Toprak koruma ve arazi kanunu (s.s.878)
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 125. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Temmuz 2005 · 648 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Çelik (AK Parti), 3 Temmuz 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KANUNU (S.S.878)); konuşma 648 kelime.
Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “Toprak koruma ve arazi kanunu (s.s.878)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2005-07-03-toprak-koruma-ve-arazi-kanunu-s-s-878 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 22 nci Dönem Üçüncü Yasama Yılını, inşallah, bugün yapacağımız çalışmalarla neticelendirmiş olacağız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girecek.
Son gün, gündemle ilgili Danışma Kuruluna önerimizi getirdik; fakat, muhalefet partisi katılmadığı için, grup önerimiz olarak huzurlarınıza gelmiş bulunuyoruz.
Şimdi, burada, çeşitli şeyler ifade edildi grup önerimiz üzerinde. Bir kere şunu ifade edelim: Meclis, gündemine hâkimdir; bu, bir. İkincisi; yaptığımız konuşmalara, ağzımızdan çıkana iyi dikkat etmemiz gerekiyor, ne söylediğimizi bilmemiz gerekiyor; yani, bir anlamda, bizim, Mecliste muhalefeti susturmak, konuşturmamak, dışarı çıkarmak gibi bir amacımız olsaydı, az önce buraya gelen muhalefete mensup bir arkadaşımız burada konuşma yapmayabilirdi; demek ki, gelebiliyor, konuşabiliyor; böyle bir sıkıntı yok, böyle bir problem yok.
Görüştüğümüz tasarılar üzerinde de, gerek temel yasa olarak görüştüğümüz gerekse temel yasa dışında, normal görüşme çerçevesinde görüştüğümüz yasalar üzerinde de her an konuşma imkânı var; ama, birilerinin tatil talebi erken başlamışsa, bizim yapacağımız bir şey yok ki. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sonra, cümlelere dikkat etmemiz gerekiyor. Biz, kimsenin buradan ayrılmasından yana değiliz. Ayrılmasınlar diye, azınlığın çoğunluğa galebe çalması gibi bir anlayışı burada sergileyeceksek, bu nasıl demokrasidir yani?! (AK Parti sıralarından alkışlar)
Halk, kararını vermiş, iktidarı, muhalefeti oluşturmuş. Muhalefet, muhalefet görevini yapacak; iktidar, iktidar görevini yapacak. Son düzenlediğimiz İçtüzük 91'le ilgili defalarca söyledik; önerge konusunda yapılması gereken veya İçtüzüğün bizatihi değişikliği üzerinde yapılması gereken bir değerlendirme varsa, bunların yapılması gerekiyor. Türkiye, Avrupa Birliği sürecine giriyor. 3 Ekimden sonra çok daha kapsamlı, yapısal değişimler gelecek karşımıza.
Bunları, biz, normal görüşme sistemi içerisinde çözme şansına da sahip değiliz ve o tartışmalarda ifade ettik ki, Anayasa Mahkemesi bile iptal gerekçelerinde diyor ki: "Bu şekilde kapsamlı görüşmeler, temel yasa görüşmeleri çerçevesinde bir düzenleme yapılabilir." Nasıl yapılacağını gelin tartışalım, görüşelim; yok. On gün daha fazla çalışalım... On gün değil, yirmi gün daha çalışalım; ama, siz, bu kapsamlı yasaları, önem arz eden bu yasaları on gün, yirmi gün içerisinde çıkarma şansına sahip değilsiniz ki; çünkü, muhalefetin bakışı ve muhalefetin duruşu, sorun çözmek değil, milletin sorununu çözmek değil, milletin sorununa sorun katma anlayışı çerçevesinde gelişiyor.
Kendileri burada olmadığı için, ben, bu konulara girmek istemiyorum; ama, burada konuşan arkadaşlarımız, maalesef, çok talihsiz beyanlarda bulundular. Mecliste el kaldırmak, indirmek çok şerefli bir iştir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunu hiç kimsenin çocuk oyuncağı gibi değerlendirmesinden daha abes ne olabilir?! Millet bizi buraya göndermiş, doğrulara el kaldırın, milletin işini kolaylaştırın, milletin sorunlarını çözün diye göndermiş. O el kaldırmayı sıradan bir görev görüyorsak, o zaman burada oturmamızın bir anlamı yok. Çok önemli bir hadisedir el kaldırıp el indirme.
Ayrıca, burada muhalefet adına gelen arkadaşımız diyor ki, efendim, çok önemli yasalar geçiyor, çok önemli yasalar geçiyor… Ee, bırakıp kaçtılar. Gelsinler içeriye. Özürlüler Yasası gibi çok önemli bir yasa görüştük. 6, 7, 8 milyon vatandaşımızı ilgilendiriyor. Oyu var mı acaba, bir tek cümlesi var mı, konuştular mı gelip de burada?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Engel mi vardı; engel de yoktu.
Dert, eğer, üretmekse, dert vatandaşa hizmetse, dert çabaysa, çalışmaysa, ülkenin sıkıntılarını, ülkenin önünü açmaksa, burada yapılacak çok iş var, çok çalışmamız gerekiyor, gecemizi gündüzümüze kattık, katmamız gerekiyor; ama, burada gelip, eski alışkanlıklar çerçevesinde, politik ağızlarla zaman öldürmekse, kusura bakmasınlar, bu milletin böyle de zamanını heba edecek hali yok.
Çıkardığımız yasaların yüzde 90'ında belki de muhalefetle ittifak halindeyiz. Devlet İstatistik Enstitüsünde -birazdan Sayın Bakanımız da burada ifade edecekler- ne ihtilafımız var?! Çocukları korumayla ilgili, muhalefetle bizim ne ihtilafımız var?! Getirdiğimiz yasalar çalma, kapma yasaları değil; ama, maalesef, sanki bir şey alıp götürüyormuşuz gibi…
Biz bir şey söyledik; 1 Temmuz, 2 Temmuz, 3 Temmuzda... Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışma takvimini 3 Temmuza kadar uzatacak. Bugün itibariyle çalışmalarımız neticeleniyor. Neleri görüşeceğimizi de belirlemişiz. Bu çerçevede burada değerlendirmeler yaparken, bunları farklı yerlere çekmenin doğru olmadığını bir kez daha ifade ediyorum.
Yanlış bir yolda filan değiliz, dosdoğru bir yoldayız ve bu çalışmaların her birinin toplumun önemli kesimlerinin sorunlarını çözeceğine biz inanıyoruz ve Grup önerimizin lehinde oy kullanmanızı talep ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 3 Temmuz 2005