İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 605 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enver Öktem (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 605 kelime.
Enver Öktem (CHP, İzmir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENVER ÖKTEM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama, hepinizin bildiği ve kabul ettiğine dair yemin ettiği anayasal bir ilkemizi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sosyal bir hukuk devletidir ilkesini hatırlatarak başlamak istiyorum. Bu ilke, alelade belirlenmiş ve benimsenmiş bir ilke değildir. Bu ilke, değiştirilemez bir niteliğe sahiptir ve cumhuriyetimizin değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek temel ilkelerinin net bir ifadesidir. Bu ilkeleri fazla zorlamayın diye uyarıyor ve sözlerime devam ediyorum.
AHMET YENİ (Samsun)Yine başladı en başında...
ENVER ÖKTEM (Devamla)Arkadaşlar, bu tasarı üzerinde gerçekleşen tartışmaların ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak ortaya koyduğumuz çabanın, sırf muhalefet için muhalefet anlayışının bir ürünü olmadığını çok iyi biliyorsunuz. Gerçek olun şudur: İş Kanunu Tasarısının içerdiği bazı düzenlemeler, sosyal devlet ilkesini bırakın bir yana, sanki, klasik ilkel kapitalizmin tekrar canlandırılmak istendiği izlenimini uyandırmıştır. Bu izlenim, sadece bizde uyanmış değildir. Tasarının açıkça, kayıtdışı işvereni kollayan hükümleri ve daha konsensüs oluşmadan, yangından mal kaçırırcasına Meclise getirilişi, bütün kamuoyunda bu işin bilimini yapan akademisyenler ve geniş halk kitleleri üzerinde de aynı etkiyi yaratmıştır. Çünkü, bu düzenlemelerle hedeflenenin ne olduğu gayet açıktır ve herkes tarafından da gayet iyi anlaşılmaktadır. Buna karşı, biz de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorumlu ve yapıcı muhalefet anlayışıyla gerektiği noktada doğruluk ve hakkaniyet için elden gelen her türlü çabayı ortaya koymak gerektiğine inanıyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu madde, yasanın kölelik yasası olarak nitelendirilmesini haklı kılan ve aslında gündeme getirilmesi dahi, düzenleyicilerinin, işçileri nasıl bir zihniyetle algıladıklarını göstermesi açısından ibret verici olan bir maddedir. Bu maddenin ayrıntıları, halen Meclis gündeminde olan Türkiye İş Kurumu Yasası içerisinde belirtilmektedir. Dolayısıyla bu maddedeki değerlendirmelerimizi, bu yasayı da dikkate alarak yapmak durumundayız.
Kurulmak istenen özel istihdam bürolarıyla İş Kurumunun görev alanına giren kamu hizmeti niteliğindeki iş bulma hizmeti âdeta özelleştirilmekte, hatta işçiler kurumsallaşmış işçi simsarlarının elinde alınır satılır bir meta haline getirilmektedir.
Tasarıda yer alan özel istihdam büroları ve meslek faaliyeti olarak ödünç iş ilişkisine ilişkin hükümler, esnek çalışma hükümleriyle bütünleşmekte ve işçi üzerinde çıkar sağlama işi, yani sömürü, kurumsallaşmaktadır. Bu madde, hem İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine hem de Anayasanın temel ilkelerine ve ayrıca çalışma hak ve ödevini düzenleyen 49 uncu maddesine temelden aykırıdır. Üstelik, sözleşmelerin önemli bir kısmı ülkemizce kabul edilmiş olan ve üyesi olduğumuz Uluslararası Çalışma Örgütünün statüsüne ek Philadelphia Beyannamesinde yer alan "emek bir mal, bir meta değildir" prensibini de yok saymaktadır.
Hükümet, istihdamı artırmak için uğraşacağına, taşeronlaşma, yabancı işçilik, kayıtdışı istihdam, çocuk işçiliği, sendikasızlaştırma, ucuz işgücü, sosyal güvenlik, iş güvencesi sorunlarının üzerine gideceğine, grev ve toplusözleşme koşullarını düzeltmek için çaba sarf edeceğine, yolsuzluk, ekonomik istikrarsızlık, dışa bağımlılık gibi temel sorunları çözüme kavuşturmak için çalışacağına; yani en temel ekonomik, sosyal sorumlulukları yerine getireceğine, işin kolayına kaçıp, kendi temel görevlerini, özel istihdam büroları gibi aracı kurumlara devrederse yeni istihdam alanları gelişmeyeceği gibi, işgücüne iş aramaktan çok, işe işgücü arayacak; yani tamamen piyasa tekellerinin istemlerine göre çalışacak olan bu kurumlar, çağdaş birer köle pazarından farklı olmayacaktır.
Arkadaşlar, geçmiş hükümetlerin başarısızlığı edebiyatı yapmayacağım; ama, şu da bilinmelidir ki, ekonomik kalkınma ve ilerlemenin en önemli unsuru olan işgücü piyasasının şimdiye kadar sağlıklı bir şekilde düzenlenmemiş olması, son derece önemli bir hata içermektedir; ama, bu şimdiye kadar başarılamamış diye, böylesine önem taşıyan bir anayasal yükümlülüğü, kolaycı, kökten, özelleştirmeci mantıkla ele almak çok daha tehlikeli ve hatalı olacaktır. Hükümetlerin, üzerlerine düşen kamusal görevleri yerine getirmelerinin ne kadar önemli olduğunu her zaman söylüyoruz. Bunu yapmayanların başına ne geldiği de, geçtiğimiz seçimlerde net olarak görüldü. Hatalar zincirine yeni halkalar ekleyen hükümetler, bunun ağır sonuçlarına katlanacaklardır. Bu söylediklerimi son bir uyarı olarak algılamanızı bekliyorum.
İşten ve emekten yana olan herkesi selamlarken, siz değerli arkadaşlara kıssadan hisse olsun diye, Dostoyovski'nin bir sözünü hatırlatmak istiyorum: "Bazı kimseler büyük işler görmek için dünyaya gelmişlerdir, bazıları da küçük işler görürler."
Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003