Malatya'da yaşanan tabii afet ve don olayı hakkında
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mart 2010 · 543 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 24 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALATYA'DA YAŞANAN TABİİ AFET VE DON OLAYI HAKKINDA); konuşma 543 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Malatya'da yaşanan tabii afet ve don olayı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2010-03-24-malatya-da-yasanan-tabii-afet-ve-don-olayi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli arkadaşlarım; ülkemizin neresinde olursa olsun, hangi bölgesinde olursa olsun çocukların ekmeği hangi bölgede gidiyorsa ona sahip çıkmak hepimizin görevidir. Onun için bu konuda bir haftadır duyarlılığınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. İnanın, hakikaten gördüğünüzde sizler de çok üzülüp sizler de hakikaten yaşanan don olayından dolayı, insanların karşı karşıya kaldığı durumdan çok çok üzüleceksiniz arkadaşlar.
(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan birtakım kelimeler ifade edildi.
Değerli arkadaşlarım, dün Sayın Bakan bahsetti “1.100 rakımın altındaki yerler hep dondu.” dedi. Doğrudur, Malatya 800 rakımdadır, 800 rakım ve kayısı üretim bölgelerimizin ağırlığı yani yüzde 95 kayısımızı üreten rakım 1.100’ün altında olduğu için yüzde 95 oranında bir kayısımızı kaybettik ve burada yine dün Sayın Bakan sigorta yaptıranlar ve yaptırmayan…
Değerli arkadaşlarım, artık sigorta yaptıranın ve yaptırmayanın hiçbir farkı kalmadı çünkü TARSİM, baştan beri söyledik, TARSİM çiçek dönemini her nedense kapsam içine almıyor. Mutlaka -dün Sayın Bakan bahsetti ama- dünyanın belli bölgelerinde belli risk oranları, belli fiyatlarla çiçek dönemi de sigorta kapsamı içine alınabiliyor. Sayın Bakanın “Buna bir çözüm bulabiliriz, orta bir nokta bulacağız.” demesi bizi biraz ümitlendirdi. Diliyorum ki… Artık bu sene tüm kayısımız öldü, sadece kayısımız değil, şu mevsimde çiçek açan her şeyimiz gitti yani çiftçimizin neyi varsa… Bu mevsim Malatya’nın ılıman iklime geçiş sürecidir. Yaşanan don olaylarından çiftçimizin bir yıllık ekmeği gitti arkadaşlar. Bu insanlar bir yıl ne yiyecek? Bu nedenle olayın üzerinde bu kadar hassas duruyoruz. Bizde iki ürün, üç ürün yok, tek ürün var arkadaşlar yani ya kayısımız var ya kirazımız var yani bir bahçede bir ürün oluyor. Yılda iki üç defa ürün veren meyvelerimiz yok bizim ve bu mevsimdir genelde Malatya’daki arazinin, Malatya’daki sebze ve meyvelerin ağırlıklı yeşermesi ve çiçek dönemini kapsadığı için ve bu mevsim hepsini kaybettik. Hakikaten çiftçimiz çok zor durumda. Üzüntümüz şu: Bu çiftçimiz ne yiyecek bir yıl? Onun için sigorta kapsamı… Hepsi sigorta yaptırsa dahi sigorta artık bize hiçbir şey vermiyor. Bundan sonra her gün don da olsa varsın olsun, çünkü bir şeyimiz kalmadı arkadaşlar.
Ama yapılacak bir tek şey var arkadaşlar… Dün Sayın Bakan ifade etti, Hükûmetin ilgili müsteşar yardımcısını ve bir heyeti Malatya’ya gönderdiğini ve hasar tespitleri yapılacağını belirtti, teşekkür ediyorum. Ancak, sigorta kapsamı ile sigorta kapsamında, poliçeye, olanlar, olmayanlar ayrımını artık bir kaldırıp atmalıyız. Artık o poliçelerin hiçbir hükmü kalmadı. Çünkü çiçek dönemini kapsamıyor arkadaşlar.
Yapılacak bir tek şey var: Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun bu kadar büyük bir alandaki bir don olayı bir tabii afettir bu. 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası var arkadaşlar. Mutlaka bu Yasa’nın çalıştırılması lazım. Biz 2005 yılında da yine aynı buna benzer, yine yüzde 95 oranında ürünümüzü kaybettiğimizde 2090 sayılı Tabii Afetler Yasası çalıştırılıp yine çiftçinin önemli bir sorunu giderilmişti.
Bizim derdimiz, bizim sorunumuz, hasar tespitinin öncelikle yapılması. Tüm arkadaşlarımın, Malatya’daki tüm milletvekili arkadaşlarımın hepsinin ortak tespitidir. Yani biz… Ekmeğin ve çoluk çocuğun rızkının siyaseti olmaz arkadaşlar. Yani bunu hepimiz idrak etmeliyiz ve yine söylüyorum: Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun aynı duyarlılıkta kalkıp, aynı duyarlılıkta bu sorunları nerede olursa olsun ifade ederim. Çünkü mesele hepimizin meselesi. Bu nedenle ben geçen haftadan beri… Belki geçen hafta söylediğimde sorun çok yeniydi, bazı arkadaşlarım bu kadar büyük bir olay olduğunu bilmiyordu. Ama olay çok geniş bir alanda, hatta Elâzığ’ın Baskil ilçesi dâhil çok büyük bir alanda bu olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 24 Mart 2010