Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Erzincan Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 912 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erol Tınastepe (CHP), 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 912 kelime.
Erol Tınastepe (CHP, Erzincan). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-tinastepe-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA EROL TINASTEPE (Erzincan)Teşekkürler Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve 15 Yeni Üniversite Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, üniversiteler, ülke ekonomisine ve bunun yanı sıra bulundukları illerin toplumsal ve kültürel yaşamına, iş ve hizmet sektörüne büyük katkıları olan kurumlardır. Ülkelerin kalkınmasında önemli bir unsur olan ve nitelikli insan gücü yetiştiren üniversitelerimiz, eğitim, öğretim, bilimsel çalışmalar, bilgi üretme, yayma ve kültürü aktarma gibi temel görevlerinin yanı sıra, tarımdan sağlığa, sanayiden çevreye kadar toplumun her konudaki beklentilerine cevap veren öncül kurumlardır.
Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllardan günümüze üniversitelerimizin gelişimi, zamanın tek yükseköğretim kurumu olan İstanbul Darülfünunla başlamış ve 1973'te üniversite sayısı 9'a, 1978'de 19'a, 1989'da 29'a ve 2005 yılı itibariyle de 77'ye yükselmiştir.
Değerli arkadaşlarım, ülkemiz eğitim sisteminin önünde duran en önemli sorun, genç nüfusumuzun tamamını çağdaş standartlara göre yetiştirecek ve Batılı ülkelerle boy ölçüşecek olanakları henüz tümüyle sağlayamamış olmasıdır. Ülkemizde yükseköğretim yaşına gelmiş nüfus 5, 5-6 milyon civarındadır. Türkiye'de 18-21 yaş arası gençlerimizin ancak yüzde 16'sı üniversitelidir. Toplam yükseköğrenim öğrenci sayısının, yükseköğrenim çağına gelmiş yaş grubunun, toplam nüfusa oranı olarak tanımlanan okullaşma oranı 1965'te yüzde 4 iken, 1981'de yüzde 6, 1993'te yüzde 18, 2002'de yüzde 28 ve son yıllarda bu oran yüzde 30'lar civarına yükselmiştir.
Görüldüğü gibi, Türkiye, yükseköğretim sistemi okullaşma oranı itibariyle dünya ortalamasını aşmış olmasına rağmen, halen gelişmiş ülkelerin gerisindedir. Gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmamız için okullaşma oranının yüzde 45 civarına yükselmesi, yükseköğretim öğrenci sayımızın ise 2,5 milyon civarında olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de yeni üniversitelerin kurulması doğru bir yaklaşımdır.
Bir ülkenin gelişmişlik göstergelerinden biri de okullaşma oranıdır. Dünyaya baktığımızda, Amerika 3 600 üniversiteye, Japonya 576, İngiltere 141 ve Güney Kore ise 156 üniversiteye sahiptir Ülkemiz üniversiteleri ise, 53'ü devlet, 24'ü vakıf üniversitesi olmak üzere 77 üniversite ve buna bağlı olarak 1 600 000 öğrenciyle birlikte, 70 000 öğretim elemanı eğitim vermektedir.
Eğitimde amaç, ülkesine karşı görev ve sorumluluklarının bilincinde olan bilgi çağı insanını yetiştirmek ve ortaöğretimi bitiren her öğrencimizin, yükseköğrenimini tamamlayacak koşulları sağlamak olmalıdır. Bu yıl, ülkemizde ilköğretime kayıt yaptıran her 1 000 öğrenciden ancak 82'si yükseköğrenime gidebilmektedir. Geçtiğimiz yıl yapılan öğrenci seçme ve yerleştirme sınav sonuçlarına göre, 1 613 000 adaydan, açıköğretim de dahil olmak üzere, sadece 378 000 öğrencimiz yükseköğrenim şansı elde etmiştir; geriye kalan 1 235 000 aday ise, gelecek endişesinin üzerlerinde kurduğu baskıyla, bir sonraki yıl tekrar şansını denemek zorunda kalmıştır.
Üniversiteye olan yoğun talebin karşılanması için, altyapısı sağlam yeni üniversiteler kurarak kapasiteyi artırmak yerine, açıköğretim ve ikinci öğretim uygulamasına gidilmesi, üniversite kapısındaki yığılmayı önleyememiştir. Bu da bize gösteriyor ki, ancak, okullaşma oranımızı artırırsak daha fazla gencimizi yükseköğrenim imkânına kavuşturabiliriz.
Sayın milletvekilleri, Erzincan, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, 11 903 kilometrekare alana sahip, 3 000 metre yükseklikteki sarp dağlarla çevrili, Erzincan Ovasının ortasına kurulmuş, 316 000 nüfuslu bir ilimizdir. 1939 ve 1992 depremlerinden sonra yeniden yapılanma çalışmalarıyla bölgenin en modern şehri haline gelmesine rağmen, doğal afetler ve işsizlik nedeniyle dışarıya çok göç vermiştir. Erzincan'a açılacak üniversitenin bu göçü ve işsizliği azaltmakla beraber, ilimizin büyük bir eksikliğini de gidermiş olacağı kanaatindeyim.
Yıllar önce kurulan üniversitelerin bulunduğu illerimizin gözlemlenen en belirgin özelliği, gelişmiş, ekonomik canlılığa kavuşmuş ve göç olayını asgarîye indirmiş olmalarıdır. Buna en güzel örnek, Erzurum ve Van İllerimizi verebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, Doğu Anadolu Bölgemizin kalkınması ve gelişmesi için geçmişte hükümetlerin açıkladığı destekleme paketlerinin geçici bir çözüm olmaktan daha ileriye gitmediğini hep beraber gördük. Bölgenin kalkınması için özellikle üniversitelerin açılması önemli bir faktör olacaktır.
Ülkemizde, özellikle kırsal bölgelerde hâlâ ataerkil bir yapı mevcuttur. Gerek aile yapısı gerekse ekonomik zorluklar nedeniyle, ailelerde kız çocuklarını yükseköğrenime göndermeme düşüncesi hâkimdir. İnanıyorum ki, yaşadıkları şehirde bir üniversite olması halinde ailelerin kız çocuklarını yükseköğrenime gönderme eğilimi artacaktır.
Erzincan'da kurulacak üniversite, ilimizin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunmakla kalmayıp, sanayici ve işadamlarının Erzincan'a yönelmesini sağlayarak özel-kamu kurumlarının yatırımlarının artmasına ve bölge ekonomisinin canlanmasına neden olacaktır.
Sayın milletvekilleri, Erzincan halkı, yıllardır gerek siyasetçileriyle gerek kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekse sivil toplum örgütleriyle beraber, Erzincan Üniversitesi için yoğun uğraşlar vermişlerdir. Bu amaç doğrultusunda, Erzincan Üniversite Vakfını kurmuşlardır. Bu vakıf, üniversite çalışmalarının organize edilmesi, toplumsal talebin oluşturulması için hükümet ve siyasîler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla, özel idare, belediye ve birçok resmî kurum ve kuruluşların katılımıyla oluşmuştur. Erzincan halkı, bugüne kadar, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Bunun en güzel örneği, hayırsever vatandaşlarımızın yaptırdığı fakülte binaları ve yurtlardır. Huzurunuzda, bu hayırsever hemşerilerime, eğitime yaptıkları katkıdan dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, Yükseköğretim Kurulunca yeni üniversite açılması için belirlenen kriterlerde, üniversite kurulacak ilde, 250 000 nüfusun yanı sıra, biri fen-edebiyat fakültesi olmak üzere 2 fakülte, 3 yüksekokul ve en az 3 500 öğrenci bulunması şartı aranmaktadır. Erzincan'ın daha önce üniversiteye kavuşmuş iller arasında olmamasını büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Şu anda, Erzincan'da 3 fakülte, 1 yüksekokul, 4 meslek yüksekokulu bölümleri bulunmakta olup, sosyal bilimler enstitüsü ve fen bilimleri enstitüsü kurulma aşamasındadır. Erzincan, 3 000 öğrenci kapasiteli yurtlarıyla, 300 akademik personeli, 4 000 öğrencisiyle, öğrencilere yönelik sosyal tesisleri ve spor kompleksleriyle, Yükseköğretim Kurulu kriterlerini fazlasıyla sağlayarak üniversite kurulmayı çoktan hak etmiştir.
Erzincan'da faaliyet gösteren fakülte ve meslek yüksekokullarımız, sınırlı şartlara sahip ve bağlı bulundukları Atatürk ve Fırat Üniversitelerinin bütçeleriyle sınırlı kalarak, faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalmışlardır. Bu üniversitelerin aşırı dağınık olması sonucu oluşan yönetimsel hantallık ve bürokratik sorunlar, üniversite eğitiminin etkinliğini azaltmıştır. Bu fakültelerimiz ve yüksekokullarımızı Erzincan Üniversitesi çatısının altına almak suretiyle kazanacağı müstakil tüzelkişiliğin getireceği tüm avantajları yaşayacak, sahip olacağı yeni bütçe, kadro ve benzeri imkânlar, gelişimlerini çok daha hızlı bir şekilde sağlayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005