25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 17. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Kasım 2020 · 515 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Dilşat Canbaz Kaya (Halkların Demokratik Partisi), 18 Kasım 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 515 kelime.
Dilşat Canbaz Kaya (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 18 Kasım 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dilsat-canbaz-kaya-27-2020-11-18-25-kasim-kadina-yonelik-siddete-karsi-uluslararasi-mucadele-ve-dayanis (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92225
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DİLŞAT CANBAZ KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri ve değerli halkımız; bugün, 25 Kasım sebebiyle, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri hakkında söz almış bulunuyorum.
Maskemi çıkarmıyorum; gribim, tedirgin olmanıza gerek yok, maskeyle konuşacağım arkadaşlar.
Herkesin de bildiği gibi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, Dominik Cumhuriyeti’nin kanlı diktatörlüğüne karşı mücadele ederken katledilen Mirabel kardeşlerin katledilişinin 60’ıncı yılındayız bugün ve 60’ıncı yılı vesilesiyle de tüm dünyada ve bizim de ülkemizde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde eylem ve etkinliklerimiz oluyor; kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin, kadın katliamlarının nedenlerini, niçinlerini… Bizler bu mücadeleyi bugün, dün Mirabellerden, dünden bugüne kadar, geçmişte, tüm kadın arkadaşlarımızdan devraldığımız mirasla, mücadele geleneğiyle yürütüyoruz.
Sözümüzün söylendiği birçok yerde, bu ülkede, kadın cinayetinin, kadına yönelik şiddetin maalesef karşılığı yok çünkü kadın düşmanı politikaların, gerici, cinsiyetçi politikaların olduğu bir ülkede kadına yönelik hukuktan, adaletten, kadına yönelik şiddetin hukukundan ve adaletinden bahsetmemizin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Bugün İstanbul Sözleşmesi gibi, 6284 sayılı Kanun gibi kazanımlarımız varken bugün iktidarın genel söylemleri -sözleşmenin geri çekilmesi, kanunun, yasanın değiştirilmesi gibi- İstanbul Sözleşmesi üzerine yapmış olduğu söylemleri var ama biz kadınlar, kazanmış olduğumuz haklardan yani İstanbul Sözleşmesi gibi gerçekten ilmek ilmek ördüğümüz, adım adım kazandığımız hiçbir haktan vazgeçmeyeceğimizi tekrar tekrar yinelemek istiyoruz.
Bugün, ne yazık ki 2020 yılında hâlâ yaşamak ve yaşatmak için yani hayatta kalmak için mücadele veriyor kadınlar. Bugün, verilere baktığımızda, 2020 Mart ayından bugüne kadar 197 kadın cinayeti, 132 şüpheli kadın ölümü gerçekleştirildi. Kasım ayı içerisinde -bugün Kasımın 18’i- 12 kadın katledildi. Bugün yaşamak ve yaşatmak için mücadele verdiğimiz her alanda, pandemi döneminde de, salgın döneminde de en fazla biz kadınlar şiddete maruz kaldık, maruz kalmaya da devam ediyoruz.
Covid-19 sürecinin kadınlar üzerindeki sosyoekonomik etkilerinin araştırılması için 11 Kasımda verilen Meclis araştırması önergesi AKP ve MHP’nin oylarıyla maalesef reddedildi. Oysaki pandemi sürecinde, sürecin başlangıcından bu yana kadın cinayetleri verilerine baktığımızda, özellikle sokağa çıkma yasağıyla birlikte, şiddetin faili erkeklerle aynı evi paylaşmak zorunda kalan kadınlar olduğunu görmekteyiz.
İnsan Hakları Derneğinin, pandemi sürecinde, kadına dair bir raporu var; raporda, bazı bölgelerde polisin şiddete ilişkin hiç başvuru almadığı ve direkt adliyelere yönlendirdiği, adliyelerinse 13.00 ile 15.00 saatleri arasında çalışmakta olduğu ve çoğu kadının bu bürokratik süreci yürütemediği için tekrar şiddet gördüğü alana yani bulunduğu evlere geri dönmek zorunda kaldığı belirtilmiştir. Covid-19 sürecinde tam kapasite çalışmayan kadın sığınmaevleri ve evden çalışma uygulamasıyla, kadın şiddet gördüğü alanda kalmaya maalesef zorlanmaktadır.
Yalnızca pandemi sürecinde değil, 6284 sayılı Yasa kapsamında kadına ayrılan bütçe, maalesef iktidarın eril zihniyetinin bir yansıması. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesindeki artışın yüzde 23 oranında olduğunu görüyoruz. 6284 sayılı Yasa kapsamında kadına ayrılan bütçe artışı ise yüzde 19’dur. Yani maddi, manevi, bedensel olarak zarara uğrayan kadınların barınma gibi en temel ihtiyaçları, kadınların iş hayatına katılımının sağlanması için yapılacak destekler ve en mühimi, şiddetin önlenmesi kapsamında yürütülecek çalışmalar bakımından ayrılan bütçe de ve yapılan çalışmalar da biz kadınlar açısından maalesef yetersizdir. Bu yetersizlik iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadeleye bakışını da açıkça ortaya koymaktadır.
Sözlerimi kadına yönelik şiddetle ilgili mücadelede yapılması gerekenlerle noktalamak isterim. Pandemi döneminde ekonomik ve sosyal açıdan kadınlar güçlendirilmeli, herhangi bir düzenli geliri olmayan kadınlar tespit edilerek maddi destek sağlanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
97 konuşma daha · 18 Kasım 2020