İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 408 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enver Öktem (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 408 kelime.
Enver Öktem (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENVER ÖKTEM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, günlerdir görüşmekte olduğumuz tasarı, demokrasi kavramını ve demokratik kültürü tekrar tanımlamamıza vesile olan önemli bir malzeme sunmuştur bize.
Belki unutmuş olabilirsiniz, demokrasinin en basit ve özet tanımını tekrar hatırlatmak istiyorum. Demokrasinin diğer bütün özellikleri bir kenara, en olmazsa olmaz koşulu, yasal ve yönetsel düzenlemelerin, faaliyetlerin, halk meşruiyetini dikkate alarak, halkın hak ve talepleri doğrultusunda, yine halka hesap verecek bir açıklıkla gerçekleştirilmesidir. AKP Hükümeti de, eksik de olsa, böyle bir demokratik mekanizma sayesinde iktidar olmuştur.
AKP'li arkadaşlar, şimdi, vicdanlarınıza seslenerek soruyorum: Halkın çok büyük bir kısmını mağdur edecek, demokratik sistemin en temel bileşenlerinden biri olan emek örgütlerini tamamen pasifize edecek, çalışma hakkını ortadan kaldıracak, daha da beteri, âdeta, kölelik rejimini getirecek bir yasayı, hangi demokratik kurallar ve teamüllerle bağdaştırabiliyorsunuz?! Tasarı, sizin söylediğiniz gibi -ki, öyle değildir- bu tür tehlikeleri içermiyor olsa bile, halk bu yasayı istemiyor. Çalışanlar tepki gösteriyor. Sendikalar demokratik kitle, meslek örgütleri taleplerini açıklıyor; eylemlerle bunu protesto ediyorlar. Toplumsal ve siyasal muhalefet yanlıştan dönmeniz için çırpınıyor. Siz ise, halkın temsilcilerini dinleme zahmetinde bile bulunmuyorsunuz. Sanıyorum, sadece küçük bir azınlığın entrikalarına kulak veriyorsunuz. Bu nasıl demokrasi anlayışıdır?!
Değerli arkadaşlar, demokrasi en iyi sistem olsa da, bütün siyaset uzmanlarının belirttiği gibi tehlikelere açık birçok kapıları da vardır. Demokratik rejimi işletebilmek, tamamen demokratik kültürü özümsemeyle ilgili bir durumdur. Partileri defalarca kapatılan bir siyasî gelenekten geldiğinize göre, AKP olarak bunu en iyi sizlerin bilmesi gerekir. Üstelik, çoğunluğa sahip olup, tek başınıza iktidar olarak demokratik sistemi yürütebilme iddiasındaysanız, önünüzdeki en büyük tehlike, muhalefetin, halkın, toplumsal örgütlerin, emekçilerin sesine kulak tıkamanızdır.
Çoğunlukçu demokrasi adı altında, rahat iktidar arayışında iseniz, yanılıyorsunuz. Öncelikle, çoğulcu demokrasi ve demokratik kültürü özümsemelisiniz. Yoksa, yapılan şey faşizm olur, elitizm olur. Size tavsiyem, Meclisteki çoğunluğunuza güvenerek, bu kadar rahat olmayın ve işçi sınıfını asla ve asla karşınıza almayınız. Çünkü, üretimden gelen güç, demokrasinin en temel koruyucusudur.
Değerli arkadaşlar, demokrasi sadece siyasal alanda belirleyiciliği olan bir sistem değildir. Demokrasinin esas yeşerdiği yer, toplumsal alandır, üretim alanlarıdır. Kabul edilecek bu yasayla, yüzyıllık bir demokratik mücadele sürecinde işçi ve işveren arasındaki bir nevi üretim sözleşmesiyle önemli bir noktaya getirilen, en azından bilimsel bir konu olarak irdelenen bir demokrasi tanımlaması da tamamen gündemdışı kalacaktır. Bu, endüstriyel demokrasidir. Zira, bu kanun endüstriyel demokrasinin bir tarafını, yani işçileri tamamen devre dışı bırakmıştır. Bu kanundan sonra, üretim sürecinde olsa olsa endüstriyel faşizm hâkim olacaktır. AKP İktidarı kendi çarpık demokrasi anlayışlarını, bu yasayla birlikte, toplumsal alana da üretim ilişkilerine de yaymış olacaktır. (AK Parti sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003