İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Engin Altay

Sinop Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 32. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Aralık 2008 · 753 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 20 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 753 kelime.

Engin Altay (CHP, Sinop). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-23-2008-12-20-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bütçe konuşuyoruz, bütçeden konuşalım. Elimde gördüğünüz kitapçık –kameramanlar yardımcı olur, milletimiz de görürse sevinirim- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu sunuş konuşması, 28 Aralık 2004. Şimdi, Başbakan diyor ki: “…ve bir başka örnek: Ekim 2002’de bir asgari ücret 80 kilogram kuru fasulye alırken bugün 122 kilo alıyor.” diyor, Recep Tayyip Erdoğan söylüyor, burada söylüyor 2005 yılı bütçesini sunarken. Bir iki gün önce de gene Recep Tayyip Erdoğan gene bu kürsüden şöyle söylüyor: “83 kilogram kuru fasulye alınabiliyordu, gene Ekim 2002’de, bugün 107 kilogram alınabiliyor.” diyor. Rasim Bey’in dediği gibi de “Durmak yok, yola devam.” diyor. Sayın Başbakan üç yılda asgari ücretlinin 15 kilo kuru fasulyesini çalmışsın. Bütçenin kapanış konuşmasında gel bunun hesabını ver. Bu kürsüden milleti aldatıcı, milletin yanlış kanaatlere varmasına yol açan şeyler söyleme. Bu millet sana kuru fasulyesini çalsın diye oy vermedi. İşte, benim rakamlarım TÜİK’ten bile değil Başbakanın kendi konuşmalarından. 15 kilo kuru fasulyenin hesabını gelsin Başbakan önce bu kürsüden bir versin.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kültür Bakanlığı bütçesini konuşuyoruz, Turizm Bakanlığı bütçesini konuşuyoruz. Bu iki Bakanlık geçen dönem burada birleştirilirken ben demiştim ki: Bir bardağa biraz su koyuyorsunuz, üstüne de zeytinyağı koyuyorsunuz, çalkalayıp duruyorsunuz. Karışmaz bunlar, bunlar birbiriyle kaynaşmaz, dedim. Dinlemediniz, kurdunuz. Şimdi muhtemelen yeniden ayıracaksınız. Yani dönüp dolaşıp aslında Cumhuriyet Halk Partisinin söylediği noktaya her zaman, her vakit geldiniz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bütçe bin yıllık birikimimizdir. Görüştüğümüz bütçe bütün kazanımlarımızdır, tecrübelerimizdir, değer yargılarımızdır, inançlarımızdır, kıvanç ve tasalarımızdır, bütün ürettiklerimizdir, bilgi ve görgümüzdür, gelenek ve göreneklerimizdir, geçmişten günümüze taşıdıklarımızdır yani mimari eserlerimizdir, tarihî anıtlarımızdır, el sanatlarımızdır, türkülerimizdir, mânilerimizdir, ağıtlarımızdır ve 21’inci yüzyılın yükselen yıldızı sektör bazında turizm sektörü ve onun sorunlarıdır, onun tanıtımıdır, onun altyapısıdır, yer altından yer üstüne çıkarılmayı bekleyen kültür ve turizm hazinelerimizdir. Tüm bunları korumak, geliştirmek, tanıtmak ve dünyaya sunmak için ortaya koyduğunuz bütçe ise 1,21 milyar YTL’dir. Genel bütçenin binde 38’i kadardır.

Sayın Bakan, sizden önce Bakanlığınızın -Kültür ve Turizm, ayrı ayrı topladığımızda bile- bütçeye oranı binde 48-49’lardaydı. Size, sanıyorum, bu parti üvey evlat muamelesi yapıyor. Gerçi siz de Fikret’in şiirinde zulmeti beyzadeye benzetmiştiniz. “Aksa eğer bir beyaz karanlıktır.” demiştiniz. Sanıyorum bunu unutmamışlar. Buna göre bu Bakanlığa nakıs davranılıyor. Bu bütçeyle, bu rakamlarla -çok güzel hazırlamışsınız, elinize sağlık- bu hazırladığınız bütçe sunumunun, bunca genel müdürlüğün, bunca organizasyonun iş ve işlemlerini yapabileceğinize inanıyor musunuz? Zaten onun için de sunumunuz planlama ve temennilerle dolu.

