İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, coronavirüs salgını riski, mevcut durum ve alınan tedbirlere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması

Erkan Baş

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 71. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Mart 2020 · 703 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erkan Baş, 19 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, coronavirüs salgını riski, mevcut durum ve alınan tedbirlere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması); konuşma 703 kelime.

Erkan Baş (İstanbul). “Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, coronavirüs salgını riski, mevcut durum ve alınan tedbirlere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 19 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-bas-27-2020-03-19-saglik-bakani-fahrettin-koca-nin-coronavirus-salgini-riski-mevcut-du (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86722

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ERKAN BAŞ (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu selamlıyorum ama öncelikle, coronavirüs teşhisi konan tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyorum.

Şimdi, şu ana kadar karşı karşıya olduğumuz bu salgının herhâlde hemen hemen bütün boyutları konuşuldu ama ben konuşulmayan, hele burada neredeyse hiç konuşulmayan bir boyutuyla ilgili konuşmak istiyorum; emekçilerin ve halkın bu salgın karşısındaki çaresizliği. Açıkçası bugün yine belki de iktidarın pek duymak istemediği şeyleri söylemek üzere kürsüye geldim.

Değerli arkadaşlar, çünkü bir ezber var, her yerde aynı şey söyleniyor. Neymiş? Bu virüs zengin, fakir, işçi, patron ayırmıyormuş. Doğru, virüs ayırmıyor, virüs ayırmıyor ama iktidar ayırıyor. 11 Marttan bu yana izlenen süreçte ya da somut olarak dünkü toplantının ardından yapılan açıklamada emekçiler için gerçek bir tek önlem alındığına tanık olamadık. Salgın karşısında kimileri kendilerini çeşitli biçimlerde koruyorlar ama kimileri ise bu salgın karşısında çaresiz ve yapayalnız. Zenginler her türlü imkâna bir biçimde ulaşabiliyorlar; yoksul halkımız, emekçiler ise -deyim yerindeyse- virüsün önüne yem gibi atıldı.

Bakın, 11 Mart günü, ilk vaka açıklandığı gün Erdoğan grup toplantısı için Meclise geldi, etrafında termal kameralar olduğu basına yansıdı; daha düne kadar da kendisini hiç göremedik. Ardından TÜSİAD gibi, TOBB gibi patron örgütleri açıklamalar yaptı. Herkes hep aynı şeyi söylüyor, diyorlar ki: “Herkes evde kalsın.” İyi de bu “herkes” kim? Yani mesela siz evde oturup internetten sipariş veriyorsunuz da bu ürünleri kim hazırlayıp getiriyor size? Marketlerde, kasalarda, reyonlarda, depolarda çalışan işçiler bu “herkes”e dâhil değil mi mesela? Salgın hijyenle aşılır; evet, hijyenle aşılır. Peki, bizim çöplerimizi kim topluyor? Bunlar, bu “herkes”de değil mi? Onlarda mı evde otursunlar? Bankaların gişelerinde, çağrı merkezlerinde kimler çalışıyor?

Bakın, henüz güneş doğmadan işçiler hâlâ servislerine biniyor, metrolarda, metrobüslerde tıkış tıkış yolculuk yapmak durumunda kalıyorlar. Bir haftadır milyonlarca işçi fabrikalarda, atölyelerde çalışmaya devam ediyor ama sarayından uzun süredir çıkmayan Sayın Cumhurbaşkanı, halka “Zorunda değilseniz evden çıkmayın.” diyor. Ya, siz evden çıkmayı keyif mi sanıyorsunuz arkadaşlar? Bu insanlar evden çıkmazsa aç kalacaklar farkında mısınız?

Yani, elbette anlıyoruz, sizin de dertlerine deva olduğunuz insanlar var. Mesela büyük sermayenin dertlerine deva olduğunuzu dün gördük. Soruyorum size: Dünkü toplantıdan, milyonlarca işçi ve emekçi için o toplantıdan bir tek şey çıktı mı, bir tek çözüm çıktı mı? Mesela biz bekliyorduk ki yurttaşların gerçek dertleri masaya yatırılacak ve çözüm önerilecek; var mı? Yok. İş koşulları, virüs koşullarına göre düzenlenecek; yok. Ücretsiz izin diye bir kurnazlık başladı; engellenecek mi? Yok. İlaç gibi temel ihtiyaç malzemeleri halka ulaştırılabilecek mi, devlet bu konuda sorumluluk üstelenecek mi? Yok. Ya borçlar, faturalar ne olacak? Hani evde oturuyoruz ya; elektrik, su, internet, telefon faturalarını kim ödeyecek arkadaşlar, hiç soruyor musunuz? E, tabii, patron örgütlerini toplayıp karar aldığınızda bunlar çıkmıyor. Toplantıdan çıkan sonuç özetle şu: Patrona kredi, teşvik, destek; yoksula, emekçiye sabır, dua, kolonya, başka hiçbir şey yok. Böyle bir biçimde bu sorunu çözemeyiz.

Tekrar ediyorum: Virüs zengin yoksul, işçi patron ayırmıyor ama sizler ayırıyorsunuz. Geçici olarak kapanan bir iş yerinde, işçilere ya zorunlu “Ücretsiz izin istiyorum.” diye kâğıt imzalatıyorlar ya çıkış kâğıdı imzalatıyorlar. Peki, bu işsiz kalan ya da ücretsiz izne çıkarılan işçi bu salgınla nasıl baş edecek, nasıl koruyacak kendisini, ailesini, çocuklarını? Evde çoluk çocuğa taş mı yedirsin, ne yapsın? Ne bekliyorsunuz anlayamıyoruz. Erdoğan diyor ki: “Patronların neşesi yerinde.” Patronların neşesi yerinde de işçinin anası ağlıyor.

Sağlık görevlilerinin elinde maske yok, eldiven yok; bununla uğraşıyorlar. Daha hayatımızı emanet ettiğimiz sağlık emekçilerini koruyamıyoruz ama halkı koruyacağız öyle mi? Bence zaten bu sistemin böyle bir derdi yok. Bakın, Sayın Bakan ne diyor? “Kapsamlı bir sağlık sistemi lazım bununla mücadele etmek için.” Ya, sizin yirmi yıldır “sağlık sistemi” dediğiniz şey “Sağlıktan nasıl para kazanacağız?” üzerine kurulu. Yani elini vicdanına koyan herhangi bir insan, sağlığın parayla alınıp satılabilir bir şey olduğunu anlar ya? Özel hastane, özel sağlık hizmeti; parası olana sağlık, parası olmayana yok; bu kabul edilebilir bir şey mi? Ama bu, bu sistemin, kurduğunuz sistemin temeli. Yani yirmi yıldır “Sağlıktan nasıl para kazanırız?” diye bakanların gözü aydın; salgın oldu, bol bol para kazanırsınız şimdi.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Sen Recep Akdağ’ı dinlememişsin.

HASAN ÇİLEZ (Amasya)Siz nerede yaşıyorsunuz Erkan Bey?

ERKAN BAŞ (Devamla)Ben İstanbul’da yaşıyorum, metrobüse biniyorum; hiç bindiniz mi? Bugün metrobüse bindiniz mi arkadaşlar? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN ÇİLEZ (Amasya)İşi çarpıtıyorsun.

ERKAN BAŞ (Devamla)Sayın Başkanım, toparlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 19 Mart 2020

51 konuşmanın tamamı →