İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 81. BİRLEŞİM · SALI

Düzce Milletvekili Ayşe Keşir'in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

Genel Kurul, 81. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2025 · 639 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti), 29 Nisan 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Düzce Milletvekili Ayşe Keşir'in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 639 kelime.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars). “Düzce Milletvekili Ayşe Keşir'in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulustan-kilic-kocyigit-2025-04-29-duzce-milletvekili-ayse-kesir-in-yaptigi-gundem-disi-konusmasindaki-ba (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134466

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, ben de herkesi saygıyla selamlıyorum. Evet, bugün yine gözaltı operasyonlarıyla güne uyandık. İstanbul'da, Ankara'da, Eskişehir'de, Konya'da, Hatay'da 1 Mayıs öncesi çok geniş kapsamlı bir gözaltı operasyonu yapıldı ve bu operasyonda sosyalistler, devrimciler, sendikacılar, gençler, kadınlar, ekoloji mücadelesi yürütenler, sanatçılar; her meslekten, neredeyse her kesimden insan gözaltına alındı. Peki, neden gözaltına alındılar? Çünkü, emek mücadelesi veriyorlardı, çünkü 1 Mayısa hazırlanıyorlardı ve en önemlisi aslında 1 Mayıs için Taksim'e çağrı yapmışlardı. Şimdi, biz sormak istiyoruz: Yani 1 Mayısta Taksim'e çağrı yapmak nasıl bir gözaltı gerekçesi olabilir ya da "Taksim'e çıkmak istiyoruz." demenin kendisi nasıl bir terörizm faaliyeti olabilir ki halkın en meşru, işçi sınıfının en meşru talebi değil midir? Özellikle de Anayasa'daki toplama ve gösteri hakkının kapsamına girmemekte midir? Girmektedir. Ama buna rağmen ısrarlı bir Taksim yasağında Hükûmetin kendisi devam ediyor.

Şimdi, söyleyelim ne 1 Mayıs için Taksim'e çağrı yapmak suçtur ne yürümek suçtur ne de işçi sınıfının kendi taleplerini 1 Mayıs meydanlarında haykırması suçtur. Burada büyük bir korku olduğunu görüyoruz. Taksim'i neredeyse kendi kafasında fetişleştiren, Taksim'i bütün muhaliflere, işçi sınıfına, kadınlara kapatan bir anlayış gün geçtikçe yerleşik hâle getirilmeye çalışılıyor. Bunun doğru olmadığını ifade etmek istiyoruz. Bu korkudan, bu paranoyadan hızla kurtulması gerekiyor ülkenin ve en başta da Hükûmetin kendisinin.

Şimdi, Taksim sadece tabii ki bir meydan değil, aynı zamanda işçi sınıfının belleği, 1 Mayıs da o belleğin aslında direniş günüdür. O anlamıyla Taksim'i yasaklayarak aslında tarihi, halkı ve hakikati susturmak da mümkün olmadı, bundan sonra da mümkün olmayacak. Gözaltına alınanlar sadece 1 Mayıs için alanlara çıkanlar mı? Hayır. Aynı zamanda ekmeğine, özgürlüğüne, geleceğine, demokrasisine sahip çıkanlardır ve bu düzenin aslında susturmak istediği, görmezden geldiği, sesini kısmak istediği bir kesimi oluşturduklarının yani bizim sesimiz olduklarının, nefesimiz olduklarının özel olarak altını çizmemiz gerekiyor. Bu ülkeyi, bu dünyayı ayakta tutan da işçi sınıfının mücadelesidir. İşçiler üretmese tek bir gün -biz dâhil- burada oturamayız, bu çalışmayı yapamayız. O anlamıyla, emeğe saygı, emeğin kutsallığına saygı ve özellikle de 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda işçilerin taleplerini kulak kabartan bir yaklaşım beklentimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum ve ne olursa olsun sınıfın yanında olduğumuzu, işçilerin yanında olduğumuzu, 1 Mayıs meydanlarında onlarla yan yana, omuz omuza, hep beraber talepleri haykıracağımızı ifade ederek 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun "..."[1] demek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, TÜİK her zamanki gibi şahane işler yapıyor. Bugün de bir veri açıklamış ve demiş ki: "Dar tanımlı işsizlik oranı 7,9'a düşmüş." Gerçekten bu ülkede yaşamasak, her gün markete gitmesek, her gün işsiz insanlarla sohbet etmesek, toplantılarda işsiz insanlar gelip bizim yanımıza iş aradıklarını söylemeseler, telefonlarımız iş talepleriyle neredeyse kilitlenmese TÜİK'e inanasımız geliyor yani gerçekten 7,9 muazzam bir rakam ama gerçek öyle mi? Hayır. Bakın, gerçek işsizlik yani atıl iş gücü oranı Türkiye'de yüzde 28,8. DİSK-AR'da bu TÜİK'in rakamlarını ele almışlar ve değerlendirmişler. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 2 milyon 182 bin kişi artmış. 2025 Mart ayında geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28,8 olmuş ve yaklaşık 5 milyon 3 kişi artık iş aramaktan umudunu kesmiş ve iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Yine, geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 38,2.

Peki soruyoruz: Bütün bu gerçekler ortadayken, bütün bu istatistikler ortadayken ve her birimiz bunu yaşamımızla deneyimliyorken TÜİK ne yapmaya çalışıyor? TÜİK'in tek bir görevi var, o da aslında, iktidarın politikalarını sayısal olarak makyajlamak, mümkün olduğu kadar enflasyonu düşük gösterip asgari ücretliye, emekliye düşük zam yapılmasını sağlamak; onun işsizlik verilerini gerileterek, aslında bir manipülasyon yaparak algıları yönetmek gibi maharetleri olduğunu ve bu iş için de canhıraş bir şekilde çalıştığını biliyoruz. O anlamıyla, TÜİK'in "Düştü." dediği işsizlik pazarda filesi boş kalan kadının yüzünden okunuyor, TÜİK'in "Arttı." dediği istihdam ise güvencesiz, kötü koşullarda çalışan, iş kazalarında, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin bedeninden anlaşılıyor. O anlamıyla, sosyal devletin tasfiye edildiği, gerçek anlamda tam bir yoksunluk ve yoksulluk politikasının gün geçtikçe derinleştiği bu ortamda TÜİK'in bu yaptığını kabul etmediğimizin altını çizmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

93 konuşma daha · 29 Nisan 2025

Günün kaydı →
93 konuşmanın tamamı →