Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Adana Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ocak 2020 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tulay Hatımoğulları Oruç (Halkların Demokratik Partisi), 30 Ocak 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 488 kelime.
Tulay Hatımoğulları Oruç (Halkların Demokratik Partisi, Adana). “Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 30 Ocak 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tulay-hatimogullari-oruc-27-2020-01-30-cografi-bilgi-sistemleri-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakk (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84982
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Elâzığ’da yaşanan depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyorum, bütün Türkiye halklarına başsağlığı diliyorum, yaralılara da acil şifalar.
Doğal afet değil kâr hırsı öldürür, deprem değil bina öldürür. Bu sözleri deprem gibi doğal afetler yaşandığında her defasında hepimiz sarf ederiz ama gelin görün ki buna dair alınacak önlemler hususunda hiç kimse doğru düzgün elini taşın altına koymaz. Bunlar afaki sözler değil. Gerçekten, yaralar sarılırken bize deniyor ki: “Siyasi hamasetler yapılmasın, bu yaralar nasıl sarılacak ona bakılsın.” Tabii ki bizlerin HDP olarak bu konuda kendi yaklaşımlarımız, duyarlılığımız, belediyelerimizin bu konudaki dayanışması AKP’nin reddine rağmen ortadadır. Fakat şunu mutlaka ifade etmeliyiz: Böyle demagojiyle, duygusal sömürü yapmaya kalkarak vatandaşın iktidardan hesap sormasının önü kesilemez, engellenemez. Vatandaş şunu soracak: Deprem vergisi nereye kullanıldı? Neden depremi önleme faaliyetlerinde kullanılmadı? Depremde zarar görenlerin yaraları nasıl sarılıyor, nasıl sarılacak? Bu konuda bir Twitter paylaşımından dolayı insanlara soruşturma açmak... Daha deprem yeni yaşanmış, sıcağı sıcağına, daha insanlar enkaz altındayken hemen yaptırım, hemen kolluk kuvvetleri devrede, hemen yargı devrede. Bugün Türkiye’deki bütün vatandaşlar, vicdan sahibi olan, hak sahibi olan her vatandaş bu soruları soracak; iktidardan hesap sormanın tam da şimdi zamanıdır.
Bakın, dünden beri defalarca bu kürsüden dile getirildi; BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfı ilişkisi belgeleriyle ortada. Bu, utanç verici bir şey ya, utanç verici; Kızılay Başkanının yaptığı açıklama daha da utanç verici. Burada iktidar partisine sesleniyorum: Bu utançla biraz daha siyaset yapmayı düşünüyor musunuz hakikaten? Bu bir skandal ya. Buna dair nasıl doğru düzgün bir açıklama yapmazsınız? Kaldı ki Ensar Vakfını hepimiz şöyle tanırız: Çocuk tacizine, çocuk istismarına bulaşmış, bununla ilgili yargılanan ve kanunsuz yurtlar yapan...
Ayrıca da şu soruyu sormak istiyoruz: Bu kadar para gönderilmişse bu vakfa, yapılmış yurtlar nerededir, bunların da belgelerini talep ediyoruz. Bugün bizler bununla ilgili soru önergesi verdik. Soru önergemizin yanıtını burada, Genel Kurulda bütün vatandaşlarımızın, değerli halklarımızın huzurunda bir kez daha talep ediyoruz.
Bakın, bugün görüşülmekte olan bu 7’nci maddede dikey yapılaşmadan bahsediliyor. 2016’nın sonunda açıklanan verilere göre, İstanbul’da 121 gökdelenin 117’si AKP zamanında yapılmış. Şu an bu 7’nci maddeyi bu şekilde getirmek, bugüne kadar bu iktidarın kendi yaptığını sanki başka bir iktidar yapmış gibi ortadan kaldırmaya çalışma adımıdır. Buna da, bu konudaki aldatmacalarınıza inanın, hiç kimse inanmıyor. Bakın, Kanal İstanbul, Katar Prensinin annesine, Şeyha Moza’ya peşkeş çekiliyor. İzmir’de yapılan kamulaştırmalar, Çeşme’deki kamulaştırma, bunlar kime peşkeş çekilecek? Arap sermayesine peşkeş çekilecek. Bütün bunların altında yatan, gerçekten yandaşa ve AKP’nin kendi iktidarına rant sağlamaktır, başka bir şey değildir. Diyor ki Erdoğan bir toplantıda: “Dikey mimari yok bundan sonra, yatay mimari.” Ya, siz değil miydiniz son çeyrek asırdır İstanbul’u yöneten? Siz değil miydiniz o binaları diken? Şimdi aklınıza ne geldi? Çünkü oradaki rant kapısı kapandı. Çünkü müteahhitlik, şantiyecilik iflas etti. Ülke ekonomisi şantiyeciliğiniz yüzünden dip yaptı. Şimdi başka projeler geliştirerek yeni konutlarla açılım yapmaya çalışıyoruz.
Ahlat sarayı, evet, bugün bu kanun önümüze gelmişse bir nedeni de Ahlat sarayıdır. Ahlat sarayı ve sarayların hepsine karşı olduğumuzu ve…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
80 konuşma daha · 30 Ocak 2020