İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · SALI

Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Garo Paylan

İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi

Genel Kurul, 21. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Aralık 2015 · 1.042 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Garo Paylan (Halkların Demokratik Partisi), 29 Aralık 2015 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.042 kelime.

Garo Paylan (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2015. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/garo-paylan-26-2015-12-29-yuksekogretim-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d-3 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=42829

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bu bir torba yasa diye hazırlanmıştım ama temel yasaya dönüştü sanıyorum; onun da ne olduğunu henüz bilmiyorum, yeni bir milletvekiliyim.

MAHMUT TANAL (İstanbul)Torba ya, torba.

GARO PAYLAN (Devamla)Hâlâ torba mı, onu da bilmiyorum Sayın Tanal.

Şöyle: Bu temel yasa veya torba yasa… Ben yeni bir milletvekiliyim. Ancak gerçekten moralim çok bozuk. Şu Mecliste geçirdiğim vakte acıyorum şu anda. Umarım değişir çünkü Meclis, şu anda, bürokratik oligarşinin noteri durumunda. Az önce bir hatip konuşuyor. Mecliste, baktım herkesin yüzüne, dinleyen sayısı 10 değil, inanın yani 5 kişi filan dinliyordu. Yani bir milletvekili arkadaşımıza dahi saygı yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)Sizinkiler nerede? 10 kişi bile yok burada.

GARO PAYLAN (Devamla)Çünkü oligarşi bunu getirir, Meclis noter gibi el kaldırır ve indirir. Bu durumu değiştirmemiz lazım el birliğiyle.

Biliyorum, bu yasa yılbaşı zorunluluğuyla geldi ve geçmesi gerekiyor ama yasama kalitesi yok. Bu yasama kalitesini değiştirmemiz gerekiyor. Çoğunlukçu bir bakışla olmaması gerekiyor bu yasa bakışında, çoğulcu bir bakışla olması gerekiyor. “Çoğunluk olarak biz getirdik, dayattık...” En makul öneri bile reddediliyor mesela. Komisyonlarda şaşırdım; ya, şimdi, o kadar makul öneriler getiriyoruz ki bu kesin kabul edilir diyorsunuz; hayır. Sırf muhalefet getiriyor diye o öneri reddediliyor. Çünkü niye? Bürokrasi öyle göndermiş.

Sonuç olarak, bu yasama yetkisi veya yasamanın getirdiklerini düzeltme yetkisi yalnızca muhalefette değil, iktidarın da önerileri olmalı. Ama maalesef, iktidarın o anlamda da bir önerisi yok. Umalım ki bu yasama kalitesi bu anlamda düzelir.

Sözlerime böyle başlarken -birazdan maddelere geçeceğim ama- öncelikle güncelle ilgili, genel siyasetle ilgili şeyler söylemek istiyorum. Çünkü bu maddelerin hepsi, biliyorum, bir şekilde buradan geçecek ancak memleketin bir yerinde olan yangın devam ediyor. İnsanlar en temel haklarından yoksunlar. Bu yangın şu anda devam ediyor ancak bir de dört yıl önceye bakmamız gerekiyor. Dört yıl önce bugün, yani dün, Roboski’de 34 yurttaşımız katledildi. Roboski memleketin bir ucu ancak bu memleketin bir parçası. Normalde, vücudumuz gibi, vücudumuzun bir yerine bir acı düşerse o anda hayat durur, vücudumuzdaki o acıyı düzeltmeye çalışırız. Ancak ne hikmetse, doğudan gelen o ses, o acı, maalesef batıya bir türlü ulaşmıyor.

Şimdi, doğudan gelen bu sese, bu acıya bakmayanlar, o gün mesela… 28 Aralık 2011’de oldu bu katliam. Bundan tam üç gün sonra, Türkiye'nin her yerinde havai fişeklerle yılbaşı kutlandı. Ümit Kıvanç’ın bir belgeseli vardır, izlemenizi tavsiye ederim. Roboski’de acı varken, evlere o ateş düşmüşken batıda havai fişeklerle kutlamalar… Nasıl bir ülkeyiz biz, nasıl bir toplumuz biz? Bir yerimize bir acı düşüyor ve vücudun diğer parçaları eğlencede. Kabul edilemez, ancak maalesef olabiliyor.

Bu katliam oldu, denilebilir ki: “Bir hatadır.” Biz öyle olduğunu düşünmüyoruz, Bir emir komuta zinciriyle oldu diyoruz ancak “Bir hatadır.” diye de koyuluyor. Hata olsa dört yılda bunun üstü örtülmezdi, tam dört yıldır üstü örtülüyor ve hâlâ açık bir yara. Açık yaralar, bilirsiniz, kangren olur, üstü cerahat tutar, vücudu sarmaya devam eder, vücudu zehirler. Şu anda, bütün bünyemiz bu katliamla, üstü örtülmüş katliamla zehirleniyor. Biz o gün için, katil devlet, faili devlet dedik yalnızca ancak bugün, katili devlettir diyoruz çünkü şunu çok iyi biliyoruz: Üstü örtülen her suçun faili devlettir. Devlet kendi içindeki bu suçun faillerini saklar, gizler, hesabını vermez, onları görevden almaz ve üstü örtülen her suç da tekrarlar, bugün olduğu gibi. Bugün, Roboski’de üstünü örttüğümüz suç devam ediyor. Bir tek Roboski’yle biz bir yüzleşmeyi başlatabilirdik, Roboski’nin hesabı sorulsaydı, Kürt halkıyla bir empati kurulabilirdi ve bugünkü duruma belki gelmezdik. Ancak Ermeni halkının Hrant’la ilgili yaşadığı duyguyu -Hrant Dink bir semboldür- Kürt halkı Roboski’yle ilgili yaşıyor ve üstünü örttüğümüz sürece de bu duygusal kopuş emarelerinden bir tanesi Roboski olmaya devam edecek.

Değerli arkadaşlar, günlerdir Mardin’in sokaklarındayım, Mardin’in ilçelerini geziyorum. İnsanlarımız en temel haklarından yoksunlar. En temel haklarından -tabii- bir tanesi, cenazelerini dahi defnedemiyorlar. Bu anlamda, mesele de güvenlik güçlerine havale edilmiş. Vekiller olarak bizler bölgedeyiz, hiçbiriniz gelmediğiniz için bilmiyorsunuz, yalnızca güvenlik güçleriyle karşılaşıyoruz. Orada bir çavuş, onbaşı, yüzbaşı, binbaşı milletvekillerinin karşısına çıkıp “Buraya giremezsiniz, şuraya çıkamazsınız, şuradan geçemezsiniz.” diyor.

Bakın, bu meseleyi nasıl çözeceğiz? Cizre-Nusaybin-Dargeçit halkı taleplerini iletiyorlar, bizlere her gördükleri yerde taleplerini iletiyorlar. Keşke siz de duyabilseniz.

Orada güvenlikçi politikalarla bu işin çözülemeyeceğini defalarca görmüş olan bizler -yaşlarınız müsait, 90’lı yılları iyi hatırlayanlar var- tekrar aynı sokağa girdiler ve tekrar Genelkurmaya havale ettiler bu meseleyi. Hâlbuki Genelkurmay bu meseleye girmek istemiyordu, ilçelere girmek istemiyordu, kendi halkıyla karşı karşıya gelmek istemiyordu. Ancak sizlerin zorlamasıyla, AKP’nin, Hükûmetin ve sarayın zorlamasıyla şu anda güvenlik kuvvetleri, Genelkurmay kendi halkını bombalıyor. Biz oradayken top sesleri geliyordu, ilçenin kenarındayken.

Ya, düşünebiliyor musunuz, iki yıl önce, geçen yıl, hâlâ, Esad’ı kendi halkını bombalamayla itham edenler, bugün kendi halkını bombalıyorlar. Basit bombalamalar da değil, bakın, obüs toplarıyla, tanklarla bombalıyorlar. Çocuklar, kadınlar ölüyor. Ancak biz hâlâ…

MEHMET AKİF YILMAZ (Kocaeli)Sen yalan söylüyorsun! Teröristler…

GARO PAYLAN (Devamla)Hayır efendim, yalan söylemiyorum. Gidip görebilirsiniz, kayıtları var.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir)Yalan söylüyorsun!

GARO PAYLAN (Devamla)Gelin beraber gidelim, ben size göstereyim. Gelin beraber gidelim.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir)Teröristlerin bombaladığını gayet iyi biliyorsun.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)Efendim, siz konuşmanızı yapın.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Cevap verme şuna ya! Rezil!

GARO PAYLAN (Devamla)İnsanlar taleplerinin duyulmasını isterler. Türkiye toplumu çoğunlukçu, pek çok kimliğin olduğu bir toplum ve toplumun her kesimi taleplerinin duyulmasını ister. Ben bir azaltılmışların temsilcisiyim. Burada taleplerimi ilerleyen günlerde iletmeye çalışacağım. Kürt halkının da talepleri var, Alevi toplumunun da talepleri var, bunların burada duyulmasını istiyorlar. Düşünün ki bu tip toplumlarda, çoğulcu toplumlarda, çok kimlikli toplumlarda insanlar taleplerinin mecliste duyulmasını ister. Şırnak, Silopi, Nusaybin halkı da taleplerinin burada duyulmasını istiyor, yıllardır bunu talep ediyor, yüz yıldır bu talep içinde ancak bunu duymayan Meclis ve bir anlayış var, bir ceberut devlet geleneği anlayışı var. Ne istiyorlar? Çoğulcu bir bakış. Ne istiyorlar? Kendi demokratik özerklik haklarının kabul edilmesini. Ancak, maalesef, bunlara yalnızca güvenlikçi politikalarla bakabilen, tankla, topla cevap veren bir devlet anlayışı var. Oysa, iki yıl önceye kadar çok yakındık buna, iki yıl önce başlamış bu barış sürecinde bunlara çok yaklaşmıştık ancak masayı devirenler, bugün yalnızca fikre fikirle cevap vermek yerine, tankla, topla cevap veriyorlar. O açıdan, bu güvenlikçi politikalardan ivedilikle vazgeçilmesini ve…

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul)Hangi fikre tankla, topla cevap veriliyor ya?

GARO PAYLAN (Devamla)Bakın, demokrasi dediğimiz şey… Hep “demokrasi, demokrasi” diyorsunuz…

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul)Kanallara mı, Kalaşnikoflara mı?

GARO PAYLAN (Devamla)Sayın Başkan, müdahale eder misiniz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

87 konuşma daha · 29 Aralık 2015

87 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook