2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Aralık 2009 · 990 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erkan Akçay (MHP), 24 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 990 kelime.
Erkan Akçay (MHP, Manisa). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kesin hesap kanunu, yürütme organına verilen harcama yetkisinin kanunlara uygun olarak etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının Meclis tarafından denetlenmesidir. Kesin hesap kanunu hukuki dayanağını Anayasa’dan almaktadır. Anayasa’mızın kesin hesap kanununu düzenleyen 164’üncü maddesi kesin hesap konusundaki yetkiyi Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiştir.
Kamu mali yönetiminde hesap verilebilirlik ve saydamlık ilkelerinin önemi her geçen gün artmaktadır. Vatandaşların kendilerinden toplanan vergilerin nerelere, ne kadar harcandığından haberdar olma istekleri ve daha kaliteli kamu hizmeti beklentisi kesin hesabın önemini daha da artırmaktadır.
5018 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda Sayıştay tarafından hazırlanması gereken dış denetim genel değerlendirme raporu, mali istatistikleri genel değerlendirme raporu ve diğer ilgili raporlar maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmamaktadır. Bu nedenle de parlamenter denetim etkin olarak yürütülememektedir.
Hükûmet, 5018 sayılı Kanun uyarınca Sayıştay Kanunu’nda yapılması gereken düzenlemeleri yapmamış, hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygunluk bakımından kesin hesap kanunu maalesef sakatlanmıştır.
Sayıştay Kanunu’nun 2003 yılından beri sürüncemede bırakılmış olması, Sayıştay ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkinliğine ve sistemin bütününe zarar vermekte, çeşitli olumsuzluklara yol açmaktadır.
Sayıştayın hazırlamış olduğu 2008 yılı merkezî yönetim bütçesi genel uygunluk bildirimine göre, kamu idareleri 5 milyar 62 milyon Türk lirası ödenek üstü harcama yapmıştır. Bu harcamaların 292 milyon 864 bin Türk lirasının yasaların izin vermediği şekilde yapıldığını Meclisin dikkatine sunmuştur.
AKP Hükûmetinin bütçe politikaları ve uygulamaları incelendiğinde hedeflerin hiçbir zaman isabetli bir şekilde tutmadığı ve bütçe rakamlarının sürekli revize edildiği görülmektedir.
Hükûmet, 25 Ekim 2007’de, 2008 bütçesini komisyona sunarken, satın alma gücü paritesine göre kişi başı millî geliri 10.600 dolar olarak açıklamıştır, 4 Aralıkta Genel Kurulda ise bu rakamı 9.681 dolar olarak değiştirmiştir.
Komisyonda 204 milyar Türk lirası olarak açıklanan net bütçe gelirleri 217 milyar Türk lirası olarak revize edilmiştir.
171 milyar Türk lirası olarak açıklanan vergi gelirleri de 174 milyar Türk lirası olarak değiştirilirken, bütçe giderleri de 222 milyardan 233 milyar Türk lirasına çıkartılmıştır.
Faiz dışı fazla 38 milyardan 40 milyara çıkarılırken, bütçe açığı 18 milyardan 15,9 milyara düşürülmüştür.
2008 yılı bütçe gerçekleşme rakamlarına baktığımızda ise, bu rakamların hiçbirinin tutmadığı görülmüştür.
Değerli milletvekilleri, biz, 2008 bütçe sonuçlarını neye göre değerlendireceğiz? Hükûmetin Komisyondaki bütçe sunuşuna göre mi, Genel Kurul sunuşuna göre mi, 2008 Bütçe Kanunu’na göre mi, 2008 yılı içinde revize edilen rakamlara göre mi? Gerçekleşme rakamlarını neyle kıyaslayacağız? Dalgalı kur rejimi gibi, Hükûmet, bir de dalgalı hedef yöntemi mi icat etti?
2008 döneminde verginin tabana yayılması konusunda da maalesef mesafe alınamamıştır. Dolaylı vergiler artırılmış, kayıt dışı ekonomi büyümüştür. Doğrudan vergiler yüzde 28’e düşerken, dar gelirlileri ezen dolaylı vergiler yüzde 72’lere ulaşmıştır. Türkiye, dolaylı vergi oranıyla OECD ülkeleri arasında 2’nci sıradadır.
Türkiye nüfusunun binde 1’i ve uluslararası sermaye, millî gelirin yüzde 16’sını, bütçe giderlerinin de yüzde 33’ünü almaktadır. Gelir dağılımının bu hâli, 2008 bütçesinin adalet anlayışını belgelemektedir. AKP döneminde gelir dağılımı daha da bozulmuş, zengin daha çok zenginleşirken fakir daha da fakirleşmiştir.
OECD’ye üye 30 ülkeden 24’ünü kapsayan gelir dağılımı konulu raporda, Türkiye, Meksika’dan sonra gelir dağılımı en bozuk ülke olarak yer almıştır.
AKP döneminde, en fakir ve en zengin yüzde 10’luk gruplar arasındaki gelir farkıysa 13 kat olmuştur.
Ülkemizde 2002 yılında dolar milyarderi sayısı 8 iken, 2009 yılında bu sayı 35’leri geçmiştir ve servetleri millî gelirin yüzde 9’unu oluşturmuştur. Bu durum, gelir dağılımındaki çarpıklığın ayrı bir göstergesidir.
Ankara Ticaret Odasının 2008 yılında yaptırdığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de yaşayan her 4 kişiden 3’ü, yani tam 52 milyon nüfus yoksulluk sınırının altında geçinmeye çalışırken, her 7 kişiden 1’i, yani 11 milyon kişi de neredeyse açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Bu rakamlar 2009 yılında daha da bozulmuştur.
2008 yılı bütçesi memur, işçi ve emeklilerin beklentilerine cevap verememiş, ülke ekonomisindeki büyümeden çalışanlar gereken payı alamamışlar. Ekonomik olarak asgari ücretlinin ortalama 2 katı gelire sahip olan devlet memurlarının yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında aylık gelire sahiptir.
2008 bütçesinde kamu yatırımları reel olarak azalmıştır. Kamu yatırımlarındaki düşmeden en olumsuz etkilenen kesimler enerji, tarım, eğitim ve sağlık sektörleri olmuştur. Bu kesimlerde 2008 yılında bir önceki yıla göre yaşanan reel düşme yüzde 10’un üzerindedir.
Bu çerçevede baktığımızda, AKP Hükûmetinin hazırlamış olduğu 2008 yılı bütçesinin Türkiye'nin temel sorunlarını çözmekten uzak kaldığı ve sadece günü kurtarmayı ve yılı geçiştirmeyi amaçladığı görülmektedir. Bu bütçe yapısıyla Türkiye'nin büyük hedeflere yönelmesi ve hedeflerine ulaşması mümkün değildi. 2008 yıl sonuna doğru harcamaların hızla artmasına karşılık gelir tarafı bu artışlara karşı bir bütün olarak cevap verememiştir. Daralan dış ticaret hacmiyle birlikte dış ticaretten alınan vergilerde de kayıplar yaşanmıştır.
2008 yılı bütçe gelirlerine bakıldığında, vergi gelirleri 2008 yılı hedefinin yaklaşık 3 milyar 100 milyon Türk lirası altında kalmıştır. Dâhilde alınan katma değer vergisi 16,8 milyar Türk lirasıyla 2007 yılı düzeyinde kalmış ve reel anlamda gerilemiştir. Burada, kriz nedeniyle hızla düşen iç talebin ve ücretlilere vergi iadesinin kaldırılması nedeniyle vatandaşın fiş ve fatura almayı bırakması etkili olmuştur. İthalde alınan katma değer vergisi dâhil tüm katma değer vergisi gelirleri ve özel tüketim vergisi, iç ve dış talebin hızla düşmesinden dolayı 2008 yılı hedefinin gerisinde kalmıştır. Bu rakamlar, ekonomideki esneklik kavramlarını âdeta yok sayarak dolaylı vergilere bu kadar yüklenmenin anlamsızlığını ortaya koymaktadır.
2008 yılında 17 milyar Türk lirası olarak gerçekleşen bütçe açığı, aslında 30 milyar Türk lirası civarındadır. 2008 yılı bütçe gelirlerinde yer alan, ancak olağan gelir sayılmayan 2,1 milyar Türk lirası Telekom hisse satış gelirleri ile 6,8 milyar Türk liralık diğer sermaye satış gelirleri, yani özelleştirme gelirleri, İşsizlik Fonu’ndan aktarılan 1,3 milyar Türk lirası ve Ziraat Bankasına ödettirilen yaklaşık 3 milyar Türk liralık KEY ödemeleri de göz önüne alındığında, gerçek bütçe açığının 30 milyar Türk lirası civarında olduğu görülmektedir. Bu anlattıklarımızla da görülmektedir ki, AKP Hükûmeti 2008 bütçesinden de sınıfta kalmıştır.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıları yalnızca küresel ekonomik krize bağlamak yanlıştır. AKP İktidarı, 2002 yılı Kasım ayından bu tarafa uygulamış olduğu ekonomi politikalarıyla, Türk ekonomisini üretimsiz hâle getirmiştir. Üretmeden tüketmek zorunda olan ve sürekli borçlandırılarak yaşatılan bir toplum modelinin mimarları olanlar yaşanan sorunların sorumluluğunu taşımaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
110 konuşma daha · 24 Aralık 2009