İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · SALI

Bazı kamu alacaklarının uzlaşma usulü ile tahsili hakkında (s.s.109)

Emin Haluk Ayhan

Denizli Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 66. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Şubat 2008 · 1.059 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Emin Haluk Ayhan (MHP), 19 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ UZLAŞMA USULÜ İLE TAHSİLİ HAKKINDA (S.S.109)); konuşma 1.059 kelime.

Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Bazı kamu alacaklarının uzlaşma usulü ile tahsili hakkında (s.s.109)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-02-19-bazi-kamu-alacaklarinin-uzlasma-usulu-ile-tahsili-hakkinda-s-s-109 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin muhterem üyeleri; 109 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini yüce heyetinize sunmak için söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Tasarısı Bakanlar Kurulunca 7/2/2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. 12/2/2008 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür. Görüşmelerin tamamlanmasından çok kısa bir süre içinde de iktidar partisinin çok yoğun ısrarıyla Genel Kurul gündeminde yer almış ve görüşülmeye başlanmıştır.

2004 yılında yayımlanan 5035 sayılı Kanun ile 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılarak taşıtların vergilendirilmesinde ağırlık esasından motor hacmi esasına geçilmiş ve taşıtların ödeyecekleri motorlu taşıtlar vergisinin belirlenmesinde aracın silindir hacmi baz alınmıştır.

Maliye Bakanlığı taşıtların silindir hacimlerini esas alarak her bir taşıt cinsinin tabi olduğu motorlu taşıtlar vergisini bir tarifeyle ilan etmiştir. Bazı taşıtların vergilenmesinin yanlış yapıldığı fark edilmiş ve eksik kalan vergi tutarları için geçmişe yönelik olarak tarhiyat yapılmıştır. Bu düzenlemeyle, eksik yapılan tarhiyatlar için davadan vazgeçilmesi karşılığında mükelleften yapılan ek tarhiyat için gecikme zammı alınmayacağına ilişkin düzenleme getirilmektedir. Yapılan düzenlemeyle bu tür ek tarhiyatlar için davadan vazgeçilmesi karşılığında gecikme zammı istenilmeyeceği taahhüdünde de bulunulmaktadır.

Yapılan düzenlemeler, Maliye Bakanlığının sonradan görüş değiştirmesi ve bu görüş değişikliği sonucu mükelleflerin gecikme zammı ödemek gibi ek külfetler altına girmesi sebebiyle mükelleflere yapılan ek tarhiyatların gecikme zammı tahsil edilmeden alınmasına yöneliktir. Zira Maliye Bakanlığı 2007 yılı içinde görüş değişikliğine gitmesine rağmen, geçmişe yönelik olarak 2004, 2005, 2006, 2007 yılları için ek tarhiyat yapmakta, bu ise Maliye Bakanlığının ilgili yıllarda belirlediği tutarlar üzerinden ödeme yapan ve sorumluluklarını yerine getirmiş olan mükellefler açısından gecikme zammı gibi bir ek külfet doğurmaktadır. Yapılan bu düzenlemeyle, mükelleflerin ekstradan bir külfete katlanması engellenmeye çalışılmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası ise spor kulüplerinin Federasyonlar Fonu’na olan borçlarının tasfiyesi önerilmektedir. Bir başka anlatımla, bu alacağın devlet tarafından vazgeçilmesine yönelik bir düzenlemedir. Federasyonlar Fonu’na borcu olan spor kulüplerinin ne kadar borçlarının olduğu tespit edilmelidir. Spor kulüplerinin mevcut gelir ve gider durumlarının ne olduğunun bilinmesi ve kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Subjektif bir değerlendirmeden ziyade, hangi kulüplerin ne kadar borcu olduğu açık bir şekilde ifade edilmeli, gelinen nokta şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Uzlaşma müessesesi, bugün, devletin egemenlik gücünün gereği olarak alınan vergiyi pazarlık konusu yaparak devletin egemenlik gücünü zayıflatmakta, mükellefler arasında eşitliği, vergisini zamanında ve doğru olarak ödeyen mükellef aleyhine bozmaktadır.

Mükelleflerin uzlaşma müessesinden yararlanmak istememesi veya mükellefiyle vergi idaresinin uzlaşamadığı durumlarda, mükellef, yargıya gitmektedir. Mevcut taslak, vergi idaresiyle uzlaşamamış ya da doğrudan yargı yolunu seçmiş mükelleflere, açmış oldukları ve sonucu kesinleşmemiş davalarından vazgeçmeleri hâlinde vergi idaresiyle yeniden uzlaşabilme hakkı vermektedir. Bu uygulama, şüphesiz, mahkemelerdeki yığılmayı azaltacak, mahkemelerin yükünü hafifletecektir. Ancak bu uygulama, milletin devletine olan güvenini olumsuz olarak derinden etkileyecektir. Dürüst, namuslu ve vergisel ödevlerini zamanında yerine getiren mükellefler bu uygulamayla âdeta cezalandırılmaktadırlar.

Üç mükellefin olduğu bir durumda, üçünün de 2004 yılına ilişkin olması gereken gelir vergisi tutarlarının aynı olduğu varsayıldığı bir durumu ele alalım. Mükelleflerden birinin dürüst mükellef olduğunu, 2004 yılına ilişkin beyanını tam ve doğru bir şekilde yaptığını ve vergısını zamanında ödediğini, diğer iki mükellefin ise gelir vergısı beyanlarında bulunmayıp vergilerini zamanında ödemediğini, 2006 yılında geçirdikleri bir vergi incelemesi sonucunda aynı değerde gelir vergisi tarh edildiğini ve buna karşı gelir beyanı yapmayan iki mükelleften birinin de uzlaşmaya giderek vergi aslı ve cezalarını ödediğini, gelir vergısı beyannamesi vermeyen diğer mükellefin ıse davaya gittiğini ve davasının halen sürdüğü bir durumda, şayet bu kanun mevcut haliyle çıkarsa, bu üç mükellef arasında, en akıllısı, gelir vergisi beyannamesi vermeyen ve davaya gidip uz/aşmayan, idare açısından en kötü mükellef olacaktır. Zira, vergi aslında indirim yapılmadığını düşünsek bile en kötü mükellef olan hem vergi aslını hem de cezalarını on sekiz eşit taksitte ödeyecektir. Kanunun bu yıl çıktığını varsaydığımızda, bu mükellef, 2005 yılında ödemesi gereken vergiyi ancak 2009 yılının sonunda tam olarak ödemiş olacaktır. Bu durumda -dürüst mükellef olan- beyannamesini zamanında verip vergisini de zamanında ödeyen dürüst mükellef 2004 yılına ilişkin vergisini 2005 yılında, inceleme sonunda aynı meblağda gelir vergisi tarh edilen mükellef ise uzlaşmaya giderek vergi ve cezasını 2006 yılında, beyanname vermeyen ve davaya giden mükellef ise 2009 yılında ödemiş olacaktır. Bu durum ise Anayasa'nın eşitlik ilkesine tamamen aykırı bir husus olup vatandaşın devletine karşı olan güvenini yok edecektir.

Bu tasarının yasalaşması halinde maliye belki belli bir tahsilat yaparak bütçeyi rahatlatabilecektir. Ortaya çıkacak bu gelişme, kısa vadede olumlu gibi görünse de tasarı uzun vadede vergi tabanını ve vergi gelirlerini erozyona uğratacaktır. Daha da ötesi, Maliye, dürüst mükelleflerin güvenini sarsarak uzun vadede onları kaybetmiş olacaktır. Bu sebeple, yapılmakta olan düzenlemenin bahsi geçen endişeleri hafifletecek bir şekilde yeniden yapılandırılması faydalı olurdu.

Ayrıca, hâlihazırda Maliyeye karşı borcu kesinleşmiş olan ancak ödeme güçlüğü çeken borçlu mükellefler açısından da belirli bir düzenleme yapılmamıştır. Zira, dava aşamasında olan alacaklar için davadan vazgeçilmesi karşılığında on sekiz aylık bir taksitlendirmeyle ödeme kolaylığı getirilmektedir. Aynı kolaylığın, borcu kesinleşmiş ancak ödeme güçlüğü çeken mükellefler açısından da getirilmesi eşitlik açısından uygun olurdu.

Diğer taraftan, bu tasarı ile devlet arazilerini işgal edenlere de kolaylık sağlanmış olmaktadır. “Ecri misiller ödensin, kiraları uzatırız.” anlamı çıkacak ve bu tür davranışlara cesaret verecek bir uygulama tasarının yasalaşmasıyla ortaya çıkmış olacaktır. Kaldı ki vergilerle ilgili kısmında kesinleşen cezalara yönelik bir kolaylık yokken kamu mallarını işgal eden ve kiralarını ödemeyenlere kolaylık sağlanmaktadır, ki tasarı içinde çelişkili bir mantık böylece ortaya çıkmaktadır.

AKP grup başkan vekili, komisyon üyesi muhalefet partisi milletvekillerine, tasarı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken raporun 13/2/2008 tarihinde saat 11.00’e kadar yetiştirilmesini söyleyecek cüreti göstermiştir. Hadi usulü unuttuk, hiç olmazsa bazı konularda nezaketi aramaya başladığımızı buradan ifade etmek istiyorum. Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının olduğu bir yerde Komisyon Başkanını hiçe sayarak bu tür davranış biçimi gösterilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla)…tasarının aceleye getirildiği ve başkalarına, yetiştirilmesi açısından sözler verildiği kanaatinin oluşmasına sebep olabileceği basın mensuplarının önünde, maalesef, cereyan etmiştir. Komisyon Başkanının, grup başkan vekilinin davranışları karşısında kasıtlı veya kasıtsız aldığı tavır veya içine düştüğü durum bizleri gerçekten üzmüştür. Keza, aynı grup başkan vekili, bu tasarıda, Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde yer alan hususların af kapsamına dâhil edilmesinin bürokrasinin yanlışı olduğunu ifade etmiştir. Diğer taraftan, Sayın Maliye Bakanı ise daha konuşmasının başlangıcında, 359’uncu madde kapsamında olanların bu tasarı kapsamı dışında olduğunu açıkça belirtmiştir. Ya böyle bir hususun farkına varılmayacağı düşünülmüş tasarıya konmuş veya farkına varılınca önergeyle kapsama dâhil edilmemesi kararlaştırılmıştır. En iyimser ihtimalle, bu iş ciddiye alınmadan hazırlanmış, sorumluluğu da bürokrasinin üzerine yıkılmak istenmiştir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

84 konuşma daha · 19 Şubat 2008

84 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook