İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

CHP Grubu önerisi münasebetiyle

Engin Altay

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ocak 2020 · 691 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 30 Ocak 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 691 kelime.

Engin Altay (CHP, İstanbul). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 30 Ocak 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-27-2020-01-30-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84951

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul)Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bu önerge gruplara dağıtıldı. Buradan muradımız bu noktada bir ön yargı, geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacılara harcanan paralarla ilgili peşin bir hüküm vermek değil. Önergemizin görüşülmesini istememizin gerekçesini bizatihi önergemizin gerekçesinden çok kısa okumak istiyorum ve 1’inci partinin Sayın Grup Başkan Vekillerinin özellikle dikkat etmesini -tümünü okumuyorum- rica ediyorum: “Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar için yaptığı harcamaları ve yardımları bütün boyutlarıyla, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olarak açıklaması, başta Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşların yapacakları yardımların yol haritası olacaktır. Böyle bir şeffaflık uluslararası kuruluşları, yapacakları yardımların niteliğini ve niceliğini artırmaya teşvik edecektir.” diyor.

Şimdi, bence bu, yapıcı muhalefetin somut, güzel bir örneği. Yalnız, tabii, Sayın Cumhurbaşkanı gerek Suriyeli sığınmacılara harcanan paralarla, kaynaklarla ilgili gerek 15 Temmuz şehit yakınları ve gazilerimiz için toplanan kaynaklarla ilgili gerek Beşiktaş saldırısı sonrası toplanan kaynaklarla ilgili ve deprem sonrası toplanan yardım ve bağışlarla ilgili hesap verme, bilgi verme konusunda çok katı, keskin, hatta biraz da öfkeli.

Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce peşinen şunu söylemek isteriz ki bir ülkede demokrasi var mı yok mu, işliyor mu işlemiyor mu, bunu anlamanın bir sürü kriteri var. Mesela temel hak ve özgürlüklerin kullanılması, işkence ve kötü muamelenin -biraz önce konuştuk- yapılmıyor olması, düşünceyi ifade özgürlüğü başta olmak üzere bütün hakların özgürce kullanılıyor olması o ülkede, o devlette demokrasinin varlığı, yokluğu noktasında temel kriterlerden birkaç tanesidir ama bir kriter daha var ki en az bunlar kadar önemli, bir kriter daha var ki en az temel hak ve özgürlükler kadar demokrasi konusunda önemli. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu da şeffaflık ve hesap verebilirlik. Bir ülkede yönetim, bırakın toplanan yardım ve bağışları, vatandaşın ödediği vergilerin kör kuruşunun bile hesabını vermekle mükelleftir. Hesap vermeyen bir yönetimde demokrasinin varlığından söz edemeyiz. Yönetim hesap veriyorsa o ülkede demokrasi vardır, yoksa adına “faşizm” de, “diktatörlük” de, “tek adam yönetimi” de, “monarşi” de, “krallık” de, ne dersen de.

Peki, şimdi, ben burada, yüce Meclisin huzurunda yüce Meclisin saygıdeğer üyelerine soruyorum: Bu düşüncemde bir yanlışlık var mı? Yani hesap verebilirliğin ve şeffaflığın olmadığı, hatta hesap soranların üstüne gidildiği, onlara hakaret edildiği bir dönemde biz neye güveneceğiz? İşte, Kızılay trajedisi ortada. Sürem az, bugün basın toplantısı yaptım, bütün çıplaklığıyla olayı anlattım. Yani ben eminim, Meclisteki muhalefet partileri değil, AK PARTİ’nin saygıdeğer milletvekilleri de bu Kızılay kepazeliğinden rahatsız.

Şimdi, değerli arkadaşlar, önergede de bahsettiğimiz üzere, Türkiye’de “göçmen” “mülteci” ve “sığınmacı” adı altında ve geçici koruma altındaki Suriyeliler dâhil olmak üzere yaklaşık 3 milyon 600 bin insan var. Bakın, değerli arkadaşlar, Hatay, Kilis, Antep, Urfa, İstanbul gibi şehirlerimizde bu rakamlar o şehirlerin normal günlük hayatının akışına engel olacak noktaya geldi. Bununla beraber, Adana, Kilis, Maraş, Hatay ve Osmaniye illerimizde de kamplar ve barınma merkezleri var. Kamplarda ve barınma merkezlerinde kalan sığınmacı sayısı düşerken meydanlarda, sokaklarda, şehirlerde geçici koruma altındaki sığınmacıların sayısı artıyor.

40 milyar dolar rakamı ciddi bir rakamdır. TL’ye çevirip Türkiye’deki 3 milyon 600 bine bölerseniz oldukça büyük bir rakam ortaya çıkar. Ben, bu paraları yürütme iç etti, cebine attı demedim. Ama bu paraların nasıl harcandığının bilinmesi gerekir. Bunu bilmedikten sonra bu ülkede demokrasiden söz edemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Altay, bağlayın sözlerinizi.

ENGİN ALTAY (Devamla)Değerli milletvekilleri, aziz vatandaşlarım; kalkınmış bütün ülkelere bakın, kişi başına millî gelirin yüksek olduğu bütün ülkelere bakın. Neden yüksek biliyor musunuz? Orada, örneğin, Finlandiya’da, Norveç’te, İsveç’te, Fransa’da, İsviçre’de kişi başına düşen gelir 40-50 bin, 60 bin dolarsa bunun sebebi şu: Vatandaş vergisini öder, çatır çatır da hesabını sorar. Yani orada vatandaş der ki: “Vergim nerede, vergimle ne yaptın?” Yönetim der ki: “Kardeşim, işte bu; senden şu kadar vergi aldım, şuraya şuraya harcadım, bu da üstüne fazlalık olarak çıktı.” Türkiye’de, fazlalıktan geçtik, her bütçede “80 milyar açık.” diyoruz, 160 milyar açıkla kapatıyoruz. Bir yanda bu var, bir yanda harcamaların vatandaşça yani işin asıl sahibi tarafından bilinememesi var. Bu, şuna benzer: Bir avukat müvekkilinin davasına girer, bir hüküm verilir; hükmü avukat bilir, müvekkil bilmez. Aynı böyle bir şeydir. Yani adam ceza almıştır ama adam ne kadar ceza aldığını bilmiyorsa, onu avukatı biliyorsa ve bu ne kadar saçmaysa bu şeffaflıktan uzak tutum o kadar saçmadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 30 Ocak 2020

80 konuşmanın tamamı →