İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 3. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel Kurul · Açıklamalar

Erhan Usta

Samsun Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 3. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Ekim 2026 · 2.330 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fon krizini konuşuyoruz. Aslında buna "kriz" demek yanlış, organize bir soygunu, nitelikli bir dolandırıcılığı konuşuyoruz. Dünyada ilk sırada yer alır bu. Madoff skandalını söylerler ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin millî geliri içerisindeki payı olarak düşündüğümüzde, dünyada bu saadet zinciri soygunu veya işte Ponzi skandalları anlamında ilk sırada yer alan bir soygundan, bir skandaldan bahsediyoruz.

Değerli arkadaşlar, aslında baktığınızda vurgun basit, öyle karmaşık falan değil. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, böyle "Mevzuatı değiştireceğiz." falan; değiştirin mevzuatları falan. Bu türev piyasalarda olan, düzenleyici, denetleyici otoritelerin göremediği bir şey değil herkesin gözünün içine baka baka gelmiş bu, bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı ikaz etmiş; siz neden bahsediyorsunuz? Siz şimdi, bize tutmuşsunuz "Mevzuat değişikliği yapacağız. Başka ülkelerde de oluyor. Düzenleyici, denetleyici otoriteler bazen bunları atlıyor." diyorsunuz; böyle bir şey yok.

Şimdi, burada ilişki karmaşık, vurgun basit, ilişki karmaşık. İlişkinin üç ayağı var, bir de yancısı var. Birinci ayağı ilişkinin, bürokrasi. Sizin atadığınız, hiç bir ehliyeti, liyakati olmadan sadakati ve hırsızlığı nedeniyle atadığınız bürokratlar var bu işin içinde. (İYİ Parti, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) İkincisi, siyaset var. Bir kısım AK PARTİ elitleri -tamamını söylemiyorum- var bu işte, bu vurgunun içerisinde; işte, isimleri çıkmaya başladı. Diğeri ne? Özel sektör. Özel sektördekiler de sizin arkadaşlarınız; ya sizden, partilerinizde görev almış ya aday olmuş ya aday olmak istemiş insanlar. Dolayısıyla üç ayağı bu. Yancısı kim? Yancısı kara para. Mafya boyutu var işin, onun da önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde ortaya çıkacağını tahmin ediyorum.

Şimdi, iş biline biline geldi, iş görüldü, görünmeyen bilinmeyen bir şey yoktu; yabancılar bunu ortaya çıkarmasaydı siz yine ortaya çıkarmayacaktınız. Bakın, Mehmet Şimşek dediği vakit bu işin üzerine gidilmiş olsaydı, o gün bu tasfiyeler yapılsaydı 822 milyar TL değil onun üçte 1'i kadar bir kayıpla veya mağduriyetle iş çözülecekti ama dediğim gibi, yabancılar çıkardığı için işin üzerine gitmek durumunda kaldınız. Dolayısıyla mesele mevzuat meselesi değildir.

Bakın, daha 2021 yılı Kasım ayı, Plan ve Bütçe Komisyonu, hatırlayın, tören salonundayız, siz de Komisyon Başkanısınız; ben orada bas bas bağırdım "Bu halka arzlarda bir problem var. Bu halka arzların, bu kadar çok halka arz yapılmasının arkasındaki motivasyon nedir?" diye Bakana sordum. "Varlığı değil borcu halka arz ediyorsunuz. Bu şirketler patır patır yükseliyor. Bu nasıl oluyor?" diye sordum. Siz de Komisyon Başkanıydınız, neyi bilmediğinizi bize söylüyorsunuz şimdi; böyle bir şey yok. Bu nedir biliyor musunuz? Bu, kurumsal çürümedir. Türkiye'nin kurumları çürüyor. "Nasıl olsa bana bir şey olmaz." anlayışı bütün bürokrasiye, yargısı dâhil, sivil, askerî, bütün bürokrasiye hâkim olmuş durumdadır. (İYİ Parti, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Şimdi "Neden kurumlar itiraz etmedi?" diye soruyoruz. Dün siz Meclisi kapattığınızda -AK PARTİ'li arkadaşlar için söylüyorum- burada kısa bir konuşma yaptık, orada söyledim, tekrar olacak bazı arkadaşlar açısından ama yine AK PARTİ'li arkadaşların duyması açısından tekrar etmek istiyorum. Bu Sherlock Holmes'u bilirsiniz, polisiye dizi sevenler veya o tür roman okuyanlar. Şimdi, bir tane cinayeti aydınlatmaya çalışıyor ve bekçi köpeğinin havlamaması üzerinden katili buluyor ve diyor ki "Katil tanıdık, katil içeride çünkü bekçi köpeği havlamamış." (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, bu düzenleyici, denetleyici otoritelere, bunlara İngilizcede -tabiri siz çok iyi bilirsiniz- "watchdog" derler yani "bekçi köpeği" derler. Şimdi, siz bir tane havlayan -yani tırnak içerisinde söylüyorum- veya sesini çıkaran düzenleyici, denetleyici otorite gördünüz mü? Görmediniz çünkü hırsız tanıdık, hırsız içeride. (İYİ Parti, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) İşte soruşturulması gereken şey, bu talimatları kim veriyor, bu tezgâhı kim kurmuş? Bunun sorgulanması lazım, maalesef olmuyor.

Bakın, örnek vereceğim arkadaşlar, bakın, bunlar karalama değil, şu örneği vereceğim: Tera Portföyün o en büyük fonu... Şimdi, bir fonun TEFAS'ta işlem görebilmesi için, değerli arkadaşlar, SPK'nin onayı gerekir, bir izahname ve düzenleme yapılması gerekir, SPK onayı olması lazım. Kim alıyor TEFAS'a? Takasbank alıyor. Bakın, ikisi de devletin kurumu değil mi? Takasbank bugün tasfiye ettiğiniz o en büyük fonu SPK'nin izni olmadan TEFAS'a koyuyor. TEFAS'a koyunca ne oluyor? Yatırımcı sayısı 161'den 111 bine çıkıyor, millete o fonları satıyorlar ve fon miktarı da -büyütüyorlar ya sürekli- 30 milyardan 268 milyar TL'ye çıkıyor. Bakın, izinsiz bir şekilde 2 tane kurum, Takasbank izinsiz koyuyor, öbürü de izin vermiyor. İş ortaya çıkmaya başlayınca -tarih ne- 17 Haziran 2026'da da SPK küçük bir ceza keserek, 4,4 milyon lira... 268 milyar liralık vurgun oluyor, 4 milyon lira ceza kesiyor. Şimdi, bana kim ne anlatıyor ya Allah aşkına! Sorun uygulama sorunu, sorun mevzuat sorunu değil yani SPK bu işin içerisinde değil mi? Kimdir birey olarak onu bilmem ama kurumsal olarak Takasbank bu işin içerisinde değil mi? Bu işin içerisinde olmadığını söyleyebilir misiniz?

Daha elimizde birçok örnek var fakat vaktim olmadığı için hızlı hızlı geçmek istiyorum. BDDK'nin lisanslarına bakın; bugün tasfiye ettiğiniz, bugün "hırsız" dediğiniz kişilerin lisanslarının tamamı son iki üç yıl içerisinde verilmiş. Kim Başkanı? Şahap Kavcıoğlu. Bu lisanslar nasıl verildi? Tek tek sayayım mı? Mesela, Mustafa Yazıcı, Hayati Yazıcı'nın oğlunun ismi gündeme geldi, değil mi; 8 tane lisans almışlar arkadaşlar -8 nasıl gösterilir, şöyle- 8 tane lisans almışlar son iki yıl içerisinde; bunların hepsinin üzerinde şaibeler var. Bu kadar sıkıntı varken, bir buçuk yıl öncesinde bunlar konuşulmaya başlanmışken bu lisansları kim verdi, nasıl verildi, niye verildi bu lisanslar? Onun dışında İktisat Katılım Bankası 2026'da lisans aldı ya, daha yeni lisans aldı yani Mehmet Şimşek'in konuşmasından sonra, Tera Yatırım Bankası 2023'te, efendim, Destek Yatırım Bankası 2022'de, Katılımevim -bugün tasfiye ettiğiniz- 2022'de, Birevim 2022'de, Pardus, Bulls 2021'de, Pusula 2023'te. Bunların hepsi de son birkaç yıl içerisinde lisans alıyorlar. Şimdi "Tasfiye ettik." diye bunları anlatıyorsunuz. Bize bunu, tasfiyeyi nasıl yaptığınızı değil, bize bu lisansları kim verdi, niye verdi, bunu anlatmak durumdasınız burada; burası Meclis. (İYİ Parti ve YENİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ya, bilmediğimiz bir tane bir şey söyleyin! Söylediğiniz her şeyi zaten biz medyadan takip ediyoruz.

Tera Yatırım Bankası, bakın, tahvil ihraç ediyor. Tahvil ihracı nedir? Milletten para toplamaktır. Tera Yatırım Bankası ne zaman tahvil ihraç ediyor? Belgesi var elimizde, KAP bildirimleri var; 17 Martta tahvil ihraç ediyor arkadaşlar. Tera Yatırım Bankasıyla ilgili şaibelerin ayyuka çıktığı bir dönemde 22 milyar lira borçlanmasına SPK izin veriyor. Siz de devleti yönetiyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi, milletin 5 Ekimde ödeme günü vardı; 5 milyarı -faiziyle birlikte 6 milyardı- ödeyemedi; 17 milyar daha anapara ödemesi var, onu da ödeyemeyecek, milletin parası o şekilde orada batmış olacak.

Şimdi, şirketler ve bürokrasi arasındaki ilişkinin çözülmesi lazım. Bunu kim tanzim ediyor, kim kurguluyor, atamalarda kim etkili oluyor, talimatı veren kim? Bunun bilinmesi lazım. Şimdi, Sayın Nebati orada, bakın, Bakan Nebati orada; onun döneminde Mutalip Ünal görevden alınıyor, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı da yapmış çok değerli bir arkadaş. 2022'de atanıyor, 2022'de görevden alınıyor, SPK Kurul üyesi. Teamüllere aykırıdır iki yıl içerisinde alınması. Şimdi, medyada çıkan haberlere göre Teranın borsaya açılmasına itiraz ettiği için 2 kurul üyesini görevden alıyorsunuz. Yerine getirilen kim? Enver Usca. Bakın bakalım, Enver Usca kimmiş. Diğeri, mesela 7 Ekimde 4 tane kurul üyeliği boşalıyor, tam bir ay üç gün sonra atama oluyor, bir tanesi de Sayın Adalet Bakanının hanımının atanması.

Ben buradan sormak istiyorum: SPK Kurul üyeliği öyle boş kalacak bir yer değil, sürekli işlem yapılması gereken bir yer; burada ne döndü, kim neye itiraz etti, hangi Kurul üyesine itiraz edildi de bu atamalar böyle gecikti ve sonunda o bilek büküldü ve o atamalar yapıldı? Bunu da bize açıklamak durumundasınız.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, siz bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Bakın, bugün konuştuğumuz, hırsız olduğu tescillenen Pusula Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı kim? Serdar Turhan. Ya, siz Serdar Turhan'la 14 Mart 2026'da fotoğraf veriyorsunuz, devlet protokolüne davet etmişsiniz, beraber açılış yapıyorsunuz, daha bize ne anlatıyorsunuz siz? (İYİ Parti, Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Benim bundan kastım şu değil: Siz işin içerisindesiniz, değilsiniz, ben onu bilmem, ben savcı değilim. Benim gözümün gördüğü şey: Ya bu işin içerisindesiniz ya destekliyorsunuz veya siz devleti yönetmeyi bilmiyorsunuz -sizin istihbarat kanallarınız yok mu?- veya size de birileri bir talimat veriyor, ne olduğunu ben anlayabilmiş değilim.

Emre Tezmen kim? Emre Tezmen'i -bakın çok kritik soru- kim Merkezi Kayıt Kuruluşu üyesi yaptı? (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Merkezi Kayıt Kuruluşu neresi? Finansal sistemin kozmik odası. Bugün, tutukladığınız "hırsız" dediğiniz "soyguncu" dediğiniz kişiyi kim Merkezi Kayıt Kuruluşu üyesi yaptı, bunu bize açıklamak durumundasınız?

Şimdi, yine, Erdin Özel, Tera Portföyün Yönetim Kurulu Başkanı, kimin akrabası? Çok yukarılarda, çok yukarılarda kimin akrabası? Erdin Özel kimin akrabası? Bu arkadaş da tutuklu, soyguncu olduğu ortaya ortaya çıktı, kimin akrabası olduğunu bize söylemek durumundasınız.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdi değil mi?

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)Kimin akrabası?

ERHAN USTA (Devamla)Onun zamanı gelecek.

Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdi değil mi Sayın Cumhurbaşkanı? Ya, Salih Tanrıkulu DDK Başkanı, aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi, ondan önceki görevi de Merkezi Kayıt Kuruluşu Denetim Komitesi Başkanı. Şimdi, biz Salih Tanrıkulu'na diyoruz ki... Bakın, şahsıyla bir işim yok. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, siz kamu yönetimini iyi bilirsiniz yani ekonomiyi çok bilmezsiniz ama kamu yönetimini bilirsiniz. Şimdi "conflict of interest" diye "çıkar çatışması" diye bir mesele vardır. Şimdi, kendi icraatını yaptığı, yönetiminde olduğu bir yeri denetlemek üzere siz DDK Başkanını görevlendiriyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Ve bunu bize marifetmiş gibi anlatıyorsunuz. Fon Kurulunun yapısı, Fon Koordinasyon Kurulu, kim var? SPK Başkanı orada, BDDK Başkanı orada, MASAK orada, diğerleri orada. Ya, bunların hepsi şu anda zanlı pozisyonunda olması gereken insanlar, hepsi bu kadar pislik yapılırken yönetimde olan insanlar, siz bunlarla nasıl bu sorunu çözeceksiniz? (Yeni Parti sıralarından alkışlar)

İşin siyasi tarafına da girmiyorum, 3 AK PARTİ temsilcisi var orada, Grup Başkanı var, 2 de Genel Başkan Vekili var yani tamam, Türkiye parti devleti oldu da bu kadar da gözümüzün içine batırmayın kardeşim ya! Yani o zaman niye diğer siyasi partilerden kimse yok orada? Benim aklıma ne geliyor? Şimdi, Fon Koordinasyon Kurulu olur ya bir şeyleri falan çözerse "Aman, iş istenmeyen noktalara gitmesin." diye ona mı vaziyet ediyor oradaki arkadaşlar? Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadarını yapmayın hiç olmazsa. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, hep aynı taktik... Bir olay çıkıyor, yangın çıkıyor, böyle; deprem oluyor, böyle; şu oluyor, böyle; bu oluyor, böyle; hep aynı taktik:

Bir, "Meseleyi küçült." Şimdi, işte, söylüyorlar "Efendim, çok sınırlı bir alanda olacak." Hiç öyle bir şey değil. Neresi sınırlı alan? 20 milyar doların neresi sınırlı alan? Çok ciddi bir riskle karşı karşıya, reel sektöre sıçrarsa... Birazdan vaktim olursa potansiyel riskleri anlatmaya, değerlendirmeye çalışacağım ama bunu "Sınırlı bir alan." diye küçümseyemezsiniz. 455 bin tekil yatırımcı var; 6,5 milyon borsa yatırımcısı var, ekonominin tamamını etkileyecek bir meseleye "Sınırlı bir alan..." Çünkü hep aynı taktik, "Meseleyi küçült."

İki ne? "Dış saldırı var." yani daha doğrusu bir saldırıyı ima et. Burada dış saldırı bulamadılar, "İçeriden saldırı var." diye bir ima var.

Üçüncüsü ne? "Soru soranı suçla." Soru sormak suç değil, soruyu yanıtsız bırakmak... Suç demeyeyim de yani problem soruyu yanıtsız bırakmaktadır. Soru soranı suçluyorsunuz.

Dördüncüsü ne? "Muhalefete yüklen." İşte, yine aynı şeyleri söylediniz "Biz şunu yapmadık, bunu yapmadık." diye.

Beş, "Sonuna kadar da gideceğiz." Bakalım, göreceğiz, ne kadar gideceksiniz. Bakalım, Hayati Yazıcı'nın oğluyla ilgili meselede niye yarım saat içerisinde tedbir kararını kaldırdınız? Bakın "Suçtur." falan demiyorum, eğer bu insanlar suçsuzsa gerçekten bu tedbir kararı alınmaması gerekiyorsa bu insanların itibarıyla niye oynadınız? Bu karar doğru bir kararsa niye kaldırıyorsunuz? Bunu bize birileri izah etmek durumundadır.

Ömer Çelik'le ilgili iddialar var. Ömer Çelik ve Osman Arıkan Nacar, onun abisi Halil Nacar. Biliyorsunuz Halil Nacar Yüreğir belediye başkan adayınızdı sizin yani yıllardan sonra orada, Adana'da belediye kaybettiniz Halil Nacar yüzünden. Şimdi, bu ilişkinin, bu Ömer Çelik-Osman Arıkan Nacar ilişkisinin açıklanmaya ihtiyacı vardır.

Şimdi, deniliyor ki: "Efendim, Tayyip Bey de rahatsız olup bitenden." Tabii yani rahatsız olmamak mümkün mü? Rahatsız oldu da ne yaptı, ben onu sormak istiyorum? Hangi bürokratı görevden aldı? Hangi ismi geçen partilinizi partiden ihraç ettiniz? Bunu başka birisi yapmış olsa üzerine ne biçim çullanıyorsunuz yani rahatsız olmakla bu iş olmuyor. Bu, tek adam rejiminin Türkiye'yi getirdiği bir meseledir. İsteniyor ki Sayın Cumhurbaşkanının her şeyde yetkisi olsun fakat hiçbir sorumluluğu olmasın. Böyle bir şey yok, böyle bir düzen yok. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu, tek adam rejimlerinde dahi olacak bir şey değil. Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanı da bu meselenin birinci derecede hem siyasi açıdan hem idare açısından sorumlusudur.

Şimdi, şu tehditler havada uçuşuyor, kulislere bu bilgiler geliyor: "Yanarsam yakarım." "Yanarsam yakarım." tehditleri var. Biz Sayın Cumhurbaşkanı ve bu kurula... Sayın Cevdet Yılmaz sizden de istirhamımız: Bu tehditlere boyun eğmeyin, kim yanacaksa yansın; bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Ülkenin temizlenmesi için bir fırsat olarak da bunu görebilirsiniz, kurumların temizlenmesi için de bir fırsat olarak görebilirsiniz.

2021 yılından beri... Hızlı hızlı geçmek durumundayım. Bana göre de... Bu soruşturmalar, bir defa, net bir şekilde açıklasın. Burada olağanüstü yani hem büyük montanlı hem de olağanüstü bu işlemleri kim yapmış? Artık buna "Yatırımcı mahremiyeti." falan diyemezsiniz, bu isimleri bize açıkladığınızda zaten her şey net bir şekilde görülecektir, gidilmesi gereken yer de 2021 yılıdır.

Mecliste komisyon kurulması son derece önemlidir. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz, egemenliği temsil eden, milleti temsil eden Meclis eğer burasıysa ve millet burada yanıyorsa milletin temsilcilerinin de bu meseleye bizim kendi cenahımızdan bakması lazım ve bu kurulacak komisyonun da öyle çoğunluğa göre filan değil grubu bulunan partilerden ortak, eşit sayıda üyeyle kurulması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

ERHAN USTA (Devamla)Teşekkür ederim.

Olsun istemeyiz elbette, piyasaları panikletmek için falan da söylemiyorum ama meseleyi küçültmek son derece yanlış olur, bunun bulaşma riski, yayılma riski son derece fazladır. Piyasa şuna bakacak: "Bu işin üzerine hakkaniyetle gidiliyor mu, bu işin üzerine doğru gidiliyor mu?" diye bakacak. Eğer bu işin üzerine doğru gidilmezse bakın -işi tetikleyecek şey yine- MSCI'ın bizim kategorimizi düşürmesi, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden aşağı düşürmesi durumunda bu bulaşma riskinin, yayılma riskinin çok net bir şekilde ortaya çıktığını göreceksiniz. Reel sektör etkilenmeye başladı, bankacılık sektörü de bundan net bir şekilde etkilenecektir.

Sermaye piyasaları çok önemli dedik, yıllarca Planlamada sermaye piyasalarının önemine ilişkin politika yazdık, sermaye piyasalarının bu kadar çok berbat edilmesinin de hiç kimseye bir faydası olmamıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, düzenleyici, denetleyici otoritelere bir bakın bakalım, son iki yılda düzenleyici, denetleyici otoritelerin içerisini boşaltmak için getirdiğiniz kanun tekliflerine veya yasalaştırdığınız kanun tekliflerine bir bakın bakalım, hepsinde atanma şartlarını değiştirdiniz, süreleri değiştirdiniz, her şeyi değiştirdiniz, içini boşalttınız, bugünkü ortamı hazırladınız.

Teşekkür ederim. (İYİ Parti, Yeni Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Ekim 2026

Günün kaydı →
54 konuşmanın tamamı →