375 sayılı kanun hükmünde kararname ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi
Mersin Milletvekili ·
Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Ocak 2012 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ertuğrul Kürkcü, 4 Ocak 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ); konuşma 870 kelime.
Ertuğrul Kürkcü (Mersin). “375 sayılı kanun hükmünde kararname ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 4 Ocak 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-kurkcu-24-2012-01-04-375-sayili-kanun-hukmunde-kararname-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=15710
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BDP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin)Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; bu önümüze gelen 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin, aslında bu kanunun gündeme alınıp alınmaması konusunda daha önce yapılan görüşme sırasında grup başkan vekilimizin yaptığı açıklamada olduğu gibi, onu aynen tekrar ederek söylemek istiyorum ki Türkiye'nin şimdi içinde yaşadığı günler ve gündemle bütünüyle ilgisiz, kendi sırasında görüşülse ilzam ettiği kesimlerin herhangi bir hak kaybına yol açmayacak olan bu içeriğin bugün gündeme getirilmiş olmasının, herhangi bir biçimde Türkiye siyasetinin doğru rayda sürdürülmesiyle, yurttaşların hak ve çıkarlarının korunmasıyla bir ilgisi olmadığı kanaatindeyiz, çünkü, bir kere, her şeyden önce Türkiye'nin bugün karşı karşıya kaldığı temelli meseleler bakımından bu kanunun taşıdığı bir aciliyet yoktur.
İkincisi, bu, bir kanun hükmünde kararnamenin çıkartıldığı sırada, telaşla çıkartılırken unutulmuş, akla getirilmemiş ya da ihmal edilmiş kimi bölümlerini şimdi onarmak, gidermek, bunlara Hükûmetin ve onun arkasındaki parti çoğunluğunun çıkarları ya da gerekçeleri istikametinde yeni bir karakter kazandırmayı öngören bir değişiklik önergesi fakat asıl büyük problem olduğu yerde durmaya devam ediyor, bu da: Gerçekte bir kanun hükmünde kararnamenin şimdi bir kanunla değiştirilmek isteniyor olmasıdır. Buradaki garabete dikkatinizi çekmek isterim.
Hükûmet henüz bu kanun hükmünde kararnameyi onaylanmak ve yürürlüğe kanun olarak sokulmak üzere Meclise getirmiş değildir ama oradaki değişikliği bir kanunla yapmak azmindedir. Bunu açıklamak, gerçekten bir yasama tutarlılığı açısından asla mümkün değildir. Daha önce de çeşitli defalar söylemiştik, Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinde hiçbir zaman olmadığı şekilde yasama ile yürütme arasındaki bağların bir bütün olarak koptuğu, yürütmenin kendi başına buyruk bir biçimde hayatına devam ettiği, yasamanın yani buradaki vekillerin, halkın temsilcilerinin ise Meclis çoğunluğunun iradesi böyledir diye yürütmeyi herhangi bir biçimde denetleme kapasitesi gösteremediği, Türkiye'nin gündemini Meclise taşıyamadığı, önüne dizilmiş olan, Hükûmet için öncelikli meseleleri karara bağlayan bir noter konumundan uzaklaşarak, kendi iktidarına sahip, kendi gücüne sahip, kendi yönetme erkine sahip bir iktidar organı olarak asla hareket edememektedir. Ben, Meclisimizin bütün üyelerinin, hangi partiden olurlarsa olsunlar, milletin vekili olarak, bu Mecliste kendilerinin bir iktidar gücü olduğunu hatırlamaları gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Sizlersiniz, siz olmazsanız hükûmet olmaz. Millet bir hükûmet seçmiyor, millet bir Meclis seçiyor. Bu Meclis kendi işlerinin bazılarını görsün diye kendisine bir hükûmet tayin ediyor. Güya, kâğıt üzerinde, usulen böyle gibi ama hakikatte nasıl?
Hakikatte, işte hepimiz görüyoruz, usulen, başka türlü bu kanunlar görüşülemeyeceği için Hükûmet ya da ilgili komisyonlar buraya geliyor, onun dışında Mecliste asla görünmezler, yoklar, zaten Meclisin önüne getirdikleri meselelerin kendi çoğunlukları tarafından onaylanacağından emindirler. Bir tek gün olsun, çoğunluk partisinden bir üyenin de buraya gelen bir mesele hakkında aykırı bir görüş belirttiğine tanık olmayız. Böylelikle, otomatiğe bağlanmış bir biçimde hayat sürüp gider, biz de yasama görevimizi yaptığımızı düşünürüz. Hakikaten düşünüyor musunuz? Ben size sormak istiyorum. Kimileriniz dinleme zahmetinde bile değiller. Olur, dinlemeyin ama nihayet bu kayıtlar, bu zabıtlar bir gün yeniden gözden geçirilecek ve insanlar kendilerinin nasıl uyarılmış olduklarını, kendilerine bir ayna tutulduğunu görecekler.
Ben bu hâlde Türkiye’nin kaderi bakımından tayin edici bir rol oynayan bir organda çalıştığımızı kendi payıma hissedemiyorum. Hükûmetin hiçbir icraatını denetleyebilmek, Hükûmetin hiçbir icraatını onun istemediği tarzda dönüştürmek ve değiştirmek, Hükûmetin hesap verilebilirliğini sağlamak bakımından aslında etkisiz, yetkisiz, iktidarsız, güçsüz bir organ hâline gelmiştir Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bence, her şeyden önce, bu yasa vesilesiyle bunu düşünmemiz yerli yerinde olur.
İkinci mesele: Meclisin gündemiyle memleketin gündemi arasında, eğer gündem dışı bir söz alınmazsa, hiçbir ilgi kurulamaması paradoksuyla karşı karşıyayız. Gerçekten burada söz alan bütün milletvekili arkadaşlarımız kaçınılmaz bir biçimde Meclisin gündemini Türkiye’nin gündemine yaklaştırmak için hileişeriyeye başvurmak zorundadırlar. Yani aslında yasanın aleyhinde söz alıp lehinde konuşmakta ya da lehinde söz alıp aleyhinde konuşmakta, yani bir etik kusur işlemeden siyasi bir doğru tavır ortaya koyamadıklarını görme çaresizliği içinde veya aslında gündem dışı konuşmalarla gündemi yakalamaya çalışmaktadırlar. Ne kadar tuhaf değil mi? Ne kadar paradoksal? Gündem dışı ile ancak gündem yakalanabiliyor ve Meclis, kendisi hakkında ve kendisine tevdi edilmiş Türkiye’yi yönetme görevi hakkında bazı sözler söyleyebiliyor eğer İktidarın yani Hükûmetin gücünü aşabilirse yani yürütmenin gücünü aşabilirse. Aslında öyle bir zaman hiç olmuyor.
Ben, o nedenle, bu kanun hükmündeki kararnamelerle Türkiye’yi yönetme alışkanlığına Hükûmetin, nasıl bir çare bulacağımızı hepinizin ve hepimizin düşünmesinin asıl mesele olduğu kanaatindeyim. Nasıl olabilir de nasıl yapabiliriz de halkın bize verdiği memleketi yönetme, onun adına bütün Türkiye’nin akıbeti hakkında karar verebilme ve bu kararı yürütmek için kimi insanları aramızdan görevlendirme işini layıkıyla yapabiliriz? Ben, muhalefet gruplarının, çoğu kez, büyük bir çaresizlik içinde kaldıklarını gözlüyorum çünkü ne yapsalar ne deseler, bir kulaktan girip öbüründen çıkıyor, bütün tasarılar geldiği gibi gidiyor; bir tek virgülü değişsin, göreyim. Bir tek konuda herhâlde bu oldu, emekli maaşlarına yüzde 40 değil de yüzde 60 oranının uygulanması bakımından. O zaman da zaten, muhalefet iktidar arasında bir fark da kalmamıştı, herkes iktidar gibi olmuştu. Hakikaten, o zaman, bir iktidar kullanmış olduk ama bunun da millet vicdanında bir karşılığı olmadığını hepimiz biliyoruz.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul)Siz de imzaladınız.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla)Efendim?
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul)Sizin grup başkan vekilleriniz de imzaladı, idare amiriniz.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla)Bu bir şeyi değiştirmez. Şimdi ben onun aksine…
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul)Aynı eleştirileri kendi idare amirinize de yapın o zaman.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla)Şimdi ben onun aksine konuşuyorum, hiçbir şeyi değiştirmez.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul)Aynı eleştirileri idare amirinize söylerseniz daha samimi olursunuz.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla)Aynı eleştirileri, sırası geldiğinde yaparız hanımefendi, niye dertleniyorsunuz?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 4 Ocak 2012