu pakt hâlâ Türkiye Parlamentosunda, Genel Kurulunda oylanmış değil, geçmiş değil.

Bir başka şey, barışla ilgili bir noktaya değinmek istiyorum. Şimdi, bu pakt için bu kadar hız çabası varken Nisan ayında, 15-19 Nisan'da sizin de sunumunuzda bahsini ettiğiniz Parlamentolararası Birlik'in 152'nci Genel Kurulu yapılmıştı ve Genel Kurulun bence başlığı, ismi, mottosu çok iyiydi: gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmekti ve orada Barış ve Güvenlik Komitesinden bir tane karar çıktı. O karara yalnızca İran İslam Cumhuriyeti ve Rusya metnin tamamına muhalefetlerini ifade ettiler, Çin metnin tamamına çekince koydu ama Türkiye metnin tamamına "evet" oyu verdi. Bu karar, Barış ve Güvenlik Komitesinden geçen kararın başlığı da şöyle: Güçlü Çatışma Sonrası Yönetim Mekanizmalarının Kurulmasında ve Adil ve Kalıcı Barışın Tesis Edilmesinde Parlamentoların Rolü. Epeyce uzun aslında yapılacak liste var ama en son maddesinden bahsetmek istiyorum. 36'ncı maddede diyor ki bu kararda, Türkiye'nin de "evet" oyu verdiği bu kararda: "PAB'dan çatışma sonrası toparlanma ve barış inşası çabaları içinde olan parlamentolara kapasite geliştirme, akran öğrenimi, danışma misyonları ve iyi uygulamaların derlenmesi yoluyla hedeflenmiş teknik yardım sağlanmasını talep eder." Yani bu kararı onaylayan parlamentolar bunu da talep ederler diyor. "Bizim Parlamentomuz böyle bir talepte bulundu mu, bulunmadı mı?" diye buradan sormak istiyorum.

Yine, insanların bu Mekke'deki hız, PAB'dan geçen karar çerçevesi içinde bu İzleme Kuruluna değinmek isterim çerçeve yasada da bahsedilen. Çerçeve yasanın çıkış tarihiyle Mekke Anlaşması'nın ortaya çıkış tarihi hemen hemen aynı. O yetmiş beş günde geçmiş, uygulamaya girmiş, Parlamentoda onaylanmadığı hâlde uygulamaya girmişken İzleme Kurulu hâlâ olduğu yerde bekliyor, çalışmıyor ama İzleme Kurulunun işini yapması için MGK'nin kararını beklememize gerek yok. Cevdet Bey de bunu söylüyor, Cevdet Yılmaz da bunu birçok röportajında dile getiriyor.

Buradan başka bir noktaya gelmek istiyorum insanların Parlamentodan beklentileriyle ilgili. Bu fon vurgununu izleyen hemen hemen herkes fon vurgunundan kaç milletvekilinin, 592 milletvekilinden kaçının zengin olduğunu aslında öğrenmek istiyor çünkü bunu izlediklerinde yani böylesi vurgunlardan zengin olan bir Parlamentoyu izlediklerinde bu Meclisin onların yaşamına değebilecek yasa yapma kapasitesi olup olmadığından da şüphe duyuyorlar. 3 tane örnek vermek isterim: Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmaları başlamadan önce "Ekmek, Adalet ve Barış İçin Bütçe" şiarıyla toplantılar aldık, bunlardan birisi Siirt Kurtalan'daydı ve orada bir kadın ineğine yem alamadığı için ineğini kesime gönderdiğinden bahsetti. Çocuklarının eve gitmek istemediklerini çünkü "Eve niye gidelim ki orada yemek yok." dediklerinden bahsetti. Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmaları başlamadan önce Diyarbakır Bağlar Dörtyol'daki hamal pazarına gittim, bir kavşakta bekleyen insanlar yani günübirlik iş bekleyen insanlarla konuştum. Biri köyü baraj suyu altında kalmış olan 60'lı yaşlarında bir adamdı, günübirlik hamallık yapıyordu ve hayatı boyunca hiç SGK girişi olup olmadığını sordum, "Hayır." dedi. "Meclisteki bütçeden beklentini söyler misin?" dedim, "Hiçbir beklentim yok, orası artık insanların sadece birbirlerine bağırıp çağırdıkları bir yer." dedi.

Biri de -bu çok güncel, iki gün önceydi- Ankara'da taksicilik yapan, günlük 1.600 lira yevmiyeyle çalışan ve 1.600 lira yevmiyenin 800 lirasını kaldığı otele veren, diğer 800 lirasını da biriktirip yeni ev tutmak için aslında biriktirmeye çalışan bir adamın mesajı. Hiç ben onun adına konuşmayayım, onun mesajını okuyacağım şimdi: Benim adım Serdar -soyadını okumuyorum kişisel verileri için- çocuğum var, oğlum Kuzey, kızım Azra. İki yıldır otelde kalıyorum, kirada oturduğum ev satılınca boşalttım. Kaldığım otel Dışkapı'da Aymini Otel'de kalıyorum. Kayıt var, herkes gelip sorabilir. Bugüne kadar hiç yardım almadım. Sigortam yok, iki yıl içinde iki defa Ankara Etlik Hastanesinde bağırsak ameliyatı geçirdim. Durakta çalışan arkadaşlarımın desteğiyle ayakta durdum, eşyalarım depoda duruyor. İki yıldır çok mağdurum, oğlumu Çocuk Esirgeme Kurumuna verdim, Ankara Çocuk Esirgeme Kurumunda, kızım Bartın'da annesiyle birlikte kayın babamın yanında kalıyor. Ev tutma sürecinde yardım istiyorum. Bu kadar parayı bir araya getiremiyorum ev tutmak için çünkü bunun emlakçıya verdiğim parası var, nakliyeye verdiğim parası var, depozitosu var ve bunu bir araya getiremiyorum. Getiremediğim için de bu döngüden çıkamıyorum ve yardım istiyorum." diyor. Onunla yaptığımız sohbette diyor ki: "Bu kadar parayı ben ev tutmak için bir araya getirmeye çalışırken aldığım 1.600 liralık yevmiyenin 800'ünü otele, 800'ünü de bir kenara koymaya çalışırken, ev tutamazken fon vurgunundan bu kadar zengin olanları görmek benim içimi acıtıyor." Şimdi, bunu izleyen insanlar Meclisin kendi derdine çare olamadığını gördükçe isyan etmek istiyor ama bağıramıyor. Bağırdığı zaman çünkü örneğin geçen gün bağıran bir yurttaş -niye bağırdığını sonra öğrendik- evsizmiş, dışarıda kalıyor ve cezaevinde başının üzerinde bir çatı olabilir diyerek bağırıyor. Cumhurbaşkanına hakaret ediyor, "En azından bir yıl belki içeride yatarım da bir yıllık kira bedelinden kurtulurum." diye bakıyor. İnsanlar Meclisi artık muhalefet vekillerinin iktidar vekillerine bağırdığını izlemek için açıp bakıyor, Meclisi bunun dışında takip etmiyor çünkü Meclisin bir işlevi olmadığını, Meclisin asıl misyonuna bir türlü kavuşamadığını görüyor. Bu bizim için utanç tablosu, böyle bir şeyden insanların yalnızca bağırma yani maç izler gibi Meclisi izlemesi bizim için utanç verici. Burası hayatı boyunca sigorta yaptıramamış bir kişiye sigorta yaptırmayan patronlara karşı yasa yapacağımız yer. Burası Çocuk Esirgeme Kurumunda kalan o çocuğun, Kuzey'in babası Serdar, annesi ve kız kardeşi Azra'yla bir araya gelmesini sağlayabilecek adil bütçenin yapılabileceği yer. Eğer bunu yapamayacaksak, burada bir sürü kitapçıklarla işte her yıl bir araya geliriz ve yine hiçbir yere varamayız. Bu derinleşen yoksulluk, insanların içinde artan çaresizlik ve Meclisten kestikleri umut bizim için bir uyarı çığlığıdır, bir uyarı zilidir. Bu zili duymanızı umuyorum.

Bir de barış için çabalarınızı aslında bir teşekkürle bitirmek istiyorum. Bu Mecliste yaklaşık on yıllık bir mesaim var, milletvekili olarak değil, bu çok yeni dönemin bir şeyi ama. Gelmiş geçmiş Meclis başkanları içinde yine diplomasiye, uzlaşıya ve konuşmaya en açık başkanlardan biri olduğunuzu tespit ediyorum ve bu rolünüzü daha etkin bir şekilde oynamanızı umut ediyorum.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

1 konuşma daha · 28 Ekim 2026

Tümü →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook