Ham Tutanak Metni
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 2.939 kelime · yaklaşık 15 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erhan Usta (İYİ Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Ham Tutanak Metni); konuşma 2.939 kelime.
Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Ham Tutanak Metni”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-2026-11-05-ham-tutanak-3 (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Tutanaklar/TutanakGoster/5487
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ERHAN USTA (Samsun)Teşekkür ederim. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Bakan, tabii, konuşulacak çok konu var, böyle hızlı hızlı geçeceğiz. Program üzerinde çok fazla durmak istemiyorum, ekonomik programın çalışmadığını söyledik maalesef çünkü ekonomik program, böyle, tam teşekküllü bir program değil. Yapısal ayağı olmayan, kamu harcamalarını kısma ayağı olmayan bir programın çalışması zaten mümkün değildi. İşte, cari harcamalara bakın, bu yıl mal ve hizmet harcamalarının millî gelire oranı OVP boyunca artıyor yani daha başka ne söyleyelim? Program bitmişti, bu fon krizi programın bittiğinin de tescili oldu, artık bundan sonra hiçbir şekilde ekonomik programdan bu ülkede bahsetme imkânı yok. Çok uzun süre bu faiz politikası, işte, program tam teşekküllü olmadığı için ve güven tesis edilemediği için de kırk aydır yüksek faize bu ülke mahkûm. Artık talebi kısan değil, üretimi kısan bir program oldu. Mesela siz bize diğer yıllarda hep şey söylediniz "Ya, IMF'de çalışmalar var, işte, üç yıl içerisinde ancak bu iş oluyor." falan diye; kırk ay oldu Sayın Bakan, ne oldu IMF çalışmaları, onlara bakmak lazım yani o süre de geçti. "Türkiye'nin bir hikâyesi var." diyorduk, Türkiye'nin hikâyesi falan kalmadı. Tabii, ekonomide ciddi bir servet transferi var, bu servet transferi yeni değil. Berat Albayrak döneminde bir servet transferi vardı, ne üzerinden oldu? İki şey üzerinden: Bir, Türkiye'nin "128 milyar dolar" diye sembolleşen rezervlerin eritilmesi üzerinden bir servet transferi oldu; iki, yanlış borçlanma stratejisiyle, döviz, altın ve enflasyona dayalı borçlanma stratejisiyle bir servet transferi oldu. O gitti, Bakan Nebati geldi; orada da enflasyon yüksek, faiz düşük; oradan bir servet transferi artı kur korumalı mevduattan bir servet transferi oldu. Bunların rakamlarını hep konuştuk ama bunlar artık yüz milyar dolarları bulan rakamlar. Şimdi, sizin döneminizde de işte programımız çalışmadığı için yüksek faiz, düşük kurdan kaynaklanan bir servet transferi var. Geçen yıl, Sayın Bakan, yurt dışına ödediğimiz para "faiz ve benzeri ödemeler" adı altında 31,5 milyar dolar. Ben şöyle, geriye doğru, uzun vadeli ortalamasına baktım: 11-12 milyar dolar. Bakın, 11-12 milyar dolardan 31,5-32,5 milyar dolarlık dışarıya bir faiz ve benzeri ödemeler yapar hâle geldi. Bütçedeki faiz yükünün arttığından zaten bahsetmek beyhude. "71 milyar dolar olacak bu yıl." diyorsunuz, 2018'de bu daha 15 milyar dolardı, dolar cinsinden 4'e, 5'e katladı. Şimdi, tabii, problem büyüyor, politika alanınız da daralıyor. Mesela, şimdi, bu fon vurgunundan sonra biraz parça parça olacak notlar. Mesela, özel sektör tahvilleri var, vadesi bir yılın altında, 1 trilyon lira yaklaşık 20 milyar dolar. Nasıl "rollover" edecek? Yapılmaması gerekenler, işte, Tera mesela, SPK; o yüzden kızıyoruz. SPK bu yılın daha mart ayında Teraya özel sektör tahvili için Sayfa: 21 izin veriyor arkadaşlar, nasıl olur bu ya? Her şey ayyuka çıkmış, sizi de mi dinlemiyorlar? Siz 4 Kasımda "Manipülasyon var." diyorsunuz, birtakım işler ortaya çıkmış, manipülasyon içerisindeki firmalara vatandaşın borçlanmasına izin veriliyor. İşte, temerrüde düştü bir kısmı, kalan da düşecek ama böyle sadece onlar değil, 20 milyar dolar var, "roll" edemeyecekler, nasıl olacak? Yani "kısıtlı alanda" diyorsunuz ya, hiç sanki bulaşma riski yokmuş gibi konuşuyorsunuz Sayın Bakan, böyle bir şey olmaz. Siz de öyle diyorsunuz, sizin söylediğinizi zaten tekrarlıyor Cevdet Bey, o da aynısını söylüyor. "Kısıtlı bir alanda." Az önce Merkez Bankası çalışmasını söylediniz, ben de baktım o çalışmaya. Merkez Bankası diyor ki orada, sadece şey kısmını söylüyorum diyor, üstünde hangi kanallardan ekonomiyi etkileyeceğine ilişkin de sözleri var ama ondan bize bahsetmiyorsunuz. Bu teşvik meseleleri falan. Mesela, işte, vaktim olsa soracağım bu savaş çıktıktan sonra Dubai'den buraya şeyler gelecek diye yirmi yıllık vadeli teşvikler verdik yurt dışına, anlattınız. Mesela, ne geldi bu teşviklerden? Bu ortama ne gelir? Elinizdeyse mümkünse, Allah rızası için şu bütün teşvikleri kaldırın, bütün vergisel teşvikleri, hepsini kaldırın. 5 trilyon lira, 5 trilyon liralık vergi oranlarımızı düşürelim, olsun bitsin; tahrip ediyor, bozuyor. İşte, bu para piyasası fonları. Siz artırdınız, tamam, bakın, yani benim tabii, hedefim Hükûmet yani daha doğrusu "Hükûmet" derken politikaların tamamı. Sizin döneminizde mesela, bunu artırdınız, sıfırla başlatıldı, değil mi? Para piyasası fonlarında stopaj sıfırdı. Siz kademe kademe artırdınız. Bir şey sıfır olduğu zaman oraya teşvik var. Kim yaptırdı? Mesela bunu bulmamız lazım ya, buranın sıfır olmasını sağlayan irade kimdi? O günkü maliye idaresine bunu kim yaptırdı? Bunların hiçbirisi sebepsiz falan değil. 213 milyar dolara gelmiş reel sektörün açık pozisyonu. Bundan sonra "Kuru artıralım." falan desek kuru da artıramayız. Nasıl artıracaksın? 213 milyar dolar açık pozisyonu var. Daha 2023'ün sonunda bu 72 milyar dolardı arkadaşlar. Tabii, içeriyi bu kadar krediyi sıkarsan, kuru baskılarsan, faizi yüksek tutarsan ne yapacak? Yurt dışına yöneldiler, yüksek faizle yurt dışından borç aldılar. Şimdi, enflasyona hiç kimse güvenmiyor bu ülkede. Dün söyledim işte, "nefes kredisi" diye veriliyor, kabaca yüzde 40 enflasyona geliyor, kırk sekiz ay vade, sabit faiz. Ya, kırk sekiz ay vadede esnafa nefes aldıracağım diye komisyonlarıyla, şunlarıyla, bunlarıyla yüzde 40 faizle para verilir mi ya? "Enflasyonu yüzde 9'a düşüreceğim." diyorsunuz. Hiç kimse inanmıyor bu ülkede enflasyonun düşeceğine. Bankalar inanmıyor, politika faizi bir yandan düşüyor. Bakın, ticari kredilerde faiz oranlarına, o politika faizindeki düşüşü hiçbir şekilde yansıtmıyor. Şimdi, diğer bir husus, bu yapılandırma işlerine hep karşı oldum ama bugün vatandaşın suç yok. Esnaf sizden yapılandırma bekliyor, esnaf sıkıntıda, hiç kimse borcunu ödemiyor. Sistem çökmüş, piyasa çökmüş. Dolayısıyla yapılandırma ihtiyacı var. Ekonomi yönetiminde hep başından itibaren söylüyorum: İkili bir yapı var. Bu sizin kusurunuz mu? Değil. Sizin kusurunuz şu: Siz bunları açık açık söylemeliydiniz yani finansal sektöre Sayın Bakan, benim gördüğüm, varsa beni yanıltın, hâkimiyetiniz yok maalesef çünkü orayı Sayın Cumhurbaşkanı başka birisine vermiş, orası başka bir tarafa gidiyor, siz başka şeyler söylüyorsunuz. Sizi takip etmeyen bir finansal sektör yapılanması var. Bütün bu sıkıntılar, bunların bir sürü somut örneği var, burada biz bunları çok konuştuk. Siz tabii, gelmediğiniz için belki bunları duymadınız ama tek tek, bakın tek tek Teranın o bir tane en büyük fonunun bu sisteme nasıl alındığı... Takasbank alıyor, SPK susuyor, on bir ay boyunca susuyor. Adamın 161'den yatırımcı sayısı 111 bine çıkıyor. 2 kurumu aynı anda. Her birinde aynı, kaç tane meseleyi burada gündeme getirdik, son güne kadar likidite sağlıyorlar, milleti dolandırsın diye. Bu kurumlar bunun içerisinde ama sizin buraya bir hâkimiyetiniz yok. Niye itiraz etmiyorsunuz Sayın Bakan? İtiraz etmeniz lazım. Bu yönetim kurulu üyelikleri yani biliyoruz hepsini, biz de devlette çalıştık. İşte, bürokrata fazla para veremiyorsunuz, çok da çalıştırıyorum, al sana bir yönetim kurulu üyeliği. Artık bundan vazgeçelim, vazgeçelim. Bak, SPK Başkanı. Şimdi, yeni SPK Başkanı, az önce Faik Bey de söyledi, ya, daha düne kadar 2023'ten beri Takasbankın yönetim kurulu üyesi. Ben, şimdi, bak, bir şey demiyorum şahsiyetine, kişiliğine falan, iyi bir vergici de olabilir. Zaten bir vergici atamakla en büyük yanlışı yaptınız, onu söyleyeyim. İkinci yanlışı ikinci defa yapıyorsunuz. SPK ayrı bir şey. Finansal sistemde hiç mi güvendiğiniz, düzgün bir insan yok? E, şimdi, bu arkadaşın sorumluluğu yok mu? Yani buranın yönetim kurulu üyesiydi, hadi isimlerini vermeyeyim, şimdi hepsi de benim dostum, arkadaşım, beraber çalıştığınız insanlar ama her birisinin buralarda yönetim kurulu üyeliği var, her biri zamanında susmuş. Niye? Çünkü sadece para almak için gidiliyor oraya, işin içinde değil; tamam mı? Al paranı, keyfine bak; e, ondan sonra aşağıda da bir sürü vurgun oluyor, yolsuzluk oluyor. Uzmanlık meselesi önemli Sayın Bakan. Geçen gün günah çıkardınız "BDDK'de, SPK'de, şurada, burada kaliteli uzman yetiştiremiyoruz." diye. 666'yı hatırlatmak istemiyorum, o toplantının ajandamda notları var. O gün sustunuz, 666'a ben itiraz ettim, bir müsteşar yardımcısı olarak kendimi ortaya koydum, olmaz bu dedim. Bu denetim elemanlarının, uzmanların, özerk kurumlardaki uzmanların maaşlarını düşürmeyelim dedik ve o gün orada maaş düşürüldü. Sonra, işte, geçen yıl "Ya, hiç olmazsa 20-30 bin lira bunları artıralım." dedik, göbeğine imza attım ben burada, benim dışımda hiç kimse imzasının arkasında durmadı, siz Bakan olarak hiçbir şey söylemediniz, Cevdet Yılmaz Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak bir şey söylemedi, bugün böyle oldu. E, tabii, ehliyetsiz, liyakatsiz kadrolarla bu kadar şey yapılıyor. Bakın, ben sizin dürüst olduğunuza inanıyorum ama dürüstlük yetmiyor Sayın Bakan, dürüstlük yetmiyor. 4 Kasımda bunu söylüyorsunuz, ondan sonra Cevdet Yılmaz finans zirvesine gidiyor, sizden farklı şeyler söylüyor. Sizin yerinizde ben olsam o gün isyan ederdim, istifa ederdim çünkü siz gördünüz meseleyi, siz söylüyorsunuz ama sizin daha üstünüzdeki bir irade gidiyor, orada Sayfa: 22 sahtekârlarla fotoğraf veriyor. Ben burada kendisine söyledim, Yüce Divana gitmen lazım dedim. Olmaz ki böyle, bu milletin ne suçu var. Binlerce mesaj geldi, millet diyor ki... Hele bir kadın kendisi geldi, o fonlarda değil de o hisse senetlerinde parası varmış vatandaşın, küçük bir yatırımcı "Ben Sayın Mehmet Şimşek konuştuktan sonra başımıza bir şey gelecek diye hemen sattım ama Cevdet Yılmaz konuştuktan sonra demek ki bir şey olmayacak diye tekrar o hisse senetlerinden aldım." dedi. Olmaz, devleti yönetenlerin, Cevdet Yılmaz'ın boy boy fotoğrafları var bunlarla, Pusulacılarla var, Altınbaşlarla var, Teracılarla var; bu, nasıl iştir ya, niye hiç kimse sorumluluk almıyor, anlaşılır gibi değil. Dolayısıyla, şu finansal kurumlarla ilgili ekibinizi kurun ama burada çok daha hassas gitmeniz gerekiyor. Dolayısıyla, ben temel olarak sizi bu yönüyle suçlu olarak buluyorum yani iyi niyetli olduğunuzu biliyorum. Bakın, sizi eskiden beri tanıyorum, siz bizi tanıyorsunuz ama iyi niyet de yetmiyor, dürüstlük de yetmiyor yani bunları söylemek lazım, vebal sizin üzerinizde, sorumluluk sizde, bu sorumluluktan kurtulamazsınız. Bu sorumluluk sizin üzerinizde, siyasi sorumluluğu da her türlü sorumluluğu da sizin üzerinizde. E, hiç olmazsa şimdi yapın Sayın Bakan, şu listeler açıklansın artık, şeffaf olalım, bakın, bulaşıyor bu. İşte, az önce Faik Bey söyledi, S&P Dow Jones yine karar aldı, işte, Türkiye’yle ilgili şeyleri dondurdu. Yarın bir gün her biri yapacak. MSCI haziranı beklemeyecek, bunu görün. Ortalık yangın yerine dönecek. Bu işin şeffaflıktan başka bir yolu yoktur. Düzgün bir denetim, şeffaf olacağız, bu listeler açıklanacak. Toplumsal bir denetimin olması lazım. Ya, akla ziyan işler… Bugün Sayın Cumhurbaşkanı “Ya, isimleri görünce hayret ediyoruz, ne isimler var.” diyor. Ya, şu sizin gördüğünüz isimleri bir de biz görelim. Bu ne olur biliyor musunuz? O zaman, bak senin isminde var orada, hadi bakayım sen bana şu kadar para gönder işine döner; bunu siz demezsiniz de başkası der. Herkes görsün, herkes de rahatlasın. Suçlu olan gitsin cezasını çeksin ama bu liste açıklanmadığı zaman bu iş olmaz ve bunu yapabilecek tek kişi sizsiniz biliyor musunuz, tek kişi sizsiniz, siz de bunu yapmıyorsunuz, niye yapmıyorsunuz bilmiyorum. Birkaç bürokratın üzerine gidiyor… İlk gün şu andaki finansal sistemle ilgili bütün bürokratların, hepsinin görevden alınması lazım, el çektirilmesi lazım dedim. Masumsa sonradan gelsin görevinin başına, devam etsin. Şimdi, biraz daha detaylı olursak BDDK Başkanını, SPK’yi, her birini konuşacağız burada. Olmaz, bu kadar lisans veriliyor, şimdi hâlâ BDDK Başkanı Sayın Şahap Kavcıoğlu burada; nasıl iş bu! Fon kurulunda ya, fondaki tasfiye kurulunda, orada politika kararları alınıyor. Bu işin içinde ya, daha işin içinde olması için ne yapması gerekiyor? Batan, tasfiye edilen, sahipleri tutuklanan herkesin faaliyet iznini vermiş, lisansını vermiş bu arkadaşımız. Bir yandan da Bayburt’ta OSB’de çağrı merkezine yer veriyor. Ya, OSB’de çağrı merkezi mi olur? Boy boy fotoğrafları var. Ali Emre Ballı niye Şahap Kavcıoğlu’nun ricası için orada 600 bilmem kaç kişi çalıştırarak çağrı merkezi yapıyor, onun karşılığında ona ne verildi? Kaç tane lisans verildiğini biliyoruz değil mi; olmaz böyle şey, böyle devlet yönetimi olur mu arkadaşlar ya! Şahap Kavcıoğlu… Hatta Bayburt’ta BDDK burada şube açacak diye laf çıkmış; komikliğe bak. Zirveye gitmediniz ama gideni de uyarmadınız. Bir sürü sorumuz var Cevdet Yılmaz'a. Şimdi, havuz, değil mi? Mağduriyetin azalabilmesi için havuza paranın gelmesi lazım, bunun başka bir yolu yok. Mesela, biz burada önerge verdik, dedik ki: "Bu isteğe bağlı olmaz, zorunlu olsun." Kim fahiş kazanç elde ettiyse... Suça bulaşanları demiyorum bakın, suça bulaşanların zaten yedi sülalesinden alacağız, hapse de atacağız, kat kat alacağız, bütün mal varlığıyla alacağız. Ama suça bulaşmamış, şanslıymış, şöyle olmuş, böyle olmuş, belli bir miktarın üzerinde olanlarda fahiş kazanç elde edenlerden de o fahiş kazancı almamız lazım. Almamız lazım çünkü kökü yanlış bir iş, kökü suistimal, kökü hukuksuz bir işten dolayı "Para kazandım, bana ne?" diyemez kimse. Bakın, ben bunu muhalefet milletvekili olarak söylüyorum, bu bana oy kaybettirici bir şey. Siz niye iktidardayken bunu yapmıyorsunuz? Burada defalarca söyledik, bunun zorunlu olması lazım, cebri olması lazım bu fona gelişlerin dedik. E, ne olacak? Buradan mafya türeyecek, mafya türeyecek, başka bir şey yok. "Fahişin bir kısmını bana ver, bir kısmı sende kalsın, küçüğünü de bir isteğe bağlıya yatır, bu işten kurtul." diye... FETÖ borsasını bu memleket gördü, bunun da borsasını göreceğiz. Şimdi, bunları konuşanlar... Allah'tan bizim dokunulmazlığımız var diye bir şey yapamıyorlar, yarın ne yapacaklarını da bilmiyoruz, hiçbir güvencemiz de yok. Gazeteciler tutuklanıyor, bunu yazan gazeteci tutuklanıyor. Ya, küçük hata da yapabilir arkadaş. Bu kadar şeyi yapıyor, bu kadar karmaşık... Hep şunu söylüyorum: Soygun basit yani hiç inovatif bir soygun yapmaya da çalışmamışlar sistemi çok güzel kurdukları için. Mesela, hani böyle olur ya, mortgage krizinde falan oldu, türev piyasalarda böyle aklımızın ermediği bilmem ne olur, otoriteler geç… Öyle değil ya; gözümüzün içine baka baka soygun yapılıyor, çok basit bir soygun ama ilişkiler karmaşık, çok karmaşık bir ilişki içerisinde yapılıyor. Ondan sonra geliyorlar, buradan da bir kısım AK PARTİ’li milletvekilleri “Vatandaş da parasını yatırmasaydı oraya.” diyor, vatandaşı suçluyor. Devletin denetimi altında olan bir yerde vatandaşın suçlanması kadar büyük bir ayıp olabilir mi ya, böyle şey olur mu? “Sermaye piyasaları gelişsin, gelişsin, fonda problem yok, fonda problem yok.” diye en üst tepede bas bas bağırılıyor. E, bunları yazan, biraz bunları ortaya çıkarmaya çalışan gazeteciler de küçük bir hata yaptı diye içeriye atılıyor ya; böyle bir Türkiye olur mu? Osman Nacar'ın Ömer Çelik’le fotoğrafından dolayı gazeteci içeri atılıyor, on sekiz yıl hapis isteniyor ya, böyle bir şey olur mu? İddia ediyorum işte, Osman Nacar ile Ömer Çelik ilişkisini bu ülkede herkes biliyor, herkes biliyor. Gazeteciyi tutukluyor ondan sonra. JCR diye Türkiye'de çakma bir şey kuruyorlar. Kim kuruyor mesela bu tezgâhları; bunlara bakmak lazım. Ondan sonra batan firmaların tamamının AAA ratingleri, hep A, A- falan filan. Sayfa: 23 Emre Tezmen, finansal sektörün kozmik odasına atanıyor. Sizin döneminizde atanıyor Sayın Bakan, siz atadınız. Elbette ben bunları biliyorum, siz bizzat atamıyorsunuz ama bu işler siyasi otoriteyle oluyor. Muhtemelen size söylemediler, sormadılar. Aynısını yaşadım, yıllar önce Finansal Kurumlar Birliğinde yönetim kurulu üyeliği... Bize de biraz fazla para veren... Bir yönetim kurulu üyeliğine getireceğiz diye akşam beni aradılar, sabahleyin Genel Kurulda ismim çıkmadı. Ali Babacan beni istedi, tamam mı, orada o zaman bir FETÖ’cü, İstanbul Kalkınma Ajansının Genel Sekreteri atandı benim yerime; her gün bu işleri çalışan olarak ben atanmadım. Orada Ali Babacan’ı çiğnediler mesela. Böyle bir irade oluşuyor nasıl oluşuyorsa, işte bunu da burada söylüyorum. Bu Emre Tezmen’in şimdi neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Yunus Arıncı niye hâlâ TÜRK TELEKOM Yönetim Kurulu üyesi? Buna bakmak lazım. Yunus Arıncı’yla bireysel olarak da tanışıyorum ama babamın oğlu olsa affetmem, bildiğim bir doğruyu söylerim ben burada; biz de susmasını biliriz ya. Şuradaki bürokratların her biriyle bir teşrikimesaim var, yarın bir tane iş söylerim, bilmem ne yaparım ama bunu yapmıyoruz ya, bu memleket kan ağlıyor, artık böyle eş dost bilmem ne ilişkisinden vazgeçmemiz lazım. Yunus Arıncı'nın Başbakanlık teftişteki şeylerine bakın ya, dünya kadar rezaleti var. Devlet Denetleme Kurulu Başkanının da dünya kadar rezaleti var. E, Takasbanka yine sizin döneminizde atanıyor, bunun olmaması lazımdı. Aytaç Dikmen… Bak, bu arkadaşım suçludur anlamında demiyorum; bilmiyorum burada mı bugün. O gün çok sinir edici şeyler konuştu. SPK Başkan Yardımcısı; bu işlerle ilgili 5 tane daire dört yıldır bu arkadaşın altında arkadaşlar ya, hiç mi sorumluluğu yok bu Başkan Yardımcısının, niye görevde duruyor? Al görevden, çek kenara, soruşturulsun, edilsin, değilse ondan sonra isterse başkan yapın ama böyle hiç kimseye dokunmadan bu işlerin hiçbiri olmaz. Erdin Özel... İlk basın toplantımda söyledim. Çok kudretli bir yerle akrabalık, kan bağı ilişkisi var. Bu ilişkiyi siz çıkaracaksınız. Erdin Özel kim? Erdin Özel daha 90 doğumlu bir çocuk, bu işleri nasıl beceriyor; buna bakmamız lazım. Sayın Bakan, Varlık Fonu bir kara delik hâline geldi. Bakın, sizden sonraki iktidar bu ülkede Varlık Fonu'nu kaldırdığı zaman -nasıl 2001'de biz döner sermayeleri, fonları tasfiye edince reform dedik- "Reform yaptık.” “Reform yaptık.” diye ilk sayacakları madde olacak. Varlık Fonu bu ülkede, efendim, suiistimalin, ahlaksızlığın merkezi hâline gelmiştir. E, şimdi, yani oranın Yönetim Kurulu Başkanı bir kere bütün sistemi yöneten Erişah Hanım, size sabahleyin söyledim, niye yok buralarda? Aynısı İstanbul Borsasında, dolaylı olarak Takasbankın başında, bütün sistemin talimatlarını veriyor ama dokunulmazlığı var ya, tanrı mı arkadaş ya? Böyle bir şey olabilir mi? Çok acele etmeniz lazım Sayın Bakan. Risk bildiğiniz… Siz bunları biliyorsunuz, siz piyasayı bizden çok daha iyi bilen bir insansınız, muhtemelen söylüyorsunuz da. Bakın, siz burada olduğunuz için bunları size söylemek durumunda kalıyorum elbette ama çok daha acele etmemiz lazım, problem çok büyük, problem git gide büyüyor, yazıkolacak bu ülkeye. Reel sektör firmalarımız tek tek gidiyor, en sağlam firmalar bugün temerrüde düşüyor, borçlarını ödeyemez hâle geldiler ve durum çok daha kötü olacak. Şimdi, bulaşma riskini dolayısıyla söylemiş olduk. Bu, Taha Çakmak meselesi… Taha Çakmak’ı Erişah Hanım, Sayın Cumhurbaşkanına takdim eden o. Bir kamu bankasının genel müdürü hâline getirilecekti, siz ona engel oldunuz, oraya hızlı bir atama yaptınız ve Taha Çakmak gelmedi ama zaten bu tarafta yaptıkları da yetiyor. Şimdi, bu adam nasıl, anlamıyorum ben ya? 12,7 milyar TL’lik; bu, doğru mudur, yanlış mıdır? Basında çıktı, işte, güvenilir de kaynak, Yeni Şafak’ta çıktı ya! Bunu artık iktidar medyası bile… Kendi içindeki çatışmadan veya artık nedense… 12,7 milyar dolar Hazine tahvilini teminat almadan TERA’ya veriyor; ya, insanın babasının parası olsa böyle bir şey veremez. Sen Türkiye Sigortanın parasını nerede… Nerede bu sigorta düzenleme denetleme kurumu? Niye bu işlere bakmamış? Niye uyumuş? Bu denetim niye onların gözünden kaçmış? Şimdi, BDDK’yle ilgili çok mesele var ama onu daha sonra, daha farklı şekillerde artık söylemek durumunda kalacağız. Bu katılım meselesi… Bakın, BDKK’de AGS Altın Gezegen, Adil Katılım, ColendiBank, Katılımevim Katılım, Fair Finans, Adil Tasarruf, İktisat Katılım; bunların hepsinin faaliyet izinleri şimdiki Sayın Başkan Şahap Kavcıoğlu döneminde verildi. Hiç mi kabahati yok? Bunların hepsi şu anda ya tasfiyede ya da başka şekilde sahiplerinin hepsi ya tutuklu ya da soygunla anılıyor. Savcı Sayan’ın soruları var, çok da ciddi sorular, çok güzel bilgi alıyor nereden alıyorsa; bu soruların cevabının verilmesi lazım, Şahap Kavcıoğlu’nun bu sorulara cevap vermesi lazım, olmaz böyle bir şey olmaz.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
18 konuşma daha · 5 Kasım 2026