İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 7. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Antalya ili aksu ve serik ilçelerinde meydana gelen sel felaketi hakkında

Erdoğan Bayraktar

Trabzon Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 7. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Ekim 2011 · 2.267 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdoğan Bayraktar (AK Parti), 13 Ekim 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANTALYA İLİ AKSU VE SERİK İLÇELERİNDE MEYDANA GELEN SEL FELAKETİ HAKKINDA); konuşma 2.267 kelime.

Erdoğan Bayraktar (AK Parti, Trabzon). “Antalya ili aksu ve serik ilçelerinde meydana gelen sel felaketi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-bayraktar-24-2011-10-13-antalya-ili-aksu-ve-serik-ilcelerinde-meydana-gelen-sel-felaketi-hakki (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon)Sayın Başkan, yüce Meclisimizin çok değerli üyeleri, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

9 Ekim akşam saat -21.00’de- dokuzda başlayan ve pazarı pazartesine bağlayan gece saat 24.00’te afet konumuna gelen…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Sayın Bakan, dokuzu kaç geçe başladı yağmur?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla)…özellikle Antalya-Serik ilçemizdeki sel felaketinden dolayı hem cevap vermek hem de yüce Meclisimizin üyelerini bilgilendirmek üzere huzurunuzdayım. Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli milletvekilleri, bilindiği üzere 9 Ekim Pazar günü akşam şiddetli bir biçimde, metrekareye 300 kilogram/metrekare şeklinde yağan şiddetli yağmur…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın)300 değil, 301.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla)…ve hızı 80 kilometreye varan bir rüzgâr neticesinde Antalya Serik ilçesi Haskızılören köyünde Pınargözü Mahallesi’nde bir mesire yerini sel vurmuştur. Burası aslında dere yatağı değildir. Toroslar’ın eteklerindeki su gözeneklerinden, dağın kıvrımlarından oluşan aşırı yağmur neticesinde gelen suyun, gelen selin derenin yatağını değiştirmesi neticesinde yüz yıldır kullanılan köyün bir mahallesini tamamen sel götürmüştür yani burada yaklaşık 100 dönüm bir mesire alanı… Komşu köylerin de gelip mesire yaptığı, burada okulun bulunduğu, sağlık ocağının bulunduğu çok güzel bir yer, gerçekten görmeye değer. Salı günü akşam giderek ziyarette bulundum ve çarşamba günü sabahleyin de yine orada incelemelerde bulundum. Gerçekten, hakikaten bir afat burası, bir afet. Burada 6 vatandaşımızı kaybettik, bunlardan 4 insanımızı bulduk ve bunlar defnedildi.

Yine aynı şekilde, Manisa’da, Denizli’de, Balıkesir’de, Muğla’da da bu yağmurun etkilerinden dolayı zararlar oldu, burada da 3 tane vatandaşımızı kaybettik, toplam 9 vatandaşımız… Bu vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm bu bölgelerde ve bu illerdeki zarar gören vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Çok değerli milletvekilleri, tabii afetler tüm dünyamızda olmakta. Dün ve bugün, evvelsi gün, üç gündür Meksika’da da çok şiddetli bir tayfun var. Orada da Meksika şu anda çok zor durumda. Bir devlet olarak, bir ülke olarak, oradaki vatandaşlara da, oradaki ülke vatandaşlarına da çok geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum Türkiye olarak, Türkiye vatandaşı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti olarak.

Çok değerli milletvekilleri, ülkemiz, her şeyden evvel, Arabistan Yarımadası’ndan gelen ve ülkemizin güney doğusuna yerleşen bir deprem fayı üzerinde bulunmaktadır. Ülkemizin üçte 1’i birinci derecede ve çok ciddi bir deprem tehlikesiyle karşı karşıya, üçte 2’si de deprem kuşağındadır. Bu bakımdan, biz, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin, 2002 yılı sonundan itibaren, 2003 yılı başından itibaren ülkemizdeki özellikle deprem, sel felaketi, yangın felaketi gibi afetlere baktığımızda hükûmetlerimizin ne kadar duyarlı olduğunu görmekteyiz. Burada, ben, Adalet ve Kalkınma Partisine bir pay çıkartmak istemiyorum, ülkemizin, vatanımızın geldiği konumu ifade etmek istiyorum. Gerçekten, daha önceleri depremler olduğu zaman prefabrik ev yapmak için üç ay, dört ay, beş ay gibi süre verilirken, kalıcı konut yapılamazken, bu dönemde, bu son dokuz yıla yakın dönemde hem bu dokuz yıllık dönem içerisinde oluşan depremlerdeki konut ihtiyacı olan insanlarımıza üç ay ile on iki ay arasında kalıcı konutlar yapılmış ve verilmiştir. Yine yangında afete maruz kalan evler iki ay gibi, üç ay gibi süre içerisinde yapılarak hak sahiplerine verilmiştir. Bu, ülkemizin, vatanımızın kalkınma düzeyini göstermektedir. Devletimizin ne kadar kolay konuşlanabildiğini, ne kadar kolay mekanize olduğunu, devlet kurumlarının da artık vatandaşına hizmet eder bir konuma geldiğini göstermektedir. Bu bakımdan biz sadece Türkiye’de değil, Açe’de de, Pakistan’da da, Hindistan’da da, dünyanın neresinde olursa olsun tabii afetler olduğu zaman hemen Türkiye olarak artık Kızılayımızla, Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığımızla çok kısa sürede bu ülkelere ulaşabilmekteyiz.

Antalya Serik’te de oluşan selden sonra çok kısa sürede tüm devletin kurumları, ilgili tüm kurumlar, valiliğin özel idaresi, Devlet Su İşleri, sahil güvenlik birimleri, jandarma, tüm kurumlar anında bölgeye intikal etmiş ve vatandaşlar şu anda gerçekten acısını en az hisseder durumdadır ve yine muhtar ifade etti, ben tekraren size burada ifade etmek istiyorum: “Devletimize şükran borçluyuz.” diyor. “Eğer burada Küçüksu Deresi’nin önünde denize giren mendirek yapılmamış olsaydı, anafor şeklinde eğer deniz içeriye girmiş olsaydı bizim can kaybımız çok daha fazla olacaktı.” diye ifade etti.

Yine, aynı şekilde, meteoroloji cuma günü valiliği ve kaymakamlığı uyarmasaydı, kaymakamlık hem yazıyla hem bizzat elemanlar göndererek hem okula hem camiye hem de derenin sel taşkını havzasında kalma ihtimali olan bölgelere uyarıda bulunmasaydı bizim buradaki can kaybımız 50’leri de aşacaktı. Bunu burada insanlar bizzat ifade ettiler.

Yine, vatandaşların ifadesi: “Sel basan yerlere hemen helikopterler geldi ve kurtarma ekipleriyle 85 kişi anında kurtarıldı.”

Yine, burada 3 tane köprümüz tamamen gitti, birçok menfezimiz yok oldu, hemen anında yine hem jandarma hem sahil güvenlik hem İl Özel İdaresi hem Acil Afet Durumu Yönetimi ve Çevre ve Şehirciliğin elemanları burada köprüleri ve menfezleri geçici bir süre için yaptılar ve köye şu anda ulaşım yapılmakta, köyün elektriği verilmiştir, taşımayla su temin edilmektedir ve yerinde günde üç öğün sıcak yemek verilmektedir. Bu da yine Hükûmetimizin mekanize olma durumunu, ciddiyetini ve afete maruz kalan ve yardım gereken insanlarımıza ne kadar hızlı ulaşabildiğini çok açık bir şekilde göstermektedir.

Yine, derenin ıslahı için bu ayın 27’sinde ihale vardır. Yaklaşık 300 milyon, eski rakamla 300 trilyonluk bir ihale 27’sinde inşallah yapılacak, bu dere tamamen denize kadar ıslah edilecektir.

Yine burada bir baraj ihalesi var, bunun da proje çalışmaları bitmiştir. Kısa sürede inşallah onu da yatırım programına almak suretiyle onu da tamamlayacağız.

Yine hem Serik’in köylerinde hem Aksu’nun köylerinde portakal bahçeleri, narenciye bahçeleri, pamuk tarlaları ve seralarda da yine sel baskını olmuştur. Yerinde valiliğimiz inceleme yapmaktadır. Buradaki vatandaşlarımızın borçlarının yapılandırılması noktasında olsun yasal çerçeve içerisinde diğer yardım noktasında olsun ne varsa bunları yapacağız.

Yine Haskızılören köyünde de yaklaşık 15 tane ev, 8 tanesi tamamen gitti, 9-10 tanesi de ağır hasar gördü. Bunların tamamı 25’e yakın evdir. Bunlara da hemen köyün daha üst kısmında, kotu yüksek olan, dereye göre 30 metre, 40 metre yüksek olan bir bölgede şu anda valilik yer seçiyor, beğeniyor. Buradaki evleri de çok kısa sürede yapıp kendilerine teslim edeceğiz.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biz tabii ki ülkemizi, vatanımızı, milletimizi ve coğrafyamızı tabii afetlerden korumak için çok daha mekanize duruma gelmek zorundayız.

Bu bakımdan, bu dönemde hem tüm dünyanın geldiği konjonktür hem de ülkemizin konumu itibarıyla Hükûmetimiz yeni bir yapılandırma getirmiştir. Bu yapılandırmayla bakanlıklarımızın 20 tanesi, 21 tanesi icracı bakanlık konumuna getirilmiş, benim Bakanlığım da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak yapılandırılmıştır. Buradaki ana eksenimiz, insanlarımızın yani 74,5 milyon nüfusumuzun yaşadığı tüm bölgeleri gerçekten modern, çağdaş, yaşanılır konuma getirmektir. Yani şehirlerimizin kentsel dönüşümünü sağlamaktır, ilçelerimizin kentsel dönüşümünü sağlamaktır, kasabalarımızın, köylerimizin dönüşümlerini sağlamaktır. Bunun için çok ciddi çalışma içerisindeyiz. Ülkemizin coğrafi bilgi sistemini yenilemek için ciddi bir çalışma sistemi içerisindeyiz.

Ülkemizin tapu sistemini, “TAKBİS” dediğimiz tapu sistemini yenilemek için hem kadastral bakımdan hem de tapuya girmesi gereken ipotek bilgileri, takyidat bilgileri, coğrafi bilgiler ve o yörenin özelliklerine, depremden tutun da diğer afetlere varıncaya kadar, ekonomik pozisyondan tutun da endemik hayatından, faunasından florasına varıncaya kadar ne özelliği varsa bunları coğrafi bilgi sistemi olarak hem coğrafi bilgi sistemine hem de tapu kayıtlarına işlemek durumundayız.

Arkasından, yine aynı şekilde, ülkemizin geldiği düzey itibarıyla çevre bakımından çok daha duyarlı olmak zorundayız. Çevreyle tabii afetler, iklimle tabii afetler, coğrafi durumla, deprem durumuyla tabii afetler ne kadar iç içeyse yaptığımız, kurduğumuz şehirlerin bugün geldiği konum, köylerimizin geldiği konum da tabii afetlerle o kadar ilgilidir.

Derelerin kenarlarındaki evleri kaldırmak, özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ve Akdeniz Bölgesi’ndeki derelerin ıslah edilmesi noktasında çok ciddi gayret içerisindeyiz.

Yine, deprem özelliği olan Bingöl’den tutunuz da Elâzığ’ından Tunceli’ye varıncaya kadar, Bolu’ya varıncaya kadar, İzmir’e varıncaya kadar deprem kuşağı üzerinde olan, İstanbul’dan, Tekirdağ’dan Çanakkale’ye kadar deprem kuşağı üzerinde olan, tüm depremsellik etkisi altında olan ve depreme dayanamayacak evlerin datasını şu anda çıkarmak üzere çok ciddi çalışma içerisindeyiz. Bu evleri kentsel dönüşüm programıyla birer birer değiştireceğiz. En önemli olandan, en acil olandan, en basit olandan, en pratik olandan başlamak suretiyle bunları, bu salaş yapıları, kaçak yapıları, depreme dayanaksız yapıları şehirlerimizden, köylerimizden söküp atmak durumundayız.

Yine, aynı şekilde, şehirlerimizin ulaşımını tıkayan, şehirlerimizdeki yaşam standartlarını, eğitim olsun, sağlık olsun, yangın olsun, okullaşma olsun özelliklerini, modernleşme konusundaki, yaşam kalitesini artıran özelliklerin önünde set gibi duran kaçak yapılaşmaları, gecekonduları da kaldırıp söküp atmak hepimizin görevidir.

Bu hususta şunu özellikle arz etmek istiyorum: Saygıdeğer milletvekilleri, bu konuda bir bütün olmamız lazım, beraber olmamız lazım. Kesinlikle, TOKİ’de görev yaptığım sürede -samimiyetle arz etmek istiyorum, ifade etmek istiyorum- biz hiç kimseye rant sağlamadık, temin etmedik. Bunu, inanın, biz her belediyeye eşit yaklaşmaya çalıştık, her belediyeyi eşit kucaklamaya çalıştık ve kentsel dönüşümde bizim hedefimiz, eksenimiz yoksul vatandaşlardı. Yoksul vatandaşımızı, eve ihtiyacı olan, barınmaya ihtiyacı olan, sadece çocuğunun eğitimi için, çocuğunun iaşesi için, çocuğunun sağlığı için harcayacak parasından başka parası olmayan ama barınmaya ihtiyacı olan insanlarımızı nasıl ev sahibi yaparız diye kentsel dönüşümlere yaklaştık. Kentsel dönüşüm yapacağımız bölgedeki gecekondu bölgelerinde oturan insanlarımız hak sahibi olsun olmasın onları bir şekilde ev sahibi yaptık. Kısaca örnek vermek gerekirse, Ankara kent girişi protokol yolundaki hak sahibi olmayan insanlarımızı Karacaören’de on beş yıl, yirmi yıl vade, peşinatsız, 150-200 lira taksitlerle ev sahibi yaptık. Bunlar aftan istifade etsin etmesin, 2009/81-82 sayılı yasalardan istifade etmeyenleri de orada ev sahibi yaptık. Orada bugüne kadar yaptığımız 8.500 tane konuttan hiçbir tanesini satmadık. Sadece orada hak sahibi olanlara o evleri vereceğiz, yine oradaki evlerin de kendi enkaz bedellerini ve oradaki parsel bedellerini düşmek suretiyle, kalan bedelleri de on beş yıl vadeyle kendilerine almak suretiyle ev sahibi yapacağız.

Diyarbakır’da sur etrafında, Kars’ta, Erzincan’da, Karabük’te, İstanbul-Küçükçekmece’de, Bursa’da, İzmir’de, Denizli’de, Türkiye'nin neresinde olursa olsun önceliğimiz oradaki barınmaya ihtiyacı olan insanlardır. Ama takdir edersiniz ki hepsini aynı yerde ev sahibi yapma imkânı olmuyor. Bazen gecekonduların yapıldığı yerler dere yatağıdır, bazen deprem aksı üzerindedir, bazen de oradaki yapılan yapılaşma katsayısı yüksektir. Hepsine ev verme imkânınız yok. Mesela şunu da itiraf edeyim: İstanbul’da hemen İkitelli turnikelerinin yanındaki, tepe üstündeki bölge de tamamen hazinenin yeriydi ve gecekondular vardı. Oradaki gecekondu sahiplerine biz Küçükçekmece’nin Halkalı bölgesinden ev verdik ve orayı değerlendirdik, orayı da 200 trilyon liraya sattık, oradan aldığımız parayı da yine gecekondu dönüşümlerine harcadık. Bu bakımdan…

MAHMUT TANAL (İstanbul)O paradan müteahhitler ne kadar pay aldı?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla)Çok değerli milletvekilleri, inanın, samimiyetle arz ediyorum: Kentsel dönüşümde, gecekondu dönüşümünde, bu ülkenin evlatları olarak, bu milletin seçerek bu Meclise bizi gönderdiği çok değerli vekilleri olarak kentsel dönüşüme hepimiz dört elle sarılmak durumundayız. Benim Bakanlığım olarak ben hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin üretim eksenli, yatırım eksenli, kentsel dönüşüm eksenli tüm milletvekillerinin emrinde olacağımızı burada özellikle ifade etmek istiyorum. Kentsel dönüşümde siyaset yapmak günahtır. Kentsel dönüşümde siyaset yapmayı ben eğer kendim siyaset yaparsam inanın en büyük günahla karşı karşıya kalır diye kendimi kabul ediyorum. Meslekten gelen birisi olmak hasebiyle, kentsel dönüşümün, gecekondu dönüşümünün dertlisi olan birisi olarak ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar yaptığımız çalışmalar da bunun göstergesidir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara)Depremden bahsedecektiniz. Deprem nerede kaldı?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla)İnanın, Bingöl’de insanlarımız depremden zarar gördüğü zaman iki gün içerisinde oraya gittik ve Bingöl’de yeni bir şehir kurduk çok değerli milletvekilleri. Aynı şekilde, Bursa’da Mustafakemalpaşa’da yangın oldu, iki ayda orada bir köy yaptık. Bugün de Antalya’da Serik’te de oradaki 30 ev, 40 ev neyse, valilikten bize gelen rapor neyse o rapor doğrultusunda bundan sonra -burada sizlerin huzurunda söz veriyorum- valilikten gelecek rapordan sonra biz orada yedi ay içerisinde köyü yapıp köylülere teslim edeceğiz aynı şekilde.

MAHMUT TANAL (İstanbul)Değerli Bakan, vergi almamanız gerekirken vergi aldınız. O vergilerin…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –Biz burada hiçbir zaman “Biz kendi paramızı kullanıyoruz.” demedik, böyle bir şeyi demeye hakkımız yok. “Biz vatandaşa da hizmet yapıyoruz.” demeye de hakkımız yok, yapmak mecburiyetindeyiz diye bunu ifade etmek istiyorum. Tabii ki bu milletin parasıdır, sizlerin parasıdır. Milletin parasını millete harcıyoruz. Ama ifade etmek istiyorum, arz etmek istiyorum: Çok dikkatli harcıyoruz. İnanın paranın 3 sefer, 5 sefer üzerine atlamak suretiyle bu parayı harcıyoruz. Buna çok dikkat ettiğimizi, bundan sonra da dikkat edeceğimizi, hesap verme ilkesini en önde tutacağımızı da özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Menderes Türel’in konuştuklarıyla ne alakası var şimdi?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –

Niye sizlerle bütünlük içerisinde olmak istiyorum? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye vatanının kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Bu ülke kalkındı, bu ülke gelişti. Artık Türkiye'nin verdiği büyük fotoğraf gıpta edilen bir fotoğraftır, Türkiye'nin verdiği imaj gıpta edilen bir imajdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz şehirlerimizi, köylerimizi salaş yapılardan, kaçak yapılardan hep birlikte kurtaracağız.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Başbakanın Ümraniye’deki evi kaçak duruyor mu daha?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –

Bu bizim, bu Meclisin şerefi olacak, bu sizlerin, bizlerin, hepimizin onuru olacak.

Bu bakımdan, bu çalışmayı, sizlerin desteği olmazsa biz bunu yapamayız, sizlerin eğer birlikteliği olmazsa biz bunu yapamayız.

Biz Maltepe’de kentsel dönüşüm yapmak istedik, orada önümüzü kestiler. Bu yazıktır. Biz Maltepe’de hiçbir tane evi ahara satmadık, üçüncü şahıslara vermedik, oradaki gecekondu sahiplerine verdik, vermek istedik. Bunun için, burada eğer biz bütünlük içerisinde olursak ülkemizi salaş yapılardan, kaçak yapılardan, kaynak israfından kurtarırız; ulaşım rahatlar, su kaybı azalır, iklimsellik, çevre dostu evler olur, Türkiye'de terör de azalır; birliktelik, kaynaşma olur; biz birbirimizi daha çok severiz, 780 bin kilometrekare coğrafya içerisindeki 74,5 milyon insan birbirine daha çok sarılır.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Sele dönün sele!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –Biz bu kentsel dönüşümleri yapalım. Biz gittik, Yüksekova’da kentsel dönüşüm yapmaya çalıştık, Hakkâri’de yapmaya çalıştık, Tunceli’de de yapmaya çalıştık, her tarafta… Tunceli Belediye Başkanını 8 sefer aradım, Kars Belediye Başkanını 10 sefer aradım, İzmir Belediye Başkanını 100 sefer aradım, Diyarbakır Belediye Başkanını 5 sefer aradım. Bundan bir hafta evvel yanımdaydı, ben Diyarbakır Belediye Başkanına teşrif ettiği için teşekkür ediyorum. Onunla da çalışacağım, İstanbul Belediyesiyle de, Ankara Belediyesiyle de, 81 vilayetin belediyesiyle 954 ilçenin ilçe belediye başkanıyla, aşağı yukarı 2 bine yakın da belde belediyesiyle çalışmak zorundayız, herkesin emrindeyiz, herkesin hizmetindeyiz.

Ben değerli milletvekilleri kardeşlerimden şunu istirham ediyorum: Bizi denetleyin, bizi eleştirin sonuna kadar, ama kentsel dönüşüm noktasında, Türkiye’mizi afetlerden kurtarma noktasında sizden yardım istiyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul)Sayın Bakan, KDV alınmaması gerekirken halktan neden KDV alıyorsun?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla)Bu duygularla hepinizi en içten saygılarla selamlıyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 13 Ekim 2011

32 konuşmanın tamamı →