Hükûmet, siyaseten seçilmişlik… Seçilmiş makamlar ağlama yeri değildir. Devletin valisi ağlar, kaymakamı ağlar ama seçilmişler ağlayamaz. Siz, Bakan olarak, Hükûmetin içinde biri olarak… “Günay, Başbakandan turizmci için destek paketi isteyecek.” Devam ediyor. “Talebi Hükûmete taşımış vaziyetteyiz.”

Sayın Bakan, bir bakan Hükûmete bir şey taşır mı? Hükûmete taşırsa milletvekili taşır, siz de gereğini yaparsınız. Bir kriz var. Turizmcinin sorunları için siz çözüm müessesesisiniz ama siz ağlıyorsunuz. Siz bir arayış içindesiniz. Sizin çıkıp demeniz lazım ki “Ey turizm sektörü, şu şu tedbirleri aldık, hayırlı olsun.” Bunu demeniz, diyebilmeniz lazım. Ee siz, bizle birlikte oturmuşsunuz “Ne yapmak lazım?” diyorsunuz. Sizin işiniz bu değil. Sizin işiniz, çözüm, çare.

Şimdi, bir yandan Türkiye’de unutulan bir konu var, bu son günlerdeki yoğun gündem içinde atlanan bir şey var, maalesef, üzüntüyle görüyoruz. İktidarınız devlet içinde, ülke içinde dinci kadrolaşma ve kuşatmaya devam ediyor. Şimdi, ülke içi sanıyorum bitti, ülke dışına, ülke dışı, yurt dışı temsilciliklerimize bunu yansıtıyorsunuz. Gazetelerde var.

Sayın Bakan, Hasan Yavuz’u tanıyor musunuz? Hasan Yavuz kimdir? Bizdeki bilgilere göre Deniz Fenerinin kurucusu, Kanal 7’nin muhabiri, İslam Birliği Araştırmaları ve Çalışma Grubunun kurucusu, Fransa İslam Konseyi Başkanı. Allah daha ziyade etsin. Müslüman bir adam. Oralarda imamlık yapıyor, yapsın. Şimdi, onlara da ihtiyaç var. Ama bu adam diyor ki: “Türkiye’de eğitilerek gönderilen imamlar arasında büyük bir görüş ayrılığı var. Bu gerçekten zor.” Yani bizim burada yaşadığımız İslam’la, Türkiye’den, Diyanetten gelen imam arasında fark var diyor. Siz, bunu diyen bir adamı, zatı, din adamını, kültür tanıtma ataşe yardımcısı nasıl yaparsınız? Bundan kültürümüze, tanıtımımıza ne gibi bir katkı beklersiniz? Tek kişilik bir kararnameyi neye dayanarak imzaladınız? Lütfen, geliniz, burada bunların cevabını veriniz.

Gene bu anlayışınız… Ben yadırgamıyorum. Bakın, sizin girdiğiniz parti, AK PARTİ Sinop İl Disiplin Kurulunun kararını okuyorum size: “Sayın Hikmet Kurada, 30/7/2007 tarihli Bizim Karadeniz gazetesindeki köşe yazınıza istinaden İl Disiplin Kurulumuzun 14/11/2007 tarih ve 2007/6 sayılı yazısı içeriğinde parti tüzüğümüzün 115/2 maddesi gereğince kınama cezasıyla cezalandırıldınız.” Sizin İl Disiplin Kurulu üyeniz. Kime veriyor? AK PARTİ Sinop İl Başkan Yardımcısına. Niye veriyor, biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 20 Aralık 2008

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook