İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 120. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)

Fatma Nur Serter

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 120. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Haziran 2008 · 1.050 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fatma Nur Serter (CHP), 19 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.93)); konuşma 1.050 kelime.

Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.93)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2008-06-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrı Dağı Üniversitesinin adının “Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi” olarak değiştirilmesine ilişkin yasa tasarısının 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Ağrı Dağı Üniversitesi, bilindiği gibi, 2007 yılında kurulmuş bir üniversitemizdir ve Ağrı Dağı Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesinden ayrılan 1 eğitim fakültesi, 1 sağlık bilimleri yüksekokulu, 1 de meslek yüksekokulundan temelde kurulmuş bir üniversitedir. Şu anda 2.200 öğrenci “Ağrı Dağı Üniversitesi” adı altında Ağrı’da eğitim görmekte, rektörü henüz atanmamış olan bu üniversitemizde 1 profesör rektörlüğe ve aynı zamanda da dekanlığa vekâlet etmektedir.

Ağrı Dağı Üniversitesinin toplam öğretim kadrosu bugün sadece 16 yardımcı doçentten ibarettir, akademisyen olarak. Bu 16 yardımcı doçentin dışında 103 adet de öğretim elemanıyla, 2.200 öğrencimiz burada eğitim görmektedir.

Şimdi biz bu üniversitemizin ismini değiştirmeye çalışıyoruz. Biz çalışmıyoruz da, iktidar partisi böyle bir öneride bulunuyor. Şu anda, 2.200 öğrenci, bu yıl içinde diploma alanlar da dâhil olmak üzere, Ağrı Dağı Üniversitesi diplomasını almış bulunmaktadırlar, ama önümüzdeki yıldan itibaren, bu değişiklik kabul edilirse, farklı bir isimde diploma almaya başlayacaklardır.

Ağrı Dağı Üniversitesiyle ilgili bu teklifin bugüne kadar Genel Kurula inmemesi, zannediyorum sadece gündemin yoğun olmasından da kaynaklanmamaktadır; henüz bu üniversite için bir arazi tahsisi sonuçlandırılmamıştır, yapılmamıştır. Şeker fabrikası arazisinin bu üniversitemize kampüs inşaat alanı olarak verilmesi istenmektedir, ama bugüne kadar bu konuda sonuçlanmış bir tahsisin de olmadığı bana bildirildi, eğer son günlerde olduysa bundan da tabii ki memnuniyet duyarız.

Şimdi, efendim, Ağrı Dağı, Ağrı Dağı’nın eteklerinde kurulmuş, Ağrı ilinde kurulmuş bir üniversite için son derece güzel ve anlamlı bir isimdir. Çünkü Ağrı Dağı, sadece Türkiye’nin en yüksek dağı, Avrupa’nın en yüksek dağı değil, dünyanın ikinci büyük volkanı değil, aynı zamanda, hem bütün dinlerde yeri olan hem bütün efsanelere konu olan, turistik açıdan son derece önemli kültürel birtakım özellikler içeren çok önemli bir kültürel değerimizdir ve bir üniversitemize böyle bir ismin verilmiş olması sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası bakımdan da çok anlam ifade etmektedir. Çünkü bütün dünya Ağrı Dağı’nı bilir, Ağrı Dağı’na turist gelir, Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi’yle ilgili bilim adamları araştırmalar yapar. Bu kadar anonim, tanınan ve bilinen bir üniversite ismi yerine, sadece bir bağış karşılığı bir hayırsever iş adamının adının bir üniversiteye verilmiş olması, hem ülkemizdeki akademik teamüllere hem de dünyadaki akademik teamüllere açıkça aykırıdır.

Biliyorsunuz, 1938 yılına kadar, şu anda Ağrı’nın bulunduğu yerde kurulmuş bulunan ilimizin adı Karaköse’ydi, yani Ağrı Dağı, Karaköse ilinin isminin Ağrı olarak değişmesini sağlamıştır ama bir üniversitemize adını vermeyi, bu teklif yasalaşırsa, ne yazık ki başaramamış olacaktır. Öncelikle bu konuda büyük üzüntü duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.

AKP döneminde 41 yeni üniversite kuruldu değerli milletvekilleri. Bırakalım son kurulan 9 üniversiteyi, Bütçe Kanunu itibarıyla baktığımızda, 2008 bütçesi çıktığında 32 üniversitemiz kurulmuş bulunmaktaydı. Peki, yeni üniversite kurmak ne demektir? Yeni üniversite kurmak, yeni yatırım bütçelerini üniversitelere vermekle ancak mümkün olur. Bu üniversiteler birdenbire gökten inmiyor, bu üniversiteler için bir yatırım bütçesi ayrılması gerekiyor ki yeni üniversiteler kurulabilsin.

Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde üniversitelere ayrılan yatırım bütçelerine bir bakalım: Bu yatırım bütçesi 2006 yılında yüzde 17,18 -yine sizin iktidarınız döneminde, 2006’da yüzde 17,18- Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine üniversite yatırım bütçesinin oranı. 2008’e geliyoruz yüzde 7,49’a iniyor. Tuhaf değil mi? 32 yeni üniversite kuruyorsunuz, 9 tanesini daha kurma kararı alacaksınız -bununla ilgili hazırlıklar var- yatırım bütçesini indiriyorsunuz. Bu ne anlama geliyor? Bu bir tek anlama geliyor: Biz üniversitelerle ilgili kuruluş yasalarını bu Meclisten çıkarırız ama sonra üniversitelerin isimlerini satışa çıkarırız ve üniversite kampüslerini hiç yatırım bütçesi ayırmadan inşa eder, bitiririz. Bunun başka bir anlamı yoktur. Bu son derece açıktır ve sizler bunu kabul etseniz de, hoş görseniz de hatta “Ne güzel, hayırsever iş adamlarının isimlerini veriyoruz, üniversiteler kuruyoruz.” deseniz de bu sadece ülkemizdeki değil ama bütün dünyadaki akademik geleneklere aykırı bir uygulamadır değerli milletvekilleri, böyle bir şey olmaz. Siz özel üniversite kurmuyorsunuz, siz hatta vakıf üniversitesi de kurmuyorsunuz, devlet üniversitesi kuruyorsunuz. Başbakan çıkıyor “Türkiye’ de bir Harvard, bir Oxford, bir Princeton yok.” diyor ama bir İbrahim Çeçen, bir Koç, bir vesaire gibi isimler söylemiyor gördüğünüz gibi. Oranın iş adamları kendi isimlerini üniversitelere vermiyorlar. Para karşılığı, bu üniversitelere isimlerini verme karşılığı bu üniversite kampüslerini inşa etmiyorlar. Yok böyle bir şey. Yok böyle bir alışkanlık.

Bırakın devlet üniversitelerini, koyalım onları bir kenara, vakıf üniversitelerine bakalım. Vakıf üniversitelerinin isimlerini ben size hatırlatayım: Acıbadem, Atılım, Bahçeşehir, Başkent, Beykent, Bilkent, Çağ, Çankaya, Doğuş, Haliç, Fatih, Işık, Bilgi, Kültür, Ticaret, Ekonomi, Yeditepe, Ufuk, Maltepe.

CEMAL KAYA (Ağrı)Sabancı, Koç, Kadir Has…

FATMA NUR SERTER (Devamla)Bakın, vakıf üniversitelerinin çok büyük kısmında bile, hepsinde demiyorum, kuruldukları yerlerin ismi ya da anlam ifade eden isimler verilmiştir. Bir şahsın adıyla soyadının verildiği vakıf üniversitesi sayısı bile azdır ki vakıf üniversiteleri konumuz dışındadır. Biz, devlet üniversitelerinden burada söz ediyoruz.

CEMAL KAYA (Ağrı)Sonuçta verilmiş ama.

FATMA NUR SERTER (Devamla)Şimdi, Sayın İbrahim Çeçen, hiç kuşkusuz, bölgesinde çok saygı duyulan, değerli ve hayırsever bir iş adamı, bugüne kadar eğitimle ilgili yatırımlar yapmış, bugüne kadar birçok okul da yaptırmış, ismini bu okullara da vermiş ama değerli milletvekilleri, ben size bizim kendi geleneğimizi, örfümüzü, kültürümüzü, inançlarımızı hatırlatmak istiyorum. Bizim kendi inançlarımızda ve örfümüzde hayırseverliğin nasıl tanımlandığını bir saniye olsun hatırlamanızı rica ediyorum. Hayırseverlik, karşılık beklemeden yapılan yardımdır.

CEMAL KAYA (Ağrı)Bunun bir karşılığı yok.

FATMA NUR SERTER (Devamla)Siz, hayırseverliğin karşılığında eğer isminizin bir yere verilmesini şart koşuyorsanız elbette, yine bir katkı yaparsınız ama gerçek anlamdaki hayır anlayışından uzaklaşmış olursunuz.

Şimdi, ben size bunun örneklerini vereceğim. Türkiye’de bu olay ilk defa olmuyor. Muğla Üniversitesi: Sayın Koçman, Muğla Üniversitesinin kampüsünü baştan başa inşa etti. Ne oldu? Adı mı verildi? Böyle bir dayatması mı oldu? Olmadı.

Sayın Şahenk Niğde Üniversitesine çok büyük katkılar yaptı, ismi mi verildi? Hatta kendisine “Bir fakültenin üstüne ismini verelim.” diyenlere, bunu kesinlikle kabul etmeyeceğini söyledi.

Bir başka örnek size, tersinden örnek: Sayın Aydın Doğan iletişim fakültesi kurmak istedi adının verilmesi koşuluyla. YÖK bunu kabul etmedi geçmişte, reddetti ve bu konuda yayınlanmış genelgeleri vardır. Bu ne demektir? Bu şu demektir: Türk yükseköğretiminin -beğenin beğenmeyin- sizin değiştirmeye bile ne yazık ki muvaffak olamayacağınız birtakım gelenekleri vardır, birtakım değerleri vardır. Bu değerlerine de sahip çıkma adına üniversitelere parayı bastıranın adını tabela olarak asmak bu geleneklerin dışındadır. O zaman ben şunu sormak istiyorum: Yarın öbür gün bir iş adamı çıktı, dedi ki: Ben 1 milyar dolar veriyorum, hadi gelin İstanbul Üniversitesinin adını da değiştirelim, Marmara’nın adını değiştirelim, Ankara Üniversitesinin adını değiştirelim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 19 Haziran 2008

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook