İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile japonya hükümeti arasında nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına dair işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair

Faruk Bal

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Ocak 2014 · 666 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Bal (MHP), 7 Ocak 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE JAPONYA HÜKÜMETİ ARASINDA NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL AMAÇLARLA KULLANIMINA DAİR İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR); konuşma 666 kelime.

Faruk Bal (MHP, Konya). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile japonya hükümeti arasında nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına dair işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-24-2014-01-07-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-japonya-hukumeti-arasinda-nukleer-ene (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=28341

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Japonya Hükûmeti arasındaki nükleer enerjiye ilişkin anlaşma metninin onaylanması kanun tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz aldım. Yüce heyeti partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Yıl 1850, Amerika’dan kalkan Commodore Perry komutasında bir gemi Japonya’ya gelir. O tarihe kadar Japonya, kendi içinde izolasyon politikasını uygulayan, dünyaya kapalı bir ülkedir. “Bizimle ticaret yapacaksınız.” der, Japon imparatoru karşı çıkar. “Bir yıl sonra tekrar geleceğim, kalabalık geleceğim.” der. Bir yıl sonra, daha çok gemiyle Commodore Perry gelir ve Japonlar Amerika’yla bir dış ticaret anlaşması yapmak zorunda kalır. Japonlar buna “Kara gemiyle gelen felaket.” der, anlaşmaya da “Eşitsizlik anlaşması.” Biz buna yabancı değiliz; aynen Osmanlı İmparatorluğu’nun kapitülasyonları gibi bir anlaşma yapılır. Japonya bu kapitülasyonlardan kurtulabilmek için, ruhlarına sinmiş çalışkanlık, disiplin, gurur ve vatanseverlikle sıyrılabilmenin çarelerini arar ve dünyaya açılmaya başlar.

1887 yılında, Japon İmparatoru Komei yeğenini –prensi- Abdülhamit’e gönderir ve Sultan Abdülhamit ile ilk teması bu şekilde başlar. Arkasından, bu ziyareti iade maksadıyla Ertuğrul Fırkateyni 1890 yılında gönderilir ama hazin bir kazayla Ertuğrul Fırkateyni kayalıklara çarpar, 600 civarında Osmanlı subayı ve askeri şehit olur. Burada, Japonlarla Türk milleti arasındaki duygusal ilişki başlar. Hüzne dayalı olan bu ilişki, tarihi boyunca dostluğa dönüşebilecek bir hâl alır.

Yıl 1941, kendilerini sömüren Amerika’ya karşı Japonlar bir mücadele içerisinde; ekonomide, sanayide ve ticarette gelişmişler, Pearl Harbor’da Amerika’nın uçak gemisine saldırırlar ve 1945 yılına gelindiğinde 2 tane atom bombası -biri “little boy”, biri “fat man”- biri Hiroşima’ya, biri Nagasaki’ye atılmak suretiyle, hem dünyanın tarihini değiştirir ve hem de Japonya ile Türkiye arasında bir başka hüzne dayalı yakınlaşmayı ortaya çıkarır.

Yıl 2011, Fukuşima’yı tsunami vurur ve oradaki nükleer santralin yaydığı radyasyon ile Japon halkı bir kez daha radyasyonla tanışır ve ciddi kayıplarla, Türkiye’nin manevi desteğini ve maddi desteğini ortaklık ve dostluk çerçevesi içerisinde hak eder.

Yıl 2011, bu defa Türkiye’de bir deprem olur ve o depreme yardıma gelen Miyazaki artçı depremler sırasında hayatını kaybeder.

Bu kısa geçmiş içerisinde, Türk-Japon dostluğuna hüzünlü bir tablo çizdim. O hüznün, o acıların paylaşılması iki ülke arasında ve iki millet arasında güçlü dostlukların doğmasına vesile olmuştur. Bu hüzünlü olayların cereyanı sırasında hayatını kaybeden herkese Cenab-ı Allah’tan bir kez daha rahmet diliyor ve onların maruz kaldığı felaketlerin gerek Japonya’da gerek Türkiye’de cereyan etmemesini temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bugün önümüzde bulunan tasarı ile Türkiye’de inşa edilecek Mersin ve Sinop’ta, daha sonra belirlenecek üçüncü bir yerde nükleer enerji üretilecek. Bu enerjinin sağlıklı bir şekilde, güvenli bir şekilde üretebilmesine imkân sağlayacak bir anlaşma tasarısı yüce heyetin önündedir.

Japonya, tabiidir ki içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim şartları ve tüketim pazarlarına uzaklığı nedeniyle teknolojiyi geliştirme ihtiyacı içinde olan bir ülkedir ve o geliştirdiği teknolojilerden bir tanesi de elimizdeki nükleer güç reaktörü, nükleer güç ekipmanı, nükleer güç maddesi ve enerji santrali üretimi ve işletmesiyle ilgilidir.

Burada bizim Hükümetle paylaşmak istediğimiz iddiamızı iki bölümde sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi, Japonya’dan çok daha fazla Türkiye nükleer enerji üretimine sahip, kaynaklara sahiptir ve dünyada en büyük kaynakların bulunduğu coğrafya da Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırları içerisindedir. Bunlardan bir tanesi toryumdur, diğeri neptünyumdur, bir üçüncüsü ise bordur. Dolayısıyla bu teknolojinin -Japon teknolojisi için madem buraya bir anlaşma tasarısı getirdiniz- bu teknolojilerin millîleştirilerek Türkiye’de yer altında bulunan ve bin yılın madeni olarak tanımlanan bor, toryum ve neptünyumdan enerji üretilmesi konusunda da teknolojik bir iş birliğinin bir anlaşmaya bağlanması gerekmektedir.

Sayın Bakan çok dikkatle dinlemiyor beni ama herhâlde yanındaki arkadaşlar dikkate almışlardır.

İkincisi ise değerli arkadaşlarım, nükleer enerji, tehlike katsayısı çok yüksek bir teknolojinin ürünü olarak üretilen enerjidir. Nükleer enerjinin felaket hâline dönüşmesi, insanoğlunun geliştirebildiği tekniklerle önlenmesi mümkün olmayan hastalıklar yaymaktadır, radyoaktif maddeler. Dolayısıyla, Japonya’yla yapılan bu anlaşmayla kurulacak olan tesislerin öncelikli hedefi, mademki “Dünyanın en gelişmiş ülkesi Japonya.” deniliyor burada, varsa daha gelişmiş, diğer gelişmiş ülkelerle iş birliği yapılmak suretiyle güvenlik meselesi ön planda tutularak bir çalışma yapılması gerekmektedir. Demek ki güvenlik meselesiyle ilgili yasada gördüğümüz eksiği değerli milletvekili arkadaşlarımızla paylaşmış oluyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konumuz, tabii, dış ilişkilerle ilgili. Biz, bu kanuna, elbette ki Japonya’yla olan dostluğumuz, karşılıklı iş birliğimiz çerçevesinde bakıyoruz ama Japonya’yla olan ticarete…(Gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 7 Ocak 2014

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook