Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Iğdır Milletvekili ·
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 796 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Dursun Akdemir, 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 796 kelime.
Dursun Akdemir (Iğdır). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dursun-akdemir-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA DURSUN AKDEMİR (Iğdır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kırşehir'de kurulması kabul edilen Ahi Evran Üniversitesi hakkında konuşmak üzere söz aldım. YÖK Teşkilat Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamelerde değişiklik yapılarak 1 inci maddede ek 56 ncı madde olarak getirilen Ahi Evran Üniversitesi hakkında ben de yasa teklifi verdim.
Türkiyemizde, ülkemizde, yeterli üniversitenin olmadığını biliyorum ve yeterli sayıya ulaşabilmek için de ülkenin tüm imkânlarının planlı, programlı ve hesaplı şekilde, gelecekteki ihtiyaçları da karşılayacak şekilde, üniversite sayısının artırılmasına inanan bir öğretim üyesiyim; ancak, ne yazık ki, ülkemizin ekonomik imkânları, geleceğe yönelik uzun vadeli planları yapıp, yeni üniversiteler açma konusunda kıttır. Bu nedenle, ülkemizin, bir an önce millî gelirini artırarak, gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşması gerekiyor.
Kaba bir rakamla, Amerika Birleşik Devletlerini şöyle göz önüne getirirsek -tabiî, dünyanın en zengin ülkesi, fert başına millî geliri 36 000 doların üzerinde- 4 000 üniversitesi var. Ülkemizin de millî gelirini düşünecek olursak, fert başına geliri 4 000 dolar; yani, neredeyse, Amerika Birleşik Devletlerinin onda 1'i gelire sahip bir ülkeyiz. Yine, kaba bir hesapla hesaplarsak, Amerika Birleşik Devletlerinde 4 000 üniversite varsa, bizde de en az 400 üniversitenin olması lazım gelir şeklinde teorik bir düşünceyi ortaya atarak, üniversite açmanın gerekliliğini vurgulamak istiyorum.
Üniversite kavramı, aslında, toplumların gelişmesiyle, güçlenmesiyle ve bölgesinde kendi bilimsel buluşlarıyla gücünü ispat etme merkezleridir. Bu güç merkezlerinin çok iyi kollanması, korunması, değerlendirilmesi gerekir; ama, maalesef, son yıllarda, ben, Parlamentoya geleli üç yıl oldu, bu üç yıl içerisinde, hükümetin, üniversitelerle, âdeta, kavga eder bir ortamı yaratma çabasını gördüm; bu, beni çok üzüyor. Halbuki, üniversitelerde eksik, yanlış, kusurlu işler yapılırken, dünyanın gelişmiş ülkeleriyle yarışacak araştırmalar, yayınlar, çalışmalar yapılıyor. İlle de, üniversiteler, bizim her söylediğimiz söze tabi olacak kurumlar değillerdir. Üniversiteler, aksine, aykırı düşünebilen, aykırı fikirler ileri atan, tartışmaların, karşıt fikirlerin çatıştığı, tartışıldığı bir ortamdır. Biz, bunu teşvik etmeliyiz üniversitelerde. O nedenle, Türkiye'de yeni üniversiteler kurulurken bu açıdan üniversitelere bakmak ve değerli Millî Eğitim Bakanımızın ve hükümetin üniversitelerle ilgili bakanlıklarının, konuya bu açıdan bakmaları ve üniversitelerimizin kaybolmuş, zedelenmiş yanlarını onararak, tamir ederek, onlara şefkatle yaklaşarak, bu bilimsel yuvalarımızın güçlenmesini sağlamalarını buradan rica ediyorum.
Burada üniversite kavramını göze alacak olursak, Avrupa Birliğinde üniversitelere nasıl yaklaşılıyor? Geçen, üniversiteler üzerine yaptığım konuşmada, içeriğini açıklamadığım, Sorbon ve Bolonya Deklarasyonundan burada bahsetmek istiyorum. Sorbon, Bolonya diyoruz, ama, içinde ne var bunun? Bunun içerisinde, "yükseköğretim ile piyasa ve ekonomi arasında etkileşim artırılmalıdır" diyor. Avrupa bile, kendisinin yükseköğretimleri ile piyasa ve ekonomi arasında mevcut olan ilişkiyi yeterli bulmuyor, bunun artırılmasını istiyor. İşte, buradan, Avrupa kendi içinde bu eksikliği gördüğü halde, Avrupa Birliğine katılmak için çaba sarf ettiğimiz bu dönemde, onlardan daha fazla olarak biz bu konuların üzerinde durup, kendimizi yeniden gözden geçirmek durumdayız; yani, yükseköğretim programlarını, özellikle rekabet edebilirlik çerçevesi içinde telakki etmeli, bilgi bazlı ekonomi bağlamında yapılan işgücü planlamaları ile bu çalışmaları paralel götürmeliyiz.
Değerli arkadaşlarım, biz, Avrupa'ya uymak isterken, ayrıca, Avrupa'da, Avrupa ülkeleri arasında tanınan diploma ve eklerinin de oluşturulmasını şimdiden Avrupa Birliği ülkelerine ayarlayacak şekilde çalışmalar yapmak durumundayız; kurulacak üniversitelerimizin bakış açısını da bu yöne ayarlamalıyız.
Ayrıca, lisans ve yüksek lisans düzeyinde olmak üzere, iki kademeli bir eğitim sistemi getirmek gerekiyor. Birinci kademedeki eğitilecek öğrencileri iş hayatına hazırlayan ve genellikle iş ortamındaki eksikleri karşılayacak vasıfta insangücü yetiştirecek düzeyde olacak şekilde eğitmeliyiz; ama, ikinci kademede yetiştireceğimiz yüksek lisans öğrencilerini, araştırma yapacak, yeni buluşlar bulacak, Türkiye'yi dünyada buluşlar ülkesi olarak tanıtacak kişiler olarak yetiştirmek durumundayız.
Türkiye'de, gerçekten, bu güçte olan, bu beyin gücünde olan, üniversitede yetişmiş gençlerimiz var; ama, ne yazık ki, Türkiye, üniversitelerden yetiştirdiği gençlerin üçte 1'ine iş bulamıyor. Hâlâ, Türkiye'nin en meşhur üniversitelerinden mezun olan, boşta gezen gençlerimiz var. Dolayısıyla, bunlar, dış ülkelerde gittikleri yerlerde iyi rağbet gördükleri için de beyin göçü veriyoruz; iyi yetiştirdiğimiz gençlerimiz, yabancı ülkelerde gittikleri yerlerde ortam bulduklarından, ülkemize tekrar dönmek istemiyorlar. İşte, bu kurduğumuz üniversiteleri de, yetiştireceğimiz gençlerimizi de bu çerçeve içerisinde değerlendirmek durumundayız.
Bu 15 üniversiteyi kurarken hükümetin daha önceden yapmadığı bir eksiği burada hatırlatmak istiyorum. Bu ihtiyacı biliyordu, acil eylem planında bahsedilmişti, neden üç yıl geçti de, şimdiye kadar, o zaman asistan alıp bu üç yıl içerisinde yetiştirmedi doktora öğrencisi?
Gün geliyor "üniversite kuralım" diyoruz; ama, açık öğretim üyesi var, malî yönden yeterli ödenek verilmedi, özerklik açısından, özellikle idarî özerklik açısından ve malî özerklik açısından hükümetin yaklaşımı çok cimri. Hükümeti, bu cimrilikten cömertliğe davet ediyorum üniversite konusunda. Eğer, üniversitesine cömert davranmayan bir hükümet "ülkemi iyi idare ediyorum" diyorsa, bu iddiası boşunadır; çünkü, beyin gücü olan insanlar, nüfusun çoğunluğu eğitilmişse, eğitilmiş insanların gücü önemli sayılır. Cahil insanların gücü ile eğitilmiş insanların gücünü kıyaslamak mümkün mü?
İşte bu nedenlerle, Kırşehir Üniversitesinin kurulmasını, Ahi Evran Üniversitesinin kurulmasını da, Iğdır Milletvekili olarak, ülkesini seven bir milletvekili olarak, Orta Anadolu'da Ahilik kültürünü yaygınlaştıracak, geliştirecek ve insanlarımız arasında ahlakî değerleri önplana çıkaracak bir üniversite olması amacıyla, Kırşehir'de böyle bir üniversitenin kurulması için kanun teklifi verdim.
Bu kanun teklifimin Kırşehirlilere ve tüm Türk Milletine hayırlar getirmesini diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005