Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 1.172 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.172 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Değerli milletvekilleri, tasarının can alıcı maddelerinden birini tartışıyoruz. Bu yasa tasarısı, bilindiği gibi, merkezî idarenin üstlendiği görev, yetki ve sorumlulukları yerel yönetimlere devrediyor. Böyle bir yetki devrinden sonra yerel yönetimlerin son derece ciddî bir biçimde denetlenmesi gerekiyor. Oysa, tartıştığımız tasarının 40 ıncı maddesinde bunun tam tersi yapılmaktadır. Maddede özü itibariyle teftiş kurullarının ortadan kaldırılması ve denetlemede özdenetleme ilkesiyle birlikte Sayıştayın önplana çıkarılması amaçlanmaktadır.
Öncelikle şunu vurgulamalıyım: Bu düzenlemeyle, denetim, önemini ve gücünü yitirmiştir, anlamını kaybetmiştir; çünkü, Sayıştay dışında denetime ilişkin var olan tüm kurumlar tasfiye edilmektedir değerli milletvekilleri. Denetim yerine, âdeta, denetimsizlik benimsenmektedir. Bu duruma göre, 38 inci, 39 uncu ve 40 ıncı maddelerde denetimden bahsedilmesi ise abesle iştigal etmekten başka bir şey değildir.
Genel gerekçe ve madde gerekçesine baktığımızda, kontrol, teftiş, gözetim, denetim gibi kavramların eşanlamlı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Oysa, bırakınız hukuk alanını, Türkçe bilen birisi bile bu kavramların farklı olduğunu bilir. Teftiş, bir olayı idarî, malî, hukukî yönleri ve sonuçlarıyla inceler; oysa, denetim, sadece evrak üzerinde kontrol yapar.
Değerli milletvekilleri, teftiş kurulları neden kapatılmak istenmektedir? Yerine, işlemesi mümkün olmayan içdenetim sistemi diye bir sistem neden getirilmektedir? Madde gerekçesine göre, teftiş kurulları yeterince etkin ve tarafsız değildir; bu nedenle, yolsuzluklar engellenememektedir. Bu tasarının mimarlarından biri olan Ömer Dinçer'e göre ise, denetim elemanları, devlete, yıllık 68 trilyon Türk Lirası yük getiriyor; bu yükten kurtulmak için, teftiş kurullarını kapatmak gerekiyor.
Gerçekler bu kadar çarpıtılır mı değerli milletvekilleri... Hepimiz biliyoruz ki, teftiş kurulları, devletimize, yalnızca Örümcek Ağı Operasyonunda 665 000 000 dolar, Neşter Operasyonunda 250 000 000 dolar katkı sağladılar. Bugün, kamuoyunda Balina, Kasırga, Beyaz Enerji, Buffalo ve Beyaz Önlük gibi adlarla bilinen birçok yolsuzluk, işte, bu denetim elemanlarının özverili çalışmaları sonunda ortaya çıkarılmadı mı?! Eğer, Mecliste yolsuzlukları araştırabiliyorsak, bunu, denetim elemanlarınca hazırlanan raporlara borçlu değil miyiz?! Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu, bu raporlara dayanarak çalışmalarını yürütmüyor mu?! Ömer Dinçer'e göre, devlet 68 trilyon liralık yükten kurtulacakmış! Bu, nasıl bir anlayıştır değerli milletvekilleri! Kurullar kapatılınca, bu müfettişlerin işine son verilmiyor ki; devlette istihdamları devam ediyor; kazanılmış hakları var. O halde, tasarruf bunun neresinde; bunu da anlamak mümkün değil.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğer yolsuzluklar engellenemiyorsa, şu gerçeğin altını çizmeliyiz: Bunun nedeni, bu kurulların, madde gerekçesinde belirtildiği gibi etkin çalışamamaları değil, etkin çalışmalarının engellenmesidir. Başbakan, bu yasa tasarısına karşı çıkanları, yönetimi bilmemekle suçladı. Yönetimi bilmeyen kim; eğer müfettişlere soruşturma talimatı vermezseniz, müfettişler kendi inisiyatifleriyle doğrudan harekete geçebilir mi; hazırladıkları raporları sumenaltı ederseniz, yolsuzluklar engellenebilir mi? Belediye adaylarınızdan kaç tanesinin soruşturma dosyasının beklediğini biliyor musunuz; bu çerçevede bir araştırma yaptınız mı?
Değerli milletvekilleri, teftiş kurullarının yerini alacak olan içdenetim sistemi nasıl bir sistemdir biliyor musunuz; hükümetle gelip gidecek olan genel müdür veya müsteşarın görevlendireceği kişiler, denetimle görevlendirilmektedir. Bu maddeyle, denetim fonksiyonunu yerine getirecek olan denetçiler, herhangi bir memurun görevlendirildiği, sıradan soruşturmacı, yani, muhakkik derecesine indirilmiştir. Peki, bu kişilerin tayin edeceği içdenetçiler, nasıl tarafsız bir denetim yapacaklardır? Eğer bu yasa geçerse, denetimin siyasallaşması kaçınılmaz olacaktır. Her siyasî iktidar kendi denetçisini getireceğinden, hükümetlerle gelip hükümetlerle gidecek olan denetçiler ortaya çıkacaktır. Denetimde esas olan bağımsızlık ilkesi de tamamen ortadan kalkmış olacaktır.
Bu maddeyle, denetçilerin hiçbir güvencesi kalmayacaktır. Neden kalmayacaktır; çünkü, denetim yapan memurların görevlerine, amirleri istedikleri anda son verebilecektir. Özlük hakları bu amirler tarafından kontrol edilen muhakkiklerin objektif denetim yapacaklarını varsaymak mümkün müdür?! Sayın Başbakan diyor ki: "Ben bir yerde genel müdürsem, genel müdür olduğum kurumun tamamının denetimi de, teftişi de, hepsi kime aittir; birinci derecede bana aittir. Eğer orası batarsa 'sen bu işi yürütemiyorsun arkadaş' der, onu görevden alırız." Oh ne âlâ, ne âlâ; batırdıktan sonra görevden alacaksınız! Bu nasıl mantık; yani, bunu anlamak mümkün mü?!
Peki, eğer o genel müdür ya da bir müsteşar yolsuzluğa bulaşırsa ne olacak? Bir denetçi, kendini görevlendiren ve amiri durumunda bulunan genel müdürü ya da müsteşarı nasıl denetleyecek? Üstelik, denetim ve teftiş konusunda hiçbir uzmanlığı ve bu konuda kariyeri olmayan kişiler, hangi bilgi ve deneyimle denetim yapacakladır değerli milletvekilleri?!
Denetim ve teftişin esası, bağımsız ve tarafsız kurullar ve kişilerce yapılmasıdır. Bu düzenleme, böyle bir denetimden vazgeçilmekte olduğunu göstermektedir. Müfettiş güvencesine sahip olmayan, inceleme ve soruşturma yapabilmek için gerekli nitelikleri bulunmayan ve yönetici tarafından sübjektif olarak, sadece bir olaya mahsus olarak görevlendirilen muhakkiklerden, tarafsız ve sorunu çözücü rapor beklemek kesinlikle mümkün değildir.
Geçen kasım ayında, Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin teftiş kullarının kaldırılmasıyla ilgili yapılan eleştirilere şöyle yanıt vermişti: "Tasarı dokunulmaz değil, haklı itirazlar doğrultusunda elbette gerekli düzeltmeler yapılır." Peki, neden bu değişiklikleri yapmadınız Sayın Bakan?! Yapılan eleştirilerin sizce tümü haksız mıydı, bunların içinde bir tek dahi doğru eleştiri yok muydu?!
Değerli milletvekilleri, teftiş kurullarının uzman kadrolarıyla yaptığı denetleme görevi, içi boşaltılarak, dışdenetim adı altında Sayıştaya devredilmektedir. Sayıştay, halen denetim kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının ancak yüzde 13'ünü denetleyebilmektedir. Bu tasarıyla, merkezî idareye dahil kurum ve kuruluşlar ile il özel idareleri ve belediyelerin hukuka uygunluk, malî ve performansa ilişkin tüm dışdenetim görevi, Sayıştaya verilmektedir. Sayıştayın bu kadar birimi denetleyebilmesi mümkün müdür?! Sakın yanlış anlaşılmasın; biz, Sayıştayın mevcut görevlerini yapabilmesi için daha da güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz; ancak, Sayıştay, teftiş kurullarının yerini alamaz; çünkü, Sayıştayın soruşturma yetkisi yoktur. Sayıştay, yapılan hizmetlerin yürürlükteki norm ve kurallara uygunluğunu denetler. Kaldı ki, Sayıştayın kârlılık, verimlilik gibi konularda denetim yapması da görev ve uzmanlık alanı dışındadır. Daha da ötede, Sayıştayın bölge düzeyinde birimler kurabileceği ifade ediliyor. Hangi bölgeler bunlar; Marmara, Karadeniz gibi coğrafî bölgeler mi, yoksa Türkiye'nin yeni bölgelere bölünmesi mi planlanıyor? Bölge kalkınma ajansları taslağıyla, Türkiye 26 farklı bölgeye ayrılacak deniliyor. Böyle bir çerçevede mi bunlar düşünülmektedir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Tütüncü.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yeni bölgelerde, eğer böyle 26 yeni bölge ihdas edilecekse, Sayıştayın teşkilatlanması, gerekli donanımı sağlaması ve elemanları istihdam etmesi kolay bir iş değildir. Belki, yıllarca, bu bölgelerde sağlıklı bir denetim yapılamayacak demektir.
Bu maddeyle, Sayıştaya, bugüne kadar yapmadığı ve esasen yapamayacağı bazı ağır denetim görevleri yüklenmesinin kasıtlı olduğu ortaya çıkmaktadır. Şu anda bile büyük bir iş yükü altında ezilen Sayıştayın bu maddedeki görevlerini özel şirketlere devretmesi zorunlu görülmektedir. Neyse ki, Anayasa Mahkemesinin, kamu hizmetlerinin özel kişiler tarafından yerine getirilemeyeceği konusunda kararları var; bu, bizi biraz da olsa rahatlatmaktadır.
Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz maddeyle, mülkî idare amirlerinin denetim yetkileri, yalnızca köyler ve köylerin kendi aralarında kurdukları birliklerle sınırlandırılmıştır. Merkezî yönetimin temsilcileri olan mülkî idare amirlerinin, il ve ilçelerdeki yerel yönetim birimleri de dahil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını denetlemesi neden engellenmektedir?! Halkımız, kamu hizmetlerinin, ayırımcılığa, savurganlığa ve yolsuzluklara yol açmadan gerçekleşmesini istemektedir; bunu sağlamanın yolu, yolsuzlukları, usulsüzlükleri soruşturan ve görevini başarıyla sürdüren teftiş kurullarını ortadan kaldırmak değildir, tam tersine, devletin en sağlıklı çalışan kurumlarından birisi olan teftiş kurullarını güçlendirmemiz ve özerkliklerini artırmamızdır.
Yolsuzlukla mücadele etmekte samimîyseniz, geliniz, bakan ve parlamenterlerin dokunulmazlığını sınırlandıralım. Siz, geçmiş iktidarları teftiş kurullarının hazırladıkları raporlara dayanarak sorgularken, kendi döneminizle ilgili sorgulamaları engellemek için teftiş kurullarını tasfiye ediyorsunuz. Bunu anlamak ve kabul etmek kesinlikle mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Sayın Başkan, müsamahanıza teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bu çerçevede sizi tekrar uyarmak istiyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, ülkemizin köklü teftiş kurullarına sahip çıkıyoruz, yolsuzluk ve usulsüzlükleri artıracak bu tasarının yasalaşması halinde ortaya çıkabilecek tehlikeler karşısında sizi bir daha uyarmayı borç biliyoruz.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004