İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 12. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Ekim 2019 · 572 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ebrü Günay (Halkların Demokratik Partisi), 31 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 572 kelime.

Ebrü Günay (Halkların Demokratik Partisi, Mardin). “Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 31 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ebru-gunay-27-2019-10-31-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munase (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=81367

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

EBRÜ GÜNAY (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentonun asli görevlerinden bir tanesi Anayasa’nın güvence altına aldığı hakları korumak ve bunları kollamaktır. Ama maalesef, biz bu konuyla alakalı birçok konuyu konuşamıyoruz, birçok konuyu tartışamıyoruz, özellikle Anayasa’nın güvence altına aldığı hakların ihlalini ve gasbını konuşamıyoruz. Bunlardan bir tanesi, izinsiz gösteri ve yürüyüş hakkının valiler tarafından önce izne bağlanması; artık yetmedi, valiler hızlarını alamadılar, süresiz bir şekilde, sürekli yasaklanan bir hakka dönüştü. Ama biz bunu konuşamıyoruz çünkü atanmış bir vali yasa üzerinde çok rahat karar alabiliyor.

Bir diğeri ise seçme ve seçilme hakkının gasbedilmesi. Seçme ve seçilme hakkını en çok bizim tartışmamız, en çok bizim korumamız gerekiyor ama maalesef biz tartışamıyoruz. Yeni dönemin seçme ve seçilme hakkının gasbının ismi “kayyum.” Ben bugün size kayyumlardan bahsedeceğim. Önceki dönem yürürlüğe konulan kayyum rejimi 31 Mart yerel seçimlerinden sonra bir politik tavra dönüştü ve alenen yürütülmeye başlandı. Biliyorsunuz, seçimlerden sonra ilk hukuksuzluğu, seçilmişlerimizin adaylıklarını bizzat kabul eden YSK yaptı ve seçilmişlerin KHK’li adaylar oldukları gerekçesiyle 6 belediye eş başkanımızın mazbatalarını gasbetti ve gasbedilen 6 belediye ise seçimde ikinci olan AK PARTİ’li adaylara verildi. 19 Ağustos tarihinde Mardin, Van ve Diyarbakır olmak üzere 3 büyükşehir belediyemiz gasbedildi ve milletvekili olan bizlerin dahi belediyelere girişlerimiz engellendi. Şu an geldiğimiz noktada toplamda 13 belediyemiz gasbedilmiş durumda ve seçme seçilme hakkı engellendi. Bakın daha iki gün önce, 29 Ekimde yani cumhuriyetin yıl dönümünde, yüzde 77 oyla seçilen Cizre Belediyesine kayyum atandı. O gün gördüğümüz fotoğraf, Cizre’de halkın seçme ve seçilme hakkının olmadığı rejim biçiminin, yönetiminin fotoğrafıydı. Kayyum atama rejimi, yüzyıllardır sürdürülen Kürt halkını inkâr politikasının devamı niteliğinde, seçme iradesine hakarettir. Buradan şunu sormak istiyorum: Egemenlik kayıtsız şartsız milletin midir yoksa egemenlik kayıtsız şartsız iktidarın mıdır? Artık bu sorunun cevabını vermenin zamanının geldiğini düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, belediyelerin kayyumlar eliyle nasıl borç batağına batırıldığını hep birlikte gördük. Kayyumlar sadece iki yılda Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerinde 3,5 milyar borç bıraktılar. Küçük bir belediye olan Hakkâri Belediyesi 286 milyon borçla bırakıldı. Açıkçası kayyumlar belediyeleri bir ganimet gibi görüp talan ettiler, belediyelerin sahip olduğu taşınmazları başka kamu kurumlarına bedelsiz olarak hibe ettiler. Yol ve meydanlar dahi kamu kurumlarına devredildi, belediye binası bile hibe edilmişti. Cizre Kaymakamlığınızın aklına gelen bütün ihtiyaçlarını belediye bütçesinden karşıladılar.

Ben Cizre Belediyesinden bazı örnekler vermek istiyorum kayyumun 31 Marttan önce yaptıklarına dair. Belediye hizmet binası kaymakamlığa devredildi. Cumhuriyet Meydanı, Emniyet Müdürlüğüne devredilmiş. Tabii, şunu merak ediyorum: Bir kentin meydanı Emniyet Müdürlüğüne niye teslim edilir, niye devredilir? Herhâlde TOMA’ları park edecek yer bulamayınca meydanı devretmeye karar vermiş kayyum. Yine, ilçe mezbaha bölgesi Millî Eğitim Müdürlüğüne devredilmiş. Tabii, bunlar saymakla bitmez, zamanımız yok. Daha önemlisi, 31 Mart seçimleri öncesi son üç aylık bazı harcama kalemlerini söyleyeceğim yani gerçekten durup düşünmek gerekiyor. Cizre Kaymakamlık makamına 1 adet fotoğraf makinesi, 1 adet tepe flaşı, 32 gigabaytlık hafıza, 1 adet flaş lensi ve 1 adet çantanın tedarik edilmesi. Kaymakamlık binasına jeneratör ve kalorifer yakıtı için 1.500 litrelik motorin ve 10 ton kalorifer yakıtı tahsis ediliyor. Düşünün, borçlarla bıraktığınız belediyelere patlayan su kanalizasyonu yapmak için maalesef ki belediyelerimiz benzin bulamazken bir kaymakamlığa nedense benzin ve motorin tahsisi yapılıyor.

Şimdi, Nusaybin’e bir kayyum atandı ve belediye eş başkanlarımız tutuklandı. Belediye eş başkanlarımıza sorulan soru şu: Belediye bünyesinde neden kriz masası oluşturdunuz? Ya, el insaf, el insaf yani insanın akıl sağlığıyla dalga geçilecek bir soru. Bir kente arka arkaya iki gün havan topu düşüyor, 13 insan yaşamını yitiriyor, insanlar canhıraş bir kenti terk etmeye çalışıyor, mülki amir oluşturduğu kriz masasına belediyeyi dâhil etmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

130 konuşma daha · 31 Ekim 2019

130 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook