Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)
Sinop Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 120. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Haziran 2008 · 1.357 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Engin Altay (CHP), 19 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.93)); konuşma 1.357 kelime.
Engin Altay (CHP, Sinop). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2008-06-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 93 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bu kanun tasarısıyla, geçtiğimiz aylarda Meclisimizce kurulan Ağrı Dağı Üniversitesinin adını, Hükûmet, “İbrahim Çeçen Üniversitesi” olarak değiştirmeyi Meclisimize teklif ediyor. Ancak talihsizlik şuradadır ki bu tekliften önce Sayın Hükûmet, Sayın İbrahim Çeçen’le, onun sahip olduğu holdingle, 2 Temmuz 2007’de yani 22 Temmuz seçimlerinden tam yirmi gün önce bir protokol yapmış.
Sayın İbrahim Çeçen’in eğitime yaptığı, yapacağı katkılardan dolayı, ben bir eğitimci olarak, kendisine huzurunuzda, milletimizin huzurunda da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Ancak Sayın Millî Eğitim Bakanımız, Meclisin yetkisini, Meclisin uhdesinde olan bir hususu bundan bir yıl önce 2/7/2007’de bir protokolle elimizden almıştır. Şimdi, tam tabirle, Meclisin yetkisini, elimizden aldığı yetkiyi bize tasdik ettirmek istemektedir.
Sayın milletvekilleri, tasarıda, sıra sayıya bakarsanız karşı oy yazımızda buna niye karşı olduğumuzu bütün gerekçeleriyle anlattık. Şimdi, yürütme, yasama adına taahhütte bulunamaz. Bu yanlıştır. Son günlerde Türkiye’de yasama, yürütme, yargı üçgeninde, zaten hiç olmaması gereken yoğun bir trafiği yaşıyoruz ama bu vesileyle söylemek isterim ki yürütmenin, şu yüce Meclisin uhdesinde bulundurduğu yasama yetkisini bu şekilde gasp etmesini doğru bulmuyorum. Şimdi, Sayın Bakanıma soruyorum: Sayın Bakan, ola ki bu Mecliste bu tasarınız reddedilirse ne yapacaksınız? Hükûmet mahcup olacak, attığı imzanın altında kalacak. Bu doğru değildir değerli milletvekilleri. Kaldı ki protokolle, üniversitenin kampüs alanında yer alması gereken akademik, idari ve sosyal tesis binalarının şirket tarafından yaptırılıp rektörlüğe devri öngörülmüştür. Bahse konu rakam 100 milyon dolardır.
Şimdi, değerli milletvekilleri -komisyonda da belirttik- bu konuya çok makul bakmıyoruz, çok makul değil, hiç makul bakmıyoruz. Üniversiteler yerel değildir. Esasen ulusal bile denemez. Üniversite, uluslararası bir pozisyondadır. Nitelik ve işlevi böyle algılanmalıdır. Üniversite diplomasıyla ilköğretim okulu diplomasını, ortaöğretim kurumları diplomasını bir tutmak kabul edilemez. Bir ilköğretim okuluna bir hayırseverin adını verelim, bir ortaöğretim kurumuna bir hayırseverin adını verelim, bunda bir engel yok ama bir üniversiteden bahsediyoruz: “İbrahim Çeçen Üniversitesi.” Bakın, Türkiye’de bu konuda iki örnek vardır, yaşarken üniversitelere ismi verilen iki örnek vardır. Bunlardan birisi hâlen yaşayan -Allah uzun ömür versin- Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’dir, birisi de merhum İzzet Baysal’dır. Ama İzzet Baysal her şeyini Bolu’ya ve oradaki üniversiteye vakfetmiştir, teslim etmiştir, feda etmiştir. Bolu’da doğan bir insan doğarken İzzet Baysal’ın kurduğu doğumevinde doğar, onun kurduğu üniversiteden hayata atılır.
Şimdi, Sayısal Loto 14 trilyon verdi. Bana çıksa, al şu parayı Sinop Üniversitesinin adını Engin Altay üniversitesi yap… Doğru değil.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Siz de kurun.
ENGİN ALTAY (Devamla)Doğru değil… Doğru değil…
Şimdi, bunun dünyada çok örneği yok. Kaldı ki Türkiye’de de söylediğim iki istisna dışında örneği yok. Daha yatırımları yapılmamış, yapıldıktan sonra… Bakın, ben Sayın Bakana, sayın Hükûmete, yüce Meclise teklif ediyorum, bu işte şöyle bir makuliyet bulunabilir: Sayın Çeçen kampüsü yapsın, fakülte binasını, sosyal tesisini yapsın ve nasıl ODTÜ’nün girişi varsa, Hacettepe’nin, Beytepe’nin girişi varsa Ağrı Dağı Üniversitemizin kampüs girişine de “İbrahim Çeçen kampüsü” densin, bunda bir engel yok.
İbrahim Çeçen üniversitesi… Yarın birisi derse ki, Ağrılı bir iş adamı derse ki: “Kardeşim, ben 150 milyon dolar vereceğim.” Onun adını mı vereceksiniz?
ABDULKERİM AYDEMİR (Ağrı)Başka bir üniversite kurarız.
CEMAL KAYA (Ağrı)Başka üniversite kuralım.
ENGİN ALTAY (Devamla)Hayır, birisi de çıktı dedi ki: Kardeşim benimki… Yahu böyle bir şey olabilir mi? Yükseköğretim bu kadar sulandırılamaz!
Sayın Çeçen’e Allah uzun ömür versin, sağ. Kaldı ki yani insan hayatında -insan beşer, şaşar- toplumca çok tasvip edilmeyecek bir iş ve eylemin içine girdiğini varsayalım. İsmi geri mi alacağız?
YAŞAR ERYILMAZ (Ağrı)Geri alalım.
ENGİN ALTAY (Devamla)Böyle şey olur mu değerli arkadaşlar? Ciddi bir iş konuşuyoruz sayın milletvekilleri, bir üniversitemizden, bir ilimizden bahsediyoruz.
Şimdi, devlet üniversitelerinde tarihimize ve kültürümüze mal olmuş kimselerin isimleri verilmiştir. İşte İsmet İnönü Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitelerimiz vardır. Ancak parayı basana üniversite ismi vermek, üniversitenin ruhuna, misyonuna da uygun değildir.
Şimdi, buradan anlaşılıyor ki AKP’nin yükseköğretime bakışı biraz sağdan, biraz da sığ bir bakıştır. Yükseköğretim ciddi bir iştir. Yükseköğretimi de imam hatipleştirme arzusu içinde olduğunuzu zaten biliyoruz. Bu konuda Meclisimizce yapılan Anayasa’nın 10’uncu ve 42’nci maddelerindeki değişikliğin ülkeyi nasıl bir kaos ortamına soktuğunu biliyoruz. Türbanı üniversiteye sokmanız, sayın milletvekilleri, sokma çabanız Türkiye’yi germiştir. Bu gündeminizle milletin, vatandaşın ve devletin gündemi düşmüştür. Yargı, yürütme ve yasama organları arasında bir savaş, bir kaos ortamı yaşanır hâle gelmiştir. Bunlar doğru şeyler değildir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Meclisimizce yaptığımız, hep beraber yaptığımız kanunlarla bugün 94’ü devlet, 33’ü vakıf olmak üzere 127 tane üniversitemiz var. Ancak son on yılda lise mezunları sayısında yüzde 100’lük bir artış var, üniversite sayımızda da ciddi bir artış var ama kontenjan artışlarında yüzde 20’lerdeyiz. Kaldı ki o da tartışmalı bir konudur.
Şimdi, tabii bu neyle ilgili? Bu iki şeyle ilgili: Yükseköğretime ayırdığınız bütçeyle ilgili ve bu bütçeye de dayalı olarak hem fiziki kapasite, ekipman, donatım bakımından büyük bir zafiyet içinde yükseköğretim sistemimiz hem de akademik kadro bakımından büyük bir zafiyet içinde.
AKP zihniyetine göre yeni üniversite deyince, yeni fakülte, yeni idari kadro, yeni akademik kadro, yeni kampüs, yeni yurt değil, size göre, akla gelen sadece tabela çakmaktır. Bu anlayış doğru bir anlayış değildir. Bu anlayışla Türkiye’de yükseköğretim sistemimiz kesinlikle istenilen bir noktaya getirilemez.
Bakın, dün rektör seçimleri vardı, sonuçlandı. Tabii, mevcut sisteme göre bu süreç yürüyecektir. Bundan çok kuşku duymuyorum ama çok Müslüman rektörlerle…
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Hıristiyanı da mı var?
ENGİN ALTAY (Devamla)…yeni arka bahçeler yaratma arzusu içinde yanıp tutuşan bir YÖK Başkanı… Bugün burada yok. Herhâlde YÖK Başkanı zakkum çiçeği toplamaya mı gitti, ne yaptı? Daha önce ben bu Parlamentoda “Evlere şenlik bir YÖK Başkanımız oldu.” demiştim. Şimdi anlaşılıyor ki YÖK Başkanımız sadece evlere şenlik değil, kulislere şenlik. İbretiâlem bir YÖK Başkanıyla karşı karşıyayız. Biraz sonra niye böyle söylediğimi söyleyeceğim. Ama Yükseköğretim Kuruluyla ilgili bir kanun görüşüyoruz. Eski YÖK Başkanı olmadığı zaman kıyameti koparıyordunuz, şimdi bakıyorum hiç sesiniz çıkmıyor.
Şimdi, değerli milletvekilleri, yeni üniversitelere ödenek vermediniz. Küçük illerin, Sinop dâhil, Hakkâri dâhil, Bayburt, Gümüşhane, Yalova dâhil bütün küçük illerin umutlarıyla oynadınız. Sizin yaptığınız umut tacirliğidir. Hele bunu eğitim üzerinden yapmak, ayrıca bir gaflettir, belki dalalettir.
Şimdi bakın, 2008 bütçesinde, burada hep beraber yaptığımız bütçede on yedi yeni üniversiteye bu Meclis 150 trilyon ödenek ayırdı. Sayın milletvekilleri, daha çok olmasını isterim, ama Uludağ Üniversitesinin, sadece, bütçesi 166 trilyon! Şimdi, bu, Allah’tan reva mı?
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Reva tabii. Onun öğrenci nüfusu kaç?
ENGİN ALTAY (Devamla)Allah’tan reva mı? Bu adalet mi? Böyle bir adalet anlayışı olabilir mi?
ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay)Onun öğrenci sayısı kaç, ona bakın.
ENGİN ALTAY (Devamla)Yani, bir partinin tabii adında “adalet” kelimesinin geçmesi, o partinin adaletle ilintili olduğu anlamına gelmez.
Millî Eğitim bütçesi içinde yükseköğretim payı, bakın, devraldığınız Türkiye’de yüzde 25. Size bu millet Türkiye’yi teslim ederken Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin içinde yükseköğretimin payı yüzde 25. Aradan geçen altı yıl sonra geldiğiniz bu noktada, otuz iki de yeni üniversite ilave etmişken, sizin Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde YÖK payınız, sayın milletvekilleri, maalesef yüzde 25’ten yüzde 19’a düşmüştür. Bu caiz midir, doğru mudur, mantıklı mıdır? Hangi matematik kuralıyla ya da eğitim kuralıyla ya da -Muharrem burada- fizik kuralıyla falan bu açıklanabilir mi, böyle bir şey olabilir mi? Orantı diye bir şey var. Ama orantıdan anladığınız, 1 Mayısta İstanbul Valisinin orantı anlayışıysa ben ona bir şey diyemem!
Sayın milletvekilleri, ülkemizdeki seçilmiş ve atanmış yöneticilerde aranması gereken nitelik ve vasıflar, maalesef, iktidarınızla birlikte yok sayılmıştır. Nitelik, vasıf, ehliyet, liyakat, AKP hükûmetlerinin yok saydığı, ortadan kaldırdığı ama devlette esas ve temel olan unsurlardır. Şimdi bu Hükûmetin bir tane aradığı şey var, o da zihniyet birliği. Zihniyet birse mesele yok, ona devletin her türlü kurumu, kademesi teslim edilebilir! Yok, zihniyet bir değilse, sen dur! Nerede dur? Bana yakın değilsen yani benim sempati duyduğum tarikata yakın değilsen, başka bir tarikata yakınsan örneğin, şurada dur; yok sen benim bütün olarak partime yakın değilsen ta orada dur; yok bana karşıysan, ananı, yedi sülaleni de al, nereye gidersen git anlayışı, sizin hükûmet etme anlayışınızın temelidir sayın milletvekilleri!
MEHMET NİL HIDIR (Muğla)Ayıp oluyor ayıp! Sana hiç yakışmıyor.
ENGİN ALTAY (Devamla)Bunlar realite.
Şimdi, geçen dönemde ben… (AK Parti sıralarından gürültüler) Efendim, ben bu partide herkes böyle demiyorum. Bu partide inanıyorum ki benim gibi düşünen, Türkiye’nin çağdaş yüzünün değişmesini istemeyen de çok değerli milletvekilleri vardır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 19 Haziran 2008