2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Aralık 2017 · 705 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fatma Kaplan Hürriyet (CHP), 14 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 705 kelime.
Fatma Kaplan Hürriyet (CHP, Kocaeli). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-kaplan-hurriyet-26-2017-12-14-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64501
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının bütçe sunumunda kullandığı bir cümle dikkatimi çekti, “Türkiye olarak son on beş yılda sosyal devlet anlayışı ve uygulamalarında büyük bir hamle gerçekleştirdik.” dedi. Nedir bu büyük hamle? Tabii ki sosyal yardımlara harcanan para. Sosyal devletin gereği değil mi, yardıma muhtaç insanlara para harcamayacağız da nereye harcayacağız gibi sorular tabii ki sorulabilir, çok da normal. Tabii ki yardıma muhtaç insanlara yardım edeceğiz ama uygulamalara baktığımızda ortada yoksulluğu yenmek gibi bir dert yok, yoksulluğu yönetme gibi bir dert var. Yardımları lütuf gibi yapıyorsunuz, toplumda minnet ve borçluluk hissi yaratıp yoksulluğu perdelemeye çalışıyorsunuz, bunu yaparken de ne yazık ki partizanca yapıyorsunuz ve buradan anlıyoruz ki asıl hedef bağımlı vatandaş yaratmak ve buradan partinize oy devşirmek.
Sosyal yardımlara ayrılan mali kaynak 2002 yılında 1,4 milyar lirayken 2016 itibarıyla 32 milyar liraya yükselmiş. Sayın Bakan yine bütçe sunumunda bu tutarın 2017 sonunda yaklaşık 38,3 milyar lira olarak gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi ama halkın asıl ihtiyacı yoksulluğundan sadece o an için kurtulmak değil, yoksulluğu yenebilmek, bunu da devletinin yardımıyla ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda sağlayabilmek. Maalesef ki yoksulluğu yönetmeyi amaçlayan sosyal yardımlar sürdürülebilir yardımlar olarak kabul edilmemekte ve uzun vadede yoksulluğa çözüm üretememekte. Ülkemizde çok fazla sosyal yardıma muhtaç kişi olduğu için bu yardımlar yapılıyor, yapılmalı da ancak bu yardıma muhtaç kişilerin sorumlusu da rahatlıkla söyleyebilirim ki on altı yıldır tek başına iktidarda olan AKP’dir değerli arkadaşlar. “İstikrar, istikrar” diyorsunuz ya, o istikrar oy verenleri değil, sadece tek başına gelenleri doyuruyor. Şunu unutmayın: Yoksulluk, fakirleri doyuramadığımız için değil zenginleri doyuramadığımız için bir türlü bitmiyor değerli arkadaşlar.
Recep Tayyip Erdoğan “3Y’yi yeneceğiz.”le AKP’yi iktidara taşımıştı. “3Y” neydi? Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar. Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2016 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre Türkiye 75’inci sırada yer alıyor. TÜİK’in 2015 yoksulluk çalışmasına göre, Türkiye’de günlük geliri 2,15 doların altındaki kesim 79 milyonluk nüfusun 50 bine yakını demek yani 50 bine yakın mutlak aç var ülkemizde. Aynı araştırmada, günlük geliri 4,3 doların altında olanların oranı yüzde 1,58 -bu sayıyı Bakan da bütçe sunumunda söylemişti- yani bu rakam, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 250 bin kişinin açlık sınırı altında yaşadığını gösteriyor. Ne yoksulluk ne de yolsuzluk, 2002’de dendiği gibi önlenememiş değil, ne yazık ki tarafınızdan önlenmemiştir. Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz ki AKP, yardıma muhtaç insanlara muhtaçtır değerli arkadaşlar.
Yasaklar konusunda Türkiye’nin OHAL’le geldiği noktayı düşündüğümüzde zaten pek bir şey de söylemeye gerek yok. Çünkü OHAL sopasını iktidar her fırsatta milletin sırtında kırmaya devam ediyor. Bir yüzükle gelenler, Man adalarına vergi kaçırmanın, denizlerde gemicik yüzdürmenin, İranlı düzenbazlardan 5-10 milyar euro rüşvet almanın yollarını da öğrendi; milyonluk saatler varken artık kim takar garibanın yüzüğünü. “Milyon dolarlık saraylar” diyoruz, size bize “İtibardan tasarruf olmaz.” diyorsunuz ama şunu unutuyorsunuz, bakkalın önünden geçerken vatandaşın da itibarı olduğu aklınıza gelmiyor ne yazık ki.
Bütçeyi incelediğimizde Bakanlığın cebinden kadınları güçlendirmeye para çıkmayacağını gördük. Çünkü “Kadına şiddetle mücadelemizde âdeta bir devrimi ortaya koyuyoruz.” diyor Sayın Bakan ama son on beş yılda 14.525 kadının öldürüldüğü bir Türkiye fotoğrafı var karşımızda. 68 ilde bulunan şiddet önleme ve izleme merkezleri, kadın konukevleri, Bakanlığın kadın şiddeti vakalarını takip etmek üzere UYAP sistemi entegresi gibi çok sayıda sistem var ama bu sistemler kadın şiddet gördükten sonra devreye giriyor ne yazık ki.
ŞÖNİM bir şiddeti önleme merkezi olarak adlandırılsa da kadının genellikle şiddete uğradıktan sonra gitmek zorunda kaldığı bir merkez olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun yanı sıra, Bakanlık yaptığı düzenlemeleri ne yazık ki topluma gerektiği gibi anlatmıyor. Örneğin, her türlü yardıma muhtaç insanlar için bizim kısa telefon hattımız var ama burada sorsam sizlere, bu kısa telefon hattının numarası nedir birçoğunuz bilmezsiniz. Kamu spotlarında geçer ama o kadar, sadece kamu spotlarında kalmıştır. Bilir misiniz, mesela nedir bu kısa yardım hatları? Sayın vekillerim, sizlere soruyorum, kaçtır?
YUSUF BAŞER (Yozgat)CHP’lilere sor.
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya)175 değil mi?
FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla)“175” diyor sayın vekilim. Ne yazık ki vekiller de bilmiyor. 184, efendim. Kendi uygulamalarınızı da bilmiyorsunuz, böylelikle ortaya çıkmış oldu.
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya)Bilinmiyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Bilmiyorsunuz. Bilmiyorsan “bilmiyorum” de, atlama bari. Zaten, o da diyor ki: “Bilinmiyor.” Atlama madem.
FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla)“Bilin.” diyoruz zaten, bilin diye söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
129 konuşma daha · 14 Aralık 2017