İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · SALI

Şehir hastanelerine ilişkin gündem dışı konuşması

Gamze Akkuş İlgezdi

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2019 · 587 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gamze Akkuş İlgezdi (CHP), 3 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Şehir hastanelerine ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 587 kelime.

Gamze Akkuş İlgezdi (CHP, İstanbul). “Şehir hastanelerine ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gamze-akkus-ilgezdi-27-2019-12-03-sehir-hastanelerine-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=82706

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul)Sayın Başkan, şehir hastaneleriyle ilgili söz aldım.

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Engellerin kalktığı, ön yargının yıkıldığı, ayrımcılığın olmadığı aydınlık bir Türkiye diliyorum.

Bugün dış politikadan eğitime, toplumsal uzlaşmadan demokrasiye, ekonomiden sağlığa çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Ne yazık ki sosyal güvenliği sağlayacak hak temelli politikalar terk edildi, eşitsizliği giderecek olan sosyal adalet tahrip edildi, bir avuç azınlığı mutlu eden yeni bir düzen inşa edildi. Halk ozanı Hüdai’nin “Hakikat şehrine yolcu değilsen/Ne yolcuyu eğle ne yolu incit.” sözünü bilmeyenimiz yoktur.

Bakın, on altı yıldan beri Türkiye’de bir sağlıkta dönüşüm masalı dinliyoruz, karşılaştığımız hakikatlerse hepimizi incitiyor. Ne yazık ki sağlık sektörü bir anonim şirkete dönüştürüldü; sağlık hakkı değil, otelcilik hizmeti önem kazandı, sağlık hizmetleri sermaye için yeni bir yatırım alanı oldu. Şehir hastanelerinin maliyetini sizlere defalarca ve defalarca sormamıza rağmen bir cevap alamadık. Maliyetini sır gibi sakladığınız şehir hastanelerinin en değerli yatırım aracı olduğuna hep birlikte tanık olduk.

Evet, mimarisi ve beş yıldızlı kompleksleri aratmayan konforuyla bu hastaneleri sağlıkta zirve olarak görenler var. Bakın, iyi koşullarda kaliteli hizmet veren hastanelere karşı değiliz. Ancak biz burada gerçekleri konuşmalıyız. Öncelikle bir hekim olarak belirtmeliyim ki, ısrarla savunduğunuz bu hastaneler ne yerlidir ne millîdir; aksine, İngiltere’den ithal edilmiş Deli Dumrul bir projedir. Neden mi? Hazine arazisini bedavaya şirkete verdiniz; yetmedi, şirketlere, yaptığı inşaat karşılığında yirmi beş yıl kira ve bakım parası ödemeyi taahhüt ettiniz; yine yetmedi, doluluk sözüyle yüzde 70 hasta garantisi verdiniz. Sonuçta, ne acı ki, ev sahibi olan devlet, kendi evinde kiracı konumuna düşürüldü.

Şu bir gerçek ki şehir hastaneleri cumhuriyet tarihinin en büyük kara deliğidir, vatandaşın cebine göz dikmektir. Yirmi beş yılda ödenecek kirayla 862 tane hastane yapmak varken 30 hastaneye razı olundu, yetim hakkı yenildi. Tüp bebek birimi olmayan hastanelerde “laboratuvar hizmeti” adı altında garanti bedeli alındı, hazine boşaltıldı. Ameliyathaneden görüntüleme merkezine, morgdan restorana, hastane hizmetlerini şirkete devrettiniz, özelleştirdiniz. Aslında karşımızda duran tablo tam da sağlığın Osmangazi Köprüsü’dür; hasta olandan 5 lira alınır, olmayandan 10 lira.

Şehir hastaneleri ticarethane mantığıyla işletildikçe vatandaşın mağduriyeti artıyor değerli arkadaşlar. Bakın, şehir merkezinde bulunan hastanelerin ulaşımı kolayken hastaneleri bir uçtan bir uca taşıyarak erişilebilirliği engellediniz. Geçtiğimiz hafta Bilkent Şehir Hastanesine toplu taşıma aracıyla gitmeyi denedim, tam kırk beş dakika sürdü. Ancak Ankaralılar şanslı; Adana’yı, Mersin’i düşünürsek tablo daha vahim, 200 kilometre yol katetmek gerekiyor. Taksi kullanacak olursanız da özel hastane ücretlerini aratmayan bir yol parası ödüyorsunuz. Bakın, Bilkent Şehir Hastanesinin ana girişinden servislere gidebilmek için gene en az kırk dakika yürümeniz lazım. Devasa hastanede birbirine konum atan hastaları görürseniz şaşırmayın. Sağlıklı yaşam için yürümenin şart olduğunu biliyoruz ama hastaları yürütmenin mantığını gerçekten anlayamadık. Çözüm gibi gözükse de on beş yirmi dakikada gelen ring araçlarının da bu konuya çözüm olmadığını hepimiz biliyoruz.

Öte taraftan, “Engelliler için bir şey yapılmış mı?” diye baktığımızda, tabii ki hayır, engellilerin adı bile yok. İstediğiniz gün ve saatte birlikte gidelim, engellilerin ring araçlarına hangi zorluklarla bindirildiğini birlikte görelim.

Şimdi, gelelim bu hastanelerle ilgili vaatlere: “Hasta yatağı artacak.” denildi, lafta kaldı; kapananlarla oranlandığında, açılan şehir hastanelerinin yatak sayısında bir şey değişmediği görülüyor. “Ulaşılabilir hizmet.” denildi ama hasta zamanında doktora ulaşamadığı için erken teşhis imkânı ortadan kalktı. Kamu-özel ortaklığı adı verilerek “Yük olmayacak.” denildi, kira ve hizmet bedeli karşısında hastanelerin döner sermayeleri iflas etti. “Sürdürülebilir.” denildi ama liyakat unutuldu, başhekimlerden alınan yetki şirket yöneticilerine devredildi. “Hız” denildi, gereksiz bürokrasi aldı başını gitti; hasta bakımı olumsuz etkilendi, yirmi beş dakikada ameliyathaneye götürülen hasta için bir de taşınma parası ödendi üstüne. “Kaliteli hizmet” denildi ama otelcilik hizmeti ön plana çıktı; acillerde, ameliyathanelerde, yoğun bakımlarda, kliniklerde sunulan sağlık hizmeti sınıfta kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

127 konuşma daha · 3 Aralık 2019

127 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook