İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri

Genel Kurul, 19. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Kasım 2014 · 496 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Demir Çelik (Halkların Demokratik Partisi), 26 Kasım 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri); konuşma 496 kelime.

Demir Çelik (Halkların Demokratik Partisi, Muş). “Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/demir-celik-24-2014-11-26-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararname-3 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=35305

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

DEMİR ÇELİK (Muş)Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekili arkadaşlar; hepinizi şahsım ve partim adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Gerçi Adalet Bakanımız yok.

Bir reformda istenen, arzulanan temel amaç nedir, Toplumun birikmiş siyasal, tarihsel sorunlarını çözüme kavuşturmak mıdır? O nedenle radikal olmak zorundadır, değişimci olmak zorundadır, toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilmenin potansiyeline ama aynı zamanda da çözüm parametrelerine sahip olmalıdır. Reform, sadece ve tek başına sorunu çözermiş gibi bir algı yaratmaya hizmet edecekse bu manada bize elma şekeri sunmaktan başka bir anlamı da, bir niteliği de olmayacaktır. Burada yapılanlar, bir kısım açmazları açmaya yönelik radikal müdahaleler yerine, durumu idare eden, günü kurtaran, bu yönüyle de palyatif bir kısım çözümleri getiriyormuş algısına rağmen de sorunu, biriktiren, çözümsüzlüğe yol açan bir konumda bırakmıştır.

Evet, yargı önemlidir, yargının bağımsızlığı her şeyden de önemlidir çünkü yargı kişiye, gruba, kesime devletin esirgediği özgürlüğü de, adaleti de sunmak için vardır. Devleti elinde bulunduran güç askerî olabilir, militarist davranabilir, polis devleti olabilir, faşizan uygulamalara yönelebilir, kişi ve hükûmetlere bağlı otoriterizmi sürdürüyor olabilir; bütün bunlara karşın tek güç, toplumun ihtiyaçlarını karşılamanın garantisi, garantörü bağımsız yargıdır. Hukuk devletinin de olmazsa olmazı olan silahların bağımsızlığı söz konusu olduğunda anlaşılması gereken, yargının, yasamanın, yürütmenin siyasal vesayetten, devletin hiyerarşik ilişkisinden bağımsız, azade bir noktada kendi tarihsel rolünü oynamasıdır. Ama burada öngörülen, her şeyden önce siyasi vesayete tabi yargıyı, Yargıtayı, Danıştayı, Sayıştayı kurmak ve biçimlendirmekle yetinmiyor ama aynı zamanda noterlik sistemine, baro sistemine, toplumun sivil, demokratik örgütlülüğüne de devletin kaygıları, kuşkuları nezdinde müdahale edip şekillendirmeye ihtiyaç duyuyor. Buradan da demokrasi çıkmaz.

Türkiye’nin, evet, doksan yılı aşkın bir zamandır çözemediği yargısal problemleri maalesef çok. Hâkimlerin, savcıların özlük hakları, ertelenmiş ve çözülemeyen davalar, raflarda birikmiş tozlarla karşı karşıya olan dosyalar çözüme muhtaç bir konumdadır. Ancak, reform olarak bize pazarlanan, her zaman olduğu gibi, adalet ve özgürlük yerine bir yanıyla köle-efendi ilişkisini dayatan bir ilişki. O yönüyle de sorunların birikmesine, kangrenleşmesine yol açan bir anlayış ve yaklaşımla soruna yaklaşılmaktadır.

Son iki gündür Cumhurbaşkanımızın bir kez daha gündeme damgasını vuran söylemleri, yargıdan ne anladığını, Hükûmetin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ne anladığını deşifre eder niteliktedir.

Esnaf, evet esnaf ticari faaliyetini yürütebilmenin özgürlüğüne de özgünlüğüne de sahiptir. Esnaf polis olamaz, esnaf hakem olamaz, esnaf hâkim olamaz; esnaf da bir sivil toplum örgütünün bireyidir, unsurudur, devlet dışıdır, iktidar dışıdır. Ona düşen, devletin kutsiyetini esas alan bir noktadan soruna yaklaşmak değil, devletin kendi haklarını gasbeden noktadan muhalefet etmektir, karşı çıkmaktır. Toplum ancak böyle ilerleyebilir. Siz, toplum ve toplumun yerine hiyerarşiyi, iktidarı, devleti herkese ama herkese dayatırsanız buradan adalet çıkmaz. O yönüyle de Adalet ve Kalkınma Partisinin isminin üzerindeki “adalet” yerine ve onun ısrarla on iki yıldır “Yolsuzluk, yasak ve yoksullukla mücadele edeceğim.” söylemi yerine, siz, işsizliği, yoksulluğu, sefaleti artıran, çoğaltan; adaleti, adil davranışı da azaltan bir noktadan soruna yaklaşacaksınız ki çözülen, çöken ve toplum nezdinde de giderek itibarsızlaştıran bir konudan kendinizi kurtaramayacaksınız.

O nedenle, yol yakınken Sayın Adalet Bakanına da hatırlatmak isterim, yasakçı zihniyetten mümkün olduğunca uzak duran, özgürlükleri, barışımızı tez elden harekete geçiren bir reform reform niteliğini taşır; ötesi aldatmadır, ötesi zaman, kaynak ve emek israfıdır diyor, saygılar sunuyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 26 Kasım 2014

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook