İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Antalya'nın bazı ilçelerinde meydana gelen şiddetli fırtına ve hortum felaketine ilişkin gündem dışı konuşması

Devrim Kök

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Ocak 2016 · 562 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Devrim Kök (CHP), 28 Ocak 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Antalya'nın bazı ilçelerinde meydana gelen şiddetli fırtına ve hortum felaketine ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 562 kelime.

Devrim Kök (CHP, Antalya). “Antalya'nın bazı ilçelerinde meydana gelen şiddetli fırtına ve hortum felaketine ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/devrim-kok-26-2016-01-28-antalya-nin-bazi-ilcelerinde-meydana-gelen-siddetli-firtina-ve-hortum (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=43932

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

DEVRİM KÖK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz hafta Antalya’da Aksu, Alanya, Manavgat, Finike ve Demre’de meydana gelen şiddetli fırtına ve hortum nedeniyle bölgede çok sayıda üreticimiz ve vatandaşımız mağdur olmuştur. Yüzde 99’u örtülü tarım, yüzde 1’i meyve bahçesi olmak üzere toplam 1.012 dekar alan afetten zarar görmüştür.

Bana ulaşan bilgilere göre 21 milyon -resmî rakamları ama daha fazla olduğunu düşünüyoruz- zarar vardır. 408 çiftçimiz neredeyse bir yıllık emeklerini kaybetmişlerdir. Antalya İli Tarım ve Afet Müdürlüğü yetkilileriyle görüştüğümde ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini gördüm fakat sıkıntımız şu: Oradaki tespitlerden yola çıkarak oraya ihtiyacı olan parayı gönderemediler şu anda. Sayın Bakanımızdan isteğimiz şudur: Antalya’ya bir an evvel zarardan doğan, efendim, o parayı göndermelerini talep ediyoruz. Bana 70 yaşında Yusuf Ertan adında bir çiftçimiz ulaştı, iki tane serası hasar görmüş. Birisinde 46, diğerinde 29 bin lira zarar tespit edilmiş fakat daha ortada para yok. Banka ve alacaklıların kendisini sıkıştırdığını söylüyor, eğer kısa bir süre içerisinde bu para aktarılmaz ise elinde ne varsa kaybedeceği endişesini taşıyor. Sayın Bakanımızdan bir an evvel oraya para aktarılmasını rica ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ikinci bir konu, içinde bulunduğumuz hafta 24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası. Adına bakarak aslında ne kadar adaletliyiz ve ne kadar güzel bir demokrasimiz var demek mümkün değil çünkü bu hafta, 24 Ocak Uğur Mumcu ve 31 Ocak Muammer Aksoy katliamlarından sonra adını almıştır. Evet, Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, Ahmet Taner Kışlalılar, Necip Hablemitoğlular, Bahriye Üçoklar gibi birçok aydınımız katledilmiştir.

Bu aydınlarımızın hepsinin bir ortak özelliği vardır aslında. Bu insanlar, kendini Kemalist olarak tanımlayan, Mustafa Kemal Atatürk’ün altı ilkesinin bu ülkeyi kalkındıracağını düşünen, aydınlık yarın hayalleri olan, özgürlükçü, demokrat, eşitlikçi insanlardı, aydınlardı ve tam da bu nedenle aslında ben katledildiklerini düşünüyorum. Örneğin, Uğur Mumcu, cumhuriyet karşıtlarının ve tarikatların, cemaat yapılanmalarının, bölücülerin Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı örgütlenme modelini ve faaliyetlerini büyük bir cesaretle takip etmiş ve gündeme taşımıştır. Yine Muammer Aksoy’un öldürülmesine dört saat kala Emin Çölaşan’la yaptığı son röportajında son sözleri şu olmuştur, “Askerî rejimler, diktatörlükler kurulur ve yıkılır fakat laiklik, bir defa gittiği zaman asla geriye dönmez.” demiştir ve Turgut Özal döneminde kaldırılan 163’üncü maddenin kaldırılmaması için ciddi muhalefet etmiştir ve bu nedenle hayatını kaybetmiştir. Ahmet Taner Kışlalı, “Kalpaklı Kalkınma” makalesinde Atatürkçülüğün aslında sadece bir aydınlanma felsefesi değil, aynı zamanda bir ekonomik kalkınma modeli olduğunu da kaleme almıştır.

Necip Hablemitoğlu, şu anda moda deyim olan F tipi örgütlenmeyi, on üç yıllık iktidarınız döneminde çok ciddi katkılar yaparak büyütüp, besleyip daha sonra tüm olumsuzlukları ona yıkıp olumluları kendinize aldığınız bu F tipi örgütlenme modelini incelemiş, orada sahte belge hazırlamaktan hâkim türetmeye kadar olan tüm konuları ele almıştır ve hayatıyla ödemiştir. Şuraya gelmek istiyorum: Bu insanlar Kemalist, Atatürk devrimcisi olduğu için, aydınlık yarın hayalleri olduğu için katledilmiştir ama birileri çıkıp demiştir ki: “Ben yola çıkarken kefenimi giydim, geldim.” Hiç kimsenin siyasi görüşünden dolayı, dünya görüşünden dolayı, inancından dolayı kefen giymesini asla arzu etmeyiz ama görünen o ki bu ülkede kefeni Atatürk devrimcileri giyiyor, özgürlükçüler giyiyor, aydınlar giyiyor.

Atatürk’ün bir lafı vardır, der ki: “Durum ne zaman kötüye gitse, gidin Toros dağlarına bir bakın. Orada Yörük çadırından duman tütüyorsa her şey bitmemiş demektir.” Toros dağlarından gelen, bir Atatürk devrimcisi olan, adı “Devrim” olan, Kemalist olan birisi olarak söylüyorum: Mustafa Kemal’in yaktığı bu aydınlığı bu ülkede asla söndürttürmeyeceğiz. Hiç kimsenin buna gücü yetmeyecek. Çünkü, Atatürk, sadece ete kemiğe bürünmüş bir lider değil, Orta Doğu bataklığındaki Müslüman coğrafyasındaki aydınlanma felsefesinin adıdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 28 Ocak 2016

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook