İstiklal marşı'nın kabulü ve mehmed âkif ersoy'u anma günü münasebetiyle
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 77. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Mart 2008 · 660 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ertuğrul Günay (AK Parti), 13 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ VE MEHMED ÂKİF ERSOY'U ANMA GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 660 kelime.
Ertuğrul Günay (AK Parti, İstanbul). “İstiklal marşı'nın kabulü ve mehmed âkif ersoy'u anma günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 13 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-gunay-23-2008-03-13-istiklal-marsi-nin-kabulu-ve-mehmed-akif-ersoy-u-anma-gunu-munasebetiy (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; dün, Değerli Arkadaşımızın da gündeme getirdiği gibi, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabulünün 87’nci yıl dönümüydü. Ben de bu güzel olayı, onurlu olayı anarken Âkif’in duasını tekrar etmek istiyorum: “Allah milletimize bir kez daha istiklal marşı yazma zorunluluğunu hissettirmesin.”
Âkif, burada kendisini saygı ve rahmetle anmamız gereken, sadece bir şair değil, sadece bir yazar değil, önemli bir ahlak abidesidir. Özellikle bunun altını çizmek istiyorum.
Değerli Arkadaşım yedi yüz yirmi beş şiir arasından Âkif’in şiirinin seçildiğini söylemişti. Aslında, yedi yüz yirmi dört şiir arasından istiklal marşı olabilecek bir şiir seçilemedi. Bunun üzerine Âkif’e başvuruldu ve Âkif, Ankara’nın 1921 yılının kış koşullarında, o koşullara uygun bir paltosu bile sırtında olmamasına rağmen, bir şartla, istiklal marşı için konulmuş bulunan ve Ankara’da o tarihlerde birkaç ev almaya uygun bulunabilecek olan para ödülünü kabul etmeme kaydıyla bu yarışmaya bir şiir gönderdi. Şiiri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, galiba Hamdullah Suphi bey tarafından, 10 kez okunarak ve ayakta alkışlanarak, milletimizin İstiklal Marşı kabul edildi. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Âkif’i bu yönüyle, bu ödülü kabul etmeme yönüyle bir kez daha burada tekrar etmek ve hafızalarımıza nakşetmek istiyorum. Bir şair olarak hafızalarımızda Çanakkale Destanı’nın yazarı, Safahat’ın yazarı, İstiklal Marşı’mızın şairi, ama bir ahlak abidesi olarak genç kuşaklara özellikle, yeni insanlara Âkif’in anlatılması, bu yönüyle tanıtılması gerekiyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bir küçük mutluluğu, bir buruk mutluluğu sizinle paylaşmak istiyorum. Yıllar önceydi, Hacettepe Üniversitesi çevresinde, çocuklarımın sağlığıyla ilgili bir kontrol sırasında birkaç saatimiz kalmıştı arada, öğlende geçirmemiz gereken birkaç saat. Bir bahar günüydü galiba. “Hadi sizi Mehmet Âkif’in kaldığı, İstiklal Marşı Şairi’nin kaldığı eve götüreyim.” dedim çocuklarıma. Ben de çok uzun bir zamandır, doğru düzgün gitmemiştim. Aldım, götürdüm yedi sekiz yıl kadar önce. Aldım, götüremedim. Götürmeye kalkıştım. Harap bitap, pejmürde bir ortam, çamur çorak; oradaki Tacettin Dergâhı’nın çevresine doğru giderken inanılmaz bir sevimsiz ortam vardı. Şu kadarcık kızım, burasına kadar gırtlağı dolarak, “İstiklal Marşı’nın şairine milletin verdiği ortam bu mu?” demeye kalktı. Tuttum çocuklarımın elinden, gerisin geriye döndüm ve o gün bugün içimde bir acı vardı.
Huzurunuzda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzurunda, Ankara’daki özel idare, Ankara’daki yerel yönetici arkadaşlarım, özellikle Altındağ Belediyesi çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. Bizim Bakanlığımızın da koordinatörlüğüyle, Vakıfların da katkılarıyla, ama bir belediye, Altındağ Belediyesi bu işi birkaç yıldır üstlendi, dert edindi ve dün -oldukça gecikmiş bir biçimde- Akif’e karşı bir küçük saygıyı, bir küçük vefa duygusunu yerine getirmeye çalıştık. Şu anda o Tacettin Dergâhı’nın çevresinde bir park oluştu, Akif’in bir anıtı oluştu, tertemiz bir mekân oluştu ve insanlar gezerken artık Akif’i hiç olmazsa hoş bir mekân içinde tanıyacaklar, bilecekler. Kitabeler yazıldı, şiirler yazıldı duvara.
Bir kez daha söylüyorum ki çok geçtir bunlar. Çok geçtir ama hiç olmazsa bir küçük vefa duygusu yerine getirilmiş oldu. Bundan duyduğum sevinci -dün orada ortamı paylaştık arkadaşlarımızla- sizinle paylaşmak istiyorum.
Bir küçük noktayı daha belirtmek istiyorum: Her zaman bir belli sıfat taşımış olmak, bir belli mevki, makam taşımış olmak her konuda bilgili olmayı sağlamıyor ne yazık ki. Bu geçmiş dönemlerde, bu yakın tarihlerde, çok önemli sıfatlar isminin başında bulunan bazı arkadaşlarımızın çok talihsiz açıklamaları oldu. Akif’i ardından gidilebilecek bir önder olarak nitelemeyen, ümmetçi sıfatıyla ve ümmetçiliği de bir karalama vesilesi olarak kullanmaya çalışan birtakım talihsiz açıklamalar oldu.
Şunu söylemek istiyorum: Akif’in dünyasının tamamen dışından ama Türk şiirinin, Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisi Nâzım Hikmet, Kurtuluş Savaşı Destanı’nda, dün de söyledim bunları, o törende: “Âkif inanmış adam, bir büyük şair.” diyor. Bu niteleme, Âkif’in dünyasının tamamen dışından bir başka edebiyatçının yaptığı niteleme.
Âkif’in şairliği tartışılmaz ama Âkif’in inanmışlığı, hiçbir zaman, yüzü geçmişe dönük bir inanmışlık, hurafeye dayalı bir anlayış, hiçbir zaman donmuş, durağan bir anlayış değildi. Asrın idrakine İslam’ı söylemeyi telaffuz eden bir reformist, bir ilericiydi Âkif ve toplumumuzun inançlarıyla kavga etmeden, toplumumuzun hayatını; sadece bizim toplumumuzun değil, bir insanlık ülküsüyle, bir inanç ülküsüyle yaşadığımız coğrafyanın hayatını ileriye götürmeyi dert edinmiş bulunan büyük bir mütefekkirdi. Bilmeden eğer yapılmış bir hataysa bağışlıyorum, bilerek yapılmış bir hataysa bu vesileyle şiddetle kınıyorum.
Âkif’i rahmetle anıyorum, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 13 Mart 2008