İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 7. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Fahrettin Yokuş

Konya Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 7. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Ekim 2019 · 525 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fahrettin Yokuş (İYİ Parti), 16 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 525 kelime.

Fahrettin Yokuş (İYİ Parti, Konya). “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 16 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-yokus-27-2019-10-16-ceza-muhakemesi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80848

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclisimize getirilen yargı paketi kanunu taslağı bilindiği gibi bir torba kanundur. Adalet, yargı, hak ve hukuk bir paket içine sığdırılamayacak kadar önemlidir. Ülkemizde adalet sistemine olan güven ne yazık ki gün geçtikçe azalmaktadır. Yargı sistemimizin yeniden düzenlenmesi elzemdir. Ancak yargı sistemini torba kanun şeklinde düzenlemek sorunları çözmeyecektir. Ülkemizde adaletin sağlanmasını mümkün kılmak için eksiksiz işleyecek bir demokrasiye ihtiyacımız vardır. Gerçek demokrasinin temelini kuvvetler ayrılığı oluşturur. Adil yargılamanın önünü ancak bu şekilde açabiliriz.

Çağımızda devletler arası ticaret ilişkilerinde adalet birinci derecede önemli bir unsurdur. Adaletin ve hukukun adil işlemediği bir ülkeye yatırımcı gelmez, kredi verilmez. Bu tür ülkeler milletler içinde en itibarsız ve en güvenilmez toplumlar olarak anılırlar. Ayrıca adaletin olmadığı bir ülkede haktan ve hukuktan söz edilemez. Ülkemizde her gün yargı skandalları yaşanmaktadır. Türk yargısında çifte standart uygulanmaktadır. Mahkemelerin verdiği kararların büyük bölümü tartışılmakta, yargı aleni olarak iktidar yandaşlarını korumaktadır. Eskiden yüksek yargı organlarının başkanları yargıçlar için vicdanları ile cüzdanları arasına sıkışıp kaldıkları söylenirdi ama bugün, çok şükür, iktidarınız yargıçlarımızın hak ettiği ücretleri verdi, takdir ediyorum ancak bugün yargıçlarımız vicdanları ile iktidar arasına sıkışıp kalmışlardır. Yargı, hür iradesiyle karar veremez olmuştur. Bazı mahkeme kararlarına baktığımızda gördüğümüz gerçek ne yazık ki şudur: Zorlama yorumlarla yasalar geriye doğru yürütülerek insanlar suçlanmakta ve cezalandırılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, yargı organlarınca verilen keyfî tutuklama kararlarının çözüme kavuşturulması gerekir. Somut deliller olmadığı hâlde insanlar hakkında tutuklama kararları verilmektedir. Kişiler hakkında yapılan araştırmalar sonucunda tutuklamayı haklı çıkartacak hiçbir delil ortaya konulmadığı hâlde çok sayıda kişinin tutukluluk hâli keyfî olarak sürdürülmektedir. Bu durum kişi özgürlüğü hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Üzerine atılı suça dair hiçbir delil bulunmayan insanların tutukluluk hâllerinin sürdürülmesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, evrensel ilkelere, insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Toplum vicdanını yaralayan bir olay olduğunda yazılı ve görsel medyanın gücü ve katkısıyla savcıların karar değiştirdiğine şahit olmaktayız. Yargı bir karar verirken yazılı ve görsel medyanın etkisinde kalmadan, toplum vicdanını yaralamadan kararlar vermelidir. Yargı bağımsızlığına gölge düşürmemek için hukukun doğru işlemesi gerekir. Bu da Anayasa ve evrensel hukuk kurallarını uygulamakla mümkün olur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradan sizlere Türkiye’deki yargıya güvenin her geçen gün azaldığını gösteren örnekler vermek isterim. Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül, 2014 yılında Bursa’da yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir: “Türkiye’de yargıya olan güven önceleri yüzde 60 ilâ yüzde 70’lerdeyken şimdilerde yüzde 20’lerin altına düşmüştür.” Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu 2016 yılında yaptığı bir konuşmada “Maalesef yargımız siyasetin etkisine açılmış durumdadır, yargıya duyulan güven yüzde 20’ler seviyesine düşmüştür.” demiştir. Yine, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit “Geçmişte yargıya güven yüzde 70 iken şimdi yüzde 30’lara düşmüştür.” demiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, lütfen tamamlayın Sayın Yokuş.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla)2019 yılında Sosyal Demokrasi Vakfının Türkiye genelinde yaptığı ankette AK PARTİ’li seçmenin yüzde 26,2’si Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını söylüyor. Yüzde 16,1’i yargıya güvenmediğini, yüzde 22,1’i ise mahkemelerin tarafsız olmadığını söylüyor.

Yukarıda saydığım örneklerden de anlaşılacağı üzere ülkemizde yargıya güven kalmamıştır. “Adalet mülkün temelidir.” anlayışını kendisine yol olarak seçmiş olan bir milletin bugün yargıya güveni yok olmuştur. Ülkemizin geleceği için hukukun üstünlüğü anlayışını yeniden tesis etmek ülkeyi yönetenlerin boynunun borcudur diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 16 Ekim 2019

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook