Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 65. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Şubat 2006 · 1.355 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 21 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.355 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 21 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2006-02-21-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, bir spesifik konudan bahsetmek istiyorum. İsyan eden bir gruptan "biz bu ülkenin insanı değil miyiz, biz bu ülkeye hizmet etmedik mi, biz bu ülkeye emek vermedik mi" diyen Türk Hava Yollarının 500 pilotundan bahsetmek istiyorum. Bunlar, yıllarca emek vermişler, yıllarca Silahlı Kuvvetlerde görev yapmış bu insanlar, yıllarca. Deneyimleri… Düşünün, hepimizin güvenliğini bu insanlara… Yılda, sadece, Türk Hava Yollarının ne kadar yolcu taşıdığını bilmem biliyor musunuz? Bu insanlara canımızı emanet ediyoruz. Bu insanlar, yıllarca Silahlı Kuvvetlere hizmet ediyor, daha sonra emeklilikleri geliyor, emekli olup Türk Hava Yollarında görev alıyorlar. Bu insanlara diyorlar ki, siz, yeniden sigorta primi ödeyeceksiniz; emekli maaşınız yok, alamazsınız. Türkiye'de hangi kurumda bu uygulama var?! Bu insanlar isyan ediyor. Sağlık sigortasını Türk Hava Yolları yaptırmıyor, emekli maaşı vermiyor. Bu insanlar hangi koşulda çalışıyor biliyor musunuz; 48 saat uçuyorlar. Bunların çoluk çocuklarının, bunlar yokken ne kadar güç durumda kaldığını biliyor musunuz? O kadar zor koşulda uçan insanların sağlık problemlerini… SSK kapılarına gidemiyorlar, muayene olamıyorlar bu insanlar, özel sağlık sigortaları yok. Peki, bu insanlara yazık değil mi?!
İlgili bakanım yok burada şu anda; ilgili bakanım olsaydı, kendisinden çok net bir şekilde bu insanlara cevap vermesini isteyecektim. Hakikaten, 500 tane pilot kardeşimiz isyan ediyor "biz, bu ülkenin insanı değil miyiz, biz bu ülkede hizmet etmedik mi ve nedir bizim suçumuz" diye bağırıyorlar. Her seferinde, yıllardır, yıllardır geliyorlarmış, görüşüyorlarmış; "haklısınız" diyorlarmış; ama, sonuçta hiçbir şekilde çözüm getirilmiyor. Sonuçta, Emekli Sandığı Yasasında bir değişiklik olacak; ama, her ne hikmetse getirilmiyor. Torba yasayla getirildi, torba yasa geri çekildiği için yine aynen kaldı arkadaşlar.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz bu insanlara canımızı emanet ediyoruz. Bu insanların huzur ve mutluluğu hepimiz için çok önemli. Ben, ilgili bakanlık yetkililerinden istirham ediyorum, ne olursun, soru sorayım, soruma cevap versinler veya kalksın, Sayın Bakanım bu konuyu bir açıklasın. Yani, bu insanların sorunlarına çözüm gelecek mi, gelmeyecek mi ve işin daha acısını söylüyorum, önümüzdeki mart ayında, bu arkadaşlarımızın 200 tanesi Türk Hava Yollarından ayrılmaya karar vermişler arkadaşlar. Bir pilotun deneyimi, yıllarca Silahlı Kuvvetlerde pilotluk eğitimi almış insanların deneyimini ben takdirinize sunuyorum. Deneyim çok önemli, canımızı emanet ediyoruz ve bu arkadaşlarımız, sırf bu yüzden, gerek sağlık gerekse diğer sosyal gerekse maaş konularında çok rahatsız olduğu için, bunu bir onur meselesi yapıyor arkadaşlar ve 200 kişisi ayrılacakmış. O kadar pilot talebi var ki… Ben, bir kez daha Sayın Bakanlık yetkililerinin bilgisine sunuyorum. Hakikaten, bu konuya çözüm, acilen çözüm getirilmesi gerekiyor. Bu insanların en büyük sorunu budur.
Ayrıca, bilebiliyor musunuz değerli milletvekilleri, maaşlarının tümü üzerinden, emekli olmalarına rağmen, emeklilik primi kesiliyor biliyor musunuz. Sanki bu insanlar SSK'dan emekli olacakmış gibi, hadi anladım hastalığı, hadi anladım bilmem diğer primi de, sanki emekli olacakmış gibi bir de yeniden emeklilik primi kesiliyor bu insanlardan.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de her gün yaklaşık, benim tahminim, 20 000 insan uçuyor. Kabataslak bir hesap yaptım.
MEHMET KARTAL (Van)Bu yıl 15 000 000 insan taşımışlar.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Yılda 15 000 000…
Şimdi, 15 000 000 insanın canını emanet ettiğimiz bu insanların kendilerinin ve çocuklarının sorunlarına bu Meclis çözüm getirmezse… Böyle hâletiruhiyedeki insanların, 15 000 000 insanımızı teslim ediyoruz, bu insanların sorununa mutlaka çözüm bulmak zorundayız. Bu Yüce Meclis -sosyal bir devlettir- sosyal devletin Meclisidir; bu Meclisin, mutlaka, hepimizin canını emanet ettiği insanların sorununa çözüm bulmak gibi bir görevi vardır arkadaşlar.
Tabiî, değerli milletvekilleri, ben, bu konuda sayın bakanlık yetkililerinden net bir cevap bekliyorum. Bu insanlar, artık, gelip, bakanlığa bunu anlatmak ve birilerine bunu anlatmaktan bıkmışlar, usanmışlar. Her türlü kapılar kapanmış. Sözler verilmiş, yerine getirilmemiş. Ben, bir kez daha bilgilerinize sunuyorum ve hepimizin can güvenliğini emanet ettiğimiz insanların huzur ve mutluluğu için bu Yüce Meclis mutlak buna çözüm bulacaktır, buna da inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, burada, bu yasayla önemli bir sorunu çözüyoruz, ülkemizde önemli bir kesimin sorunu; ancak -ilk görüşülürken de- yine altını bir kez daha çiziyorum, bir kez daha rakam veriyorum: 7,5 milyon sigortalı var Türkiye'de, sadece SSK'ya prim ödeyen; 4,5 milyon emekli var; 29 000 000 sigortalının ve çalışanın bakmakla yükümlü olduğu kişi var; yapıyor 40 000 000 kişi arkadaşlar. 40 000 000 insana bakıyor SSK.
Değerli arkadaşlarım, dün, Türkiye Hazır Giyim İhracatçıları Birliği Başkanı Sayın Süleyman Orakçıoğlu'nun isyanını ben yaşadım. "200 000 insan iş kaybetti" diyor Sayın Orakçıoğlu. Bu kurumun geleceği, sosyal güvenlik kurumlarının geleceği, ne kadar çok sigortalı olursa… Geleceği buna bağlı arkadaşlar. Düşünün, sadece 7,5 milyon insan 40 000 000 kişiye bakarsa ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, özellikle sağlık konusunda; ben takdirlerinize sunuyorum. Onun için, bu rakam yükselmiyor arkadaşlar. Bu rakam, Türkiye'deki sigortalı sayısı, mevcut SSK'nın içinde bulunduğu malî portföyü karşılayacak şekilde yükselmiyor. Burada tehlike çanları bugün değil, yıllardır çalıyor; ama, kimse hiçbir önlem almıyor. Hep sosyal güvenlik açığı diyoruz, kapatıyoruz; ama, yine, bu yaraya bugün neşter vurulmazsa, bu yaraya bu Meclis neşter vurmazsa arkadaşlar, inanın, gelecekte, altından kalkamayacak bir boyutta cari açık olacaktır.
Sosyal güvenlik sistemi bir finans yönetimidir. Sosyal güvenlik sistemi, han hamam almak değildir. Ha, bunu da bu hale getiren, bu sistemi de bu hale getiren, siyasetçilerdir arkadaşlar. Siyaset ne zaman burnunu sokmuştur, kurum bu hale gelmiştir. Yani, orada çalışan arkadaşlarıma, SSK'da çalışan bürokrat arkadaşlarıma, işte, ora böyle yönetildi diye kimse bahane bulmasın. Siyasetçi bu hale getirmiştir. Siyasetçidir bunun birinci müsebbibi. Onun için, bugün, ben tekrar söylüyorum, SSK'nın elindeki ne kadar han hamam, bağ bahçe… Bunlar eğer likit hale gelmezse… Bunlar, bir şekilde, mevcut kiralarıyla, bugün, SSK'nın bütçesine, olduğu cüssenin çok altında gelir getiriyor. Tüm mesele, SSK'nın ve Emekli Sandığının bugün sahip olduğu mal varlıklarının, yeterince, SSK bütçesine ve Emekli Sandığı bütçesine kaynak üretmediğidir; bunun altını bir kez daha çiziyoruz. Onun için, sosyal güvenlik sistemi bir finans yönetimidir. Bugün bir şey üretmeyen, bugün yeterince gelir üretmeyen; yani, değeriyle geliri arasında çok büyük farklılıklar olan bir mal varlığı var SSK'nın ve Emekli Sandığının. Bunların, mutlaka, üretebilir hale getirilmesi lazım, likit hale getirilmesi lazım. Eğer, aynı kafayla devam edersek… Bugün, işte, aldık, hanımız var hamamımız var; ama, han ve hamam, gelecekteki bu aktüaryel açıkları kapatamaz arkadaşlar. Bu açıdan, ben, bir kez daha, özellikle tutanaklara geçmesi açısından, bunu belirtiyorum değerli arkadaşlar.
Tabiî, yine bir başka konu… Teşvik Yasası değişmediği sürece, Teşvik Yasasında, özellikle, doğu ve güneydoğudaki illerdeki teşvik sistemi değiştirilmediği sürece, oralarda, uzun vadeli, yirmi yıl, yirmibeş yıl… Altını çiziyorum, üç yıl, beş yıl değil arkadaşlar, yirmibeş yıl gibi daha yüksek… Gerekirse, bir Hakkâri'ye bir Şırnak'a, hiç olmayan, baca tütmeyen illere… Buradaki istihdamı artırmak için böyle bir yasayı getirmezsek… Bu Teşvik Yasası kaldığı sürece, yine, biz, istihdamı teşvik edemeyiz değerli arkadaşlar.
Tabiî, bir başka konu da değerli milletvekilleri, yine söylüyorum, muhtarlara bir sözünüz var; bu sözü yerine getirmiyorsunuz. Bu Yüce Meclis kabul etti, muhtar maaşları bu Meclise gelecekti ve görüşülecek kanunlar içerisinde… Siz kabul ettiniz, tüm parti grupları kabul etti.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Artırdık onu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Hayır, sadece torba yasada Maliyeye verdiğiniz bir yetkiyle, 101 000 000'dan 220 000 000'a çıkarıldı.
Değerli arkadaşlarım…
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Yüzde kaç artmış?!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Yüzde 1 000 artır Beyefendi; 1 000 artırın 1 000… Bu insanlara 220 000 000'u hak görüyorsanız, ben bir şey diyemem.
Ha, sadece şunu istiyor bu insanlar: Biz bir şey istemiyoruz, bizi mecburen Bağ-Kurlu yapıyorsunuz. Mecburen yapıyorsunuz; ama, borcumuz var, çoluk çocuğumuzu doktora götüremiyoruz. Hiç değilse, bugün bu yasa geldi, bu yasada borçlulara belli bir şey sağlanacak, gidip insanlara bir ödeme planı verecek; ama, yarın yine aynı olacak. Gelin, o kanun Mecliste ve görüşülecek kanun… Şu muhtar maaşlarını… Orada kanun teklifimiz şu: Muhtar maaşlarının, özellikle sosyal güvenlik primlerini genel bütçeden ödeyelim ve bu insanların sorununu çözelim. Ben, bir kez daha bunun altını çiziyorum. Hepiniz söz vermiştiniz.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, bazen gece yatınca düşünüyorum. Hepiniz çok değerli insanlarsınız, hepinize çok saygı duyuyorum; ama, bazen diyorum ki: Biz, şuraya üç tane makine getirsek, grup başkanvekillerinin yanına koysak, onlar bir bassa… Nasıl olsa her şey onların dediği gibi çıkıyor. Bazen, bu millî irade, burada tecelli etmiyor arkadaşlar; yani, şuraya üç tane makine koyalım üç gruba, ne diyorlarsa onlar bassınlar, biz sanki el kaldırmış olalım.
Değerli arkadaşlar, bu Yüce Meclisin milletvekilleri çok değerli, hepinize çok saygı duyuyorum; ama, bazen içimizden geldiği gibi, bazı konularda düşündüğümüz gibi eğer burada dile getiremezsek yarın tarih bizden hesap sorar değerli milletvekilleri.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 21 Şubat 2006