İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Erhan Usta

Samsun Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 5. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Ekim 2025 · 1.132 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Erhan Usta (İYİ Parti), 9 Ekim 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.132 kelime.

Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 9 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2025-10-09-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-maldivler-cumhuriyeti-hukumeti-arasin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=137758

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, aslında buraya gelirken, tabii, Türkiye'nin yakıcı sorunları var, ekonomisi ciddi sıkıntıda; vatandaşı, emeklisi, işçisi, memuru, hepsi çok perişan. Bu perişanlığa bir de -özellikle son bir yıldır bunu çok daha fazla gündeme getiriyoruz- sanayicinin durumu, ihracatçının durumu ilave edildi, onlar da çok sıkıntıda. Aslında bunları konuşacaktım, Merkez Bankası Başkanının sunumunu da yanıma aldım geldim ancak buraya geldiğimizde yani "barış" adı altında bölücülük yapıldığını, "barış" adı altında Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin varlığına, birliğine, dirliğine, düzenine kastedildiğini görünce insan tabii birkaç kelime edemeden geçemiyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yani elbette hepimiz barış isteriz ama "barış" derken, tehdit yapılıyorsa, "barış" derken bölücülük yapılıyorsa, "barış" derken bir milletin, bir devletin varlığına, birliğine kastediliyorsa o zaman orada durup düşünmemiz gerekir. Şimdi, arkadaşlar çıkarmışlar, mesela ben sizinle birkaç şeyi paylaşacağım -bakın, bazen unutuyoruz, tabii, geriye doğru gidemiyoruz- özellikle bu terör örgütü tarafından yapılan bazı açıklamaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Mart 2025'te PKK'nın bazı açıklamaları var, diyor ki: "Şu an eğer Türkiye taleplerimize karşılık vermezse sonu Osmanlı'dan da beter olacaktır." Şu tehdit dilini görüyor musunuz arkadaşlar? Ve bu arkadaşlar "Barış... Barış..." diye bağırıyorlar. "Sonu Osmanlı'dan da beter olacak." Osmanlı'nın ne olduğunu biliyoruz. Devam ediyor: "Tüm kuzey kürdistanı vurabilecek kuvvetimiz var, Hükûmet bunu çok iyi biliyor." Arkadaşlar, öyle 30 tane silahı orada işte yaktı, hani "sembolik" dedi ya Cumhurbaşkanı da en son, öyle yakmayla falan olmuyor "Tüm kürdistanı vuracak gücümüz, kuvvetimiz var." diyor. Yine devam ediyor: "Hani PKK'yı tasfiye edecektiniz, Apo gelsin Mecliste konuşsun noktasına geldiniz." diyor. Yani "Türk devleti terör örgütünün önünde diz çöktü." diyor. Hiç mi zorunuza gitmiyor arkadaşlar ya! Ve "Türk devleti gelip Apo'yla konuşmaya mecbur kaldı." diyor. Mart 2025 arkadaşlar, yani kamuoyuna açık yerlerden aldığımız bilgiler. 15 Mayıs 2025'te yine PKK açıklaması -hepsini okumayacağım- "PKK'nın mücadelesiyle yaratılan değerleri ortadan kalkmış sayabilir miyiz? Kim kaldırabilir, kim onları yok edebilir, kim silebilir? Hiç kimse yapamaz." deyip "kürdistan" diye devam ediyor. Yani, bakın "Biz bir başarı elde ettik." diyor, bir nedamet yok. Hani barış olacaksa bir pişmanlık olur değil mi, bir tövbe olur. Dersin ki: "Ya, biz hata yaptık, biz kırk yıldır bu milletin canına kastettik; bu milletin çocuğunu, öğretmenini, askerini, polisini -hani onların tabiriyle diyelim- öldürdük -biz "şehit" diyoruz, onlar bizim şehidimiz- ama bir hata yaptık." Öyle bir şey yok. "Bunlar bizim kazanımlarımız ve bu kazanımların sonucunda aslında Türk devleti bu noktaya geldi." diyor. Bunun aynısını aslında Abdullah Öcalan da söylüyor: "Bizden bazıları -kendi yandaşları için veya terör örgütü mensupları için- meseleyi anlamıyorlar. Aslında iş başka bir evreye geldi. Artık silahlı mücadele kısmı bitti, bir başarı kazandık, başka bir evreye geçmemiz gerekir." diyor, onların içerisinde bazı itiraz edenleri o şekilde ikna etmeye çalışıyor.

Şimdi, Murat Karayılan ne diyor bakın, bir kısmını okuyacağım: "Fakat Türk devleti bütün bunlara rağmen yola gelmezse, şiddette ısrar ederse o zaman anladıkları dilden gerekli cevabı vermesini de biliriz. Herkes bunu iyi bilsin." Arkadaşlar, Murat Karayılan, 21 Mayıs 2025. Bunu bana söylemedi, bunu hepiniz duymuş olmalısınız, bu devlete söylüyor, "Hizaya gelmezseniz biz yapacağımızı biliriz." diyor. Şimdi, bakın, bunları, "Bizim arkamızda bunlar var." diyen arkadaşlar burada bize barıştan bahsediyorlar ya! Biz bunları söylediğimiz zaman "Siz barışa mı karşısınız?" diyorlar. Böyle bir şey... Nerede burada barış dili? Tehdit var ya, "Öldürürüm." var, "50 bin kişiyi öldürdüm, gerekirse bir o kadar daha öldürürüm." diliyle. O zaman Türk devleti, Erdoğan ve onun dibindekiler, yanındakiler, ona destek verenler; ya bu ülke hakikaten bir tehdit altındaysa biz de bilelim arkadaş. Size şantaj mı yapılıyor, size ne yapılıyor da siz bütün bunlara rağmen bunlara bu cesareti veriyorsunuz, bu ödünleri, bu tavizleri veriyorsunuz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Akıl alacak bir şey değil ya, sözler ortada, sözler ortada.

Bakın, devam ediyorum, 26 Mayıs 2025, Sozdar Avesta, KCK: "Kimse PKK'yı yenemedi, en önemlisi de budur. Kongrede de bunun altı özellikle çizildi. Bu konuda kimsede üzüntü olmasın, PKK yenilmedi." Yani az önce söylediğimizi söylüyor, "Yeni bir evredeyiz, bu PKK'nın yenilmesi falan değil. Biz silah filan bırakmıyoruz, silahlar zaten YPG'de. Onlar 100 bin kişi, onlar öbür tarafa gitti, onlar orada. Onlar bizim teminatımız ve güvencemiz, bizim arkamızda orası var." diyor. Zaten başka bir yerde söylüyor, "Kim kürdistana eğer..." diyor... Kürdistan olarak 2 tane kürdistan oldu şimdi. 4'lüydü ya, Irak kuruldu, Suriye kuruldu.

Arkadaşlar, mesele... Bunlara devam edeceğim. Şimdi bazıları diyor ki: "Ya, buradan bir şey çıkmaz." Özellikle bizim milliyetçi kesimde, biraz da iktidar, Cumhur İttifakı tarafına daha yakın olan arkadaşlar "Bir şey çıkmaz bu Komisyondan, merak etmeyin siz. Bu iş sonunda kavgayla biter." filan diyorlar, kendilerini öyle rahatlatıyorlar. Geçmiş olsun, bir şey çıktı zaten; bundan sonra çıkacaklar bu işin bonusu onlar için. Çıktı. Ne çıktı? Bu işin iki ayağı var. Bu işin birinci ayağı Suriye ayağıdır. Suriye'de bir Kürt devleti, bir terör devleti kuruldu arkadaşlar; kuruldu, bu net yani bunu hiç kimse inkâr edemez. Bakın, yarın olacak olanı söylüyorum: İki gün sonra -bu Hükûmet devam ederse bu Hükûmet, başka, millî bir hükûmet gelirse o demeyecek tabii ama- bu Hükûmet devam ederse "Ya, ne yapalım, defakto bir durum oluştu; sınır komşumuz, artık tanımaktan başka çaremiz yok, ticaretimize bakacağız." diyecekler. Onlara da biraz orada havuç verecekler. Onların da işte, petrolünü taşırlar, bilmem neyini taşırlar filan, çocukları oradan zengin olur, ondan sonra olacak olan bu. Yani alacak olanı aldı. Bu bir İsrail ve Amerikan projesidir, birinci ayağı bu işin tamamlanmıştır. Eş zamanlı gidiyor zaten bakın, geçen 1 Ekimden beri başlayan süreçte Türkiye'de olanlar ile Suriye'de olanların aynısını... Ya, on üç-on dört yıldır hiç kimsenin söz geçiremediği Esad bir anda ne oldu da gitti? Esad'ı kim götürdü? Yani iki tane kamyonete mağlup mu oldu Esad? Bu bir İsrail-Amerikan projesidir, proje tıkır tıkır işliyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinden herhangi birisi burada, Suriye'de kürdistan veya Kürt devleti kurulurken -terör devleti daha doğrusu, Kürt devletinden daha da önemlisi terör devleti- ağzını açıp bir tane kelime söyledi mi "Bu olmaz, bunu kabul edemeyiz." filan diye? Yok çünkü proje bu; teslim olunmuş, bunun içerideki ayağa tamamlanıyor. Ha, bundan sonra canı cehenneme, Komisyondan bir şey çıkmış çıkmamış, hiç önemi yok. Önemli olan Türkiye'nin kırmızı çizgisi Suriye'nin toprak bütünlüğüydü, Suriye'de bir terör devletinin, İsrail'in sömürgesi bir terör devletinin kurulması engelleyeceğimiz şeydi, o engellenemedi. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler susuyor. Dolayısıyla, Komisyondan Abdullah Öcalan'a özgürlük çıkacakmış! Çıksın, çıkmasın yani elbette çıkmasın da, çıkmayacak zaten. Bakın, ben hiçbir zaman kırmızı çizgimi de oraya koymadım. Eğer "Abdullah Öcalan'a, efendim, özgürlük çıkacak." deyip bunun üzerinden buna itiraz yükseltilirse bu olup bitenleri görmeden, yarın bir gün bize Cumhur İttifakı tarafı "Abdullah Öcalan'a özgürlük çıkmadı, bak, dediğiniz hiçbir şey olmadı, demek ki sorun yokmuş." diyecek. Hâlbuki olan oldu zaten, olan oldu, bundan sonrakiler bonustur. DEM yüreklendi, efendim, YPG meşrulaştı, PKK meşrulaştı, kurucu önder oldular, arkadaşlar itibar kazandı, televizyonlara çıkamıyorlardı, televizyonlara çıktılar. Daha bundan sonra gelecek olan şeylerin hepsi meşrulaştırmaya dönük şeylerdir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Çıkmayalım mı? Çok mu zoruna gitti televizyona çıkmamız? Seni her gün çıkarsın, seni.

ERHAN USTA (Devamla)Gülüstan Hanım, benden sonra konuşursunuz, tamam mı?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

114 konuşma daha · 9 Ekim 2025

Günün kaydı →
114 konuşmanın tamamı →