İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · CUMA

İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

Erhan Usta

Samsun Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Aralık 2016 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erhan Usta (MHP), 9 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 1.016 kelime.

Erhan Usta (MHP, Samsun). “İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-26-2016-12-09-istanbul-milletvekili-engin-altay-in-yaptigi-aciklamasindaki-bazi-ifad (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=54822

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen yüce Türk milleti; Kalkınma Bakanlığı ve TÜİK bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, efendim, ilk günkü tümü üzerine olan konuşmamda Türkiye ekonomisinin bugünlere nasıl geldiğini, yapılan hataların neler olduğunu, niye şu anda ekonominin bir bunalımda olduğunu, bir tıkanmada olduğunu izah etmeye çalışmıştım. Hem konjonktürel sorunlar bağlamında hem de Türkiye'nin yapısal, eskiden beri gelen sorunlarını, bu hükûmetler döneminde de yapısallaşan ilave sorunlarını anlattıktan sonra, Türkiye'nin yeni bir büyüme modeline ihtiyacı var diye sözlerimi tamamlamıştım.

Şimdi, tabii, bakanlık bütçeleri olunca biraz kurumsal konularla girip ondan sonra, yine Türkiye ekonomisi konusuna vaktim elverdiği süre içerisinde değineceğim.

Bir defa, önce, Kalkınma Bakanlığına bir bakacak olursak, Kalkınma Bakanlığıyla ilgili olarak AKP hükûmetleri 2011 yılında vahim bir hata yaptı ve Devlet Planlama Teşkilatını kapatıp, onu lağvedip yerine “Kalkınma Bakanlığı” diye, onun mirası üzerine bir bakanlık kurdu. Bu, çok uzun konuşulacak bir konudur. Ben, bakanlık mensuplarının, muhtemelen şu andaki Sayın Bakanın da veya AKP’den bu konuyu bilen birçok insanın da bundan rahatsız olduğunu ve bu işin yanlış gittiğine inandıklarını düşünüyorum.

MUSA ÇAM (İzmir)Sayın Bakan da oradan geliyor değil mi?

ERHAN USTA (Devamla)Tabii, o benim düşüncem, kendileri inanmıyorlarsa bunu söyleyebilirler, hatta onu da duymak isteriz. Eğer bu yapı hakikaten DPT yapısından daha iyiyse onu da Sayın Bakanın ağzından bir duymak isteriz.

Bu vahim hatadan sonra, Türkiye’de şu anda eski geleneklerle giden, eski ilişkilerle giden bir şey var ama bundan sonra Türkiye'de resmin tamamını görecek bir kurum aslında kalmadı, nereden bakarsanız bakın. Mesela, ben Sayın Bakana bir sormak istiyorum: Ekonomi yönetimiyle ilgili olarak özellikle sektörel konularda biraz daha planlama daha fonksiyonel olabilir belli ölçüde ama makroekonomiyle ilgili olarak kendisini ekonominin neresinde görüyor Kalkınma Bakanlığı olarak kendilerini neresinde görüyorlar? Onu bir söylemelerini isterim. Bu vahim hatadan bir an evvel dönülmesi lazım.

Şimdi, Türkiye’nin… Tabii, Devlet Planlama Teşkilatı ekonomik ve sosyal bütün alanlarla ilgilendiği için ben de böyle değişik alanlardan birkaç… Türkiye’nin küresel ölçekte sıralamaları nasıl gerçekleşti onları ifade etmeye çalışacağım. Bunların bir kısmını daha önceden kullandım tümü üzerinde konuşmamda ama orada bağlamı farklıydı, burada şimdi art arda sıralayarak…

Örneğin Sayın Bakan, Küresel Rekabet Endeksi’nde Türkiye son yılda 4 basamak, ondan önceki yılda 6 basamak kötüleşiyor yani iki yılda Küresel Rekabet Endeksi’nde 10 basamak kötüleşiyor. Zaten yerimiz çok iyi değildi, şimdi yerimiz daha da kötü oldu.

İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde, kabul etmek lazım, son dönemde bir iyileşme vardı ancak son yılda… Tabii, AKP’yi aslında üç döneme ayırmak lazım. Bir, o 2002’de aldığı o güçlü miras üzerine giden bir AKP var ve küresel konjonktür olumlu, 2007’ye kadar gelen dönem. 2007’den sonra da bir dağılma dönemi. Fakat son dönemde de aşırı bir dağılma, artık hiçbir şey kalmadı. Yani böyle üç dönemde, üç evrede incelemek lazım. Bu son dönem, bütün göstergelerin -bir tane bana gösterge gösterin ki “Şu iyi oldu.” diye- kötüleştiği dönemdir özellikle son iki yıl ama kötüleşme 2007’de başlamıştır; ben bunu buralarda defaatle izah ettim. Şimdi, İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde, 2014, son data, 3 basamak kötüleşme var.

Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde -işin en temelidir, hukuk olmadığı zaman hiçbir şey olmaz- son yılda 8 basamak kötüleşme, ondan önceki yılda 19 basamak kötüleşme. Bakın, çıplak baktığınız zaman 59’dan 99’a düşüyor, 40 basamak görünüyor ama burada yeni giren ülkeleri dışarıya alıyorum dürüstlük adına, dolayısıyla, 27 basamak kötüleşme var. İki yılda Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 27 basamak kötüleşiyor. Bunu kabul etmek mümkün değil.

Bunun altına bakıyorsunuz, Hükûmetin Açıklığı Endeksi, Şeffaflık Endeksi var. Oraya baktığınızda, 113 ülkeden 96’ncı sıradayız ve yerimiz kötüleşiyor yani dünyanın en kötülerindeniz.

Hükûmetin Gücünün Sınırlandırılması Endeksi, bakın, bu çok önemlidir demokrasiler açısından, bunun altında bir sürü unsur var; Hükûmetin Gücünün Sınırlandırılması Endeksi, 113 ülkeden 108’inci sıradayız. Böyle bir Türkiye manzarası var. Ondan sonra “Niye ekonomi kötü?” diyoruz.

İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde 2017 raporu, 6 basamak birden kötüleşiyoruz son endekste. Bunun altında hele bir elektriğe erişim var -bunu, dün Enerji Bakanına söylememiz lazımdı ama onu atladık biz- orada da bir kötüleşme var.

Yolsuzluk Algı Endeksi: İki yılda 20 basamak kötüleşiyor, Türkiye'nin yeri düşüyor; zaten kötüydü, çok daha kötü. Avrupa Birliği ülkelerinin en kötüsü durumundayız, Bulgaristan’la birlikte paylaşıyoruz. 19 Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde yolsuzluğu en fazla olan 3’üncü ülkeyiz, son dört yılda performansı en kötü olan 5 ülke var, onlardan bir tanesiyiz.

PISA sonuçlarını zaten söylemeye gerek yok, çok sıcak, hem puanımız düşüyor hem sıralamamız düşüyor. Dolayısıyla, Türkiye hakikaten çok kötü bir performans gösteriyor sayenizde sayın AKP yetkilileri.

Şimdi, peki, her şey böyle kötü olunca, ülkenin Devlet Planlama Teşkilatı ne yapıyor? Tabii, plan ve programları, bunların içerisindeki politika ve hedefleri Hükûmete hazırlayan, koordine eden kurum Kalkınma Bakanlığı. Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda, Sayın Bakan, biliyorsunuz, performans yüzde 7’lik büyüme hedefine karşılık yüzde 3,4; yüzde 50’nin altında bir performans.

Onuncu Kalkınma Planı’nda daha da kötü neredeyse, 1,3 trilyon. Diğerinde gayrisafi yurt içi hasılayı dolarlarla filan veremiyorum, çünkü seri değişikliği olduğu için, millî gelir serisi altüst olduğu için orada büyüme rakamı üzerinden gidiyoruz, onu uyumlaştıran bir seri de yok, ama Onuncu Kalkınma Planı, şimdi bak üç yılı bitti, iki yılı kaldı, planın, hedeflerin olağanüstü altındayız. “1,3 trilyon dolar hedef” demişsiniz. 815 milyar doları şimdi buna göre söylüyorsunuz, burada da kur bugünkü kurlar gibi değil, yani bugünkü kurlar, bu seviyeler gidecek olursa, 815 milyar dolar da herhâlde 600 milyar dolara düşer, yani yüzde 50’nin dahi altına düşer, ama ben, yine, sizin kendi tahminlerinizle alıyorum.

“16 bin dolar kişi başı gelir.” derken, “10 bin dolar” olacağını söylüyorsunuz, burada yine çok iyimser kurlarla. Yani burada 2017’nin ortalama kuru, şu dokümanda 3,17 arkadaşlar, bugün kur 3,50.

İhracat “277 milyar dolar” diyorsunuz planda, burada 170 milyar dolar, 107 milyar dolar altında.

Dolayısıyla, hele hele bir de en önemli konu, benim çok üzerinde durduğum bir konu, yurt içi tasarruf, planda “19”, diyorsunuz, bu orta vadeli programda 15,5, daha onun da ne olacağını kimse bilmiyor.

Şimdi, dolayısıyla, bu şartlar altında 2023… Bakın, artık ben Kalkınma Bakanlığının, lütfen, şu konuda bir inisiyatif almasını istiyorum.

Sayın Bakan bu arada gitti herhâlde. Neyse, önemli değil.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Biz dinliyoruz, biz dinliyoruz.

MUSA ÇAM (İzmir)Sayın Başkan, Hükûmetten kimse kalmadı.

ERHAN USTA (Devamla)Hayır, Hükûmet olmadan bu görüşmeyi sürdürebiliyor muyuz? Herhâlde… Ara verelim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

95 konuşma daha · 9 Aralık 2016

95 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook