Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral'ın 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 13'üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 37. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Aralık 2021 · 743 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erhan Usta (İYİ Parti), 15 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral'ın 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 13'üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 743 kelime.
Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral'ın 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 13'üncü maddesi üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-27-2021-12-15-ankara-milletvekili-ibrahim-halil-oral-in-281-sira-sayili-2022-yili-me (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=102665
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ERHAN USTA (Samsun)Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, bugün, biz bu müzakereleri yaparken Türkiye'nin dış borcu 190 milyar TL arttı yani sabah 14,40’la başladık, şu anda 14,80. Şimdi, bir yandan da arkadaşlarımız da hep söyledi, ilk kez, biliyorsunuz, bu bütçe rakamları orta vadeli programda açıklandı. Açıklandığında değerli arkadaşlar, 224 milyar dolardı, bugün itibarıyla bu da 118 milyar dolara düştü yani neredeyse yarısı eridi; 106 milyar doları gitti bütçenin. Şimdi ben, Sayın Akbaşoğlu acaba niye bu kadar ateşli konuşuyor, niye bu kadar çok bağırıyor, hani hiç estetik de değil, onu düşünürken anladım, suç bastırmak için. Şunlar konuşulsun istemiyor, suçluluk psikolojisi içerisinde davranan bir AK PARTİ Grup Başkan Vekili var. Dolayısıyla milletin çığlığı duyulmasın, suçumuz ortaya çıkmasın diye bağırıyor olmalı, başka mantıklı bir izahının olmadığını herhâlde arkadaşları da takdir ediyordur.
Şimdi bir yandan da yarın Sanayi Komisyonunda bu limanlarla ilgili bir kanun teklifi görüşülecek Sayın Başkan. Şu anda mevcut, kırk dokuz yılın altında kiralanmış olan limanların, efendim, hepsinin kırk dokuz yıla çıkarılmasına ilişkin bir kanun teklifi bu. Tabii, bu da yeni bir peşkeş, yeni bir soygun, çok net söylüyorum çünkü ihale olmayacak burada, sadece dışarıda bir danışman firmaya bir bedel tespiti yaptırılacak, onun üzerinden bir şeyler yapılacak. Hâlbuki zamanında biz bu ihaleleri yapmışız; yirmi yıl, otuz yıl her neyse süresi bittiğinde bunun açık ihaleyle yapılması gerekirdi. Eğer buna arkadaşların bir itirazı olacak olursa -İsmet Bey, itiraz edecekmiş gibi duruyor- ben geçmişte bunun yapıldığı bir kişiyi bununla ilgili olarak hatırlatırım, böyle devam eden aynı işletme sahibine iş verilmesinin ne kadar büyük bir soygun, vurgun olduğunu söylerim. Herhâlde bunlar da duyulsun istemiyor ki Sayın Akbaşoğlu, bağırıp bağırıp duruyor.
Şimdi, aslında ben başka bir şey konuşacaktım ama o kadar çok malzeme verdi ki… “Millî bütçe” diyorsunuz yani bütçenin millîliği nedir Sayın Akbaşoğlu, bana bir söyler misiniz? Yani bir bütçe millî bir bütçeyse bir defa o bütçenin erimemesi lazım. Bakın, ben uzman yardımcılığından itibaren bu Mecliste uzman, genel müdür, müsteşar yardımcısı, milletvekili, Grup Başkan Vekili olarak otuz yıldır bütçeyi takip etmiş bir kişiyim. Şunu biz ilk kez yaşıyoruz: Bir bütçenin yarısı daha bütçe Meclisten çıkmadan önce eriyor. Yani bunun üzerinde durup düşünmek lazım. “Biz bu ülkeyi nasıl yönetiyoruz?” diye bir düşünmeniz lazım; bu bağırmayla, çağırmayla, hamasetle, efendim, biz burada bütçe konuşuyoruz, öbür tarafta başka meseleleri sürekli gündeme getirmekle bu işleri çözmek mümkün değil. Yani millî bütçe eriyen bütçe mi demek? Sizin millîlikten anladığınız bu mu? Veya EYT’linin olmadığı, 3600’ün olmadığı, çiftçinin olmadığı, esnafın olmadığı… Bunlara ilişkin destekler artırılsın dedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANDevam edin lütfen.
ERHAN USTA (Samsun)Şu anda “Artıralım.” deseniz artırma imkânımız yok çünkü -biliyorsunuz- Genel Kurulda harcama artırıcı bir önerge veremiyoruz. Ha, şuraya geliyor iş, şu anda konuştuğumuz maddelerle de alakalı: “Ya, biz bütçe filan takmayız, biz zaten Parlamentoyu da hiç önemsemeyiz. Biz ödenek olmasa da istediğimiz şekilde para harcarız.” şeklinde bir antidemokratik anlayışa geliyor olmalı.
Şimdi, efendim “Üretim, istihdam, yatırım.” Ya, arkadaş, bunlara karşı çıkan mı var? Yirmi yıldır aklınız neredeydi yani yirmi yıldır aklınız neredeydi? Demek ki bu sizin içinizde şişmiş, böyle patlayacak duruma gelmişsiniz, enerji birikmesi olmuş. Sayın Erdoğan 22 Kasım akşamı “On dokuz yıldır biz sonuç alamadık bu politikalardan.” demeseydi hiçbiriniz bunu konuşmayacaktınız, şimdi herkes bunu konuşuyor. “Üretim, istihdam, yatırım.” işte “Türkiye ithalat cenneti oldu.” Kim ithalat cenneti hâline getirdi? Bu ülkede samanı kim ithal etti arkadaşlar, kimin döneminde oldu? Yani, ya bu kadar pişkinlik olur mu? Yani bu ülkeyi ithalat cenneti hâline getireceksiniz, o dönemde gelen paraları çatır çatır yiyeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANTamamlayın sözlerinizi, son kez açıyorum.
ERHAN USTA (Samsun)“Benim rezervim arttı.” diye caka satacaksınız o paralarla. Şimdi, para bitti, rezerv bitti, her şeyi erittiniz, borç birikti. Artık para gelmeyince, Nasrettin Hoca’nın “Eşekten zaten inecektim.” dercesine -tamam mı- ondan sonra şimdi “Biz üretim, istihdam, yatırım…” Arkadaşlar, buna itiraz eden yok, niye yapmadınız bugüne kadar? Kim, nasıl yapacaksınız? Yıllardır “Üretim, istihdam, yatırım.” diyoruz ya, biz yıllardır “Üretim, istihdam, yatırım.” diyoruz, yirmi yıl sonra aklınıza geldi. Bu belirsizlik ortamında Sayın Başkan, kim yatırım yapar, kim üretim yapar? Ya, şurada kurla hesap yapıyoruz, hesabı söyleyinceye kadar hesap değişiyor. Bunun üzerinden kim iş yapabilir, kim ticaret yapabilir? Fiyatın olmadığı yerde birileri nasıl hesap yapıp da mal alacak, mal verecek, iş yapacak? Hiç ihracatçılarla konuşmuyor musunuz, hiç ithalatçılarla konuşmuyor musunuz? Zaten para da yok. Dolayısıyla “Üretim, istihdam, yatırım.” dediğiniz şeyin de hiç aslı astarı yok.
Şimdi, efendim, diyor ki Sayın Akbaşoğlu… Ya, bunu defalarca söyledik, artık kendimizi tekrarlamaktan usandık biz, hâlâ “IMF, IMF…” deniliyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
93 konuşma daha · 15 Aralık 2021