İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Faruk Nafız Özak

Trabzon Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 33. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Aralık 2010 · 2.178 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Nafız Özak (AK Parti), 15 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 2.178 kelime.

Faruk Nafız Özak (AK Parti, Trabzon). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-nafiz-ozak-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve YURTKUR Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde görüşlerimi sizlere aktarmak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Müsaadenizle evvela, gençlikle ilgili burada çok güzel konuşmalar oldu, öneriler oldu, tavsiyeler oldu ve eleştiriler oldu; onlarla ilgili, gençlikle ilgili ne yapıyoruz, ne yaptık, ne yapacağız, sizi bilgilendirmek istiyorum.

On beş- yirmi dört yaş arası yüzde 25 nüfusumuz, yirmi sekiz yaş altı yüzde 50’den fazla nüfusumuz; bu büyük bir zenginlik. Tabii ki bunu çok çok iyi değerlendirmemiz lazım. Özellikle gençliğe çok fazla önem veren bir Başbakanımız var.

AK PARTİ olarak gençlikle ilgili neler söylemişiz, neler yapmışız, neler yapacağız, müsaadenizle size anlatıyorum:

Özellikle Hükûmetimizin temel politika metinlerinin pek çoğunda gençliğin güçlendirilmesi, kişisel ve sosyal olarak gelişiminin sağlanmasına yönelik çok açık taahhütler yer almaktadır. “Biz gençleri yedek kulübesinde değil, ilk on birde görmek istiyoruz.” diyen bir Başbakanımız var.

“Adalet ve Kalkınma Partisi, gençlerimizi rekabet gücümüzü artıracak en önemli aktörler hâline getirmeyi hedeflemektedir. Üretken, karar verebilen, bilgiyi doğru kullanan, bilgi ve iletişim teknolojilerine yatkın genç nesillerin ülkemizin yenilikçilik kapasitesine katkı sağlaması stratejik öneme sahiptir.” 2007 Seçim Beyannamemiz.

Yine Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda şu var: “Gençlerin aileleriyle ve toplumla iletişimlerini daha sağlıklı hâle getirecek, özgüvenlerini geliştirecek, yaşadıkları topluma aidiyet duygusu ve duyarlılıklarını artıracak, karar alma süreçlerine katılımlarını sağlayacak tedbirler alınacaktır.”

Yine 2010 Yılı Programı. “Öncelik 92: Gençlerin toplumla bütünleşmiş, sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri ve toplumsal hayata aktif katılımlarının sağlanması amacıyla, gençlik politikaları temel hak ve özgürlükler ekseninde toplumun yapısıyla uyumlu, uygulanabilir, gençlerin kendi potansiyellerini gerçekleştirebilmelerine imkân sağlayan ve farklı genç gruplarının gereksinimlerini dikkate alan, ihtiyaç odaklı, sürdürülebilir ve bütüncül bir yapıya kavuşturulacaktır.

Gençlik hizmetleri, gençliğe ilişkin bütün alanları kapsayacak, gençlerin özgüven ve aidiyet duygularını geliştirecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır.”

Şimdi, özellikle bu konuda kaydedilen ilerlemeler neler olmuştur? Seçme ve seçilme yaşının düşürülmesi -biz, gençlerimizi yarının değil, bugünün güvenceleri olarak görüyoruz, işi yarına ertelemiyoruz- yeni üniversitelerin kurulması, burs ve kredilerin artırılması, bilimsel araştırma ve projelere verilen desteklerin artırılması, Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarındaki sayı ve kalitenin artması, Şartlı Nakit Transferi, Gönül Köprüsü Projesi, derslik sayısının artırılması, her belediyede gençlik meclislerinin kurulması vesaire gibi. O nedenle, Sayın Başbakanımız bize bu görevi tevdi ettiği zaman şunu söylemişti: “Gençliğin kişisel ve sosyal gelişiminin desteklenmesine yönelik politikaların tespiti ve uygulanmasıyla ilgili koordinasyonun sağlanmasından sorumlu bakan olarak görevlendirildin.”

Şimdi, burada, ne yaptık? Bir yıl çalıştık, ilgili taraflarla bir yıl çalıştık ve gençlik ajansını kurma aşamasına geldik. Gençlik ajansı şu: Bizim “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü” denilince akla hemen spordan sorumlu bakanlık geliyor. Bize “Spordan Sorumlu Bakanlık” deniyor. Hâlbuki biz, gençlikten ve spordan sorumlu olan bir bakanlık olmak istiyoruz ve doğrusu da bu. Ama, gençlikle ilgili bizde bir tek daire başkanlığı var, yılda 15 milyon harcayan bir daire başkanlığı. Bu, çok çok, son derece düşük. Biraz evvel arkadaşlar eleştirdi, doğru, biz de aynı görüşteyiz.

Bakın, şimdi, neler yapacağız. Biz diyoruz ki: Gençlik ajansı kuracağız ve bu gençlik ajansıyla spor genel müdürlüğüne muadil bir gençlik genel müdürlüğü olacak ve gençlerin sosyal, kültürel, siyasal, idari, başka, mesleki birtakım sorunlarını çözebilecek, proje üretebilecek, üretilen projelere destek verebilecek, sivil toplumları destekleyebilecek, dünyada gelişmiş ülkelerde olan bir gençlik ajansı kurmayı hedefliyoruz. Bunu Bakanlar Kurulumuza biz sevk ettik. Belki 20’sindeki yani bu haftaki belki daha sonrakinde imzalanıp sizin huzurunuza, komisyona gelecek ve sizlerin de desteğiyle buradan geçtikten sonra, biz gençlikle ilgili bu bahsettiğim koordinasyonu sağlayacağız ve projelere destek vermeye çalışacağız.

Onun dışında ne yaptık? Biraz evvel değerli arkadaşlar söylediler, doğrudur, bizde ya spor ya eğitim ikilemi var. Bugün 16 milyon gencimiz ilköğretimde okurken spor yapamamanın sıkıntısını yaşıyor. Biraz evvel burada sporcu sayıları söylendi, doğrudur, biz iktidara geldiğimiz zaman 400 bindi lisanslı sayısı. Evet, Yaşar Bey Kardeşimiz konuştu, gitti, ona söylüyorum veya bu konuda bilgilendirmek istiyorum, şu anda 2,8 milyon. Fazla mı? Hayır, az. Bizim 20 milyon sporcumuz olması lazım. Bütün bunları yapabilmek için Millî Eğitim Bakanlığıyla bir protokol imzaladık ve bu konuda biz sorumluluğu üstlendik. Dedik ki: “Beden eğitimi derslerini daha çağdaş bir hâle getirelim.” Nimet Hanım, sağ olsun, bu konuda çalışıyor. Biz şuna inanıyoruz: Sosyal olan bir gençlik, spor yapan bir gençlik daha verimli olur, daha kararlı olur, daha hoşgörülü olur, daha demokrat olur, daha güler yüzlü olur, bütün amacımız bu. Bunun için biz, elimizden gelen gayretle Millî Eğitim Bakanlığımızla birlikte bu konuları aşmaya çalışacağız. Bu, bir kere bizim görevimizdir. Çünkü spor yapmadığı zaman bir gençliğin nasıl asosyal olduğunu, nasıl verimsiz olduğunu, nasıl güler yüzlü olamadığını ben biliyorum. Ben on yedi yıl spor yapmış… Türkiye’de de hem spor yapabilmiş hem de bir yüksek mühendis olabilmiş çok az sayıda insan var. Bunu başarırken ne kadar zorluk çektiğimi biliyorum ama sporun bana kazandırdıklarını da görebiliyorum. Bugün tanınıyorsam, seviliyorsam, biraz evvel Yaşar Bey’in söylediği gibi Trabzonsporlu Faruk Özak’sam bununla da gurur duyuyorum, onu da söyleyeyim. Ama ben burada bir spor bakanı olarak her kulübe her federasyona eşit mesafede olmaktan mutluluk duyuyorum ve bunu yapmayı da başarıyorum. Çünkü Samsunsporun derdi varsa, Yozgatsporun varsa, Diyarbakırspor sahaya çıkamıyorsa o benim sorunumdur, bunu bilmemiz lazım.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Uygulamalar öyle değil ama!

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla)Ama ben futbolla ilgilenmek çok istemiyorum. Neden istemiyorum? Futbol özerk, kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Futbol çok para kazanıyor, üretimi az ama kendisi kazanıyor, sponsora ihtiyacı yok. Ben diğer altmış bir tane federasyonla ilgilenmek istiyorum. Biz geçen seneki ekim ayında buradan yola çıktık, altı günde on beş vilayete gittik. Bu gittiğimiz vilayetler şunlardı: Artvin, Kars, Ardahan, Muş, Bitlis, Hakkâri, Van, Ağrı, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Trabzon. Ne yaptık? Futbolla hiç uğraşmadım, Kayak Federasyonumuzla gittik, dedik ki: “Allah bize yüz tane 3 bin metreden yüksek dağ vermiş. Peki, ‘Su akar Türk bakar’dı, haydi onu HES’lerle hallettik ama şu ‘Kar yağar Türk bakar’dan vazgeçelim. Buraları istihdama dönüştürelim, buraları sporcuya dönüştürelim, buraları turizme dönüştürelim.” Ve neler yaptık? Bakın, bugün, Van’da Gevaş’ta tesisler yaptık ve açtığımız gün 2 bin kişi kayak yaptı. Hakkâri’ye yapıyoruz, Muş’a yapıyoruz, Bitlis’e yapıyoruz, Ardahan’a Avrupa Birliğiyle yapıyoruz. Başka nereye yaptık? Ağrı’ya yaptık, Artvin’i bitiriyoruz, Kastamonu’yu bitirdik. İnşallah, Ankara Elmadağ ile Bolu’yu da yapacağız. Türkiye’yi bir kayak merkezi hâline getireceğiz.

Ben, Vancouver’daki Kış Olimpiyatları’na gittiğim zaman şunu gördüm: 5 tane kış sporcumuz var. 72 milyon nüfus, 5 sporcu. Bu, bizim eksiğimiz. Şimdi, Erzurum’a, doğuya, Doğu Anadolu’ya 600 milyon yatırım yaparak, bunlara ilaveten, ne yapıyoruz? Burada, Türkiye'nin ve bu coğrafyanın en gelişmiş kış sporları merkezlerini yapıyoruz. Sizler de inşallah davetlimiz olacaksınız, sizleri davet edeceğim. Ocak ayının sonunda burada Universiade Kış Oyunları’nı yapacağız. Biz, inanıyoruz ki, iki yılda, üç yılda, dört, beş, altı yıl sonra… Çünkü bir kayakçı bir yılda yetişmiyor, buz patencisi, körlingcisi… İşte, atlama kulesindeki gençlerimizi gittim Avrupa’da izledim. 5 tane yavrumuz var on bir-on beş yaş arasında, atlama kulesinde yarışabilecek. Maalesef bu çok az, bunları artırmaya çalışıyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Bakan, basketbolda Amerika 1’inci oldu, 25 milyon; biz niye 2 trilyona yakın para…

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla)Şimdi, Sayın Sakık, o her sene 1’inci oluyor, biz de yetmiş yılda bir defa 2’nci olduk.

SIRRI SAKIK (Muş)Biz Amerika’dan zengin miyiz?

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla)Değiliz tabii ama müsaade edin, o günkü yaşadığımız coşku, o günün vermiş olduğu tanıtım, o günkü yaşadığımız haz bu paraya değer mi? Bu paradan çok daha fazlasına…

SIRRI SAKIK (Muş)Hani vatanseverlik diyorsunuz?

DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla)Ben size, eleştirinize saygı duyuyorum ama yani Amerika için bir başarı değil Dünya Şampiyonu olmak, ama bizim için dünya 2’ncisi olmak çok çok büyük başarı ve inanılmaz büyük bir tanıtımı var. Ben, Londra’daki Spor Endüstrisi Kongresi’ne gittiğim zaman orada FIBA Genel Sekreteri Patrick Baumann şunu söyledi, bu çok önemli: “Türkiye FIBA Genel Kurulunu yaptı, yüz yetmiş beş tane ülke geldi, ben böyle bir Genel Kurul görmedim. Türkiye bir Dünya Basketbol Şampiyonası yaptı, ben böyle bir organizasyon görmedim. Türkiye her şeye layıktır.” Sadece beş dakika… Bunu diyen de yabancı bir kişi. Bütün bunlar parayla biçilmez değerli arkadaşlar.

Şimdi, diğer konularda şunu söylemek istiyorum: Özellikle bizim için ülkemizin her metrekaresi kutsaldır, her insanı saygıdeğerdir. Bizim için ülkemizin doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi hiç fark etmez. Biraz evvel Hakkâri’de yüzme havuzu olmadığından bahsedildi, doğrudur ama yirmi beş tane vilayetimizde yok, Türkiye'de Sinop’ta da yok, Zonguldak’ta da yok. Ben gelir gelmez Genel Müdürümüze dedim ki: “Arkadaşlar, hemen yüzme havuzu yapacağız, Türkiye'nin her ilinde yüzme havuzu yapacağız, her ilçesinde ve yüzme mecburi ders olacak.” Bu bizim eksiğimizdir değerli arkadaşlar. Devlet Planlama Teşkilatımıza -Sayın Bakanımız da burada- on beş tanesini bu sene koyduk, Hakkâri de bunların arasında, Tunceli de bunların arasında ve yüzme havuzlarını, artık, üstü açık yüzme havuzu Türkiye'de yapmayacağız, bunlar gereksiz, israf bunlar, üstlerini kapatıyoruz; işte ilk defasını da Karaman’dan başlattık.

Şimdi, bizim Van ilinde yüzme havuzu inşaatı devam etmekte ve 2011 başlarında bitireceğiz. Spor salonu için Van Valimize biz yetki verdik, onu da burada huzurlarınızda söylemek istiyorum. Diyarbakır ilimizde stadyum, sentetik yüzeyli atletizm stadyumu, yüzme havuzu, spor salonu, gençlik merkezi gibi birçok tesis bulunmakta, 5 bin seyircili spor salonu inşaatı da devam etmekte.

Bakın, size Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüzün faaliyetlerinden bir bölüm vermek istiyorum: Tüm Türkiye'de, her tarafta tesisler yaparken GAP için ayrı bir yer açmışız. GAP kapsamında yer alan projeler: Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Diyarbakır, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şanlıurfa. GAP için özel bir para alıyoruz ve özel yapmaya çalışıyoruz, bunları da bitirmeye çalışıyoruz.

Ayrıca, SODES’le ilgili yapılan yatırımlara bakalım -Sayın Bakanımız burada- SODES’e çok önem veriyoruz. Sekiz tane ilimizde Sosyal Destek Projesi’yle, buyurun, Adıyaman’da, Batman’da, Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Kilis’te, Mardin’de ve Şanlıurfa’da… Bu yıl da sekiz tane daha ilimize geliyor, bunlar da Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde. Yani bir pozitif ayrımcılık hiçbir yere yapmıyoruz, eksikleri tamamlamaya çalışıyoruz. Özellikle rasyonel bir planlamayı yapmaya çalışıyoruz çünkü kaynaklar kısıtlı. Ama şunu söyleyeyim: Hükûmetimize teşekkür ederim. 200 milyon lirayla başlayan bizim, spordaki bütçemiz şu anda 600 milyona ulaştı. Başbakanımıza, Hükûmetimize, bu milletimizin parası, milletimize teşekkür ederiz. Yapılan her şey milletimizindir. Gazetelerde zaman zaman görüyorsunuz “Seyrantepe’yi ben yaptım, sen yaptın…” Değerli arkadaşlar, Seyrantepe’yi milletimizin parası yapıyor. Ali Sami Yen Stadı milletimize aittir, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bunu kullanır. Onu satıyoruz, oradan aldığımız parayla, 300 milyon lirayla, yüz beş yıldır ülkemize hizmet veren bir camiaya, Başbakanımızın talimatıyla, TOKİ vasıtasıyla yapıyoruz. “Bunu sen yaptın, ben yaptım.” demek yanlıştır.

Burada bir irade vardır: Türkiye’deki tüm statları iyileştirme konusunda talimat veren bir Başbakanımız vardır. İşte bakın, Malatya’ya yakında başlayacağız, Afyon’a başladık, Trabzon’a başlıyoruz, Kadir Has Stadı’nı Kayseri’ye yaptık, Batman’da başlayacağız ve bütün Türkiye'nin her tarafında bunları yapmaya çalışıyoruz. Bütün bunlarda öncelikleri tespit ediyoruz ve yapmaya çalışıyoruz. Az para kullanarak yapmaya çalışıyoruz. “Al stadı, yap stadı” diyoruz, TOKİ’ye diyoruz, özel sektöre diyoruz. Satıyoruz birine -Kayseri’de olduğu gibi- o parayla da burayı yapmaya çalışıyoruz.

Ayrıca, özellikle bu güneydoğuda ve şeyde yapılan birtakım organizasyonlar var, onlarla da ilgili bir bilgi vermek istiyorum. Geçen, bu yirmi üç ilimizi kapsayan GAP Oyunlarını yaptık. Onları da güneydoğuda yaptık.

YURTKUR’la ilgili şunları söylemek istiyorum: YURTKUR’da -biraz evvel söylendi- kim kredi almak istiyorsa alabilir. Bunun ne etnik kökeni ne dini ne dili ne eni ne boyu tartışılmaz arkadaşlar, hepsi bizim vatandaşımızdır, hepsi başımızın üstündedir. Burs alabilme kriterleri bellidir, o kriterlere kimse dokunamaz. Bugün, bakın, şunu söyleyeyim, hep misal veriyoruz, bazen rahatsız olanlar var: 2002’de 450 bin yavrumuz alırken öğrenim kredisini, bugün 718 bin kişi alabiliyor. Burs ve kredi toplamı da 961 bin. Katkı kredisi 528 bine çıktı. 2011 yılında kredi rakamı artacak. Şu anda 200’dür. Bu 250 olur, 240 olur, 230, hep beraber göreceğiz. Biliyorsunuz, 90 liraya yavrularımız yurtlarda kalıyorlar ama biz onlara 120 lira sübvanse ediyoruz, ilave yemek ve kahvaltıyla. Bütün bu kahvaltı rakamları ve yemek rakamları 0,50 idi ama daha sonra 4 liraya çıktı yani 8 kat arttı. Bütün bunları sizinle paylaşmak istedim. Enflasyon oranları bugüne kadar kümülatif olarak yüzde 107 olmasına rağmen bu oran yüzde 344’e gelmiştir.

Yavrularımıza ne kadar yapsak azdır, hepsi bizim canımız, ciğerimizdir. Çağdaş olabilmek için, muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için mutlaka eğitime önem vermemiz lazım, gençlerimizi eğitmemiz lazım çünkü onların rakipleri artık Türkiye’deki Ahmetler, Hasanlar, Fatmalar, Ayşeler değil, Amerika’dakiler, Almanya’dakiler. Ben inanıyorum ki bizim yavrularımız onları geçecektir.

Biz önümüzdeki dönemde de YURTKUR’a çok önem veriyoruz. Bakın, müsaadenizle, YURTKUR’da neler yapabilmişiz? 2002’de 188 bin olan rakam şu anda 246 bine çıktı ama 2010’un sonunda, 2011’in sonunda ne olacak? 2010’un sonunda 250 bine çıkacağız, 2011’in sonunda 286 bine çıkacağız, 2012’de 317 bine. Ama burada çıkarken bazı yurtlarımızın da sayılarını aşağıya düşürüyoruz yani koğuş sisteminden tek kişilik ve 3 kişilik lüks odalara, içinde tuvaleti, banyosu olan, buzdolabı ve televizyonu olan odalara geçiyoruz.

Ayrıca, burada sizin desteğinizle çıkan yasayla, yap-kirala-devret ile sayıyı artıracağız, TOKİ’yle artıracağız, ayrıca kiralamakla artıracağız, bunu bilmenizi istiyorum.

Şimdi, burada çok enteresan konuşmalar oldu, çok da az zaman kaldı, müsaadenizle Egemen Bağış Bey ile ilgili gelen bilgi notunu sizinle paylaşmak istiyorum: Egemen Bağış Bey Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara Üniversitesi salonundaki konuşması sırasında bazı şahısların sözlü saldırısıyla karşı karşıya geldi. Sayın Bağış’ın, emniyet birimleri, bilgi şikâyet durumuna ilişkin ifadesine başvurdular. Haberde bahsi geçen “Siyah ceketimin sol omzu kirlendi.” ibaresi, ifadesi olayın detayına ilişkin verdiği bilgilerden sadece bir bölümdür.

Yine haberde geçen “Bağış savcının uzlaşma teklifini ‘Ceketimin sol omzu kirlendi.’ diyerek kabul etmedi.” ibareleri gerçeği yansıtmamaktadır.

Yine, Sayın Bağış, söz konusu saldırının kendisine vermiş olduğu zarar için değil, saldırı fiilini gerçekleştiren şahsın eyleminin demokratik protesto hakkını aşarak fiziki şiddet içeren bir davranış olmasından dolayı şikâyetçi olmuştur.

Nitekim, olay yerinde birçok protestocu şahıs olmasına rağmen demokratik haklarını kullandıkları gerekçesiyle bu şahıslardan şikâyetçi olmamıştır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 15 Aralık 2010

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook