İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Millî Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, Fırat Kalkanı Harekâtı'na ilişkin gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP Grubu adına konuşması

Engin Altay

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 45. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2016 · 975 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 22 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Millî Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, Fırat Kalkanı Harekâtı'na ilişkin gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP Grubu adına konuşması); konuşma 975 kelime.

Engin Altay (CHP, İstanbul). “Millî Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, Fırat Kalkanı Harekâtı'na ilişkin gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP Grubu adına konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-26-2016-12-22-milli-savunma-bakani-fikri-isik-in-firat-kalkani-harekati-na-iliskin (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=55811

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul)Teşekkür ederim.

Böyle çözemeyiz, bu gündemimiz “Terörle mücadele noktasında, iç ve dış kaynaklı, Meclis ne yapabilir?”i konuşmak. Yani “Sen onu yaptın, ben bunu yaptım.” diyerek bu işin altından da kalkamayız, boşuna Meclisin iki saatini yemiş oluruz. Önce onu söyleyeyim.

Tabii, muhalefetin burada yaptığı iki şey vardır; bir, yapılan yanlışları söyleyecek; bir de olması gerekenler noktasında Hükûmete öneri ve tavsiyelerde bulunacak. Konuşmam da bu minval üzere olacaktır. Yani bir sürü gencimizi, fidanımızı toprağa verirken hepimiz aynı acıyı yaşıyoruz, ben “Biz daha çok üzülüyoruz.” diyemem ama siz de diğer bütün muhalefet partileri için böyle bakabilmelisiniz.

Sayın milletvekilleri, bu arada El Bab’daki şehit sayımız arttı, yaralılardan 2 kişi daha şehit oldu. Tekrar rahmet diliyoruz. İşte, buradan rahmet dilememek için ben dün Hükûmete çağrı yaptım, “Böyle bir görüşmeye ihtiyaç var.” dedim.

Şimdi, samimi ve yapıcı bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Bunu yaparken hiç şüphesiz yapılan yanlışlarla ilgili Hükûmeti eleştirmek gibi de bir görevimiz var. Buradan muradımız, bu Parlamentonun bu görüşmelerinden Hükûmetin kimi çıkarsamalar yaparak en azından bundan sonra yanlış yapmadan terörle mücadele politikasını bir doğru çizgiye oturtmasıdır.

Peşinen, başlarken bir şey söyleyeyim: Sayın Bakan, burada, biraz önce, hâlen, an itibarıyla “Zalim Esed’e karşı mücadeleyi meşru görüyoruz.” gibi bir laf etti ama “zalim Esed.” Ancak Dışişleri Bakanının Rusya mutabakatında -biraz sonra onu okuyacağım size, bilmeniz lazım, bilmemiz lazım- farklı bir şey söyleniyor. İki dilli bir hükûmet olmaz, bir hükûmetin bir konuda bir anlayışı olur.

Şimdi, oraya girmeden, tabii, şunu da soralım, öyle başlayalım. Biz IŞİD’le, DAEŞ’le mücadele edelim, biz o tezkereye “evet” diye onun için dedik. Onun için dedik. Biz, bu vatanın bekası için, değil 14, 79 milyon da şehit olabilir anlayışı içindeyiz ama gereksiz yere evlatlarımızın toprağa düşmesine de seyirci kalamayız. Elbette, bu topraklar için, bu devlet, bu ülke, bu millet için nerede bir tehdit varsa, bu devletin mekanizmalarının bunu bertaraf etmek gibi bir zorunluluğu var, o yetkiyi de buradan alacağız yurt dışıyla ilgili bir şeyse. Bunda bir tereddüt yok ama bir sorun var. Sorunun kaynağını görmeden, böyle konvansiyel olarak ya da salt askerî çözümlerle…

PKK terör örgütüyle otuz iki yıldır verilen bir mücadelede geldiğimiz nokta vahim bir noktadır, son on dört yıldır gelinen nokta daha vahim bir noktadır. Belli ki iş tutuş tarzında bu Hükûmetin bir sorun var.

Nitekim, 2009’da Oslo’yla başlayan, 2012’de netleşen çözüm sürecinin, Dolmabahçe’si, Habur’u, Kandil’i, İmralı’sında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu metodun doğru bir metot olmadığını söyledik.

Bakın, bu konuda kitapçık basmışız, Türkiye'ye dağıtmışız: “Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye'nin Kürt Sorununa Bakışı ve Çözüm Çerçevesi.” Biz sadece Hükûmeti eleştirmekle kalmamışız, Kürt sorununun çözümüne yönelik çok somut önerilerde bulunmuşuz. Ben, müteaddit defalar bu konuları bu kürsüde söyledim. “PKK terör örgütüyle devlet keskin ve etkin bir mücadele içinde olmalıdır lakin bu memleketin bir Kürt sorunu vardır.” demişiz.

Bir tane bir örnek vereceğim bu kitapçıktan. “CHP, Kürt sorunuyla ilgili hak ve özgürlüklerin pazarlık konusu yapılmasını doğru bulmaz. CHP, şu anda AKP kontrolünde yürütülen İmralı görüşmelerinin -bakın, lütfen dinleyin- sorunu çözmekten ziyade daha da derinleştirdiğine, toplumun sürece ilişkin kuşkularını artırdığına dikkat çekmektedir.” Uzatmıyorum zaman almamak için.

Yemin ederek samimiyetle söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda başından beri, ta 1989’da yazdığımız rapor dâhil, çok da eleştiri aldığımız o raporlarda bu sorunla ilgili gerçekten kalıcı çözümleri önermiş bir partiyiz. Burada da önerdik değerli milletvekilleri.

Şimdi, diyorsunuz ki hep: “Eleştir, eleştir; kardeşim, sen ne getiriyorsun?” Getirdik, 27 tane kanun teklifi getirdik bu Meclise ve 3 tane ana şey söyledik, dedik ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir toplumsal mutabakat komisyonu kurulsun.” Ne zararı vardı? Dolmabahçe’de, İmralı’da yaptığınız görüşmelerden daha mı çok zarar verecekti? Kurmadınız, yanaşmadınız. “Meşru zemin, çözümü dağda, bayırda, adada aramayın; çözüm Meclistedir.” dedik. Bu Meclis, Kurtuluş Savaşı’nı yönetmiş bir Meclis, yedi düvelin işgalini bertaraf etmiş bir Meclis. Niye bu güveninizi kaybettiniz, bu teklifimizi reddettiniz?

Ne dedik? “Korkmayalım, gerçekleri araştırma komisyonu kuralım.” dedik. Kötü mü dedik? Milleti devlete düşman etmek için yapılan bir ton kepazeliği ortaya çıkarsa idik dağa çıkan çocukların yarısı dağa çıkmazdı. Kötü mü dedik?

Bir şey daha söyledik: Bir ortak akıl heyeti. Hani, siz bir “akil insanlar” diye kurdunuz ya böyle, şöhretler takımı gibi, illere yolladınız... “Bir ortak akıl heyeti ama bir siyasi partinin tespit edeceği insanlardan değil.” dedik. Toplumda temayüz etmiş, kabul görmüş, saygınlığı olan, sizin önerdiğiniz, bizim önereceğimiz, HDP’nin ve MHP’nin önereceği insanlardan bir ortak akıl heyeti kurmanın kime ne zararı vardı? Bütün bunlar yapılabilseydi, ben eminim ki PKK’yla mücadele konusunda devlet şu an içinde bulunduğu zaaf içinde olmazdı. Bu olmadı, şimdi bu olmadı diye Hükûmete kara çalacak değiliz, gene Hükûmete yol, yöntem göstereceğiz. Bu noktada bu önerilerimizi yineliyoruz Sayın Hükûmet, bunu ciddiye alın. Çocuklar ölmesin, bunu ciddiye alın, buna ihtiyaç var. Böyle hamasetle olmuyor, “Kökünü kazıyacağız.” demekle olmuyor. “Üç beş çapulcu” diye başlanan bu olay Türkiye’de 8-10 bin insanın ölümüne neden oldu. Kurtuluş Savaşı’nda kurşunla ölen insan bu kadar değil, biliyor musunuz? Kurtuluş Savaşı’nda cephede kurşunla ölen bu kadar insanımız yok.

Şimdi, her birimizin bir vicdanı var, bir ahlakı var; içinde bir vatan, bayrak sevgisi var; biz buna inanıyoruz. Sayın milletvekillerimiz, bu Hükûmeti, orta yerdeki bu 65’inci Hükûmeti sizlerin de sıkıştırmanız lazım. Hiç mi akrabanız ölmedi, hiç mi hemşehriniz ölmedi? Bırak akrabayı, hemşehriyi yani Hakkâri’sinden Edirne’sine, Sinop’undan Anamur’una kadar hepsi bizim değil mi? Şimdi, bir boyutu bu.

Diğer yandan, şimdi Moskova’da çok güzel bir şey oldu. Moskova’da ne oldu, biliyor musunuz? 62, 63, 64 ve 65’inci AKP hükûmetleri kaybetti, Türkiye kazandı, evet, Türkiye kazandı. (CHP sıralarından alkışlar)

İlk paragrafı okuyorum: “İran, Rusya ve Türkiye çok etnili, çok dinli, mezhepsel olmayan, demokratik ve seküler bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenlik, bağımsızlık, birlik ve toprak bütünlüğüne tam olarak saygı duyduklarını yineler.”

AHMET BERAT ÇONKAR (İstanbul)Başından beri aynı şeyi söylüyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla)Ya, Allah aşkına, Allah aşkına! Şimdi, demokratik bir devletten bahseden bir bildiriye imza attık; ne güzel, tartışılır ama attı Türkiye. Biz, Ağustos 2012’de Meclisi olağanüstü toplantıya bunun için çağırdık. Moskova Bildirgesi’nin 8 maddesi var, 2012’de Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdığımız bizim teklifimizde de 6 madde var.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

66 konuşma daha · 22 Aralık 2016

66 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook