Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 86. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Nisan 2008 · 1.132 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erkan Akçay (MHP), 3 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ, TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE TÜTÜN VE TÜTÜN MAMULLERİNİN ÜRETİMİNE İLİŞKİN (S.S.125)); konuşma 1.132 kelime.
Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Tütün, tütün mamulleri, tuz ve alkol işletmeleri genel müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile tütün ve tütün mamullerinin üretimine ilişkin (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2008-04-03-tutun-tutun-mamulleri-tuz-ve-alkol-isletmeleri-genel-mudurlugunun-ye (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 125 sıra sayılı tütün ve tütün mamullerine ilişkin kanun tasarısının 5’inci maddesinin geçici 5’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin tarihinde tütün kadar kültürel, sosyal, ekonomik ve politik derin etkileri olan ve tartışılan başka bir tarımsal ürün yoktur. Tütün, yaklaşık dört yüz yıldır bu ülke topraklarında üretilen geleneksel bir ürünümüzdür. Uygulanan politikalarla bugüne kadar üretici sayısı maalesef 200 bine kadar gerilemiştir.
Manisa ilinde 2007 yılı rakamlarına göre 120 bin üretici tarafından yaklaşık 40 bin ton tütün üretilmiştir. Manisa’da çekirdeksiz kuru üzümden sonra ilin tarımsal değerinin ikinci sırasını tütün bitkisi oluşturmaktadır. Ülkemizdeki toplam tütün üretim alanlarının yüzde 41’i Manisa ilindedir.
Tekel özelleştirilmiş, binlerce Tekel çalışanı gibi tütün üreticileri de perişan edilmiştir. Tütün üreticisi fiyat yönünden piyasada etkinlik gösteren sınırlı sayıdaki kişi ve kuruluşların tek yanlı saptadığı fiyatlara mahkûm edilmiştir. Daha da kötüsü, Tekelin giderek etkinliğinin kırılması ve özelleştirilmesi sonucu tütün alımı yapan şirketlerin sayısı her geçen yıl daha da azalmakta, üreticiler daha az sayıda firmaya mahkûm olmaktadır.
Sigara üretimi yapan çok uluslu şirketler maliyetlerini azaltmak amacıyla tütün fiyatlarının düşürülmesi için baskı oluşturmaktadırlar. Bu yıl baskı o kadar güçlüdür ki tütün üretmenin mümkün olmadığı sözleşme fiyatları bile nevi uygulamalarıyla daha da aşağıya çekilmektedir.
Sözleşmelerdeki yıllık bazdaki fiyat artışının enflasyon oranı kadar olması, üreticinin kazancının hiçbir zaman artmayacağı anlamına gelmektedir. Yazılı sözleşme esasının dışında diğer alternatif üretim ise piyasa fazlası olması riski taşıyan sözleşme dışı üretimde bulunmaktadır. Sözleşme dışında üretilen tütünler ancak tütün satış merkezlerinde alınıp satılabilmektedir. Bunun dışında alım ve satım yapılamamaktadır. Bugüne kadar açık artırmalı satış yapılabilecek tütün satış merkezleri maalesef kurulamamıştır.
Türk tütününün fiyatının şirketlerin tek taraflı sözleşmeleriyle değil, çiftçi sendikalarıyla, birlikleriyle ve şirket temsilcisi arasında toplu pazarlık usulüyle belirlenmesi gerekmektedir. 2007 yılı için sözleşme imzalanan üreticiler ile anılan yılda sözleşme miktarını aşmamak şartıyla 2008 ürün yılı için tütün üretim ve alım satım sözleşmesi imzalanacağı hükmü tasarıda getirilmektedir. Ama maalesef, üreticilerle 2008 yılı için daha henüz anlaşma yapılmamıştır. Bu yüzden tütün üreticileri ne yapacaklarını bilememektedirler.
Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker, tütün üreticilerimize alternatif bir ürün ekmesi yönünde birtakım öneriler götürüleceğini, bununla ilgili bir çalışma yaptıklarını belirtmiştir. Ama Sayın Bakan şunu bilmelidir ki tütün üretimi kıraç, verimsiz ve genellikle eğimli topraklarda yapılmaktadır. Tütünün yetiştiği topraklarda yetişecek, alternatifi olabilecek başka ürün hemen hemen yok gibidir. Onların tütün üretmekten vazgeçmeleri demek, topraklarını terk etmeleri demektir, terk edilen bu toprakların erozyonlarla ve başka nedenlerle yok olması demektir.
Tekelin alkol birimi 2004 yılında “Özelleştirme” adı altında iki yılı ödemesiz yedi yıl vadeli 230 milyon dolarlık kredi kullanmak suretiyle 292 milyon dolara Ortak Girişim Grubuna satılmıştı. 2006 yılında bu Ortak Girişim Grubu tarafından kurulan MEY İçkinin yüzde 90’ı 810 milyon dolara Pasifik Grup’a peşin olarak satılmıştır. Özelleştirme adı altında kamu kaynaklarının değerinin altındaki fiyatlarla el değiştirmesine ve yurt dışına transfer edilmesine neden olan bu yasa dışı ticaretin bir diğer sonucu da söz konusu tesislerin bulunduğu bölgelerde geçmişte devletin teşvikiyle bağcılık yapan üreticilerin, üzümünü satamama ve düşük fiyat sıkıntısıyla karşı karşıya kalmalarına yol açmaktır.
Sayın milletvekilleri, tasarıda on daire başkanlığı oluşturulmakta ve daire başkanlıklarının görevlerinin tanımlanması yapılmaktadır. Burada dikkati çeken, Denetim Dairesi Başkanlığı dışındaki daire başkanlıklarının piyasa denetimi yapamayacak olmasıdır. Hâlihazırda sektördeki denetim sektör uzmanları eliyle yapılırken tüm denetim görevinin sadece Denetim Dairesi Başkanlığına bırakılması ve onların eleman sayısına bakıldığında bunu ne kadar sağlıklı yapabilecekleri düşünülmesi gereken bir husustur. Hükûmetin denetimi sevmediği, teftiş kurullarını kaldırmayı amaçladığı malumunuzdur. Bu yolla denetimin zorlaştırılıp sınırlı yapılması mı düşünülmektedir? Burada maksat, böylesi özerk yapılı kurumlarla piyasaların denetimi ve düzenlenmesi görevini yapmak mı yoksa kadrolaşmak mı amaçlanmaktadır?
Değerli milletvekilleri, 4046 sayılı Kanun’da ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4’üncü maddesinin başlığı “Kurum personelinin statüsü, atanma usulü ve özlük hakları” olarak değiştirilmiş, birinci fıkrasının sonuna “Diğer personelin ataması ise Kurul tarafından belirlenen personel politikası çerçevesinde Başkan tarafından yapılır.” cümlesi eklenmiştir. Bu cümle, 4733 sayılı Yasa’nın hâlen yürürlükte olan, Kurulun çalışma esasları, görev ve yetkilerini belirleyen 3’üncü maddesinin (y) bendinde bulunan “Personel atamaları da dâhil olmak üzere kurumun personel politikasını oluşturmak” hükmüne aykırılık ve tezat teşkil etmektedir. Başkan tüm atamalarda tek söz sahibi yapılırken bu durum yasanın değişmeyen hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye hâlihazırda dünyanın en büyük şark tipi tütün üreticisi konumundadır. Ancak, son yıllarda uygulanan yanlış politikalar, tüketici eğilimlerinin ve tercihlerinin değişmesi, rekabetin yoğunlaşması, sağlık endişelerinin artmaya başlaması ve ekonomilerin globalleşmesi gibi birçok sebebe dayalı olarak Türkiye’nin şark tipi tütünle rekabet şansı azalmaya başlamıştır.
Aynen fındıkta olduğu gibi, ülkemiz tütünde de en büyük üretici olma konumunu izlenen yanlış üretim ve pazarlama politikaları nedeniyle iyi kullanamamış, bu da tütünü hem üreticiler hem de ülke için ekonomik bir ürün olmaktan çıkarmıştır.
Tütün sektörünün bugün itibarıyla başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği ve diğer ülkelerle rekabet etme şansı zayıflamıştır. Bunun başlıca nedenleri, üreticinin temsilcisi konumundaki örgütlerin fiziki yapı, mali güç, kalifiye personel yetersizliği gibi nedenlerden dolayı sektörde gerek ulusal ve gerekse uluslararası ölçekte etkin ve yaygın bir şekilde faaliyet gösterememesidir. Üreticiye verilen tarımsal desteklerin tütün üretimini koruyacak ve geliştirecek mahiyetten uzak olması da bir başka faktördür.
Değerli milletvekilleri, olumsuzluğu kısmen bertaraf eden, dolayısıyla tütün sektörünün rekabet gücünü artıran ve koruyan önemli bir unsur, 4629 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesi kapsamında mülga Tütün Fonu adı altında yaprak tütün ithalatından alınan ton başına 3 bin ABD doları ödemedir. Bu koruyucu faktör kaldırıldığı takdirde Türkiye’de şark tipi tütün üretimi ciddi manada olumsuz etkilenecektir. Virginia ve Burley tütün üretiminde ise yoğun bir emek sonunda ulaşılan üretim sonlandırılacak, yapılan tüm yatırımlar atıl kalacak ve tamamen dışa bağımlı hâle gelmemiz kaçınılmaz olacaktır.
Son yıllarda yasa dışı yollarla ülkeye sokulan kaçak ve sahte tütün mamulleri ve halk sağlığını korumaya yönelik geliştirilen düzenleme ve yasaklar gibi nedenlerden dolayı Türkiye sigara pazarında bir daralma meydana gelmiştir. Kaçak ve sahte sigarayla etkin mücadele için, öncelikle kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak caydırıcı cezalar içeren yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Türkiye’deki toplam sigara pazarının küçülmesinde en önemli etkenin kaçak ve sahte sigara olduğu düşünülmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Akçay, konuşmanızı tamamlayınız.
ERKAN AKÇAY (Devamla)Kayıt dışı bir sektör olmasından ötürü tam olarak boyutları bilinememekle beraber, toplam pazarın yüzde 10 ila yüzde 15’inin kaçak ve özellikle de sahte ürünlerden oluştuğu tahmin edilmektedir. Değerli milletvekilleri, bu durum, ülke açısından çok ciddi vergi kaybı oluşturmakla beraber, yasal sigara üreticilerinin ve tütün yetiştiricilerinin pazar kaybetmelerine de neden olmaktadır. Bundan ötürü, yasa dışı tütün mamulü ticaretini önleyici tedbirlerin bir an evvel alınması gerekmektedir. Yapılacak olan mücadelede temel odak, öncelikle yasa dışı ürünlerin yurda girişini önlemek için sınır ve gümrük kontrollerini artırmak ve ülke içinde bu ürünlerin dağıtımını engellemek için dağıtım ağı denetimini etkin hâle getirmek ve tüketicilerin ürünlerini lisanslı satıcılardan almalarını sağlamak olmalıdır.
Yasa dışı tütün mamulleriyle etkin bir şekilde mücadele için soruna geniş bir perspektiften yaklaşılması ve yasa dışı sektörlere odaklanmış etkin çözümler üretilmesi için kamu otoritesiyle üreticilerin iş birliği ve koordinasyon içerisinde mücadele etmesi faydalı olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 3 Nisan 2008