İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 139. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gelir vergisi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; harçlar kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; ordu milletvekili rahmi güner'in; 3717 sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi ile 492 sayılı harçlar kanununun bir maddesinin yürürlükten kaldırılması hakkında kanun ve 657 sayılı kanunun 152 nci maddesinin "ıı-tazminatlar" kısmının (g) bölümünde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; konya milletvekili kerim özkul ve 4 milletvekilinin; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak'ın; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:536)

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 139. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Temmuz 2010 · 1.078 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 22 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 139. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; HARÇLAR KANUNUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; ORDU MİLLETVEKİLİ RAHMİ GÜNER'İN; 3717 SAYILI ADLİ PERSONEL İLE DEVLET DAVALARINI TAKİP EDENLERE YOL GİDERİ VE TAZMİNAT VERİLMESİ İLE 492 SAYILI HARÇLAR KANUNUNUN BİR MADDESİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN VE 657 SAYILI KANUNUN 152 NCİ MADDESİNİN "II-TAZMİNATLAR" KISMININ (G) BÖLÜMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; KONYA MİLLETVEKİLİ KERİM ÖZKUL VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK'IN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:536)); konuşma 1.078 kelime.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Gelir vergisi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; harçlar kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; ordu milletvekili rahmi güner'in; 3717 sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi ile 492 sayılı harçlar kanununun bir maddesinin yürürlükten kaldırılması hakkında kanun ve 657 sayılı kanunun 152 nci maddesinin "ıı-tazminatlar" kısmının (g) bölümünde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; konya milletvekili kerim özkul ve 4 milletvekilinin; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak'ın; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:536)”. TBMM Genel Kurulu, 139. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-23-2010-07-22-gelir-vergisi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, üçüncü bölümde, genelde bu bir torba yasa, torba yasaya da her şey dolduruldu. Torbayı geçti, çuval da değil, harar oldu; bunu bir kere arz edeyim.

Bu bölümde üç konu üzerinde durmak istiyorum. Konunun bir tanesi, bu bölümde Türkiye büyük Millet Meclisini ilgilendiriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2 tane olan hukuk müşavirliği ve 2 tane olan müşavir avukat sayısı iptal ediliyor, bunların yerine 10 tane hukuk müşavirliği kadrosu getiriliyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir bütündür. Burada kim çalışıyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında kim çalışıyorsa, herkesin çalışma koşullarını, herkesin sosyal ve ekonomik yapısını hepimizin düşünmesi lazım. Maalesef Plan Bütçe Komisyonunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan diğer personelle ilgili önergemiz ve kanun teklifimiz olmasına rağmen, kanun teklifimiz birleştirilmedi, önergemiz reddedildi.

Değerli arkadaşlarım, burada çalışan odacıdan ta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına kadar bu zor koşullarda nasıl çalıştıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Danışmanından çay ocağındaki arkadaşlarımıza, polis arkadaşlarımıza, sabahın beşine kadar, gecenin üçüne kadar bizlerle beraber hakikaten aynı yorucu mesaiyi veren kardeşlerimiz, danışmanımızdan, sekreterimizden hepsi. Şimdi, burada bir bütünlük yok arkadaşlar. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir bütünlük olmalı. Kim çalışıyorsa, hangi koşulda çalışıyorsa, aynı koşulda çalışan iki ayrı personel çok farklı ücret alıyor Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Bir objektif kriter yok burada. Bir, Meclisin esas personeli var; bir, başka bakanlıktan gelenler var; çok farklı uygulamalar var. Bir kere, Türkiye Büyük Millet Meclisi eğer hepimizin yasa yaptığı bir yerse burada çalışan herkesin objektif bir kritere sahip olması lazım. Maalesef, Meclis çatısı altında bu objektif kriter yoktur. Her Meclis Başkanı geldiğinde farklı kriterler uygulamışlar, her Meclis Başkanı geldiğinde birileri başka adamlar getirmiş ve maalesef burada hak eden, çalışan, üreten insanlar hâlâ daha Meclis kadrosu dışında kalmıştır arkadaşlar. Yani verimliliğe, çalışmaya, emeğe hiç değer verilmemiş. Ben bunu üzülerek söylüyorum. Bunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Yani gezin bankolarda, gezin bankolarda, yirmi yıldır burada çalışmasına rağmen hâlâ kadrosu bakanlık kadrosunda olan bir sürü arkadaşımız var, ama buraya altı ay önce gelmiş, direkt Meclis kadrosuna geçmiş. Yani, bir kere ekonomik olarak çok fark ediyor arkadaşlar. Eğer bir insan çalışıyorsa, bir insan üretiyorsa, bir insan yirmi dört saatini burada geçiriyorsa, verimliyse, biz bu insanlara değer vermek zorundayız. Bunlar, günde kaç kişinin Meclise geldiğini, polis arkadaşlarımızdan tutun… Bakın, polis arkadaşlarımız, emniyetçi arkadaşlarımız kimlerin, nasıl dertlerini çekiyorlar, buraya gelen tüm insanlarla nasıl muhatap olup onları nasıl ağırlamaya çalışıyorlar. Yemekhanede çalışan arkadaşlarımız Meclisin açık olduğu saatlerde, sabahın beşine, sabahın yedisine kadar burada kalmak zorunda. Onun için, burada eğer Meclis personeline bir şey yapıyorsak sadece hukuk müşavirleriyle ilgili bir şey yapmayalım arkadaşlar, Meclisin bütününü ele alıp mutlaka bunu çözmemiz lazım arkadaşlar. Mecliste her çalışan geleceğini, istikbalini bilmek zorundadır. Ama maalesef böyle gelmiş, dün de böyleymiş, bugün de böyle. Bir şey değişmemiş, değişmiyor, umudum da yok değişeceğinden. Her gelen birisini bulmuş, Meclis kadrosuna girmiş.

Değerli arkadaşlarım, bir kere -üzülerek söylüyorum- Meclise emek veren -yine söylüyorum- kapıdaki emniyet görevlisi arkadaşlarımızdan, yemekhanesinden çay ocaklarına kadar çalışan, üreten kim varsa bunları tek tek ele alıp haklarını vermek zorundayız. Biz bu arkadaşlarımızın haklarını vermiyoruz, bir kere bunun altını çiziyorum. Yani burada sadece 10 tane yeni hukuk müşavirliği kadrosu niye açılıyor, neden açılıyor? Tabii, 10 değil, 20 verelim, eğer hakikaten gerekliyse. Ben “Niye veriyoruz?” demiyorum ama sadece hukuk müşavirliğini bu torba yasa içine sokup Meclisin diğer personeliyle ilgili hiçbir düzenleme getirmemeyi de kendime yakıştıramıyorum; bir kere bunun altını çiziyorum.

Yine, arkadaşlar, burada, bu üçüncü bölümde hazine avukatları var, diğer kamu avukatları var.

Değerli arkadaşlarım, ben, hakikaten, kamuda verimlilik esasına göre çalışılmadığını -avukatlar olarak söylüyorum- haklarının verilmediğini, özellikle kamunun değişik kesimlerindeki değişik avukat arkadaşlarımın çok farklı ücretlere sahip olduğunu, örneğin KİT’lerdeki bir avukat arkadaşın aldığı ücretle, bir BOTAŞ’ta, bir başka kurumda, bir Kamu İhale Kurumunda… Yani bir bakın arkadaşlar ya. Yani hepsi elinizin altında, bakın, kamudaki avukat arkadaşların skalalarına bakın. Hepsi devlet memuru. Yani bu, BOTAŞ’ta çalışıyor diye… Yani BOTAŞ kamu adına görev yapmıyor mu? Veya Kamu İhale Kurumu veya elektrik işleri kurumunda, yani kamu adına görev yapan, “bağımsız” dediğiniz kurumlardaki avukatlara bir bakın. Bu arkadaşlarımıza yazık değil mi, hazine avukatlarımıza, kamunun diğer avukatlarına, Maliye Bakanlığındaki, Karayollarındaki, Bayındırlık Bakanlığındaki, Orman Bakanlığındaki hukuk müşavirlerine yazık değil mi arkadaşlar? En az 4 katı kadar fazla para alan var, bakın arkadaşlar ya.

Kamu avukatları kamu adına görevlerini yapıyorlar, kamunun hakkını savunuyorlar ama maalesef kamuda özellikle bu hukuk müşavirleri konusu yıllardır böyle gelmiş, hâlâ böyle gidiyor. Ben üzülüyorum bu arkadaşlarıma, özellikle hazine avukatlarıma, Maliye Bakanlığı avukatlarıma, Karayolları avukatlarıma. Yani kamunun bazı kurumlarındaki avukat arkadaşlarım çok değerli hizmet vermelerine rağmen ve çok yoğun hizmet yani kamu hakkını daha çok yoğun korumalarına rağmen kamudaki avukat arkadaşlarımın hakkının yendiğine inanıyorum.

Bağımsız kurumlardaki avukat arkadaşlarım bu arkadaşlarım kadar çalışmıyor. Tamam, onlar da kurumlarının hakkını koruyorlar ama hiç değilse birazcık olsa -ben “O arkadaşlarım niye fazla para alıyor?” demiyorum- emeklerinin hakkını alıyorlar ama diğer avukatların, onların hakkını vermiyoruz arkadaşlar. Özellikle kamu avukatlarımın yani hazine avukatlarımın bu konuda hakkının yendiğine inanıyorum.

Ben bir kez daha kamudaki tüm avukatların gözden geçirilip, diğer kurumlardaki avukatların, hep birlikte, hangi ücreti aldığının gözden geçirilip bu arkadaşlarımın haklarının teslim edilmesini istiyorum. Bir verimlilik esası vardır. Bazı avukatlarımız çok önemli davalar kazanmasına rağmen hiç çalışmayan -bunu da söylüyorum, çalışan kim varsa, emek veren kim varsa ben saygı duyuyorum- üretmeyen bir arkadaşım çalışan arkadaşıma göre eğer fazla bir para alıyorsa, ben, vicdanıma bunu sığdıramıyorum arkadaşlar ve onun için, kamu avukatları konusunda, özellikle hazine avukatları konusunda bir kez daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabii o kadar çok şey var ki, yine bu bölümde, ama hangi birini söyleyeyim. Tabii bir de burada yine bir özel idareler konusu var - biraz önceki maddelerde geçti belediyeler- özel idarelerle ilgili bir bölüm var.

Değerli arkadaşlarım, burada da adalet yoktur, yine söylüyorum. Özel idareler konusunda kesinlikle Türkiye’de bir adalet sisteminden bahsetmek mümkün değildir. Yani özel idareler, genellikle köylere yönelik hizmetleri yapan, özellikle il özel idareleri ve köylere yönelik hizmet yapan, ağırlıklı KÖYDES projeleriyle ilgilenen kurumlar oluyor ama bazı illerimizin, örneğin bir Sivas’ın 1.200 köyü, bir Balıkesir’in 900 küsur köyü olmasına rağmen, bir Malatya’nın 600 küsur köyü olmasına rağmen, bazı illerimizde 1 tane köy kalmadı. Hem büyükşehirden para alıyorlar… Artık büyükşehir konusunu söylemek istemiyorum, adaletsizlik, haksızlık… Yani, bunu artık, hakikaten sekiz yıldır söylüyorum anlatamıyorum her nedense. 1 tane köyü yoktur, il ismi vermek istemiyorum, nüfus başına olduğu için hem özel idare payını alıyor hem de büyükşehirden dolayı alıyor. Hâlbuki o köy diye bir şey yok ortada. Yani Türkiye’de özel idare paylarında ve büyükşehir paylarında büyük bir haksızlık vardır. Yine söylüyorum bunu, elli kere söyleyeceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

102 konuşma daha · 22 Temmuz 2010

102 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook